M
milis
Ziyaretçi
Ziyaretçi
İNORGANİK MADDELER
CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ
İNORGANİK BİLEŞİKLER
A. Su: Ortalama bir insan vücudunda %65-70 oranında su bulunmaktadır. Su bitkilerin de bu % 95’e kadar çıkmaktadır
Özellikleri
1.Sindirime yardımcı olur
2.Vücut ısısının dengede tutulmasını sağlar
3.Vücuttaki Zaralı maddelerin dışarıya atılmasının sağlar
4.Suyun akışkan özelliğinden dolayı moleküllerin bir yerden başka bir yere taşınmasını sağlar.
B. Mineraller:Hücreleri karbonhidrat, yağ ve protein gibi organik bileşikler ile vücuda alınan inorganik tuzlardır.
Özellikleri:
1.Mineraller enzimlerin yapısına katılarak katalizör görevi yapar.
Katalizör:Kimyasal tepkimelere girerek tepkimenin daha kısa sürede ve daha az kullanılmasını sağlayan proteinden oluşmuş kısımdır.
2.Eksikliklerinde bir takım rahatsızlıklar ortaya çıkar.
Ca eksikliğinde ›Çocuklarda kemik erimesi yaşlılarda raşitizm.
P eksikliğinde› kemiklerde ve dişlerde yumuşama.
Fe eksikliğinde› anemi
iyot eksikliğinde ›guatr.
3.Mineraller kanın ozmotik basıncının dengede tutulmasını sağlar.
4.Kas kasılmasında sinirsel uyartıların iletilmesinde görev alır.
5.İyon konsantrasyonunu sağlar.
KARBONHİDRAT
MONOSAKKARİTLER
¦Hücre zarından geçerler
¦Hidrolize uğramazlar
¦Kan ve doku sıvısında bulunurlar
¦Karbonhidratların yapıtaşlarıdır
¦Fotosentezin ilk ürünleridir
¦Hücrede depolanmazlar
¦Riboz ve deoksiriboz nukleik asitlerin yapısına katılırlar
¦Suda çözünürler
¦Protein ve yağlarla bileşik oluşturabilirler
¦Enerji verici olarak kullanılırlar
¦Yapılarında glikozit bağı bulunmaz
¦Benedikt çözeltisiyle ısıtılırsa kiremit kırmızısı renk verirler
Örn:Glikoz,Galaktoz,Fruktoz,Mannoz,Ksiloz,Arabinoz
DİSAKKARİTLER
¦Hücre zarından geçemezler
¦Sindirim enzimlerinden etkilenirler
¦Bitki ve memelilerde depolanabilir-memelilerde laktoz bitkilerde sukroz
¦Suda çözünürler
¦Kanda bulunmazlar.Sütte bulunurlar
¦Yapısında glikozit bağı vardır
Örn:Maltoz,Laktoz,Sukroz
Glikoz + Glikoz ----------Mal toz + Su
Glikoz + Früktoz ----------Sukroz + Su
Glikoz + Galaktoz ----------Laktoz + Su
POLİSAKKARİTLER
¦Hücre zarından geçemezler
¦(n)kadar glikozun birleşmesinden oluşurlar.
¦Sindirim enzimleriyle hidrolize edilirler.
¦(n-1)kadar su harcanır.
¦Kanda bulunmazlar.
¦Hayvanlarda ve bakterilerde glikojen bitkilerde nişasta olarak depolanır
¦Selüloz bitkilerde çeper maddesi olarak kullanılır.
¦Bitki ve hayvanlarda sentezlenebilir.
¦Selüloz bazı tek hücreliler hariç diğer canlılar tarafından sindirilemez.
Çeşitleri
1- Nişasta: Lügolle mavi renk verir.
2- Glikojen : lügolle kahve rengi verirler.
3- Selüloz: lügolle boyanmazlar.
4- Pektin
5- Kitin
Polisakkaritlerin Genel Özellileri
Nişasta
¦N kadar glikozun dehidrasyon undan oluşur.
¦Olayda n-1 kadar H2O oluşur.
¦Olayda n-1 kadar glikoz bağı kurulur.
¦Bitkilerde depo karbonhidrattır.
¦Suda çözünmez.
¦Hücre zarından geçemez.
¦Sentezleri hücre içinde olur.
¦Hidrolizlerinde n-1 kadar su harcanır.
¦Hidrolizleri hücre içinde ve hücre dışında olabilir.
¦Lu gol ile mavi , mor rengi verir.
¦Amilaz enzimi ile maltoz a yıkılırlar.
¦Kanda görülmez.
Selüloz
¦n kadar glikoz dehidrasyonu ile birleşmesinden oluşur.
¦Olayda n-1 kadar ters glikoz bağı oluşur.
¦Olayda n-1 kadar H2O açığa çıkar.
¦Sentezleri hücre içinde gerçekleşir.
¦Hayvanlarda bazı bakteriler ve birkaç omurgasız hariç hidroliz enzimleri bulunmaz.
¦Bitkilerde yapı karbonhidrattır. Hücre çeperini oluşturur.
¦Suda çözünmezler.
¦Lugol ile boyanmazlar.
Glikojen
¦N kadar glikozun dehidrasyon ile birlaşmesinden oluşur.
¦Olayda n-1 kadar H2O açığa çıkar.
¦Olayda n-1 kadar glikozit bağı kurulur.
¦Sentezleri karaciğer ve çizgili kas hücrelerin de gerçekleşir.
¦Hayvansal depo karbonhidrattır.
¦Suda çözünür.
¦Hücre zarından geçemez.
¦Sentezleri Hücre içinde gerçekleşir.
¦Hidrolizinde n-1 kadar su harcanır. Olay hücre içinde ve hücre dışında gerçekleşebilir.
¦Lugol ile kahverengi rengini verir.
¦Kanda görülmez.
Görevleri
¦Canlılarda enerji verici madde olarak kullanılır.
¦Bitki , mantar ve bazı bakterilerin hücre çeperi esas maddesini oluşturur.
¦Hücre zarlarında protein ve yağlarla bileşikler oluşturarak tanımlayıcı ve tanıyıcı maddeler olarak görev yaparlar.
¦DNA , RNA , ATP , FAD , NAD gibi önemli organik maddelerin yapılarına katılırlar.
YAĞLAR
Özellikleri
PROTEİNLER
Özellikleri
Proteinlerde çeşitlilik
Proteinler DNA’daki kalıtsal şifreye göre sentezlenir. Bu şifre proteinin amino asitlerinin sayısı , sıralanışı dizilişi ve tekrarlanışını belirler. Amino asitlerin birinin sayısı sırası değişirse farklı proteinler ortaya çıkar. Kalıtsal bilgideki değişmeler proteinlerde değişmeye yol açar.Proteinlerin ilk sentezlendiklerinde sahip oldukları primer yapı fonksiyonel değildir.Primer yapıdan oluşan zayıf hidrojen bağları ve disülfit ile protein boyut kazanarak fonksiyonel olan sekonder , tersiyer ve kuaterner yapılar oluşur.Zayıf hidrojen bağlarının yüksek ısı , asit , yüksek basınç gibi etkilerle bozulmasına dolayısı ile fonksiyonun kaybedilmesine neden olur. Bu yapının bozulması olayına denaturasyon adı verilir.
Görevleri
ENZİMLER
Canlılarda Hücrede gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonlar dış ortamdaki reaksiyonlara göre
Enzimlerin görevleri
Basit enzimler : Sadece proteinden oluşmuş enzimler . ÖRN: Bütün sindirim enzimleri , üreaz
Bileşik enzimler : Protein olan esas kısım ve protein olmayan organik veya inorganik yardımcı kısımlardan meydana gelir.
Protein kısım : Apoenzim
Yardımcı kısım :
Organik ise koenzim(vitaminler)
İnorganik ise kofaktör(Ca,K,Na) Apoenzimle koenzim (kofaktör) ‘in oluşturduğu yapıya holo enzim denir.
ENZİMLERİN ÖZELLİKLERİ
ISI
Düşük Isı : Kinetik enerji azalır. Reaksiyon yavaşlar.Dönüşümlüdür.
Yüksek Isı : Enzimlerin protein olan yapısını bozar.Dönüşümsüzdür.
PH
Asitler ve bazlar enzimlerin hızını yavaşlatır. Enzimlerin en etkin olduğu PH değeri 7 dir
Tripsin --------------PH = 8,5 gibi
ENZİM MİKTARI
Belli oranda substrat bulunan ortama enzim ilave edildikçe reaksiyon hızlanır ve en hızlı noktada substrat bitince reaksiyon durur.
SUBSTRAT MİKTARI
Enzim miktarı sabit tutulup substrat miktarı arttırıldıkça reaksiyon hızlanır. Enzimlerin doygunluk anından sonra belirli hızla devam eder ve biter.
SUBSTRAT YÜZEYİ
Enzimler substrata dış yüzeyden etki ederler yüzey arttıkça enzim etkinliği artar.
Not: Enzim miktarıda artarsa
AKTİVATÖR VE İNTİBİTÖR
Aktivatörler Vitamin,hormon,safra tuzu vb)
İnhibitörler Ağır iyonlar,toksinler,zehir vb)
DNA
Nucleik asitlerin hücre hayatı için önemi
A-Oswgld Avery’nin yaptığı çalışmalar ve sonuçları
DNA’ların kapsülsüz pneumococlara geçerek onları kalıtsal değişime uğratmış ve kapsül oluşturup hastalık meydana getirmelerine neden olmuştur.
