Lady Gaga Kimdir?

Konu sahibi son olarak 2615 gün önce görüldü
Lady Gaga Kimdir?

Lady Gaga hayatı

Lady Gaga biyoğrafisi

Lady Gaga resimleri

Doğum adı: Stefani Joanne Germanotta
Doğum: 20 Nisan 1986, Yonkers, New York
Tarz(lar): Pop, dans, elektronik, R&B
Meslek(ler): Şarkıcı, Söz yazarı, Go-go dansçısı
Çalgı(lar): Vocals, piano, synthesizer
Ses türü: Mezzo-soprano
Etkin yıllar: 2006 - Günümüz
Etiket(ler): Def Jam (2007), Streamline, Kon Live, Interscope, Cherrytree
Etkilendikleri: David Bowie, Madonna ve Queen
Stefani Joanne Germanotta (d. 20 Mart 1986) bilinen adıyla Lady GaGa, Amerikalı şarkıcı ve söz yazarıdır. Yonkers, New York'ta, babası İtalyan, annesi Yunandır. Kendisine David Bowie, Madonna ve Queen'i örnek almaktadır.
2008 yılında The Fame adını taşıyan ilk stüdyo albümünün piyasaya sunmuştur. Albümden çıkan hit singlelar "Just Dance" ve "Poker Face"tir. "Just Dance" parçasıyla, 2009 Grammy Ödülleri'nde "En İyi Dans Kaydı" dalında ödüle aday gösterilmiştir. "Poker face" adlı şarkısıyla kendine bir çok hayran edinmiştir.
Lady GaGa ilk olarak New York'un meşhur dans kulüplerinde keşfedildi. Onu meşhur eden şarkısının adı Beautiful Dirty Rich idi. Söylediği şarkılar kadar teatral sahne şovu, shock art diye tabir edilen sahne performansları, kendi tasarladığı kostümleri de çok dikkat çekti. Rock ve Pop müzik kadar tiyatroyu da çok sevdiği için sahne şovunun hiçbir zaman müziğinin gerisinde kalmasını istemiyordu. Müzikle tiyatroyu nasıl bir araya getirebileceğini David Bowie ve Queen konserlerini izleyerek öğrendi. Queen klasiği Radio Gaga'dan esinlenerek sahne ismi olarak Lady GaGa'yı seçti.


Müziği ve Kariyeri:

Lady GaGa’yı diğerlerinden ayıran özelliklerin başında şüphesiz kendini pop melodileriyle bezenmiş glam rock ruhuyla pekiştirmesi geliyordu. 2006’da prodüktör Rob Fusari’yle çalışmaya başlayan yıldız o dönemde "Beautiful, Dirty, Rich", "Dirty Ice Cream" ve "Disco Heaven" gibi parçalara imza attı. 19 yaşına geldiğinde Def Jam’le masaya oturdu; fakat orada umduğunu bulamadı ve sadece 3 ay sonra plak şirketiyle yollarını ayırmak zorunda kaldı. Kısa bir süre sonra Vincent Herbert’la tanıştı ve bu sayede hayatı değişti. Ocak 2008’de Interscope ile anlaşan müzisyen, Akon’un da ilgisini çekti. Yaşamına bir süreliğine şarkı yazarı olarak devam etti; fakat daha sonra Akon’ın plak şirketi Kon Live ile kendi solo kariyeri için masaya oturdu. Akon ve Lady GaGa, vakit kaybetmeden RedOne’ın prodüktörlüğünde solo albüm çalışmalarına başladılar. Retro dans ritimlerini, pop nakaratları ve electro-glam’in renkli dünyasıyla birleştirdiler.
Lady GaGa’nın solo albüm için kaydettiği ilk şarkı Mötley Crue’nün "Girls, Girls, Girls" parçasından esinlenerek yazılan "Boys, Boys, Boys" oldu. Parçada AC/DC'nin "T.N.T.” şarkısından örnek kullanıldı. Bu arada Lady GaGa, performans sanatçısı Lady Starlight ile birlikte hayata geçirdiği "Lady GaGa and The Starlight Revue" projesinde 1970lerin parlak disko topu ve bol spreyli saçlarını yeniden gündeme getirdi. 2008’e doğru ilk albümünün çalışmalarını hızlandıran Lady Gaga, slbüme “The Fame” adını verdi. 8 Nisan 2008’de albümün ilk single’ı "Just Dance" piyasaya sürüldü. Amerika’da bir numaraya yükselen bu single’ı 29 Eylül 2008’de çıkan “Poker Face” izledi.Poker Face singelıyla hem şarkı söyleyip hem dans edebileceğini ve bunun yanında kusursuz bir güzelliği olduğunu ispatlamış oldu.Bir servet ödediği bu klip tüm dikkat çekmesini sağladı.
Andy Warhol konseptine uygun bir performans sergilemeyi kafasına koyan Lady GaGa, röportajlarında tıpkı Warhol’un meşhur Fabrika'sına benzer bir ekiple çalıştığını belirtti. GaGa, 2009 Grammy Ödülleri’ne “En İyi Dans Kaydı” dalında aday oldu.


Müziği ve Kariyeri:

Lady GaGa’yı diğerlerinden ayıran özelliklerin başında şüphesiz kendini pop melodileriyle bezenmiş glam rock ruhuyla pekiştirmesi geliyordu. 2006’da prodüktör Rob Fusari’yle çalışmaya başlayan yıldız o dönemde "Beautiful, Dirty, Rich", "Dirty Ice Cream" ve "Disco Heaven" gibi parçalara imza attı. 19 yaşına geldiğinde Def Jam’le masaya oturdu; fakat orada umduğunu bulamadı ve sadece 3 ay sonra plak şirketiyle yollarını ayırmak zorunda kaldı. Kısa bir süre sonra Vincent Herbert’la tanıştı ve bu sayede hayatı değişti. Ocak 2008’de Interscope ile anlaşan müzisyen, Akon’un da ilgisini çekti. Yaşamına bir süreliğine şarkı yazarı olarak devam etti; fakat daha sonra Akon’ın plak şirketi Kon Live ile kendi solo kariyeri için masaya oturdu. Akon ve Lady GaGa, vakit kaybetmeden RedOne’ın prodüktörlüğünde solo albüm çalışmalarına başladılar. Retro dans ritimlerini, pop nakaratları ve electro-glam’in renkli dünyasıyla birleştirdiler.
Lady GaGa’nın solo albüm için kaydettiği ilk şarkı Mötley Crue’nün "Girls, Girls, Girls" parçasından esinlenerek yazılan "Boys, Boys, Boys" oldu. Parçada AC/DC'nin "T.N.T.” şarkısından örnek kullanıldı. Bu arada Lady GaGa, performans sanatçısı Lady Starlight ile birlikte hayata geçirdiği "Lady GaGa and The Starlight Revue" projesinde 1970lerin parlak disko topu ve bol spreyli saçlarını yeniden gündeme getirdi. 2008’e doğru ilk albümünün çalışmalarını hızlandıran Lady Gaga, slbüme “The Fame” adını verdi. 8 Nisan 2008’de albümün ilk single’ı "Just Dance" piyasaya sürüldü. Amerika’da bir numaraya yükselen bu single’ı 29 Eylül 2008’de çıkan “Poker Face” izledi.Poker Face singelıyla hem şarkı söyleyip hem dans edebileceğini ve bunun yanında kusursuz bir güzelliği olduğunu ispatlamış oldu.Bir servet ödediği bu klip tüm dikkat çekmesini sağladı.
Andy Warhol konseptine uygun bir performans sergilemeyi kafasına koyan Lady GaGa, röportajlarında tıpkı Warhol’un meşhur Fabrika'sına benzer bir ekiple çalıştığını belirtti. GaGa, 2009 Grammy Ödülleri’ne “En İyi Dans Kaydı” dalında aday oldu.
 
images
images

images
images

images
images
images
 
Lady Gaga

220px-Lady_Gaga_BTW_Ball_Antwerp_02.jpg


Lady Gaga, 2012 yılında Born This Way Ball kapsamında sahnede.

