Gönlüm sahralara sığmıyor yazmayı istediğim kadar da kalemim dilsiz, ama sahralar dile geliyor gönül pınarlarını kurutmamak için coşturuyor adeta…
Çöl yangını bir başka yakıyor insanı, Mecnun’un yanışından Leyla’nın yakışından almış bu yangını sanki her aşk acısı çeken kalpte almıştır bu yangından nasibini, O yüzden sahralara sığmıyor gönlüm…
Ve o demler değil mi ki her şeyden uzak sadece ’’sen’’ ve ’’o’’ kavuşmanın bir adıdır Leyla ya, müzzemmille buluşup o deryada hemhal olmaktır, aşk makamının zorlu sınavıdır aşkla hemhal olmak…Ve yanmaktır,acı çekmektir,acıyla olgunlaşmaktır farklılıktır, farkında lığı yaşatmaktır..aşk sofrasından payına düşeni alabilmektir,belki de o yüzden Leyla’dır,
Aşk bir deryadır bir damla nasibini alanlar o deryada boğulmaya aday olanlardır… Bazen tatlı bir damla sürükler seni o derya ya, ama damlalar çoğaldıkça bir o kadar acı yaşatır kalbe, kalp yandıkça yanar ama her damla o kadar sıcak akar ki aslında o hazzı yaşamak ne kadar Leyla olduğunuza bağlıdır…
Ve aşk dilencidir, Leyla’ nın tebessümü aşığa veriler sadakadır o tebessüme ulaşmak için, zülfünü divit yap daldır hokkaya çünkü aşığın gözleri hokka, gözyaşlarıysa mürekkeptir…
Ve yine umut ufuklarımı sis kapladı, koynumda ki ısıttığım testide su buz tuttu. Toprağa gömdüğüm aşkımın üstüne bir kürek daha toprak attım, anla ki Leyla ben yine derine daldım…
Duyguların duraklama noktasındayım…
Gönlüm sahralara daha da sığmıyor artık…
Ve içte ki Leylasızlığı hayali çizgiler gidermiyor artık…