Sonuç:DNA Kalıtsal karerkterlerin oluşumunu belirler
B-Bakteriofajlar üzerine yapılan çalışmalar:
Not: Virüsler; yönetici molekül (DNA veya RNA) ve protein kılıftan oluşmuş canlılardır.Sitoplazma , organel ve enzim sistemleri yoktur. Obligat endoparazitler dir. Canlılıklarını, konukçu hücre içinde özel üreme gerçekleştirerek gösterirler.
Bakteriofaj ın hayat devri:
Açıklama:Virüsten bakteri sitoplazmasına giren sadece DNA’dır. Bakteri sitoplazmasında Virüs DNA’sı hem kendini eşler hem de virüse özgü olan protein kılıfların oluşumunu sağlar.
Sonuç: a) DNA uygun koşullarda kendine benzer yeni DNA’ların oluşumunu sağlar.
b) DNA özgün karakterlerin oluşumunu sağlayan proteinlerin sentezlenmesini sağlar
DNA’nın Moleküler yapısı
1-Fiziksel yapı: Wilkins; X-ışınım kırınım deseninden DNA molekülünün çift zincirli ve sarmal yapıda olduğunu belirtmiştir.
2-Kimyasal özellikleri: Chargaf DNA’nın hidrolizi sonunda molekülün ;Adenin,Timin,Guanin , Sitozin nucleotidlerden oluştuğu ve bunlar arasında değişmez oranların bulunduğunu belirtmiştir.
Buna göre: a) A=T b)G=C c)A+G=T+C
3-Molekül modeli: Watson ve Crick DNA molekülümün fiziksel ve kimyasal özelliklerinden faydalanarak molekül modeli öne sürmüşlerdir.
Modele göre:
Meselson ve sthal bakterilerde yaptığı çalışmalarda DNA molekülünün kendini yarı korunumlu olarak eşlediğini belirtmişler ve Watson-Crick molekül modeli geniş geçerlilik kazanmıştır.
Çalışmalar:
1-Bakteriler N15 içeren ortamda ard arda üretilerek DNA’larının N15 içermesi sağlanmış. Ağır azot (N15) içeren bakterilerin DNA’sı normal azot (N14) içeren DNA’lara göre %1 oranında artmıştır.
Normal azotlarla ağır azotlar ultrasantrufüje tabii tutulurlarsa ağır azot içeren DNA’lar deney tüpünde daha altlarda bantlaşma meydana getirirler.
2-Ağır azotlu DNA’lara sahip bakteriler normal azotlu ortamda bir kez mitozla çoğaldıktan sonra oluşan yeni bakterilerin DNA’ları analiz edildiğinde bantlaşmanın normal DNA ile ağır DNA moleküllerinin arasında görülür. Bu DNA’ların melezdir. Zincirlerinden biri ağır azot içerirken diğerinin normal azot içerdiği görülür.
3-Melez DNA içeren bakteriler normal azot içeren ortamda bir kez daha mitozla üretilip DNA’ları incelendiğinde bakterilerden %50 sinin melez DNA, %50 sinin ise normal azot içeren DNA taşıdığı görülür.
Normal azotlu ortamda ağır azot içeren DNA’ların kendini yarı korunumlu eşlemesi.
1.mitoz bölünme ile %100 melez DNA’lar oluşur
2.mitozda %50 melez %50 normal DNA’lar meydana gelir
3.Mitozda %75 normal % 25 melez DNA lar meydana gelir.
DNA molekülünün kendini eşlemesi ile ilgili bağıntılar
a)Her mitoz bölünmede DNA miktarı 2n kadar artar. (n=Bölünme sayısı)
Örnek: 3 bölünme sonucu 23 = 8 DNA molekülü meydana gelir.( Bir DNA molekülünde iki DNA zinciri vardır. 3 bölünme sonunda toplam 16 DNA zinciri oluşur.). 2n . 2 = Bölünmeler sonunda oluşan DNA zincir sayısıdır.3 bölünme sonunda oluşan toplam DNA zinciri = 2 3 . 2 =16 bulunur.
b)Farklı Besi ortam ortamlarında mitoz geçiren hücreden oluşacak yeni hücrelerdeki hibrid DNA molekülü sayısı bölünme sayısı ne olursa olsun her zaman 2 dir.
(Hibrid=)Melez DNA sayısı = Farklı besi ortamında bölünmeye başlayan hücre sayısı . 2 bağıntısı ile bulunur.
Örnek1: Bir hücreden 3 bölünme sonunda oluşacak melez DNA sayısı nedir:
Yanıt 2 dir
Örnek1: Bir hücreden 5 bölünme sonunda oluşacak melez DNA sayısı
nedir: Yanıt 2 dir
Örnek1: 5 hücreden 3 bölünme sonunda oluşacak melez DNA sayısı nedir:
Yanıt 2.5=10 bulunur
Soru: Ağır azot içeren 2 bakterinin normal azot içeren ortamda 3 kez mitoz geçirdiği varsayılırsa .
1-Oluşan DNA moleküllerinde melez sayısı nedir?
2-Oluşan DNA moleküllerinde Melez/Normal= ve Normal/Toplam DNA = oranları nedir.
Yanıt: 1-Melez DNA sayısı bir hücre için 2 iki hücre için 2.2= 4 bulunur.
2-Bir hücre için toplam DNA 23 = 8 bulunur.İki hücre için toplam DNA=
2.8=16 bulunur. 16 DNA nın 4
Tanesi melez olduğuna göre. 16-4=12 normal azotlu DNA vardır.
Melez/Normal=4/12=1/3 bulunur.
Normal/Toplam DNA=12/16=3/4 bulunur
DNA molekülü ile ilgili bazı önemli genellemeler
DNA ‘ nın Görevleri
DNA İle İlgili Bağlantılar
RNA
Eukoryatik hücrelerde nukleus , mitekondri , kloroplast , ribozom , sitoplazmada bulunur. Prokaryotik hücrelerde ise ribozom ve sitoplazmada bulunur.. Yapıtaşları Adenin ,Guanin ,Urasil ve Sitozin’ dir.
Hücrelerde yapı ve özellik bakımından 3 tip RNA vardır
1-m-RNA ‘nın Özellikleri
NOT : m-RNA’ nın okunması evrenseldir. Hayvansal protein sentezinde görev alan bir m-RNA bitki hücresine konursa yine hayvansal protein sentezler.
1-Evrimsel gelişimde önce RNA sonra DNA etkinleşmiştir.
Kanıtları:
• Santral doğmanın merkezinde yer alması
• Tek zincir olması
• Bütün canlılarda bulunması
• Kalıtsal bilginin saklanması ve yaşamsal olayların yürütülmesi
2-DNA da G-C çifti sayısının A-T çifti sayısından fazla oluşu denaturasyona dayanıklı olmasının nedenidir. Çünkü daha çok hidrojen bağı içerir.
3-Organik bazlar (Örn : Adenin ) DNA , RNA’ nın yanı sıra ATP , NAD , FAD , NADP’ ninde yapısında yer alırlar.
VİTAMİNLER
Genel özellikler
1-Hücre zarından geçebilirler
2-Sindirim enzimlerinden etkilenmezler
3-Kanda görülürler
4-Vücudumuzdaki yaşamsal olayları denetlerler
5-Karaciğerde A ve Deride D vitaminleri (öncül maddelerden) üretilebilir
6-A-D-E-K vitaminleri yağda çözünür ve vücudumuzda biriktirilir
7-B-C vitaminleri suda çözünür vücudumuzda biriktirilmez. Vücudumuzda en çok eksikliği görülen vitaminlerdir.
8-Bazıları Işık bazıları ısıdan etkilenebilir.
9-İnsan A ve D vitamini hariç diğer vitaminleri dışarıdan hazır olarak almak zorundadır
10-Yeterli gün ışığı almayan bölgelerde D vitamini yetersizliği görülür
Not:Çeşitli biyokimyasal olaylarda varlığı gereken ve vücut tarafından sentez edilmediği için besinlerle alınması gereken organik bileşiklerdir. Vitaminler yağda ve suda çözünmeleri bakımından sınıflandırılırlar ve adlandırılmaları alfabetik olarak yapılır.Yağda çözünenler:A-D-E-K ve Suda çözünenler B-C.Vitaminlerin besinlerle yeterli alınmaması bazı sağlık sorunlarına yol açar.
Tiamin(B1)
• Suda kolay çözünür
• Kaynatmaya karşı dayanıklıdır
• pH değişimine hassastır
• Karaciğer,maya ve hububatta çok bulunur
• Karbonhidrat metabolizmasında rol oynar
• Karbonhidrat ve proteinlerden yağların sentezi için gereklidir
• Sinir dokusunun oksijen alma yeteneğini artırır
Yetersizliği
• Mide ve barsak bozuklukları meydana gelir
• Barsaklarda iltihaplanma ve kabızlık görülür
• Alyuvarlarda pentoz fosfat birikimi olur
• Beriberi (Kalp damar sistemi hastalığı,sinirsel bozukluklar,kas zayıflğı ve halsizlik ) görülür
Riboflavin(B2)
• Suda kolay çözünür
• Işığa dayanıksızdır
• Sakatatlarda, yumurta,süt peynir,maya,tahıllar ve yeşil yapraklı sebzelerde çok bulunur.