Genel bilgiler

Doğum adı Stefani Joanne Angelina Germanotta

Doğum 28 Mart 1986 (27 yaşında)
New York City, New York, ABD

Meslekler Şarkıcı, şarkı sözü yazarı, kayıt prodüktörü, dansçı, aktivist, iş kadını, moda tasarımcısı, oyuncu, hayırsever

Etkin yılları 2005–günümüz

Çalgılar Vokaller, piyano, klavyeler Tarzlar Pop, dans, elektronik, rock

Plak şirketi Def Jam, Cherrytree, Streamline, Kon Live, Interscope

Stefani Joanne Angelina Germanotta (İngilizce söyleyişi: /ˈstɛfəniː dʒərməˈnɒtə/; d. 28 Mart 1986), bilinen sahne adıyla Lady Gaga, Amerikalı şarkıcı, şarkı sözü yazarı, kayıt prodüktörü, aktivist, iş kadını, moda tasarımcısı ve oyuncu. New York'ta doğup büyüdü, müzik kariyerine odaklanmadan önce sırasıyla Katolik bir kız okulunda ve New York Üniversitesi'nde öğrenim gördü.

Şarkı söylemeye Manhattan'da bir rock müzik sahnesinde başlayan sanatçı, daha sonraları 2007'de Interscope'un bir alt şirketi olan Streamline Records ile anlaştı. Buradaki ilk döneminde diğer sanatçılar için söz yazan Gaga, bir süre sonra Akon'ın ilgisini çekti. Lady Gaga'nın müzikal ve vokal yeteneğini beğenen Akon, onu yeni kurduğu Kon Live Distribution'a kattı.

Sanatçının 2008 yılında çıkan ilk albümü The Fame ticari ve eleştirel bir başarı yakaladı ve dünya genelindeki listelerde birinci oldu. Albümden çıkan "Just Dance" ve "Poker Face" single'ları uluslararası başarı elde ederek başta Billboard Hot 100 olmak üzere birçok ülkede bir numaraya yükseldi.

The Fame Ball Tour adlı turnesine çıktıktan sonra sanatçı The Fame Monster'ı yayımladı ve bu albümden çıkan "Bad Romance", "Telephone" ve "Alejandro" single'ları da dünya çapında hit oldular. Albümün başarısıyla on sekiz ay süren The Monster Ball Tour tüm zamanların en büyük hasılatını yapan turnelerden biri oldu. En son çıkardığı Born This Way albümü büyük müzik marketlerin çoğunun listesinde bir numara olurken albümden çıkan "Born This Way", "Judas" ve "The Edge of Glory" single'ları da önemli başarı elde etti.

Britney Spears, David Bowie, Michael Jackson, Madonna ve Freddie Mercury'den etkilenen Lady Gaga, giyimi, gösterileri ve video klipleriyle müzik endüstrisine yaptığı gösterişli, farklı ve sıradışı katkılarla tanınmaktadır. Ekim 2011 itibarıyla dünya genelinde 23 milyon albüm ve 64 milyon single satan sanatçının single'ları en çok satan single'lardan bazılarıdır.

Ödülleri arasında beş Grammy Ödülü ve on üç MTV Video Müzik Ödülü bulunmaktadır. Lady Gaga 2010'dan beri Billboard tarafından Yılın Sanatçısı seçilmektedir, VH1'ın Müzikteki 100 Büyük Kadın listesinde dördüncü sırada yer almaktadır, RIAA'e göre ABD'de en çok dijital single satan altıncı sanatçıdır, aralarında 2010 ile 2013 yıllarındaki Dünyanın En Güçlü 100 Kadını Listesi olmak üzere Forbes tarafından hazırlanan listelerde düzenli olarak bulunmaktadır ve Time tarafından dünyadaki en etkili kişilerden biri olarak gösterilmektedir.Müzikal kariyerinin yanında yardım kuruluşlarında görev almaktadır ve LGBT aktivistliği yapmaktadır.
 
Hayatı ve kariyeri

1986–2004: İlk dönem

220px-Upper_West_Side_2007.jpg


Gaga'nın büyüdüğü Manhattan'ın Upper West Side bölgesi şarkılarının pek çoğuna esin kaynağı olmaktadır.

Stefani Joanne Angelina Germanotta, 28 Mart 1986'da New York'ta Cynthia (kızlık soyadı Bissett) ve Joseph Germanotta'nın kızı olarak dünyaya geldi.Sicilyalı/İtalyan kökleri bulunan Gaga, iki çocuğun en büyüğüdür. Moda öğrencisi olan kız kardeşi Natali 1992 doğumludur.

Manhattan'ın Upper West Side bölgesinde, zengin bir şekilde yetişen Gaga, ebeveynlerinin ikisinin de düşük sınıflı ailelerden geldiklerini, annesinin iletişim sektöründe sabah sekiz akşam sekiz çalıştığını, babasının da çok çalıştığını söyledi.

Gaga, Roma Katoliği olarak yetiştirildi. On bir yaşından itibaren Manhattan'ın Upper East Side bölgesindeki özel bir kız Roma Katoliği okuluna gitti.

Lisedeki öğrenim hayatını "çok adanmış, çok çalışkan, çok disiplinli" ama "biraz da güvensiz" olarak tanımlayan Gaga, "Ya çok kışkırtıcı ya da çok tuhaf olduğum için alay konusu olurdum, ben de daha az göze batmaya çalıştım. Uyum sağlayamadım ve ucube gibi hissettim." dedi.

Tanıdıkları, okulda uyum sağlayamadığı konusuna itiraz etti.

Gaga, piyano çalmaya dört yaşında başladı, ilk piyano baladını on üç yaşında yazdı ve açık mikrofon akşamlarında performans sergilemeye on dört yaşında başladı.

Aralarında Gönül Yolu'ndaki Adelaide ve Aptallar Şehri'ndeki Philia olmak üzere lisedeki yapımlarda başrollerde oynadı.

Sanatçı ayrıca The Sopranos dizisinin 2001 yılındaki "The Telltale Moozadell" adlı bölümünde küçük bir rol olan afacan bir öğrenci rolünü üstlendi ve New York gösterilerinin seçmelerine katılıp başarısız oldu.

Liseden sonra annesinin cesaretlendirmesiyle New York Üniversitesi'nin müzikal tiyatro konservatuvarına başvurdu. On yedi yaşında, erken kabul edilen yirmi öğrenciden biri olarak NYÜ'nün yurtlarında yaşamaya başladı.

