levlake levlak lema halaktul eflak

Konu sahibi son olarak 638 gün önce görüldü
"sen olmasaydın bu alemleri yaratmazdım" anlamına gelen bir kutsi hadis.
 
Tüm hadis otoriterlerince yalan ve uydurma olduğunda ittifak edilmiş.

Allah’a Peygamber’e ve dince kutsal sayılan her türlü değere hakaret eden kötü bir sözdür...

Allah yaratmak için hiçbir ölümlü beşere ihtiyaç duymaz. Diler ve yaratır.. Şirke kapı aralayan tehlikeli sözler bunlar..
 
Eski tarihli daha önce okuduğum paylaşımı yapılan bir yazıyı paylaşıyorum.


Kaynak : sorularlaislamiyet


Soru : “Levlake levlak lema halaktul eflak.” hadisi ile; O Allah’tır ki, yeryüzündekilerin tümünü sizin için yarattı. (2-Bakara-29) Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (51-Zariyat-56) ayetlerini açıklayabilir misiniz ?
Cevap :
Değerli kardeşimiz,
- Önce şunu belirtelim ki, “Levlake” hadisinin manası sahih olmakla beraber hadis kriterlerine göre bir mesnedi tespit edilememiştir.
- Bununla beraber, bu hadisin manası, söz konusu ayetlerle bir çelişki teşkil etmez. Çünkü, ayetlerde insanların faydasına olan varlıklardan söz edilmesi, insana bakan nimet ciheti itibariyledir.
Mesela: Bakara suresinin 29. ayetinde yeryüzünün insanlar için olduğunun vurgulanması, insanın istifadesi cihetiyle nazara verilmiştir. Yoksa yeryüzü yalnız insanlar için yaratılmış olduğu anlamına gelmez. Çünkü, her şeyden önce yer dahil bütün varlıklar Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellilerini dışa yansıtmak için var edilmiştir.
Dolayısıyla, “Levlake” hadisi bu ayetle çelişmez. Çünkü, bu konuda Hz. Muhammed’in yüksek bir makama oturtulmasının asıl sebebi, onun manevi şahsiyetidir. Manevi şahsiyeti ise, Kur’an ve sünnetle özdeşleşir.
Buna göre, Hz. Muhammed’in varlığın sebebi olarak gösterilmesi de, onun Allah’ın kâinat çapında tezahür eden isim ve sıfatlarının tecellilerini insanlara anlatan bir muallim olmasıdır.
- Kâinatın -iç içe geçmiş- iki hikmet için yaratılmış olduğunu düşünmekte mantık açısından bir sakınca yoktur. Allah bir taraftan asıl hikmet ve gerçek illet olan “kendini tanıtmak” istediği için, diğer taraftan bu tanıtma işini en güzel yapan Hz. Peygamberin yüzsuyu hürmetine yarattığını söylemek, yine aklen bir sakınca taşımamaktadır.
- Demek ki, kâinatın yaratılmasının asıl hikmeti, asıl maksadı, gerçek hedefi, hakiki ille-i gaiyesi Rabbimizin kendini tanıtmak istemesidir. Bunu ikinci derecede takip eden bir hikmet, bir maksat da Allah’ın ilminde, bu kâinatın Allah’a olan şahadetini, kudret ve ilmine olan delâletini en güzel anlatacakolan Hz. Peygamberin yaratılacak olmasıdır.
- Bu konuda meşhur olan “Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım”manasındaki hadistir.
- Aynı mantık formülü Zariyat 56. ayeti için de geçerlidir. İnsanların ve cinlerin sırf Allah’a kulluk etmelerinden maksat, kâinat çapında tecelli eden isim ve sıfatlarını tanımak, iman etmektir. Çünkü, İbn Abbas’ın dediği gibi, bu ayette yer alan “ibadet” kavramından maksat “marifettir”, Allah’ı tanımaktır. Ameli kulluk daha sonra gelir.
İşte kâinat çapında Allah’ın varlığını, isim ve sıfatlarını tanıtan Hz. Muhammed olduğuna göre, bu iki ifade birbirini tamamlar mahiyettedir.
- İkinci bir nokta: Kâinatın yaratılış gayesi, yüce yaratıcının varlığı ve birliğini tanıtmak ve onun hak mabud olduğunu gönüllere nakşetmektir. Özellikle şuurlu varlıktan cinlerin ve insanların sırf bu görevle yükümlü tutulduğunu,
“Ben cinleri ve insanları sırf beni tanıyıp yalnız bana ibadet/kulluk etsinler diye yarattım.”(Zariyat, 50/56)
mealindeki ayetten anlamaktayız.
Bu hadisin manasının doğruluğunu şöyle açıklayabiliriz: Allah kendini özellikle şu iki kitapla tanıtmak istemiştir:
a. Ontolojik vahyin eseri, hârika bir nizam ve âhengin örgüsü olan kâinat kitabı.
b. Diğeri ise, bu kâinat kitabının ezelî bir tercümanı ve tefsiri olan ve bütün semavî kitapların esaslarını ihtiva eden Kur’an-ı Kerim.
İşte gerek kâinat kitabı olsun, gerek Kur’an olsun, Hz. Muhammed (asm) gibi bir muallim olmaksızın, tamamen anlaşılmasının mümkün olmadığı bir gerçektir. Halbuki anlaşılmaz bir kitap -ne kadar güzel olursa olsun- onu anlatan, açıklayan bir muallimi yoksa, o kitabın manasız bir tomar kağıttan farkı kalmaz.
İşte hadiste, Allah’ın en büyük tarifçisi/tanıtıcısı olan bu iki kitabın yegâne muallimi olan Hz. Muhammed (asm)’in “Şahsiyet-i Muhammediye”denilen bu unvanı dikkatlere sunulmuştur.
Bu açıdan bakıldığında, her şeyin Şahsiyet-i Muhammediye için yaratıldığını söylemekte bir sakınca yoktur. Bu sebeple, ortada şaşkınlığa yol açan bir durum söz konusu değildir.
 
Bu uydurma hadisi yayanlar Allah’a iftira eden Allah’ın düşmanlarıdır. Tarikatlar kendi pislik rezil zihniyetlerini meşrulaştırmak için peygamberi ilahlaştırmak amacıyla uydurma hadis yaymayı severler. Peygamberi hakkında bile iftiralar düzen kişiler diğer insanlara neler yapmaz ki?

Bu hadis ile ilgili internetten bulduğum bilgiler.. Bu hadis diye ortaya atılan safsataya hadisçiler bile sahih demiyor.

Uydurmadır.

Râvilerinden olan Abdurrahm an b. Zeyd b. Eslem hakkında İbn Hibbân şöyle der: «Hadis uydurmakla itham olunmuş, Leys, Malik ve İbn Lehi’a üzerine hadisler uydurmuştur. Dolayısıyla imâm ez-Zehebî rivâyet hakkında uydurma ve batıl derken, İbn Hacer el-Askalânî de ona katılır.
Zehebi, bu hadis hakkında: ''Hadis uydurmadır. Abdurrahman yalancıdır. Ve Abdullah İbni Meslem el-Fahri'nin kim olduğunu bilmiyorum'' demektedir.

İmam Zehebî "Mizanu'l-İ'tidal" isimli eserinde bunun "batıl ve uydurma bir haber" olduğunu söyledi, İbnu Hacer el-Askalânî de "Lisanu'l-Mizan" isimli eserinde ona muvafakat etti.

Elbânî, Abdurrahman bin Zeyd bin Eslem’in zayıf olduğu konusunda ittifak vardır. Ahmed bin Hanbel, Ebû Zur’a, Ebû Hatemi, En-Nesâî, ed-Dârâkutnî ve başkaları onu zayıf görmüştür.
Elbânî: ...“Bana göre ...Zehebî el-Mîzân’da “el-Fiherî”ye yer vererek ona hadis isnad ettikten sonra bunun batıl bir haber olduğunu söyler.” dedi.
İbn Hacer de, el-İsabe’de 3/360’ta aynısını söylüyor ve ilaveten el-Fiherî hakkında şöyle diyor: “Emsali olduğundan muhtemelen bu ondan önceki kişi olabilir. Bu kişi Abdullah bin Muslim bin Ruseyid’tir. İbn Hacer diyor ki: “İbn Hibban onu hadis uydurmakla itham” etti.