• Solunum reaksiyonlarında görevli enzimlerin yapısına katılır
• Gelişim üzerine etkisi fazladır
• Hemoglobin sentezinde rol oynar
Yetersizliği
1. Deri ve sindirim kanalı mukozasında bozukluklar oluşur
2. Gözde sklera ve korneada damarlaşma görülür
Niyasin
• Suda olay erir
• Hava ve sıcağa dayanıklıdır
• NAD ve NADP nin oluşumunu sağlar
• Karaciğer,et,balık,buğday ve çavdarda bulunur.
Yetersizliği
(Yetersizlik tek taraflı ve mısırla beslenmelerde görülür)
1. Sinir ve sindirim sistemi bozuklukları
2. Pellegra (Deri kurur ve sertleşir) görülür
B6 (Pridoksin,H vitamini)
• Suda ve alkolde erir
• Işığa ve u.v radyasyona karşı hassastır
• Amino asit ve potasyumun hücrelere taşınmasında rol alır
• Bitkisel ve hayvansal besinlerde bolca bulunur
• yetersizliği görülmez
Pantotenik asit
• Koenzim-a nın yapısına katılır
• Karbonhidrat protein ve yağ metabolizmasında rol alır
• Karaciğer böbrek ve yumurta sarısında bulunur
Yetersizliği
1. El ve ayaklarda karıncalanma
2. Gündüz ayakların üşümesi ve gece ısınması
Biotin
• Tuzlu suda erir
• Bitkisel ve hayvansal besinlerde bolca bulunur
• Karbonhidrat ve yağ metabolizmasına katılır
• Yetersizliği görülmez
B9 (Folik asit)
• Suda az çözünür
• Alkali ortamlarda kolay çözünür
• Amino asit metabolizmasında rol alır
• Hızlı bölünen hücreler için gereklidir
• Kan hücrelerinin oluşumunda B12 ile birlikte rol alır
• Mayalarda ve yeşil sebzelerde bol bulunur
Yetersizliği
1. Gelişmenin yavaşlaması
2. Aneminin görülmesi
B12
• Yüksek yapılı bitki ve hayvanlar tarafından sentezlenemez
• Mikroorganizmalar sentezler
• Çok az miktarlarda etkendir
• Amino asit ve protein metabolizmasında etkendir
• B9 vitamini ile beraber hızlı bölünen hücreler ve kan hücreleri yapımı için gereklidir
Yetersizliği
1. Anemi görülür
2. Sinir hücrelerinde bozulmalar görülür
C vitamini
• Bazı omurgalı ve insanlar için önemlidir.(Bazı yüksek yapılı hayvanlar ve bitkiler sentezleyebilir.
• Isıya dayanıksızdır
• Biyokimyasal reaksiyonlarda rol alır
• Yeşil sebze ve limongillerde bol bulunur
Yetersizliği
1. Skorbüt (Diş eti ve diğer organlarda gelişen kanama ) hastalığı gelişir
2. Dişler ve damaklarda yapı bozukluğu gelişir.(Bu durum hücresel yapı olan mükopolisakkaritlerin yapı bozukluğundan kaynaklanır.)
A vitamini
• Besilerle beta karoten veya A vitamini şeklinde alınır
• Gözde bulunan pigmentlerin yapısına katılır
• Omurgalıların görme olaylarında gerçekleşen biyokimyasal olaylar için gereklidir
Yetersizliği
1. Fotofobi (ışığa duyarlılık) gelişir
2. Gece körlüğü
3. Göz yaşı oluşturamama ve korneada sertleşme
4. Solunum,urogenital yollarda ve ciltte sertleşme,
5. Diş bozuklukları
D vitamini
• Hormon gibi davranan vitamindir
• Bitki ve hayvansal besinlerde bulunur
• Ca metabolizmasında etkendir
• Barsaklardan Ca emilimini kolaylaştırır
• Kan Ca seviyesinin ayarlanmasında etkendir
• İnsan ve diğer memeliler D vitamini öncül maddelerini sentezleyebilirler.Bu maddeler deride u.v etkisi ile D vitaminine dönüşürler.
Yetersizliği
1. Raşitizm (Kemik gelişiminde görülen bozukluk) görülür
2. Yetişkinlerde osteomalazi (Kemik yumuşaması) görülür
E vitamini
• Bitkisel ve hayvansal besinlerde yaygın olarak bulunurlar
• Antioksidan olduğu düşünülmektedi
• Yetersizliğine raslanmamaktadır
• Laboratuar çalışmalarında yetersizliğinde farelerde karaciğer kalp ve damar hastalıkları ve kısırlık görülmüştür.
K vitamini
• Besinlerde yaygın olarak bulunur
• İnsanlarda ince barsaklarda microorganizmalar tarafından üretilir
• Yetersizliğine raslanmaz
• Karaciğerde protrombin yapımında gereklidir
• Kanın pıhtılaşmasında rol alır
HÜCRE
Hücre zarı özellikleri ve görevleri
Hücrelerin yaşamlarının devamı bulundukları ortamdan ihtiyaç duydukları maddeleri alması ve bu ortama metabolik artıklarını vermesine bağlıdır.
Maddelerin sitoplazmik ortam ile dış ortam arasında alış verişinde hücre zarı engelini aşmak gerekir . Hücre zarları seçici geçirgendirler . (Organel zarları da ( E.R. , Golgi , Lizozom , Mitekondri , Kloroplast vb.) seçici geçirgendir.) Bitki , mantar ve bakterilerde ayrıca çeper ve kapsül engeli de bulunur.
Hücre Zarına Bağlı Oluşumlar
A-Hücre Çeperi
1-Endoplazmik Retikulum :
Katalaz
2 H2O2 2 H2O + O2
NOT : O2’ solunum
A) Kloroplast:
B-Kromoplast :
CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ
İNORGANİK BİLEŞİKLER
- Su
- Asit
- Baz
- Tuz
- Mineraller
- Vitaminler
- Enzimler
- Yağlar
- Proteinler
- Karbonhidratla
- Nükleik asitler
A. Su: Ortalama bir insan vücudunda %65-70 oranında su bulunmaktadır. Su bitkilerin de bu % 95’e kadar çıkmaktadır
Özellikleri
1.Sindirime yardımcı olur
2.Vücut ısısının dengede tutulmasını sağlar
3.Vücuttaki Zaralı maddelerin dışarıya atılmasının sağlar
4.Suyun akışkan özelliğinden dolayı moleküllerin bir yerden başka bir yere taşınmasını sağlar.
B. Mineraller:Hücreleri karbonhidrat, yağ ve protein gibi organik bileşikler ile vücuda alınan inorganik tuzlardır.
Özellikleri:
1.Mineraller enzimlerin yapısına katılarak katalizör görevi yapar.
Katalizör:Kimyasal tepkimelere girerek tepkimenin daha kısa sürede ve daha az kullanılmasını sağlayan proteinden oluşmuş kısımdır.
2.Eksikliklerinde bir takım rahatsızlıklar ortaya çıkar.
Ca eksikliğinde ›Çocuklarda kemik erimesi yaşlılarda raşitizm.
P eksikliğinde› kemiklerde ve dişlerde yumuşama.
Fe eksikliğinde› anemi
iyot eksikliğinde ›guatr.
3.Mineraller kanın ozmotik basıncının dengede tutulmasını sağlar.
4.Kas kasılmasında sinirsel uyartıların iletilmesinde görev alır.
5.İyon konsantrasyonunu sağlar.
KARBONHİDRAT
MONOSAKKARİTLER
¦Hücre zarından geçerler
¦Hidrolize uğramazlar
¦Kan ve doku sıvısında bulunurlar
¦Karbonhidratların yapıtaşlarıdır
¦Fotosentezin ilk ürünleridir
¦Hücrede depolanmazlar
¦Riboz ve deoksiriboz nukleik asitlerin yapısına katılırlar
¦Suda çözünürler
¦Protein ve yağlarla bileşik oluşturabilirler
¦Enerji verici olarak kullanılırlar
¦Yapılarında glikozit bağı bulunmaz
¦Benedikt çözeltisiyle ısıtılırsa kiremit kırmızısı renk verirler
Örn:Glikoz,Galaktoz,Fruktoz,Mannoz,Ksiloz,Arabinoz
DİSAKKARİTLER
¦Hücre zarından geçemezler
¦Sindirim enzimlerinden etkilenirler
¦Bitki ve memelilerde depolanabilir-memelilerde laktoz bitkilerde sukroz
¦Suda çözünürler
¦Kanda bulunmazlar.Sütte bulunurlar
¦Yapısında glikozit bağı vardır
Örn:Maltoz,Laktoz,Sukroz
Glikoz + Glikoz ----------Mal toz + Su
Glikoz + Früktoz ----------Sukroz + Su
Glikoz + Galaktoz ----------Laktoz + Su
POLİSAKKARİTLER
¦Hücre zarından geçemezler
¦(n)kadar glikozun birleşmesinden oluşurlar.
¦Sindirim enzimleriyle hidrolize edilirler.
¦(n-1)kadar su harcanır.
¦Kanda bulunmazlar.
¦Hayvanlarda ve bakterilerde glikojen bitkilerde nişasta olarak depolanır
¦Selüloz bitkilerde çeper maddesi olarak kullanılır.
¦Bitki ve hayvanlarda sentezlenebilir.
¦Selüloz bazı tek hücreliler hariç diğer canlılar tarafından sindirilemez.
Çeşitleri
1- Nişasta: Lügolle mavi renk verir.
2- Glikojen : lügolle kahve rengi verirler.
3- Selüloz: lügolle boyanmazlar.
4- Pektin
5- Kitin
Polisakkaritlerin Genel Özellileri
Nişasta
¦N kadar glikozun dehidrasyon undan oluşur.