Şarkı sözü yazma yeteneklerini geliştirmeye ek olarak sanat, din sosyal sorunlar ve politika konularında kompozisyonlar ve pop sanatçıları Spencer Tunick ve Damien Hirst üzerine bir tez yazdı.Gaga ayrıca pek çok rol için seçmelere katıldı ve 2005 yılında MTV'nin Boiling Points adlı reality şovunda yer aldı.

 
2008–10: The Fame ve The Fame Monster

2008 yılında Gaga, kayıt şirketiyle birlikte ilk stüdyo albümü üzerinde yoğun çalışmak için Los Angeles'a taşındı ve Andy Warhol'un Factory'sine benzeyen Haus of Gaga adlı kendi yaratıcı ekibini kurdu.

The Fame ilk olarak 19 Ağustos 2008'de yayımlandı. Gaga, Avrupa'da ve ABD'deki küçük gey kulüplerde şarkı söyleyerek ve New Kids on the Block'un birleşme turnesinin Kuzey Amerika ayağında açılış şarkıcısı olarak albümü destekledi.

Beklenmeyen bir başarı yakalayan ilk single "Just Dance" albümün yayımından dört ay önce yayımlandı; fakat uluslararası listelerin zirvesine Ocak 2009'da çıktı ve albümün satışlarını bir anda arttırarak Gaga'ya ilk Grammy Ödülü (En İyi Dans Kaydı dalında) adaylığını kazandırdı ve dünya çapında en çok satan single'lardan biri oldu.

Gaga daha büyük ve beklenmeyen bir başarıyı "Poker Face" 2009'un başında dünya genelindeki büyük müzik marketlerin çoğunda bir numara olduğu ve 9,8 milyon single sattığı zaman yakaladı. "Poker Face" 52. Grammy Ödülleri'nde Yılın Şarkısı ve Yılın Kaydı dallarında aday gösterilirken En İyi Dans Kaydı dalında ödül aldı.

Gaga 2009'da The Fame Ball Tour'da sahnede.

The Fame'in kendisi Yılın Albümü dalında aday gösterilirken aynı törende En İyi Dans/Elektronika Albümü ödülünü kazandı.

Çağdaş eleştirmenler albümü övdü, albümde Gaga'nın üne olan takıntısı ile zengin ve ünlü yaşam tarzının inceliklerini keşfettiğini, albümün Def Leppard baterileri ve alkışları ile urban şarkıların metal baterilerini birleştiren, 1980'lerin elektropopundan esinlenen ve dans müziği ile belirgin hookların birleşmesinden oluştuğunu belirttiler.

The Fame Almanya, Avusturya, Birleşik Krallık, İrlanda, İsviçre ve Kanada'da bir numara olurken ABD, Avustralya ve 15 ülkede daha ilk beşe girdi.

Albüm ayrıca art arda olmayan 106 hafta boyunca Dance/Electronic Albums listesinin zirvesinde kaldı ve yayımından beri dünya genelinde 12 milyon kopya sattı.

Albümün başarısı 2009 yılında aralarında Billboard dergisinin Yükselen Yıldız ödülü, MTV Video Müzik Ödülleri'nde 9 adaylıktan En İyi Yeni Sanatçı, "Paparazzi" single'ı ile En İyi Sanat Yönetmenliği ve En İyi Özel Efektler dalında toplam 3 ödül olmak üzere pek çok başarı getirdi.

2009'un ilk yarısında Avrupa ve Okyanusya'da The Pussycat Dolls'un Doll Domination Tour adlı turnesinin açılış sanatçısı olduktan sonra 2009'un Mart ve Eylül aylarında gerçekleşen ve eleştirmenlerin beğenisini kazanan altı aylık ilk dünya turnesi The Fame Ball Tour'u başlattı.

Dünyayı dolaşırken Kasım 2009'da yayımlanan sekiz şarkılık bir EP olan The Fame Monster'ı yazdı. Kişisel deneyimlerden ünün karanlık tarafıyla uğraşan her şarkı bir canavar metaforuyla ifade edildi.

Albümün çıkış single'ı "Bad Romance" on sekiz ülkede listelerin zirvesine çıkarken ABD, Avustralya ve Yeni Zelanda'da ilk ikiye girdi ve En İyi Kadın Pop Vokal Performansı ile En İyi Video Klip kategorilerinde ödül kazandırdı; Gaga dijital müzik tarihinde dört milyon satış rakamını geçen üç single'ı ("Just Dance" ve "Poker Face" ile birlikte) olan ilk şarkıcı oldu.

Beyoncé ile düet yaptığı albümün ikinci single'ı "Telephone", En İyi Pop Vokal İş Birliği Grammy Ödülü'ne aday gösterildi ve Gaga'nın Birleşik Krallık'taki dördüncü bir numaralı single'ı oldu; şarkıya çekilen klip tartışmalı olsa da "müzikalitesi, Michael Jackson'ın şovmenliği ve Madonna'nın güçlü cinsel ve kışkırtıcı içgüdüleri" nedeniyle çağdaş eleştirmenlerden olumlu geri dönüşler aldı.

Bir sonraki single'ı "Alejandro"da Gaga ve moda fotoğrafçısı Steven Klein öncekiler kadar tartışmalı bir klip için iş birliğine gitti; eleştirmenler klibin fikirlerini ve karanlık doğasını övdüler fakat bir grup Katolik dine hakaret ettiği için Gaga'ya saldırdı.

Video klipleri etrafında dönen tartışmalara rağmen Gaga, video paylaşım sitesi YouTube'da videoları bir milyar izlenen ilk sanatçı oldu.

2010 MTV Video Müzik Ödülleri'nde Gaga 13 adaylıktan 8'ini kazandı, "Bad Romance" ile ödül aldığı Yılın Video Klibi kategorisinde "Telephone" da aday gösterildiğinden Gaga bu ödül için aynı anda iki kez aday gösterilen ilk kadın sanatçı oldu.

Ayrıca The Fame Monster 53. Grammy Ödülleri'nde altı adaylık elde ederken -ilk albümünün elde ettiği ile aynı sayıda- En İyi Pop Vokal Albüm dalında ödül aldı ve Gaga'nın art arda ikinci kez Yılın Albümü'ne aday gösterilmesini sağladı.

The Fame Monster ve 2010 derlemesi The Remix Gaga'nın Cherrytree Records ile çıkarttığı son albümler oldu. Şirketten ayrılışının nedenleri bilinmezken menejeri Troy Carter, 2011'de şirketin başı Martin Kierszenbaum ile Gaga'nın sanatçıyı yurtdışında tanıtma taktikleri üzerinde çalıştıklarını belirtti.

Gaga 2010'da The Monster Ball Tour'da şarkı söylüyor.

The Fame Monster'ın başarısı Gaga'nın albümün çıkışından birkaç hafta ve The Fame Ball Tour'un bitiminden birkaç ay sonra ikinci dünya turnesi The Monster Ball Tour'u başlatmasına neden oldu.

Mayıs 2011'de sona eren, eleştirmenlerin beğenisini kazanan ve ticari olarak başarılı olan turne bir buçuk yıldan fazla sürdü ve $227,4 milyon hasılatla tüm zamanların en çok hasılat yapan turnelerinden biri oldu.

