Laurelindórinan

Konu sahibi son olarak 2 gün önce görüldü
"Her gün akşamüstü, günbatımı zamanı bir gariplik çökerdi içime. Mahallenin her anası, çocuğunu çağırır, üzerlerine yelek giydirirlerdi. Bir ben kalırdım yeleksiz. Üşümesinden korkulmayan, kenarda, terkedilmiş. Anacığım, karanlıklarda dönebilirdi çalıştığı yerlerden eve. Hiçbir zaman da yeleğim olmamıştı. Hep yelek özlemi içinde idim. Kıskanırdım, sırtlarına yelek geçirilen arkadaşlarımı. O yaramaz Mürüvvet gider, bir köşede sessizce ağlayan zavallı bir çocuk gelirdi o saatler."

Bu yelekler yaşamında öylesine önemli bir iz bırakmış ki, Mürüvvet Sim'in. Tam 38 yıldır, durmadan yelek örer o. Ördüklerini sokaktaki kimsesiz çocuklara elleriyle giydirir, bakımevlerine bağışlar, armağan olarak, Anadolu'nun dört bir yanındaki köy çocuklarına gönderir. Yaşamının bir parçası bu yelekler. Eline geçen en küçük bir yün parçası, eski hırkaların sökülmüşleri, hep miniklere yelek oluyor Mürüvvet Sim'in becerikli ellerinde."

18813662_1011973395604392_6040322364890697734_n.jpg
 
Mükremin: Giden gidene ha.

Lütfiye : Öyle giden gidene.

Mükremin: Şu an içimde Lise son sınıfın son cumasının ince kederi var biliyor musun.

Lütfiye: Benim de arkadaşlarla son gülüşmeler hatıra defterine yazılan yazılar. Bana kalbim kadar temiz bu sayfayı ayırdığın içinler. Bu arada senin de herhangi bir okul gününü özlemen enterasan yani.

Mükremin: Bazen düşünüyorum da bu hayat yani her şey, bu gelmeler, gitmeler, koşmalar, durmalar, gülmeler, ağlamalar hepsi sanal be Lütfiye. Yani var da yok aslında, ya da aslında yok da biz varmış gibi davranıyoruz. Misal öksürüyorsun sonra dönüp arkana baktığında sana en uzak olan şey o öksürük..


18952884_1379127938851003_4367064328924524857_n.jpg


19030525_1379127888851008_2524342544007042568_n.jpg
 
Başlığın anlamıda uymuş hani , hadi bakalım.
 
Geri