¦Olayda n-1 kadar H2O oluşur.
¦Olayda n-1 kadar glikoz bağı kurulur.
¦Bitkilerde depo karbonhidrattır.
¦Suda çözünmez.
¦Hücre zarından geçemez.
¦Sentezleri hücre içinde olur.
¦Hidrolizlerinde n-1 kadar su harcanır.
¦Hidrolizleri hücre içinde ve hücre dışında olabilir.
¦Lu gol ile mavi , mor rengi verir.
¦Amilaz enzimi ile maltoz a yıkılırlar.
¦Kanda görülmez.
Selüloz
¦n kadar glikoz dehidrasyonu ile birleşmesinden oluşur.
¦Olayda n-1 kadar ters glikoz bağı oluşur.
¦Olayda n-1 kadar H2O açığa çıkar.
¦Sentezleri hücre içinde gerçekleşir.
¦Hayvanlarda bazı bakteriler ve birkaç omurgasız hariç hidroliz enzimleri bulunmaz.
¦Bitkilerde yapı karbonhidrattır. Hücre çeperini oluşturur.
¦Suda çözünmezler.
¦Lugol ile boyanmazlar.
Glikojen
¦N kadar glikozun dehidrasyon ile birlaşmesinden oluşur.
¦Olayda n-1 kadar H2O açığa çıkar.
¦Olayda n-1 kadar glikozit bağı kurulur.
¦Sentezleri karaciğer ve çizgili kas hücrelerin de gerçekleşir.
¦Hayvansal depo karbonhidrattır.
¦Suda çözünür.
¦Hücre zarından geçemez.
¦Sentezleri Hücre içinde gerçekleşir.
¦Hidrolizinde n-1 kadar su harcanır. Olay hücre içinde ve hücre dışında gerçekleşebilir.
¦Lugol ile kahverengi rengini verir.
¦Kanda görülmez.
Görevleri
¦Canlılarda enerji verici madde olarak kullanılır.
¦Bitki , mantar ve bazı bakterilerin hücre çeperi esas maddesini oluşturur.
¦Hücre zarlarında protein ve yağlarla bileşikler oluşturarak tanımlayıcı ve tanıyıcı maddeler olarak görev yaparlar.
¦DNA , RNA , ATP , FAD , NAD gibi önemli organik maddelerin yapılarına katılırlar.
YAĞLAR
Özellikleri
- Suda erimezler.
- Eter , alkol , aseton gibi organik çözücülerde erirler.
- C ve O oranından fazla olduğundan enerji verimide fazladır.
- Hücre zarından geçemezler.
- 1 mol gliserol 3 mol yağ asidin dehidrasyon ile birleşmesinden oluşur.
- Sentezlerinde 3 ester bağı kurulur.
- Sentezlerinde 3 mol H2O açığa çıkar.
- 3 mol H2O ile hidrolize edilirler.
- Yağların hidrolizi lipaz ile gerçekleşir.
- Sudan III ile kırmızı renk verirler.
- Bitki ve hayvan hücrelerinde depolanabilirler.
- Hücre zarlarının esas yapısını oluştururlar.
- Nötral yağlar : Depo ve enerji verici olarak görev alır.
- Fosfolipid : Hücre zarının temel maddesidir.
- Glikolipit : Hücre zarı ve sinir hücrelerinde bulunur.
- Steroidler : Vit-D , bazı hormonlar , safra tuzları , kolesterol , eterik yağ , kauçuk vb.. maddelerin oluşumunu gerçekleştirerek canlılar düzenleyici görev alırlar.
- Kolesterol:Hayvanlarda hücre zarında ve derinin yapısında bulunur.Diğer steroid lerin oluşumunda rol alır.
- Enerji kaynağı olarak kullanılırlar.
- Hücre zarı yapısına katılırlar.
- Bazı hormonların yapısını oluştururlar.
- A,D,E,K vitaminlerinin emilimini sağlarlar.
- Isı kaybını önlerler.
- Organ ve vücudu mekanik etkilerden korur.
- Göç eden ve kış uykusuna yatan canlıların besin ve su (metabolik su ) kaynağıdır.
PROTEİNLER
Özellikleri
- N(Aminoasit)’in dehidrasyonu ile birleşmeleri ile oluşur.
- Yapımında en az 1 çeşit aminoasit bulunur.
- Yapımında en çok 20 çeşit aminoasit bulunur.
- Sentezlerinde n-1 kadar H2O açığa çıkar.
- Hücrede ribozom larda sentezlenir.
- Hücrelerde kullanılan karakter çeşidi kadar protein bulunur.
- Hidrolizinde n-1 kadar H2O açığa çıkar.
- Yapısında n-1 kadar peptid bağı bulunur.
- Globülar (küresel) proteinler enzimler ve hormonlar suda çözünür. Lifli proteinler hücre zarı kes ve derideki yapısal proteinler suda çözünmez.
- Biuret çözeltisi ile mor renk , nitrik asit ile sari renk verirler.
- Hücre zarından geçemezler.
- Kan ve doku sıvısında bulunurlar.
- Her canlının proteini kendine özgüdür. Ancak canlılarda kullanılan ortak proteinlerde vardır. ÖRN : Solunum enzimleri
- Benzer proteinlerde amino asitlerin sayısı , dizilişi , sırası ve tekrarlanışı aynıdır. Farklı proteinlerde farklıdır.
- Yapısında peptid , hidrojen bağı ve disülfit bağları vardır.
- Suda çözünürler.
- Hücre zarından geçerler.
- Sindirim enzimlerinden etkilenmezler.
- Bütün amino asitlerde değişen sadece radikal gruptur.
- A.asitlerin amino grubu asit, karboksil grubu baz özelliktedir. Bu nedenle 7-Kuvvetli asitler karşısında baz, kuvvetli bazlar karşısında asit gibi davranır.
- Kanda ve doku sıvısında bulunurlar.
- Peptid bağları :A.asitlarin amino grubu ile karboksil grupları arasında kurulur.
Proteinlerde çeşitlilik
- Amino asit sayısı.
- Amino asitlerin çeşidi .
- Amino asitlerin dizilişi.
- Amino asitlerin tekrarlanışı.
- Amino asitlerin birbirlerine oranı.
Proteinler DNA’daki kalıtsal şifreye göre sentezlenir. Bu şifre proteinin amino asitlerinin sayısı , sıralanışı dizilişi ve tekrarlanışını belirler. Amino asitlerin birinin sayısı sırası değişirse farklı proteinler ortaya çıkar. Kalıtsal bilgideki değişmeler proteinlerde değişmeye yol açar.Proteinlerin ilk sentezlendiklerinde sahip oldukları primer yapı fonksiyonel değildir.Primer yapıdan oluşan zayıf hidrojen bağları ve disülfit ile protein boyut kazanarak fonksiyonel olan sekonder , tersiyer ve kuaterner yapılar oluşur.Zayıf hidrojen bağlarının yüksek ısı , asit , yüksek basınç gibi etkilerle bozulmasına dolayısı ile fonksiyonun kaybedilmesine neden olur. Bu yapının bozulması olayına denaturasyon adı verilir.
Görevleri
- Yapısal görevi : Hücre zarı , organel , kas hücrelerinde aktin miyozin flamentleri gibi yapıları oluşturur.
- Enzim görevi : Biyokimyasal reaksiyonları katalizler.
- Taşıma görevi : Hemoglobin vücutta O2 ve CO taşır.
- Tanıma görevi : Hücre zarındaki özel proteinler moleküllerin tanınıp hücreye alınmasında rol oynar.
- Hormonal görev : Hormonların yapısını oluşturarak vücutta yaşamsal olayların düzenlenmesinde rol oynar.
- Savunma görevi : Antikorlar halinde vücudun savunmasında rol alır.
- Enerji kaynağı : Gereksinim duyulduğunda enerji kaynağı olarakta kullanılır.
- Osmotik basıncın korunmasında : Kanda bulunan proteinler kan ile doku sıvısı arasında osmotik basıncın ayarlanmasını sağlayarak madde alış verişinde rol oynar.
- Dokularda fonksiyonel yapı olarak : Kaslarda aktin ve miyozin , bağ dokusunda fibroblastların oluşturduğu lifler , sinir dokusunda nöronlar.
- Akseptör olarak : Klorofil ve ışık akseptörleri .
- Koruma : Yılan zehiri gibi.
ENZİMLER
Canlılarda Hücrede gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonlar dış ortamdaki reaksiyonlara göre
- Daha hızlı
- Düşük ısıda
- Dar PH derecesinde gerçekleşir.
Enzimlerin görevleri
- Reaksiyon hızının canlı için yeterli olması
- Reaksiyonun başlaması için gerekli aktivasyon enerjisinin düşürülmesi
- Reaksiyon oluşurken açığa çıkan enerjinin canlıya zarar vermeyecek düzeyde tutulması
Basit enzimler : Sadece proteinden oluşmuş enzimler . ÖRN: Bütün sindirim enzimleri , üreaz
Bileşik enzimler : Protein olan esas kısım ve protein olmayan organik veya inorganik yardımcı kısımlardan meydana gelir.
Protein kısım : Apoenzim
Yardımcı kısım :
Organik ise koenzim(vitaminler)
İnorganik ise kofaktör(Ca,K,Na) Apoenzimle koenzim (kofaktör) ‘in oluşturduğu yapıya holo enzim denir.
ENZİMLERİN ÖZELLİKLERİ
- Her enzim özel bir substratı etkiler.
