Leyla ile Mecnun'a Dair

Z
  • Kullanıcı ZeN
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...



Leyla ile Mecnun'a Dair

Leyla ile Mecnun, Fuzuli’den bu yana çok anlatıldı, çok yorumlandı. Emsalsiz bir aşk hikayesiydi, Mecnun’un Leyla’ya hisleri. Leyla sevmek hoştu ama Mecnun olmak başkaydı işte.

Doğu’nun Romeo ve Jülyet’iydi, Leyla ile Mecnun. Doğu’nun aşka bakışıydı, sonunda mutlaka kavuşamamak olmalıydı. Bir “surete aşık olma” hikayesiydi, maddenin (bedenin) vuslatı, suretin efsunu karşısında bir hiçti.

Kays’a adını unutturup Mecnun eden Leyla’yı, yüzyıllar boyunca çok kalem yazdı, Leyla ile Mecnun hikayesi birçok başka isimde tekrar vücut buldu. Ama hiçbir isim, Mecnun’un divaneliği ile Leyla’nın güzelliğini karşılamaya yetmedi.

Yıllar sonra bir gün, Leyla ile Mecnun ismini gördük, TRT 1 ekranında.

Kimimiz merak edip ilk bölümden başladı izlemeye. Onur Ünlü vardı yönetmen koltuğunda izlenmez miydi ya? Nice sonra inceden anlayacaktık ki bir kısmımız, yönetmen koltuğunda bazı bölümlerde Onur Ünlü’nün yerine Ah Muhsin Ünlü oturuyor…

Takip edenler bilirler, iki bebek doğduklarında hastanede yer bulunamayınca aynı yatağa yatırılır. Aileler de bebekleri bu rastlantı sonucu (!) beşik kertmesi yapmaya karar verir. Hatta isimlerini de koyarlar: Leyla ve Mecnun.

Hikaye, Mecnun 25 yaşına bastığında başlar. Beşik kertmesi olan Leyla’yı Mecnun’a istemeye gidilecektir. Ancak Mecnun ve Leyla birbirlerini hiç görmemiştir!

Dizimiz bir absürd komedidir. O yüzden Leyla ile Mecnun izleyicisi, daha başından itibaren hiçbir olayı yadırgamaz ve “bu da nasıl oldu yahu” şeklinde sorgulamalara bulaşmaz.

Çünkü dizide uzaya da çıkılacaktır, geleceğe/geçmişe de gidilecektir, birçok defalar dünya da kurtarılacaktır.

Dizide herkes biraz “değişik”tir. İskender Baba, arabayı “vurdurmadan” ya da kaza bela geçirmeden bir türlü zapt edemeyen bir taksi şoförüdür mesela. Anne karakteri evi terk ettikten sonra Mecnun’a hem anne hem baba olmayı biraz (!) abartmış bir ev hanımına dönüşür.

İsmail Abi, bir “bekleyen”dir. Godot’yu bekleyen Vladimir ve Estragon’un inanmışlığını görürüz İsmail Abi’de.

Gen haritası çok renklidir sonra İsmail Abi’nin. Babası Godfather’dır; Charlie Chaplin’e dayanır bir dedesi; başka bir dedesi Leonardo da Vinci’dir; anne tarafı doğuştan resim modelidir; teyzesi mürebbiyedir; dağcılık uzmanlık alanıdır, halasını dağa kaldırmışlardır çünkü; diğer halası magazincidir; Beethoven’a kadar gider müzik kulağı; telefonu icad eden kafasını taşlara vurmuştur en büyük dedesi Graham Bell; amcasının kaynı filozoflarla arkadaştır…

İşsizdir İsmail Abi, işsizlik de İsmail Abi’de aileden gelir. Sigortasını, yolunu, yemeğini karşılayacak bir işin ve gelecek geminin hayalini kurar. O gemide İsmail Abi’nin babası vardır.

Renkli giyinir, payetler, parlak kumaşlar, rengarenk takımlar giyer hep. Annesi, babası ile İsmail’i daha renkli bir hayat istediği için terk etmiştir ya, renkli giyinirse geri döner belki…

Erdal Bakkal, belki de en gerçekçi karakterdir dizideki. Parayı çok seven bir mahalle bakkalıdır. Evlidir, mutludur hatta bu sezonda çocukludur da (eşi Nurtan hamiledir). Ama bir veresiye defterine “Sevgili Veresiye Defteri” şeklinde başlayacak kadar “tuhaflık” katılmıştır bu karaktere de tabi.

Yavuz Hırsız, aşık olduğu kadınlara Burak Aksak ve Onur Ünlü’nün eleğinden özenle geçmiş kitaplardan satırlar okur. Şairlerden dizeleri hatırlatır. Yavuz, performans sanatçısıdır, hırsız demek doğru olmaz. O öyle bir insan değildir.

Bir de Ak Sakallı Dedemiz vardır Mecnun’un rüyasından çıkıp eve yerleşen. Sonradan eve bir dede daha gelir, huzurevinden “dede evlatlık edinir” İskender: Çakma Sakallı Dede. Çakma Sakallı dizinin en komik kahramanlarındandır.

Ve tabi Leyla… Dizinin en büyük açmazı. Diziden ilk Leyla (Ezgi Asaroğlu) ayrıldıktan sonra, iki Leyla arasında gidip geldi Mecnun geçen sezon. (Müge Boz ve Zeynep Çamcı) Bu sezon ise Melis Birkan ile yoluna devam ediyor dizi. Leyla ile Mecnun’un kadrolu izleyicisi zaman zaman konservatif tepkiler verse de (ki Mecnun’un ve Leyla’nın aynada birbirlerinin suretini gördükleri şu sahneden sonra hak verilebilir de buna) Leyla ile Mecnun’u çok sevdik biz.

Sizin adınıza da konuşuyorum, çünkü Leyla ile Mecnun, bu tabiri çok sevmesem de, bizim hayatlarımıza dokundu.

Bazen burnumuzun direğinde ince bir sızı, bazen yüzümüzde tebessüm, bazen gözümüzde bir damla.

Her zaman çok iyi birer çocuk olmak istedik, bir elimizde çay bardağı, diğerinde un kurabiyesi.

Her şeyi salla ama çayı demle demişti İsmail Abi, çayımızı demli içtik.

Eriğe daldık, üzümle sarhoş olduk, inciri adabına göre yedik, kapalı ortamlarda sakız çiğnemedik.

Eurovision’a katıldık.

Hiç dinlememiş olanlarımız bile Ferdi Tayfur mırıldanmaya başladı.

Herkesin bir yara izi vardı, herkesten sakladığı; yaralarımızı özenle sakladık.

Her Pazartesi, keyfimiz daim olsun.

Terzi Mukadder

(Kaynak: terzimukadder.tumblr.com)


 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri