Lakerdanın Hikayesi

Konu sahibi son olarak 1270 gün önce görüldü


Lakerda...


Sözlük anlamı: "Palamut, torik vb balıklardan dilim dilim kesilerek yapılan salamura."

Balık etinin uzunca süre taze olarak saklanabilmesi için uzun yıllardır kullanılan bir yöntem olan lakerda ancak İspanyolca'dan dilimize geçmiş bir kelime.

La kerrida: İstenince olan şey

cff89bf8d56135f34ff5e8675c88fc73.jpg


Lakerda kelimesi aslında İspanyolca "La kerrida" kelimesinden geliyor. "La kerrida" ise İspanyolca'da "istenince olan/istendikten sonra olan şey" anlamında kullanılıyor.

Aslında her şey İspanyol bir balıkçı babaya dayanıyor.

CVyK08nWsAE6Fwr.jpg:large


İspanya'nın Toledo şehrinde yer alan balık halinin duvarlarında yazılı bir hikaye bize lakerdanın nasıl ortaya çıktığını anlatır türden.

İspanya'da Malaga kıyılarında yaşayan bir Musevi balıkçı Behmuaras. Her gün balığa çıkan Behmuaras tuttuğu balıkların yarısını satıyor, yarısını evine götürüyor. Üç çocuk babası olan balıkçının en küçük çocuğu ise en çok torik balığını seviyor. Balıkçı da çok sevdiği çocuğu için balıktan torik yakalamadan dönmemeye çalışıyor. Ancak torik en zor yakalanan balıklardan biri, çünkü onu tutmak için çok açılmak gerekiyor.

da97de3a72eb44c9fe76b8dfe65c4403.jpg


Bir Şabat günü balıkçı karısının tüm itirazlarına rağmen çocuğu için torik yakalaması gerektiğini söyleyerek denize açılıyor balıkçı. Ancak pazar günüyle başlayan haftanın 7. günü olan Cumartesi, Museviler için mutlak bir iş görmezlik günü olarak saptanmıştır. Şabat, Museviler için kutsaldır ve kişilerin her türlü mesleki işine ara verip kendini ibadete vermesi beklendiği bir gündür. İşte bir Şabat günü denize açılan Musevi balıkçı ne o cumartesi ne de ondan sonraki iki ay boyunca hiç torik balığı yakalayamıyor.

1553ecb094e59cb8fdfb41be0818f1e0.jpg


Bunun üzerine dua ediyor ve tanrıdan onun affetmesini, çocuğuna torik balığı vermesini diliyor. Şabat hazırlıklarının başladığı perşembe günü denize açıldığında ise büyük bir sürüye denk geliyor ve tam 30 adet torik yakalıyor.

Dualarının kabul olduğunu anlayan balıkçı bir karar veriyor ve "Ben bunları satmaktansa tuzlar ve saklarım. Çocuğum da dilediği zaman torik yiyebilir" diyor ve bugün lakerda olarak bildiğimiz yöntemi geliştiriyor.

zAmqjj5b.jpg


Önce balıkları temizliyor, eşit parçaya ayırıyor. İliklerini çıkarıp soğuk suda bekletiyor. Kanını süzdürüp tam 25 gün tuzda sıkıca saklıyor. Sonraları Musevi balıkçı babanın bu keşfi yayılıyor ve İspanyollar bu yiyeceğe lakerda adını veriyor. Yani la kerrida, istenince olan şey.

Bir babanın çocuğu için keşfettiği bu lezzetli yiyecek yıllardır sofralarımıza konuk oluyor ve çok seviliyor.
 
Aa ne guzel bir hikaye.
Aslinda lakerda ve ciroz Istanbul kulturunun bir parcasiymis eskiden
Mesela "uskumru" yok artik eskiden cok varmis ve "uskumru dolmasi"nin en sahanesini yaparlarmis.
Zaten eski Istanbul'lular butun baliklara ismi ile hitap edermis
"cingene palamudu, kestane palamudu, torik, istavrit,uskumru" vs
ama "balik" diyorsa "lufer" oldugunu anlamiyorsaniz Istanbul'lu degilsinizdir :)
Lufer Istanbul'lular icin cok haysiyetli ozel bir balik,
Ahmet Hamdi'nin romanlarinda bile "Lufer" ile karsilasmamiz bundan mutevellit.
Tabi nerede o eski sadece yanaklari ile bir buyuk icebildigimiz "kofana'lar
 
Ragnar ın karısı demeye geldim ama o Lagertha ydı bu baska bişeymiş :d
 
Uzun süre saklanmak amacıyla "Tuzlanmış balık" olarak biliyordum. Uzunca ve güzelce bir hikayeye sahipmiş oysa ki.
 
Neymis bi ozet gecseniz
 
Geri