- Substratın yüzey artışı enzim etkinliğini artırır.
- Her enzim özel bir kofaktör (koenzim) le çalışır.
- Bir kofaktör (koenzim) birden çok enzimin yardımcı kısmı olabilir.
- Her hücre kendi enzimini kendi üretir.
- Her hücrede kimyasal reaksiyon çeşidi kadar enzim çeşidi vardır.
- Enzimler reaksiyonları hızlandırırlar veya yavaşlatırlar.
- Enzimler tepkimeden değişmeden çıkarlar. (harcanmazlar) ve tekrar tekrar kullanılırlar.
- Enzimler hücre dışında da etkendirler.
- Enzimler protein yapıdadırlar. Proteinlerin yapısını bozan her şey (PH, Isı vb.) enzimin yapısını da bozar.
- Enzimatik reaksiyonlar çift yönlüdür.
- Enzimler belirli bir PH değerinde aktifleşirler. ÖRN: Pepsin , PH=2 , Tripsin PH=8,5
- Her enzim bir gen tarafından kontrol edilir.
- Enzimler tek veya takımlar halinde çalışırlar.
- Bazı enzimler inaktif olarak üretilir. Aktivatörlerle aktif hale getirilir.
HCL
ÖRN : Pepsinojen -------------- Pepsin
ÖRN : Pepsinojen -------------- Pepsin
- Bazı maddeler (metal iyonları ve zehirler) enzimlerin aktif bölgeleri ile birleşip onları etkisiz hale getirir.
- Birleşik enzimlerde substratı tanıyan protein kısmıdır. Bağlanma ve etkinlik ise kofaktör (koenzim) ile gerçekleşir.
ISI
Düşük Isı : Kinetik enerji azalır. Reaksiyon yavaşlar.Dönüşümlüdür.
Yüksek Isı : Enzimlerin protein olan yapısını bozar.Dönüşümsüzdür.
PH
Asitler ve bazlar enzimlerin hızını yavaşlatır. Enzimlerin en etkin olduğu PH değeri 7 dir
- Enzimin yapısını bozarlar.
- Substratın yapısını bozarlar.
- Enzim koenzimin (kofaktör) ayrışmasına neden olurlar.
- Enzimle substrat arasına girerek birleşmeye engel olurlar
- Ancak bazı enzimler farklı PH derecesinde aktif olurlar.
Tripsin --------------PH = 8,5 gibi
ENZİM MİKTARI
Belli oranda substrat bulunan ortama enzim ilave edildikçe reaksiyon hızlanır ve en hızlı noktada substrat bitince reaksiyon durur.
SUBSTRAT MİKTARI
Enzim miktarı sabit tutulup substrat miktarı arttırıldıkça reaksiyon hızlanır. Enzimlerin doygunluk anından sonra belirli hızla devam eder ve biter.
SUBSTRAT YÜZEYİ
Enzimler substrata dış yüzeyden etki ederler yüzey arttıkça enzim etkinliği artar.
Not: Enzim miktarıda artarsa
AKTİVATÖR VE İNTİBİTÖR
Aktivatörler Vitamin,hormon,safra tuzu vb)
İnhibitörler Ağır iyonlar,toksinler,zehir vb)
DNA
Nucleik asitlerin hücre hayatı için önemi
A-Oswgld Avery’nin yaptığı çalışmalar ve sonuçları
- Kapsülsüz pneumococlar farelerde hastalık oluşturmaz.
- Kapsüllü pneumococlar farelerde hasalık oluşturur.
- Kapsüllü pneumococlar ısıtılıp öldürülürse hastalık oluşturmaz.
- Isıtılıp öldürülmüş kapsüllü pneumococlarla canlı kapsülsüz pneumococlar birlikte farelerde hastalık oluşturur.
- Ölmüş kapsüllü pneumococların özütü ile canlı kapsülsüz pneumococlar birlikte farelerde hastalık oluşur.
DNA’ların kapsülsüz pneumococlara geçerek onları kalıtsal değişime uğratmış ve kapsül oluşturup hastalık meydana getirmelerine neden olmuştur.
Sonuç:DNA Kalıtsal karerkterlerin oluşumunu belirler
B-Bakteriofajlar üzerine yapılan çalışmalar:
Not: Virüsler; yönetici molekül (DNA veya RNA) ve protein kılıftan oluşmuş canlılardır.Sitoplazma , organel ve enzim sistemleri yoktur. Obligat endoparazitler dir. Canlılıklarını, konukçu hücre içinde özel üreme gerçekleştirerek gösterirler.
Bakteriofaj ın hayat devri:
- Virüs bakteri hücresi zarına tutunur ve protein kılıfta bulunan proteinler ile tanımlanır.
- Bakteri zarıdan virüs DNA’sı bakteri sitoplazmasına enjekte edilir. Protein kılıf dışarıda kalır.
- Virüs DNA’sı bakteri sitoplazmasında kendini eşleyerek sayısının artırır.
- Transkripsiyon ve translasyondan oluşan proteinler kılıflar oluşarak yeni virüsler meydana gelir.
- Bakteri hücresi parçalanır virüsler etrafa yayılarak yeni hücreleri enfekte ederler.
Açıklama:Virüsten bakteri sitoplazmasına giren sadece DNA’dır. Bakteri sitoplazmasında Virüs DNA’sı hem kendini eşler hem de virüse özgü olan protein kılıfların oluşumunu sağlar.
Sonuç: a) DNA uygun koşullarda kendine benzer yeni DNA’ların oluşumunu sağlar.
b) DNA özgün karakterlerin oluşumunu sağlayan proteinlerin sentezlenmesini sağlar
DNA’nın Moleküler yapısı
1-Fiziksel yapı: Wilkins; X-ışınım kırınım deseninden DNA molekülünün çift zincirli ve sarmal yapıda olduğunu belirtmiştir.
2-Kimyasal özellikleri: Chargaf DNA’nın hidrolizi sonunda molekülün ;Adenin,Timin,Guanin , Sitozin nucleotidlerden oluştuğu ve bunlar arasında değişmez oranların bulunduğunu belirtmiştir.
Buna göre: a) A=T b)G=C c)A+G=T+C
3-Molekül modeli: Watson ve Crick DNA molekülümün fiziksel ve kimyasal özelliklerinden faydalanarak molekül modeli öne sürmüşlerdir.
Modele göre:
- DNA molekülü çift zincirden oluşmuştur.
- İki zincir zayıf hidrojen bağları ile bir arada tutulurlar.
- İki zincirde karşılıklı olarak A-T ve G-C bulunur.
- Adenin ile Timin arasında ikili Guanın ile Sitozinin arasında ise üçlü zayıf hidrojen bağları bulunur.
- Molekül ip merdivene benzer. Basamakları organik bazlardan bağlantıları ise deoksiriboz ve fosforik asitlerden meydana gelir.
- İki zincir birbirine ters olarak bulunur.
- Molekül sarmal yapıdadır.
Meselson ve sthal bakterilerde yaptığı çalışmalarda DNA molekülünün kendini yarı korunumlu olarak eşlediğini belirtmişler ve Watson-Crick molekül modeli geniş geçerlilik kazanmıştır.
Çalışmalar:
1-Bakteriler N15 içeren ortamda ard arda üretilerek DNA’larının N15 içermesi sağlanmış. Ağır azot (N15) içeren bakterilerin DNA’sı normal azot (N14) içeren DNA’lara göre %1 oranında artmıştır.
Normal azotlarla ağır azotlar ultrasantrufüje tabii tutulurlarsa ağır azot içeren DNA’lar deney tüpünde daha altlarda bantlaşma meydana getirirler.
2-Ağır azotlu DNA’lara sahip bakteriler normal azotlu ortamda bir kez mitozla çoğaldıktan sonra oluşan yeni bakterilerin DNA’ları analiz edildiğinde bantlaşmanın normal DNA ile ağır DNA moleküllerinin arasında görülür. Bu DNA’ların melezdir. Zincirlerinden biri ağır azot içerirken diğerinin normal azot içerdiği görülür.
3-Melez DNA içeren bakteriler normal azot içeren ortamda bir kez daha mitozla üretilip DNA’ları incelendiğinde bakterilerden %50 sinin melez DNA, %50 sinin ise normal azot içeren DNA taşıdığı görülür.
Normal azotlu ortamda ağır azot içeren DNA’ların kendini yarı korunumlu eşlemesi.
1.mitoz bölünme ile %100 melez DNA’lar oluşur
2.mitozda %50 melez %50 normal DNA’lar meydana gelir
3.Mitozda %75 normal % 25 melez DNA lar meydana gelir.
DNA molekülünün kendini eşlemesi ile ilgili bağıntılar
a)Her mitoz bölünmede DNA miktarı 2n kadar artar. (n=Bölünme sayısı)
Örnek: 3 bölünme sonucu 23 = 8 DNA molekülü meydana gelir.( Bir DNA molekülünde iki DNA zinciri vardır. 3 bölünme sonunda toplam 16 DNA zinciri oluşur.). 2n . 2 = Bölünmeler sonunda oluşan DNA zincir sayısıdır.3 bölünme sonunda oluşan toplam DNA zinciri = 2 3 . 2 =16 bulunur.
b)Farklı Besi ortam ortamlarında mitoz geçiren hücreden oluşacak yeni hücrelerdeki hibrid DNA molekülü sayısı bölünme sayısı ne olursa olsun her zaman 2 dir.
(Hibrid=)Melez DNA sayısı = Farklı besi ortamında bölünmeye başlayan hücre sayısı . 2 bağıntısı ile bulunur.