New York'ta Madison Square Garden'daki konserler HBO'da Lady Gaga Presents the Monster Ball Tour: At Madison Square Garden adlı programda gösterildi. DVD ve Blu-ray olarak yayımlanan program, aday gösterildiği beş Emmy Ödülü'nden birini kazandı.

Gaga ayrıca albümden şarkıları, aralarında "Speechless"ı söylediği ve Kraliçe II. Elizabeth'in de bulunduğu 2009 Royal Variety Performance, açılışında "Poker Face", Elton John ile piyano düeti yaptığı "Speechless" ve "Your Song" şarkıları söylenen 52. Grammy Ödülleri ve moda tasarımcısı ve Gaga'nın yakın arkadaşı Alexander McQueen'e ithaf edilen "Telephone" ile "Dance in the Dark"ın akustik versiyonlarının söylendiği ve Gaga'nın üç ödülle ayrıldığı 2010 BRIT Ödülleri'nin bulunduğu uluslararası etkinliklerde söyledi.

Diğer performanslar arasında Gaga'nın açılış sanatçısı olarak düşünüldüğü Londra'da The O2 Arena'daki Michael Jackson'ın This Is It konser serisi olabilirdi. Gaga "Bana Michael'ın turnesinde açılış sanatçısı olmam teklif edildi." dedi. "O2'da turnenin açılış sanatçısı olacaktık ve bunun için çalışıyorduk. Sanırım sahnede Michael ile düet yapacağımızla ilgili konuşmalar vardı."

2009 yılında Gaga, tüketici elektroniği şirketi Monster Cable Products ile Heartbeats adında üstü mücevherlerle kaplı kulak içi bir kulaklık yapmak için iş birliğine gitti. Gaga "Bunlar ses dalgalarıyla en iyi şekilde ses vermek üzere tasarlanan ilk moda aksesuarları." dedi. Gaga ayrıca Ocak 2010'da Polaroid'in Yaratıcı Yönetmeni oldu.

"Polaroid'in simgesel tarihi ve anlık filmi dijital dönemle harmanlamaktan" heyecanlı olduğunu belirten Gaga, ilk üçlü yeni ürün olan Grey Label'ı 2011 Consumer Electronics Show'da tanıttı.

Fakat eski yapımcısı Rob Fusari ile olan iş birliği nedeniyle, Gaga'nın yapım şirketi Mermaid Music LLC, Mart 2010'da Fusari şirketin gelirlerinden %20 pay iddia edince dava edildi. Gaga'nın avukatı Charles Ortner, Fusari ile olan anlaşmayı "hukuksuz" olarak niteledi ve yorum yapmaktan kaçındı; fakat beş ay sonra New York Yüksek Mahkemesi davayı ve Gaga'nın açtığı karşı davayı reddetti.

Bu çekişmeye ek olarak Gaga'ya sistemik lupus eritematozus teşhisi kondu ama semptomlardan etkilenmediği iddia edildi. Bu açıklamalar hayranlarında üzüntüye neden olurken Larry King ile yaptığı bir röportajda Gaga, semptomlardan kaçınmayı ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemeyi umduğunu belirtti
 
2011–günümüz: Born This Way ve ARTPOP

Gaga ikinci stüdyo albümü Born This Way'i 23 Mayıs 2011'de yayımladı. Elektronik müziğin metal, rock 'n' roll, pop ve ilahi tarzı melodiler ile balyoz etkisi yapan dans ritimleriyle bir evliliği olarak tanımlanan, "gece bizi uyutmayan ve korkutan" şeyler hakkında olduğu söylenen albüm Gaga tarafından "bir peruktan veya rujdan veya kahrolası bir et elbiseden çok daha derin bir şey" olarak nitelendirildi ve Akon albümü dinledikten sonra Gaga'nın müziği "bir üst seviye"ye çıkardığı yorumunda bulundu.

Albüm piyasaya çıktıktan sonra değişik tarzı ve Gaga'nın vokal performansıyla müzik eleştirmenlerinden genelde olumlu geri dönüşler aldı.

Born This Way ABD'de ilk haftasında 1.108 milyon kopya satarak Billboard 200 listesine bir numaradan giriş yaptı ve yirmiden fazla ülkede listebaşı oldu.

Dünya genelinde 8 milyondan fazla satışa ek olarak Born This Way Gaga'nın üçüncü kez art arda aday gösterildiği Yılın Albümü Ödülü dahil üç Grammy Ödülü'ne aday gösterildi.

Mart 2012'de Gaga Born This Way satışları ve Monster Ball Tour geliri dahil $25.353.039 kazançla Billboard'un en çok kazananlar listesinde dördüncü sırada yer aldı.

170px-Lady_Gaga_in_Rome.jpg


Gaga, 2011 yılında Roma'da Europride'da.

Albüm çıkmadan birkaç ay önce Gaga, "Born This Way", "Judas" ve "The Edge of Glory" single'ları ile tanıtım single'ı "Hair"'ı yayımladı. Albümle aynı adı taşıyan çıkış single'ı ilk kez Gaga'nın yumurta şeklinde bir araçtan çıkarak ırk ve cinsel tercihi ne olursa olsun herkesin kabul edilmesini vurguladığı bir performans ile 53. Grammy Ödülleri'nde söylendi.

Single Billboard Hot 100 listesine bir numaradan giriş yaptı ve liste tarihinin on dokuzuncu bir numaradan giriş yapan ve toplamda bininci bir numaralı single'ı oldu.

ABD'de Ekim 2011 itibarıyla üç milyondan fazla dijital satış rakamına ulaşan single, Gaga'nın art arda iki milyon satış rakamını aşan sekizinci single'ı olurken Kasım 2011 itibarıyla dünya genelindeki 8.2 milyon kopya satışla Gaga'nın en çok satan beş single'ından biri oldu.

Eleştirmenler şarkıdaki sanatsal ve kültürel referanslara dikkat çektiler ve Gaga'nın gerçeküstü görüntüler arasında yeni bir ırk doğurduğu klibin konseptini övdüler.

Klibinde Gaga'nın Mecdelli Meryem'i canlandırdığı ve İncil'den İsa ve Yehuda gibi kişilerin de yer aldığı "Judas"' içerdiği dini referanslardan dolayı eleştirilirken klipte rahatsız edici bir şeyin olmadığını düşünenlerin beğenisini kazandı.

"Judas" da önemli müzik marketlerinin çoğunda ilk 10'da yer alırken "The Edge of Glory" ilk olarak dijital ortamda büyük başarı yakaladı, daha sonra single olarak yayınlandı ve Gaga'nın "abartılı" çabalarından arınmış bir klip şarkıya eşlik etti.

"Yoü and I" ve "Marry the Night" albümün diğer single'ları olarak yayımlandı. İkisinin de "çılgın ve hırslı" klipleri cüretlerinden dolayı övgü topladı; fakat önceki iki single kadar başarılı olamadılar. Gaga daha sonra PPL tarafından Birleşik Krallık'ta 2011 yılının en çok çalınan ikinci sanatçısı olarak açıklandı.

Gaga müzikal çalışmalarına deneyimli sanatçı Tony Bennett ile "The Lady Is a Tramp" şarkısında düet yaparak devam etti.

Ayrıca Cher ile uzun zaman önce yazdığını ve nedense bir türlü albümlerine koymadığını belirttiği "yoğun" ve "güzel" bir şarkıda düet yaptı.