Şeyhulislam İbn Teymiyye dedi ki:
"el-Hâkim'in, bu hadisle ilgili rivayeti, onun rededilme nedenlerinden biridir. Çünkü bizzat kendisi "el-Medhal ile Ma'rifeti's-Sahihi mine's-Sakim" isimli eserinde -hadisin ravilerinden- Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem'in babasından mevdu -yani uydurma- hadisler rivayet etiğini söyler, bu işin erbabından düşünebilen bir kimse için böyle bir rivayetin kabul edilemez olduğu aşikardır. Ben derim ki, Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem, hadiscilerin ittifakınca zayıf bir adamdır ve söylediği şeyleri çokça karıştırır. Ahmed b. Hanbel, Ebû Zur'a, Ebû Hatim, Nesâî ve Darakutnî ve daha başkaları onun zayıf olduğunu söylediler. Ebû Hatim İbn Hıbban dedi ki: Farkında olmadan haberleri öyle ters yüz ediyordu ki rivayetlerinin çoğunda murselleri merfu, mevkufları musned haline getiriyordu. Bu sebeble onun rivayetleri terkedilmeyi hak etmişlerdir (Şeyhu'lİslam İbn Teymiyye, Kaidetun Celiletün fi,t-Tevessuli ve-l-Vesile, s. 168-169)

Beyhaki Delail Nubuvve'de ''Abdurrahman İbni Zeyd İbni Eslem zayıf ravilerdendir'' der.

Muhammed Nasıruddin el-Elbânî dedi ki: "Sözün özü, bu hadisin aslı yoktur. Çünkü iki büyük hadis alimi Zehebî ve Askalânî bunun geçersizliğine kesinlikle hükmetmişlerdir. Nitekim yukarıda onlardan bu husus nakledildi (Silsiletu,l- Ehadisi'z-Zaifeti ve,l-Mevdua no : 25 et-Tevessul Envauhu ve Ahkamuhu s.115)

El-Sagani “uydurulmuş” dedi. ( El-Sagani El-Hadis El-Mevzuat sy.7)
El Acluni Uydurma olduğunu söylemiştir( el-Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, II, 214.)

İbnu’l-Cevzi, Zehebi de “Sen olmasaydın dünyayı yaratmazdım” manasındaki bir rivayete yer vermiş ve senedindeki bir râvinin yalancı olduğunu ve bunu uydurma olduğunu belirtmişlerdir. (Zehebi, Telhis, 1/86)
Bu rivayetlerin zayıf olma sebebi; bunların sağlam bir senetle rivayet edilmemesi ve büyük hadis alimlerinin kaynaklarında bunlara yer vermemesi gibi sebeblerdir.

Suyûti (911) dedi ki “bunun aslı yoktur” (Suyuti, Durural Muntasar, no: 330)

El Acluni (1162) dediki “bu söylem genellikle ona itimat eden ve bazı temellerini onun üzerine kuran sufilerde vuku bulur.” (El-Acluni, Keşfu’l-hafa, no. 2016)

el- Elbani derki “bu hadisin aslı yoktur” (Muhammed Nasiruddin El-Elbani, Silsile El-Zayıf, 1/166)
 
Dini konularda yalandan hiç hoşlanmam. Bu uyduruk sözler yerine aşağıdaki sahih hadislere uyun..

Allah Rasûlü (sav) şöyle buyurmuştur:

"Kesinlikle benim ağzımdan yalan uydurmak, herhangi birinin ağzından yalan uydurmaya benzemez."

"Her kim bile bile benim ağzımdan yalan uydurursa, cehennemdeki yerine hazırlansın."

"Her kim de bile bile, benim ağzımdan uydurulmuş, bana ait olmayan bir sözü ben söylemişim gibi anlatır ve aktarırsa o da o sözü uyduran iki kişiden biridir."

Kaynaklar:

Buhârî, Cenâiz 33; Müslim, Mukaddime 4 (4).

Buhârî, İlim 38, Cenâiz 33; Müslim, Mukaddime 2, 3, 4. Ayrıca bkz. Ebû Davud, İlim 4; İbn Mâce, Mukaddime 4; Tirmizî, İlim 8; Menâkıb 20; Dârimî, Mukaddime 25, 50.

Müslim, Mukaddime 8, 19; Tirmizî, İlim 9; İbn Mâce, Mukaddime 5; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 255; V, 14, 19.
 
başlığı okuyunca aklıma nedense tıvorlu ismail geldi, hela vela velvela,

dZpbriww_400x400.jpeg
 
Geri