Örnek1: Bir hücreden 3 bölünme sonunda oluşacak melez DNA sayısı nedir:
Yanıt 2 dir
Örnek1: Bir hücreden 5 bölünme sonunda oluşacak melez DNA sayısı
nedir: Yanıt 2 dir
Örnek1: 5 hücreden 3 bölünme sonunda oluşacak melez DNA sayısı nedir:
Yanıt 2.5=10 bulunur
Soru: Ağır azot içeren 2 bakterinin normal azot içeren ortamda 3 kez mitoz geçirdiği varsayılırsa .
1-Oluşan DNA moleküllerinde melez sayısı nedir?
2-Oluşan DNA moleküllerinde Melez/Normal= ve Normal/Toplam DNA = oranları nedir.
Yanıt: 1-Melez DNA sayısı bir hücre için 2 iki hücre için 2.2= 4 bulunur.
2-Bir hücre için toplam DNA 23 = 8 bulunur.İki hücre için toplam DNA=
2.8=16 bulunur. 16 DNA nın 4
Tanesi melez olduğuna göre. 16-4=12 normal azotlu DNA vardır.
Melez/Normal=4/12=1/3 bulunur.
Normal/Toplam DNA=12/16=3/4 bulunur
DNA molekülü ile ilgili bazı önemli genellemeler
- Bir türün hücrelerindeki DNA miktarı aynıdır.
- DNA miktarı türlerde farklılık gösterir.
- Eşeyli üreyen canlılarda mayozla oluşan gametler türe özgü DNA nın ½ sini taşır.
- -Hayvanlarda somatik hücreler 2n, üreme hücreleri n kromozom taşırlar.
- -Bitkilerde somatik hücreler 2n, endosperm 3n, üreme hücreleri n kromozom taşırlar
- Eşeyli üreyen canlılarda tür DNA’sının sabit kalması Mayoz ve Döllenme ile gerçekleşir.
- Bölünen hücrelerin değişik evrelerinde DNA miktarı değişir.
- Her türün DNA niteliği ve niceliği özgündür.
- DNA molekülünün farklılığı
- Nucleotid sayısı
- Çeşit oranı
- Nucleotid dizilişi
- Tekrarlanma şekli
- Kendini eşler ve RNA sentezlenmesine kalıplık eder.
- DNA’ daki protein sentezinde rol oynayan anlamlı bölgelere gen denir
- Suda çözünmez.
- Tek çeşittir.( Yapı ve görev olarak )
- Genetik bilgi nucleus DNA’ sı ile taşınır.
- Eukaryot hücrelerde kalıtsal DNA histamin ve protamin molekülleriyle çevrilidir.
- Prokaryotik hücrelerin DNA’sı ve eukaryot hücrelerde Mitokondri ve kloroplast DNA’ ları çıplaktır.
- Yapısında C , H , O , N , P bulunur.
- DNA’ nın en küçük işlev birimine kod (Triple) denir.
- DNA’ nın eşlenmesini r3 / r2 hacim / yüzey ) oranının büyümesi uyarır.
DNA ‘ nın Görevleri
- Hücrede hayatsal olayları kontrol eder.
- Kalıtsal bilgiyi yeni nesillere aktarır.
- Genlerin yapısını oluşturur.
- Yaşamın ( Enzim , Protein sentez bilgisi ) sırrını taşır.
DNA İle İlgili Bağlantılar
- A = T ve G= C
- Purin = Primidin
- Toplam nucleotid = A+T+G+C
- 2’li hidrojen bağı = A=T
- 3’lü hidrojen bağı = G=C
- Toplam nucleotid . ½ = Purin veya primidin
- Nucleotid sayısı = Pentoz (deoksiriboz) = (Fosforik asit) n+4
- Toplam H bağı sayısı = 2’li H bağı x 2 + 3’lü hidrojen bağı x 3
- Toplam H bağı sayısı = Toplam nucleotid + Guanin
RNA
Eukoryatik hücrelerde nukleus , mitekondri , kloroplast , ribozom , sitoplazmada bulunur. Prokaryotik hücrelerde ise ribozom ve sitoplazmada bulunur.. Yapıtaşları Adenin ,Guanin ,Urasil ve Sitozin’ dir.
Hücrelerde yapı ve özellik bakımından 3 tip RNA vardır
1-m-RNA ‘nın Özellikleri
- DNA üzerinde sentezlenir. Sentezine kalıp ödevi sadece tek zincir yapar diğeri tamamlayıcıdır.
- Tek zincirdir. Düz zincir halindedir.
- Anlamlı üçlü nucleotid dizisine kodon denir.
- Yapısındaki kodon sayısı en az sentezlenecek proteindeki aminoasit sayısı kadardır.
NOT : m-RNA’ nın okunması evrenseldir. Hayvansal protein sentezinde görev alan bir m-RNA bitki hücresine konursa yine hayvansal protein sentezler.
- m-RNA belirli bir protein sentezi için özelleşmiştir.
- m-RNA aynı tip proteinin sentezinde defalarca kullanılır. İhtiyaç bitince nucleotidlerde yıkılır.
- RNA çeşitleri içinde oran olarak en az olanıdır. %5
- Yapı özellikleri evrenseldir. Okunması da evrenseldir. (Transkripsiyon ve Translasyon)
- Nucleotid dizilimi genin tersi tamamlayıcı dizinin aynısıdır. (Timin yerine Urasil bulunur.)
- Sentezlenen m-RNA da gen bölgesinin ½ kadar nucleotit bulunur.
- Okunması AUG veya GUG ile başlar UAA , UAG , UGA kodon ları ile sonlanır .
- Bazı virüslerde kalıtsal bilginin saklanması ve yeni nesillere taşınmasını sağlar .
- Hücrelerde o an için var olan m-RNA çeşit sayısı
- Hücre Karakteri
- Aktif Gen Sayısı
- Sentezlenecek Protein Çeşit Sayısı na bağlıdır.
- Bir türün farklı hücrelerinde var olan m-RNA çeşit sayısı farklıdır.
- Kalıtsal bilgi (Sentezlenecek proteindeki a .a . sayısı , çeşidi , yeri , sıralanışı) m-RNA’ da ki nucleotit dizilişine göre belirlenir.
- Kalıtsal bilginin hücrede kullanılması m-RNA aracılığıyla gerçekleşir.DNA ‘nın anlamlı nucleotit dizisi (Gen) den aldığı şifreye uygun olarak protein sentezine kalıplık eder.
- Yapısında zayıf H bağları bulunmaz.
- Ribozom ların yapısında bulunur.
- Nucleusta sentezlenir.
- Sitoplazmada toplam RNA nın %80 ‘i kadardır.
- Her çeşit proteinin sentezinde rol oynarlar.
- Defalarca kullanılırlar.
- Yapısında zayıf hidrojen bağları vardır.
- Protein sentez bilgisinin adım adım okunmasında rol oynarlar.
- m-RNA ve t-RNA nın ribozom lara bağlanmasını sağlar.
- En küçük (en az nucleotit içeren) RNA dır.
- Çözünür RNA dır.
- Belirli bir amino aside özelleşmiştir.
- Protein çeşidine özelleşme göstermez.
- Değişik protein sentezinde defalarca kullanılır.
- Amino aside özelleşme anti kodonla bağlantılıdır.
- Hücrede en az 20 çeşit t-RNA vardır. En çok 61 olması beklenir.
- Toplam RNA’ nın % 15’ ini oluşturur.
- Toplam 70 nucleotitden oluşmuştur.
- Yapısında zayıf H bağları bulunur.
- DNA üzerinde sentezlenmesi.
- Organik baz olarak Adenin , Guanin , Sitozin in bulunması.
- Fosfodiester bağlarına sahip oluşu.
- m-RNA hariç zayıf hidrojen bağları bulunuşu.
- İnterfazda sentezlenmesi.
- Kalıtsal özelliklerinin oluşması ve yaşamsal olayların gerçekleştirilmesi.
- Nukleus kloroplast ve mitekondri de bulunuşu.
- Tek zincir oluşu.
- Timin yerine urasil bulundurması.
- Sitoplazma ve ribozomlarda bulunması.
- İşlevi bitirdikten sonra yıkılması. (Hidrolizle)
- Daha küçük molekül yapıda olması.
- Kendini eşleyememesi.
- Yapı ve görev olarak 3 çeşit olması.
- Bölünme hariç her zaman sentezlenirler.
- En ilkelden (virüs) en gelişmiş canlıya kadar hapsinde vardır.
- Hücrenin en önemli ve en büyük organik molekülleridir.
- Hücredeki hayatsal olayları ( sentez , yıkım , hücre bölünmesi vb.) kontrol eder.
- Kalıtsal özelliklerin yeni hücrelere (nesillere) taşınmasından ve saklanmasından görevlidir.
- Yapı ,işlev ve fonksiyonları evrenseldir. (Bütün hücrelerde aynıdır.)
1-Evrimsel gelişimde önce RNA sonra DNA etkinleşmiştir.
Kanıtları:
• Santral doğmanın merkezinde yer alması
• Tek zincir olması
• Bütün canlılarda bulunması
• Kalıtsal bilginin saklanması ve yaşamsal olayların yürütülmesi
2-DNA da G-C çifti sayısının A-T çifti sayısından fazla oluşu denaturasyona dayanıklı olmasının nedenidir. Çünkü daha çok hidrojen bağı içerir.