Gaga animasyon filmi Gnomeo & Juliet için de Elton John ile düet yaptı. "Hello, Hello" şarkısı Gaga'nın vokali olmadan yayımlandı; ancak filmde düet versiyonu kullanıldı.

2011 yılında canlı performanslarına devam eden Gaga, 13 Temmuz'da Sydney Town Hall'da tek sefere mahsus Born This Way'i tanıtmak için ve eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın 65. doğum günü kutlamaları dolayısıyla sahne aldı.

Gecede Gaga Marilyn Monroe'nun John F. Kennedy'ye yaptığı ünlü performansa atıfta bulunarak sarı peruk taktı ve "Yoü and I"'ın sözlerini değiştirdi.

Şükran Günü'nde Gaga'nın A Very Gaga Thanksgiving adlı programı ekrana geldi. Eleştirmenlerin övgüsünü alan ve 5.749 milyon Amerikalı izleyiciye ulaşan programı Gaga'nın dördüncü EP'si A Very Gaga Holiday takip etti.

Saturday Night Live'daki ikinci performansında albümden şarkılar söyleyip Justin Timberlake ve Andy Samberg ile skeçlerde yer aldı.

Lady Gaga ayrıca ABC'nin Dick Clark's New Year's Rockin' Eve etkinliğinin 40. yıl dönümü nedeniyle Born This Way'den şarkılar söylemek için Times Square'e çıktı ve gece yarısı ünlü Times Square Ball'u New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg ile düşürerek 2012'yi karşılama onuruna erişti. 20 Mayıs 2012'de Gaga, Simpsonlar'ın 23. sezonunun final bölümü "Lisa Goes Gaga"'da konuk oyuncu olarak rol aldı.

Haziran 2012'de Gaga, Coty, Inc. ile birlikte hazırladığı ve Eylül 2012'de dünya genelinde satışa sunulan ilk parfümü Lady Gaga Fame'in duyurusunu yaptı.

Aralık 2012'de Gaga, The Rolling Stones'un 50. yıl konser serisinin final gösterisinde Bruce Springsteen ve The Black Keys ile "Gimme Shelter"ı seslendirdi.

220px-Lady_Gaga_-_The_Born_This_Way_Ball.jpg


Gaga, 2012 yılında Born This Way Ball'da şarkı söylüyor.

Born This Way albümüne destek niteliği taşıyan The Born This Way Ball, 27 Nisan 2012'de Güney Kore'nin başkenti Seul'da başladı.

Dünya genelinde 110 gösteriden oluşan turne, eleştirel ve ekonomik başarı yakalamasına rağmen birçok muhafazakâr yorumcu tarafından tanıtımı yapıldıktan kısa süre sonra kınandı.

Bu erken tartışma, özellikle turnenin Asya ayağındaki çeşitli noktalarda belirginleşti, birçok dinî grup tarafından şeytani ve dinî değerlere karşı olduğu gerekçesiyle protesto edildi ve sonuç olarak Endonezya'nın başkenti Cakarta'daki konser Gaga'ya izin verilmediği için iptal edildi.

Şarkıcı ve organizatörler başlangıçta konserin yapılacağı konusunda iyimser olmalarına rağmen kökten dinci Müslümanların şiddet tehditlerinden dolayı birkaç gün içinde tükenen 52.000 bilete rağmen Gaga konseri iptal etmeye karar verdi.

Sağ kalçasındaki yırtıktan dolayı Gaga, 12 Şubat 2013'te Born This Way Ball turnesinin kalan gösterilerinin iptal edildiğini duyurdu. 20 Şubat 2013'te blogundan kalça ameliyatı olduğunu ve iyileşmekte olduğunu belirtti.

2012'nin başında Gaga, yapımcı Fernando Garibay ile çalışırken yeni albümü ARTPOP'tan şarkılarının gelişmeye başladığını duyurdu.

Gaga'nın menejeri Vincent Herbert, Gaga'nın Born This Way Ball turnesi sırasında bir sonraki albümü için "çılgın ve harika şarkılar" üzerinde çalışacağını duyurdu.

Şarkıcı ayrıca daha önce çalıştığı Tony Bennett ile ortak caz albümü yapmayı planladığını açıkladı. Gaga ilk sinema oyunculuğunu Robert Rodriguez'in yönettiği Machete Kills ile yapacak. 13 Eylül 2013'te vizyona girecek olan filmde şarkıcı La Chameleón karakterini canlandıracak.

25 Aralık 2012'de Gaga, Terry Richardson'ın Gaga'nın hayatı, Haus of Gaga ve "ARTPOP'un yaratılışı" hakkında bir belgesel üzerinde çalıştığını duyurdu.
 
Sanatı

Etkilendikleri

Gaga'ya ailesi küçüklüğünde The Beatles, Stevie Wonder, Queen, Bruce Springsteen, Pink Floyd, The Grateful Dead, Led Zeppelin, Whitney Houston ve Elton John gibi sanatçıları dinletti ve bu sanatçılar çocukluğunda olduğu gibi hâlâ şarkıcıyı etkilemektedir.

Gaga "Ben gerçek bir aile kızıyım. Konu aşk ve bağlılıksa çok eski kafalıyım. Ve böyle tuhaf biri için biraz gerçekçiyim." dedi.

"Ailemle ilgili biraz gelenekselim. Hep böyle oldum."Gaga'ya göre 19 yaşında lupustan ölen halası Joanne Germanotta, kendisinin içinde yaşıyor ve tüm müziğine esin kaynağı oluyor.

Joanne'ın ölüm tarihi Gaga'nın bedeninde dövme olarak bulunmaktadır; Gaga'nın doğumundan 12 yıl önce ölmesine rağmen Gaga "İki kalbim olduğuna gerçekten inanıyorum. Bedenimde iki ruh taşıdığımı düşünüyorum ve onun hayatıyla iyiliğinin kalanını yaşıyorum -bakire olarak öldü, yaşamlarımızda deneyimleyip sevdiğimiz hiçbir şeyi deneyimleyemeden öldü." dedi.

Gaga'nın üzerindeki diğer bir ruhani etki Hintli fizikçi, konuşmacı ve yazar Deepak Chopra'dır. Chopra'yı "gerçek esin" olarak niteleyen Gaga, "Bana her zaman hayatım boyunca hayranlarım için çalışmamı ve hayalimle kaderimi gerçekleştirmemi hatırlatıyor." dedi.

Gaga ayrıca Twitter'da Osho'nun kitabı Creativity'den bir söz paylaştı. Osho ile arasındaki bağlantı sorulan Gaga, onun çalışmalarından etkilendiğini ve kendisi için "isyanın en iyi yolunun yaratıcılık olduğunu" belirtti ve "Eşitlik hayatımdaki en önemli şey." dedi.

170px-IsaacFresno2.jpg
182px-BowieRaR87.jpg


Gaga, Madonna (solda) ve David Bowie gibi sanatçılardan etkilendi.

Müzikal olarak Gaga, dans-pop şarkıcıları Madonna ve Michael Jackson'dan glam rock sanatçıları David Bowie ve Queen gibi sayısız müzisyenden esinlenirken performanslarında Andy Warhol'un tiyatral yeteneklerini kullanmaktadır.

Queen şarkısı "Radio Ga Ga" şarkıcının sahne adına esin kaynağı oldu: "Freddie Mercury'ye bayılırdım ve Queen'in 'Radio Gaga' adında ünlü bir şarkısı vardı. Bu yüzden bu adı seviyorum [...] Freddie özgündü -pop müziğin tamamındaki en büyük kişiliklerden biri." dedi.

Gaga'da kendi yansımasını gördüğünü belirten Madonna ile Gaga sık sık karşılaştırılmaktadır.

Bu karşılaştırmalara yanıt olarak Gaga "Küstah olmak istemem ama pop müzikte devrim yapmayı kendime hedef seçtim. Bir önceki devrim 25 yıl önce Madonna tarafından yapıldı." dedi ve ekledi: "Benden daha çok Madonna'yı seven ve ona bayılan biri yok. Kişisel ve profesyonel olarak en büyük hayranıyım."

Madonna gibi Gaga da kendisini yeniden yaratmaya devam etmektedir ve kariyeri boyunca müzikal olarak Whitney Houston, Grace Jones, Cyndi Lauper, Blondie'nin solisti Debbie Harry, Scissor Sisters, Prince, Marilyn Manson, Yoko Ono ve Britney Spears gibi çeşitli sanatçılardan etkilenmektedir.

Gaga, Spears'tan birçok röportajda bahsetti ve "Britney'nin benden alacağı öğüt yok! Britney Spears popun kraliçesi. Ondan öğreniyordum." dedi.

Gaga ayrıca 2011 MTV Video Müzik Ödülleri'nde Spears'a Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nü verirken "Bize korkusuz olmayı öğretti ve onsuz bu endüstri aynı olmazdı." diyerek sanatçıyı övdü.

Gaga modayı kendisi için önemli bir etkilenme olarak tanımladı ve stil açısından İngiliz eksantrikler Leigh Bowery ile Isabella Blow ve Amerikalı şarkıcı Cher ile karşılaştırıldı.

Gaga çocukken bir şekilde Cher'in tuhaf moda anlayışını özümsediğini ve kendisinin yaptığını belirtti.

Donatella Versace'yi müzü ve İngiliz moda tasarımcısı ve yakın arkadaşı Alexander McQueen'i esin kaynağı olarak varsayan Gaga, bazı çalışmalarına McQueen'i yansıttığında "Lee'yi her giyinişimde özlüyorum." dedi.

Andy Warhol'un Factory'sinden modellenen Gaga'nın kişisel olarak ilgilendiği kendi yaratıcı ekibi Haus of Gaga, şarkıcının pek çok kostümünü, sahne donanımını ve saç modelini yarattı.

Modaya olan düşkünlüğü, "her zaman bakımlı ve güzel" olarak nitelediği annesinden gelmektedir.

"Müzik yazarken sahnede giymek istediğim kostümleri düşünüyorum. Bu her şeyin bir arada olmasıyla ilgili -performans sanatı, pop performans sanatı, moda.

Benim için bu her şeyin bir araya gelmesi ve süper hayranı geri getirmenin gerçek hikâyesi. Ben bunu geri getirmek istiyorum. Hayranların her bir parçamızı yemeyi, tatmayı ve yalamayı isteyecek kadar gerçek imgeler olsun istiyorum."

Gaga podyuma ilk kez Nicola Formichetti'nin kadınlar için yaptığı ilk koleksiyonundan kıyafetlerle Mart 2011'de Thierry Mugler'ın Paris Moda Haftası'ndaki defilesinde çıktı.

O günden beri V dergisinde kendi yaratım süreci, pop kültürü dünyası üzerine yaptığı çalışmaları ve pop kültürünün evrimleşmesine olan uyumu üzerine yazmakta, moda köşe yazarlığı yapmaktadır.

Global Language Monitor, "Lady Gaga"yı Zirvedeki Moda Terimi ilan etti; şarkıcıyla özdeşleşen "pantolonsuz" modası da üçüncü oldu.

Entertainment Weekly şarkıcının kostümlerini on yıllık "en iyiler" listesinin sonuna koydu ve "Muppet'lardan ya da stratejik olarak yerleştirilmiş baloncuklardan yapılmış bir elbise olsun, Gaga'nın sıra dışı giysileri performans sanatını ana akımla buluşturdu." yorumunu yaptı.

Gaga, Haziran 2011'de Amerika Moda Tasarımcıları Konseyi Moda İkonu Ödülü'nü aldı.

Time dergisi Gaga'yı Michael Jackson, Madonna, ve The Beatles gibi esinlendiği sanatçılarla birlikte "Tüm Zamanların 100 Moda İkonu Listesi"ne koydu ve "Lady Gaga aşırı tarzıyla olduğu gibi pop hitleriyle de dile düştü.

Yine de Stefani Germanotta olarak doğan Gaga, plastik baloncuklardan, Kurbağa Kermit kuklalarından ve çiğ etten elbiseler giydi.
 
Müzikal tarz

170px-Gagafameball.jpg


Lady Gaga, The Fame Ball Tour kapsamında plastik baloncuklardan oluşan bir kıyafet giyerken.

Lady Gaga, David Bowie ve Freddie Mercury gibi glam rock müzisyenlerinin yanı sıra Madonna ve Michael Jackson gibi pop müzik sanatçılarından etkilendiğini belirtmektedir.

Daily Record gazetesinden John Dingwall bu konuda şu yorumu yaptı: "Gaga'nın söylediğine göre kendisi Madonna ve son zamanlarındaki Michael Jackson'dan esinlendiğini belirtse de, onun her zaman bir numaralı idolü Freddie Mercury oldu".

Queen grubunun şarkısı olan "Radio Ga Ga"nın da ayrıca sanatçının sahne adındaki baş esin kaynağı olduğu bilinmektedir.

Sanatçı bu konuda şöyle bir yorum yaptı: "Freddie Mercury'yi ve 'Radio Ga Ga' gibi başarılı bir şarkıyı yapmış olan Queen'i hep takdir ederdim.

İşte bu yüzden sahne adımı seviyorum... Freddie eşsizdi ve tüm pop müzik tarihindeki en önemli kişiliklerden biriydi".

Madonna, Rolling Stone dergisine verdiği bir demeçte Lady Gaga'da kendini gördüğünü belirtti.

Daha sonraları Madonna ve kendisi arasında yapılan karşılaştırmalara yanıt olarak Gaga şu beyanatı verdi: "Küstah görünmek istemem, ama benim amacım pop müzikte yeni bir devrim yaratmak. Pop müzik alanında yapılan son devrim yirmi beş yıl önce Madonna tarafından yapıldı".

Moda ikonu/aktris/şarkıcı Grace Jones da Gaga'nın örnek aldığı insanlar arasında yer almaktadır.

Bunun yanında sanatçı, Blondie grubunun solisti Debbie Harry ile de sıklıkla karşılaştırılagelmektedir.

Alice Cooper da Gaga'nın tarzını "varyeteci" olarak tanımladı.[153] Janet Jackson da Gaga hakkında şu demeci verdi: "Gaga'yı çok seviyorum, evet, o ayrıca benim tatlım."

Lady Gaga'nın vokalleri sıklıkla Madonna ve Gwen Stefani ile karşılaştırılırken, yaptığı müzik tarzının da klasik 1980'ler ve 1990'lar Europop'undan esintiler taşıdığı belirtilmektedir.