3-Organik bazlar (Örn : Adenin ) DNA , RNA’ nın yanı sıra ATP , NAD , FAD , NADP’ ninde yapısında yer alırlar.
VİTAMİNLER
Genel özellikler
1-Hücre zarından geçebilirler
2-Sindirim enzimlerinden etkilenmezler
3-Kanda görülürler
4-Vücudumuzdaki yaşamsal olayları denetlerler
5-Karaciğerde A ve Deride D vitaminleri (öncül maddelerden) üretilebilir
6-A-D-E-K vitaminleri yağda çözünür ve vücudumuzda biriktirilir
7-B-C vitaminleri suda çözünür vücudumuzda biriktirilmez. Vücudumuzda en çok eksikliği görülen vitaminlerdir.
8-Bazıları Işık bazıları ısıdan etkilenebilir.
9-İnsan A ve D vitamini hariç diğer vitaminleri dışarıdan hazır olarak almak zorundadır
10-Yeterli gün ışığı almayan bölgelerde D vitamini yetersizliği görülür
Not:Çeşitli biyokimyasal olaylarda varlığı gereken ve vücut tarafından sentez edilmediği için besinlerle alınması gereken organik bileşiklerdir. Vitaminler yağda ve suda çözünmeleri bakımından sınıflandırılırlar ve adlandırılmaları alfabetik olarak yapılır.Yağda çözünenler:A-D-E-K ve Suda çözünenler B-C.Vitaminlerin besinlerle yeterli alınmaması bazı sağlık sorunlarına yol açar.
Tiamin(B1)
• Suda kolay çözünür
• Kaynatmaya karşı dayanıklıdır
• pH değişimine hassastır
• Karaciğer,maya ve hububatta çok bulunur
• Karbonhidrat metabolizmasında rol oynar
• Karbonhidrat ve proteinlerden yağların sentezi için gereklidir
• Sinir dokusunun oksijen alma yeteneğini artırır
Yetersizliği
• Mide ve barsak bozuklukları meydana gelir
• Barsaklarda iltihaplanma ve kabızlık görülür
• Alyuvarlarda pentoz fosfat birikimi olur
• Beriberi (Kalp damar sistemi hastalığı,sinirsel bozukluklar,kas zayıflğı ve halsizlik ) görülür
Riboflavin(B2)
• Suda kolay çözünür
• Işığa dayanıksızdır
• Sakatatlarda, yumurta,süt peynir,maya,tahıllar ve yeşil yapraklı sebzelerde çok bulunur.
• Solunum reaksiyonlarında görevli enzimlerin yapısına katılır
• Gelişim üzerine etkisi fazladır
• Hemoglobin sentezinde rol oynar
Yetersizliği
1. Deri ve sindirim kanalı mukozasında bozukluklar oluşur
2. Gözde sklera ve korneada damarlaşma görülür
Niyasin
• Suda olay erir
• Hava ve sıcağa dayanıklıdır
• NAD ve NADP nin oluşumunu sağlar
• Karaciğer,et,balık,buğday ve çavdarda bulunur.
Yetersizliği
(Yetersizlik tek taraflı ve mısırla beslenmelerde görülür)
1. Sinir ve sindirim sistemi bozuklukları
2. Pellegra (Deri kurur ve sertleşir) görülür
B6 (Pridoksin,H vitamini)
• Suda ve alkolde erir
• Işığa ve u.v radyasyona karşı hassastır
• Amino asit ve potasyumun hücrelere taşınmasında rol alır
• Bitkisel ve hayvansal besinlerde bolca bulunur
• yetersizliği görülmez
Pantotenik asit
• Koenzim-a nın yapısına katılır
• Karbonhidrat protein ve yağ metabolizmasında rol alır
• Karaciğer böbrek ve yumurta sarısında bulunur
Yetersizliği
1. El ve ayaklarda karıncalanma
2. Gündüz ayakların üşümesi ve gece ısınması
Biotin
• Tuzlu suda erir
• Bitkisel ve hayvansal besinlerde bolca bulunur
• Karbonhidrat ve yağ metabolizmasına katılır
• Yetersizliği görülmez
B9 (Folik asit)
• Suda az çözünür
• Alkali ortamlarda kolay çözünür
• Amino asit metabolizmasında rol alır
• Hızlı bölünen hücreler için gereklidir
• Kan hücrelerinin oluşumunda B12 ile birlikte rol alır
• Mayalarda ve yeşil sebzelerde bol bulunur
Yetersizliği
1. Gelişmenin yavaşlaması
2. Aneminin görülmesi
B12
• Yüksek yapılı bitki ve hayvanlar tarafından sentezlenemez
• Mikroorganizmalar sentezler
• Çok az miktarlarda etkendir
• Amino asit ve protein metabolizmasında etkendir
• B9 vitamini ile beraber hızlı bölünen hücreler ve kan hücreleri yapımı için gereklidir
Yetersizliği
1. Anemi görülür
2. Sinir hücrelerinde bozulmalar görülür
C vitamini
• Bazı omurgalı ve insanlar için önemlidir.(Bazı yüksek yapılı hayvanlar ve bitkiler sentezleyebilir.
• Isıya dayanıksızdır
• Biyokimyasal reaksiyonlarda rol alır
• Yeşil sebze ve limongillerde bol bulunur
Yetersizliği
1. Skorbüt (Diş eti ve diğer organlarda gelişen kanama ) hastalığı gelişir
2. Dişler ve damaklarda yapı bozukluğu gelişir.(Bu durum hücresel yapı olan mükopolisakkaritlerin yapı bozukluğundan kaynaklanır.)
A vitamini
• Besilerle beta karoten veya A vitamini şeklinde alınır
• Gözde bulunan pigmentlerin yapısına katılır
• Omurgalıların görme olaylarında gerçekleşen biyokimyasal olaylar için gereklidir
Yetersizliği
1. Fotofobi (ışığa duyarlılık) gelişir
2. Gece körlüğü
3. Göz yaşı oluşturamama ve korneada sertleşme
4. Solunum,urogenital yollarda ve ciltte sertleşme,
5. Diş bozuklukları
D vitamini
• Hormon gibi davranan vitamindir
• Bitki ve hayvansal besinlerde bulunur
• Ca metabolizmasında etkendir
• Barsaklardan Ca emilimini kolaylaştırır
• Kan Ca seviyesinin ayarlanmasında etkendir
• İnsan ve diğer memeliler D vitamini öncül maddelerini sentezleyebilirler.Bu maddeler deride u.v etkisi ile D vitaminine dönüşürler.
Yetersizliği
1. Raşitizm (Kemik gelişiminde görülen bozukluk) görülür
2. Yetişkinlerde osteomalazi (Kemik yumuşaması) görülür
E vitamini
• Bitkisel ve hayvansal besinlerde yaygın olarak bulunurlar
• Antioksidan olduğu düşünülmektedi
• Yetersizliğine raslanmamaktadır
• Laboratuar çalışmalarında yetersizliğinde farelerde karaciğer kalp ve damar hastalıkları ve kısırlık görülmüştür.
K vitamini
• Besinlerde yaygın olarak bulunur
• İnsanlarda ince barsaklarda microorganizmalar tarafından üretilir
• Yetersizliğine raslanmaz
• Karaciğerde protrombin yapımında gereklidir
• Kanın pıhtılaşmasında rol alır
HÜCRE
Hücre zarı özellikleri ve görevleri
- Hücreyi çepe çevre kuşatır
- Yağ-protein ve karbonhidrattan oluşur.Temel yapı yağdır.
- Hücreye şekil verir
- Hücreyi dış etkilerden korur
- Bazı organelleri oluşumunda rol alır(E.R.,Golgi, vb.)
- Madde alış verişini kontrol eder
- Hücrelerin birbirini ve kimyasalları tanımasını sağlar.
- Çok hücrelilerde hücrelerin birbirine bağlanmasını sağlar
Hücrelerin yaşamlarının devamı bulundukları ortamdan ihtiyaç duydukları maddeleri alması ve bu ortama metabolik artıklarını vermesine bağlıdır.
Maddelerin sitoplazmik ortam ile dış ortam arasında alış verişinde hücre zarı engelini aşmak gerekir . Hücre zarları seçici geçirgendirler . (Organel zarları da ( E.R. , Golgi , Lizozom , Mitekondri , Kloroplast vb.) seçici geçirgendir.) Bitki , mantar ve bakterilerde ayrıca çeper ve kapsül engeli de bulunur.
Hücre Zarına Bağlı Oluşumlar
A-Hücre Çeperi
- Hücre zarı dışında cansız yapıdır.
- Temel yapı selüloz olup değişik bitkilerde lignin , suberin , pektin de birikebilir.
- Az esnek ve dayanıklıdır. Turgor oluşumuna neden olur.
- Hücreye şekil vererek dış etkilere karşı korur.
- Yüksek bitkilerde geçitler bulundurur.
- Bitki , mantar ve bakterilerde bulunur.
- Pinositoz ve fagositoza engeldir.
- Bitkilerde destek oluşumunu sağlayan en önemli yapıdır
- Hücre bölünmesinden sonra frogmaplastın gelişmesiyle oluşur.
- Geçirgendir.
- Bitki , mantar ve bakterilerde bulunur.
- Hayvansal hücrelerde bulunur.
- Hücre zarının dış kısmında bulunan karbonhidratlarca oluşturulur.
- Pinositoz ve fagositoza engel değildir.
- Hücrelerin birbirini ve salgıları tanımasını sağlar.
- Virüs reseptörleri olarak iş görür
- Bu yapılarda meydana gelen anormallikler kanserleşmeye neden olur.