İlk albümü The Fame'in incelemesi sırasında The Sunday Times gazetesi şöyle bir yorum yaptı: "Müziği, modayı, sanatı ve teknolojiyi bir araya getirirken Gaga, Madonna'yı, Gwen Stefani'nin Hollaback Girl dönemini, Kylie Minogue'un 2001 yılındaki halini ve Grace Jones'un şu andaki durumunu çağrıştırıyor".

Benzer bir şekilde, The Boston Globe gazetesi eleştirmeni Sarah Rodman da şu yorumlara yer verdi: "Açık bir şekilde Gaga'nın örnek aldığı insanların içinde Madonna'dan Gwen Stefani'ye birçok insanın yer aldığını görebiliyorsunuz...".

The Philippine Star gazetesinden Baby A. Gil de şöyle bir beyanatta bulundu: "Yaptığı müzik, dans ve rock müziklerini birleştirmede yapılabilecek en doğru işler".

The Guardian gazetesinden Alexis Petridis ise her şeye rağmen bir sanatçı olarak Gaga'nın özgünlükten yoksun olduğunu belirtti ve şu yorumu yaptı: "Pop müziğin göz kamaştırıcı bir şekilde özgün olmasına gerek yok: sadece ezgilere gereksiniminiz var ve Lady Gaga da ezgilerde oldukça başarılı."

Bunun yanında sanatçının şarkılarının entelektüel uyarıma sahip olmadığı da kimi çevrelerce iddia edilmektedir.
 
Klipleri ve performansları

Sıradışılığı ile tanınan Gaga 2010'da "kana bulanmış" şekilde şarkı söylerken

Sürekli değiştirdiği kıyafetleri, arkadaki dansçıları ve provokatif görselleri ile Gaga'nın klipleri genelde kısa film olarak kabul edilmektedir.

Gaga "Provokatif olmak sadece insanların dikkatlerini çekmek için değildir. İnsanları gerçekten, olumlu olarak etkileyen bir şeyi söylemektir." diye belirtti.

Yaygın feminist temalarına ek olarak bondage ve sadomazoşizm unsurları da içeren Lady Gaga kliplerine şekil veren üç ana tema "seks, şiddet ve güçtür".

Bir eleştirmen "Gaga tecavüz benzeri vodvilyen ve cinsel fantezileri listelerin zirvesine çıkarma ustalığına sahip." diye yazdı.

Başka bir eleştirmen ise "Fiziksel şiddet ya da cinsel istismar olsun veya olmasın, bu klipler kadınların bedenleri üzerindeki erkek iktidarının canlı tasvirlerini sunmaktadır." dedi.

Kendisini "biraz feminist" (erkeklerden nefret eden feminizmi reddetmektedir) olarak tanımlayan ve "cinsellikle kadınları güçlendirdiğini" savunan Gaga,aynı zamanda genç kadınları inandıkları şey uğruna mücadele etmeleri için yüreklendirmektedir.

Ayrıca hayranlarını "daha az yalnız" hissetmeleri için kurtarmaya çalışmaktadır.

Pop eleştirmeni Ann Powers "Gaga sadece tamamen özgün olduğu iddiasını yinelemiyor, ayrıca pop kültüründen kaynaklanan bir kişiliği inşa etmenin bir kişinin doğrularının ifadesi olabileceği hakkında felsefik bir duruşun ve biraz da feminizmin inceliklerini işliyor." dedi.

Sanatçının kliplerinin özetinde ise Rolling Stone "Lady Gaga kliplerine kısıtlama için bakan var mı?" retoriğini kullandı.
 
İmajı

Rolling Stone'un Gaga'yı 2011'de "Pop'un Kraliçesi" seçmesine karşın Gaga'nın müziği, tarzı ve kişiliği ile ilgili farklı görüşler bulunmaktaydı.

Rol model olarak bulunduğu konum, hayranlarına yaşattığı özgüven patlaması, öncü ve moda ikonu olarak sektöre nefes aldırması dolayısıyla dikkat çekmektedir.

Gaga'nın albümleri genelde olumlu yorumlar aldı ve eleştirmenler sanatçının pop müzikteki özgün yerine, popüler kültürdeki yeni hareket ihtiyacına, Gaga'nın modern sosyal konulara getirdiği ilgiye ve sanatının öznel doğasına dikkat çektiler.

Gaga'nın modern kültür üzerindeki etkisi ve küresel üne kavuşması ışığında Güney Karolina Üniversitesi'nden sosyolog Mathieu Deflem 2011'de sanatçının üne kavuşmasının sosyolojik boyurlarını aydınlatmak amacıyla "Lady Gaga ve Ün Sosyolojisi" adlı bir kurs başlattı.

ABD başkanı Barack Obama bir yardım etkinliğinde 16 inç yüksekliğinde topuklu giyen ve dolayısıyla odadaki en uzun kadın olan Gaga ile karşılaştıktan sonra o anı "korkutucu" olarak nitelendirdi.
 
Hayırseverlik

Müzik kariyerinin yanında Gaga birçok yardım kuruluşuna katkıda bulunmuştur. Ayrıca doğal afetlerle mücadele için çeşitli kampanyalara yardım etmiştir.

2010 Haiti depremi kurbanlarının yararına yapılan "We Are the World 25" single'ında yer alması için yollanan daveti reddetmesine rağmen 24 Ocak 2010'da New York'ta Radio City Music Hall'da verdiği konserin gelirini ülkenin yeniden inşasında kullanılmak üzere bağışladı.

Kendi resmî online mağazasının o günlük kazancı da bağışlandı. Gaga yardım fonu için toplamda $500.000 toplandığını açıkladı.

11 Mart 2011'de Tōhoku depremi ve tsunamisi Japonya'yı vurduktan dakikalar sonra Gaga bir mesaj ve Japan Prayer Bracelets için bir bağlantı tweetledi. Bir şirketle ortak tasarladıkları bilekliklerin tüm geliri yardım kuruluşlarına bağışlandı.

29 Mart 2011 itibarıyla bilekliklerden $1,5 milyon gelir elde edildi.

Fakat avukat Alyson Oliver Haziran 2011'de Detroit'te Gaga hakkında bilekliklerin vergilendirildiği ve $3,99 kargo ücreti alındığı iddiasıyla dava açtı.

Ayrıca bilekliklerin tüm gelirinin yardım için kullanılmadığına inandığını belirtti ve kampanyanın denetlenip bileklikleri alanlara paralarının geri ödenmesini talep etti. Gaga'nın sözcüsü davayı "değersiz" ve "yanıltıcı" olarak nitelendirdi.

25 Haziran 2011'de Gaga MTV Japonya'nın Makuhari Messe'de Japon Kızılhaçı yararına düzenlediği yardım gecesinde performans sergiledi.
 
HIV ve AIDS

Gaga ayrıca gençlerin HIV ve AIDS'in riskleri hakkında eğitilmelerine odaklanarak hastalığa karşı verilen savaşa katkıda bulunmaktadır.

Cyndi Lauper ve Gaga MAC Cosmetics'in desteğiyle Viva Glam markası altında ruj satışına başladılar.

Viva Glam Gaga ve Viva Glam Cyndi adı verilen rujların tüm geliri kozmetik şirketinin HIV ve AIDS'i dünya genelinde önlemeyi amaçlayan kampanyasına bağışlandı.