- Hücreye antijen özellik kazandırır.Kalıtımın kontrolü altındadır Örn: Kan grupları
- Oluşumunda golgi etkendir
- Bakterilerde bulunur.
- Peptidoglikan yapıdadır
- Bakteriyi olumsuz koşullara karşı korur.
- Bakterilerin tutunma kapasitesini arttırır.
- Virüslerin girişini , pinositoz ve fagositozu engeller.
1-Endoplazmik Retikulum :
- Nukleus zarı , golgi ve salgı kofulları oluşumunda rol oynar.
- Hücre bölünmesinde ortadan kalkar bölünme sonunda tekrar oluşur.
- Hücrede asidik ve bazik tepkimeleri birbirinden ayırır.
- Taşıdığı ribozomlarla enzimatik salgıların oluşumunda rol oynar.
- Hücre zarı ile nukleus zarı arasında tek katlı zardan oluşmuş tüplü lamelli yapıdır.
- İyon depolanmasında rol oynar.
- Yağ özellikteki salgıların üretildiği yerdir.
- Madde ve iyonların hücre içinde taşınımında rol oynar.
- Prokaryot , yumurta , embriyonik ve alyuvar hücrelerinde bulunmaz.
- Granüllü ve granülsüz olarak iki çeşittir.
- *Üzerlerinde ribozom taşımazlar.
- *Protein olmayan salgıların üretiminde rol oynar.
- *Karaciğer , ovaryum , testis , böbrek üstü bezlerinde çok bulunur.
- *Üzerlerinde ribozom taşırlar.
- *Nukleus yakınında bulunur.
- *Proteinsel ve enzimatik salgıların üretilmesinde rol oynar.
- *Protein sentezi hızlı olan hücrelerde çok bulunur.
- Tek katlı zardan oluşurlar.
- Protista , mantar , bitki ve hayvan hücrelerinde bulunur.
- Özellikle karaciğer , kas , böbrek hücrelerinde bulunur.
- İçlerinde katalaz enzimi taşırlar.
Katalaz Enzimi : Hücrede metabolizma sonucu oluşan zehir etkili H2O2 ‘ yi H2O ve O2 ‘ye çevirir.
Katalaz
2 H2O2 2 H2O + O2
3-Golgi Aygıtı :
- Olgunlaşmış eritrosit ve sperm hücreleri ile prokaryot hücrelerde bulunmaz.
- Tek katlı zardan oluşmuş yassı keseler şeklindedir.
- Tomurcuklanma ile içleri salgılarla , enzimlerle dolu keseler oluşturur.
- E.R.’ larda üretilen salgıların depolanması ve paketlenmesinde rol oynar.
- Selüloz , nişasta , glikojen ,glikoprotein,lipoprotein sentezinde rol oynar.
- Hücre zarı yapısına katılan protein ve yağlara karbonhidrat eklenmesinde rol oynar.
- Salgı yapan hücrelerle çok gelişmiştir. (Tükürük , mukus bezleri vb.)
- Bitki hücresinde fragmoplast , hayvan hücresinde glikokaliks oluşumunda rol oynar.
- Lizozomların oluşumunda rol oynar.
- Tek katlı zardan oluşmuş kese şeklindedir.
- İçlerinde kuvvetli sindirim enzimleri taşırlar.
- Pinositoz , fagositoz yapan hücrelerde çok bulunur. Alyuvarlarda bulunmaz.
- Dışarıdan hücreye alınan besinlerin sindirimini sağlar.
- Hücrede işlevini kaybetmiş organel ve yapıların sindirimini sağlar.
- Dışarıdan hücreye giren bakteri ve toksinleri sindirerek etkisiz hale getirir.
- Spermin yumurtayı döllemesinde rol oynar. Döllenmenin oluşumunu sağlar.
- Hücre ölümünde hücre içeriğini sindirerek çürümeyi hızlandırır. (Otoliz)
- Bazı canlılarda başkalaşımda rol oynar. (Kurbağada larval organların yok olması)
- Yapısında r-RNA ve protein bulunur.
- Nukleus ta meydana gelir.
- Hücrede protein sentezini gerçekleştirir.
- Protein sentezi fazla olan hücrelerde çok bulunur.
- Bağımsız metabolizmaya sahip bütün hücrelerde görülür.
- Olgun alyuvarlarda bulunmaz.
- Sitoplazma , E.R. zarında , nukleus zarı , mitekondri ve kloroplastlarda bulunur.
- Sitoplazmada serbest olan ribozom larda yapısal proteinler üretilir.
- Zar sistemine bağlı ribozomlar da enzimatik proteinler üretilir.
- Prokaryot ve eukaryot hücrelerin ortak organelidir.
- Dokuz adet ipliksi proteinin silindirik organizasyonuyla oluşur. İki sentroil den oluşur.
- Silindirik protein ipliklerin ortasında kendine özgü matrix vardır.
- Nukleus yakınında bulunur.
- Sil ve kamçı oluşumu ve hareketinde rol oynar.
- Bazı protista , ilkel bitkiler ve hayvansal hücrelerde bulunur.
- Yumurta ve alyuvar hücrelerinde bulunmaz.
- Hücre bölünmeden önce kendini eşler.
- Yapısında DNA olduğu varsayılmaktadır.
- Zigot sentrozomu sperm hücresinden alır.
- hücreden hücreye kalıtlanır
- İki katlı zardan meydana gelmiştir. Dış zar düz , iç zar kıvrımlıdır.
- İç zar kıvrımlarına krista denir. Üzerinde solunum enzimleri taşır.
- O2 ‘ li solunum yapan bütün eukaryotik hücrelerde bulunur. Alyuvarlarda bulunmaz.
- Enerji ihtiyacı fazla olan hücrelerde sayısı fazladır. (Karaciğer , kas sinir , böbrek h.)
- İç zarın içi matrixle doludur. Matrixle DNA , RNA , ribozom özel proteinler bulunur.
- Mitokondri de solunumla üretilen ATP hücrenin bütün yaşamsal olaylarında kullanılır.
- Mitokondri ler bölünmez tomurcuklanma ile çoğalırlar.
- Döllenme sonunda oluşan zigotta yumurtaya ait mitokondri ler bulunur. (Eşeyli üreyen canlılarda mitokondri ler anneden alınmıştır. Sentrozom ise babadan alınmıştır.)
- Mitokondri zarları ileri derecede seçici geçirgen zardır.
NOT : O2’ solunum
Enzim
C6H12O6 + 6 O2 ------------- 6CO2 + 6H2O + 38ATP
9-Plastidler :C6H12O6 + 6 O2 ------------- 6CO2 + 6H2O + 38ATP
A) Kloroplast:
- İki katlı zardan oluşmuştur.
- Bazı protista ve bitkilerde bulunur.
- İç zar içinde özel plazma olan stroma ve üzerinde klorofil bulunan granumlar bulunur.
- Stromada kendine özgü DNA , RNA , ribozom , protein ve mineraller bulunur.
- Protoplastlardan veya leucoplastlardan gelişir.
- Hücrede bölünerek sayısını artırabilir.
- Işık enerjisini ATP enerjisine çevirerek organik madde sentezi gerçekleştirir. (Üretilen ATP hücredeki diğer yaşamsal olaylarda kullanılmaz.)
- Bitkinin toprak üstü ışık olan genç kısımlarda bulunur.
- İşlevlerini kaybedince kromoplasta dönüşür.
- Bitkilerde fotosentez gerçekleştiren organeldir.
Işık
6 CO2 + 6 H2O ---------------- C6H12O6 + 6 O2
kl .
6 CO2 + 6 H2O ---------------- C6H12O6 + 6 O2
kl .
B-Kromoplast :
- Bitkinin toprak altı ve toprak üstü kısımlarında bulunabilir.
- Fotosenteze yardımcıdırlar.
- Vitamin sentezinde rol oynarlar.
- Likopin (kırmızı) , karoten (turuncu) , ksantofil (sarı) ,rengi oluşturan pigment taşırlar.
- Meyve , çiçek ve yapraklarda renk oluşumunu sağlarlar. Üremeyi kolaylaştırır.
- Işık almayan toprak altı depo yapılarda bulunur. Renksizdirler.
- Işık alınca kloroplasta dönüşürler.
- Fotosentezde oluşan glikozun nişasta halinde depolanmasını sağlarlar.
- Hücre zarı , E.R. ve golgi den meydana gelirler.
- Tek katlı zara sahiptirler.
- İçlerinde su , tuz , alkoloid , karbonhidrat ve diğer organik molekül bulundururlar.
- Kofullar sahip oldukları içerikle osmoz olayında etkili olurlar.
- Yaptıkları işe göre 4 (dört) çeşit koful vardır.
- Bazı protista ve akyuvarlarda görülür.
- Endositoz la besin alınmasıyla oluşur.
- Koful içeriği lizozom enzimleriyle sindirilir.
- Sindirim artıkları eksositozla dışa atılır.
- Tatlı sularda yaşayan tek hücrelilerde görülür.
- Hücreye giren fazla suyu dışa atarak hücreyi hemolizden korur.
- Golgi tarafından oluşturulur.
- İçinde özel salgı maddeleri taşır.
- Salgı yapan hücrelerde çok gelişmiştir.
- Bitki hücrelerinde oldukça büyüktür.
- Bitkilerde koful zarına tonoplast denir.
- Su , hava ve artıkların depolanmasında rol oynar.
- Genç hücrelerde küçük , yaşlı hücrelerde büyüktür