Bir basın açıklamasında Gaga "Viva Glam'in sadece hayır amaçlı aldığınız bir ruj olmasını istemiyorum.

Gece çıkarken rujunuzla birlikte çantanıza bir de prezervatif koymanızı hatırlatmasını istiyorum." dedi.

Rujların satışından HIV ve AIDS'e karşı savaşta kullanılmak üzere $202 milyon'dan fazla gelir elde edildi.
 
Born This Way Foundation

Bir yardımsever olarak Gaga gençlerin güçlendirilmesi ve mutluluğu, kişisel güven, zorbalıkla mücadele, rehberlik ve kariyer gelişimi gibi konulara odaklanan kendi kâr amacı gütmeyen kuruluşu Born This Way Foundation'ı oluşturdu.

Adını 2011 yılında çıkan albümünden alan kuruluşla ilgili Gaga "Annem ve ben bir tutku projesini başlatıyoruz ve adını Born This Way Foundation koyuyoruz.

Birlikte cesaret ve iyilik temelli, dünya genelinde zorbalık ve terk edilmişlikle mücadele edenleri koruyan bir topluluk oluşturuyoruz." dedi.

Kuruluş aralarında John D. and Catherine T. MacArthur Foundation, The California Endowment ve Harvard Üniversitesi'ndeki Berkman Center for Internet & Society'nin de bulunduğu yardım kuruluşlarıyla birlikte çalışacak.

Gaga "Americano" adlı şarkısını ilk kez Meksika'nın Guadalajara şehrinde söyleyip yerel basına ABD'deki adaletsiz göçmen yasalarına dayanamadığını açıklayınca kendisini Arizona'nın göçmen karşıtı yasası SB 1070 ile ilgili tartışmanın içinde buldu.

LGBT topluluğunun sadık bir sözcüsü olan Gaga ayrıca dünya genelindeki LGBT hakları için çabalayan açık sözlü bir aktivisttir.

29 Şubat 2012'de Gaga ve Oprah Winfrey Harvard Üniversitesi'ni ziyaret ederek Born This Way Foundation'ı resmen kurdular.
 
Siyasi aktivizm

Göç ve LGBT savunuculuğu

170px-LadyGaga-EqualityMarch-Crop.jpg


Lady Gaga National Equality March kapsamında 11 Ekim 2009'da konuşma yaparken

Lady Gaga, sanatçı olarak ilk baştaki başarısını eşcinsel hayranlarına atfettiği gibi, geleceğin bir gay ikonu olarak gösterilmektedir.

Kariyerinin başlarında radyolarda dinlenme bakımından sorunlar yaşayan Gaga şu yorumu yaptı: "Benim için dönüm noktası eşcinsel topluluğuydu.

Çok fazla eşcinsel hayranım var ve bana çok sadıklar. Adeta beni yukarı taşıdılar. Onlar hep benim yanımda olacaklar ve ben de onların yanında olacağım. Bir hayran kitlesi yaratmak hiç kolay değil."

Bunun dışında kendi kayıt şirketi Interscope'un birlikte çalıştığı Manhattan-merkezli bir LGBT satış şirketi olan FlyLife'a The Fame albümündeki yazılar aracılığıyla teşekkür eden sanatçı şu satırlara yer verdi: "Sizi çok seviyorum. Bu projedeki ilk kalp atışıydınız. Desteğiniz ve parlaklığınız benim için dünya demek.

Bu harika takımla beraber daima eşcinsel topluluk için savaşacağım." Sanatçı yine Mayıs 2008'de Logo adlı bir LGBT kanalının düzenlediği NewNowNext Ödülleri'nde sergilediği ilk televizyon gösterilerinden birinde "Just Dance"i seslendirdi.

Aynı yıl Haziran ayında aynı şarkıyı San Francisco Pride organizasyonunda seslendirdi.

The Fame adlbümünün yayımlanmasının ardından "Poker Face"in kendi biseksüelliğiyle ilgili olduğunu açıklayan Gaga, Rolling Stone dergisine şu demeci verdi: "Kadınlarla çok içli dışlı olduğumdan dolayı erkek arkadaşlarımın hep gözü korkardı. Bu onları rahatsız ederdi.

Öyle ki 'Ben üçlü yapmak istemiyorum, yatakta sadece sen yetersin' demek zorunda kalıyorlardı."

Mayıs 2009'da The Ellen DeGeneres Show programına konuk olarak katılan sanatçı, DeGeneres'i "kadınlar ve eşcinsel topluluğu için esin kaynağı olduğu için" övdü.

11 Ekim 2009'daki National Equality March etkinliği kapsamında National Mall'daki eğlencede bu etkinliğin "hayatındaki en önemli olay olduğunu" ilan etti. Buradan ayrılırken sevinçli bir şekilde "Tanrı sizi ve eşcinselleri korusun" cümlesini söyledi.

Sanatçı benzer bir davranışı bir ay öncesinde 2009 MTV Video Müzik Ödülleri'nde "En İyi Yeni Sanatçı" dalındaki ödülünü alırken söylemişti.


 
Diskografi

The Fame (2008)

The Fame Monster (2009)

Born This Way (2011)

ARTPOP (2013)

ABD'li pop şarkıcısı Lady Gaga'nın diskografisi; iki stüdyo albümü, üç toplama albüm, dört EP, on altı single, beş promosyon single çalışması ile on yedi video klipten oluşmaktadır. Ekim 2011 itibarıyla Gaga, dünya çapında 23 milyon albüm ve 64 milyon single satışıyla tüm zamanların en çok satan sanatçılarından biridir.

80'lerin müziğinden izler de taşıyan[2] Gaga'nın ilk stüdyo albümü The Fame 19 Ağustos 2008'de yayınlandı. Şubat 2012 itibarıyla dünya genelinde 15 milyondan fazla kopya sattı. Albüm ABD'de kısa sürede iki numaraya yükseldi ve üç kez platin sertifika ile ödüllendirildi.

Ayrıca Avrupa'da da büyük bir başarı elde etti ve Almanya ile Birleşik Krallık'taki listelerin zirvesine yerleşti.

İlk iki single'ı, "Just Dance" ve "Poker Face", ABD'de 1 numaraya yükseldi ve dört milyon kopya satışıyla dört kez platin sertifika kazandı.[9][10] Single'lar ayrıca Avustralya, Kanada ve Birleşik Krallık'ta 1 numaraya yerleşerek uluslararası alanda da başarılı oldu.

Albümden; "Eh, Eh (Nothing Else I Can Say)", birçok ülke listesinde Gaga'nın en düşük sırada yer alan şarkısı olan "LoveGame" ve dünya genelinde birçok ülkede ilk 10'da, Almanya'da ise 1 numarada yer alan "Paparazzi" olmak üzere üç single daha yayınlandı.

Albümün başarısı 18 Kasım 2009'da EP olarak yayınlanan The Fame Monster'ın hazırlanmasının önünü açtı. Avustralya'da 1 numaraya kadar yükselen The Fame Monster, ABD'de 5 numaraya ulaşarak burada platin sertifika aldı.

Albümün esas şarkısı "Bad Romance", on iki ülkede 1; ABD'de 2 numaraya yükselerek uluslararası bir hit oldu. Sonraki single'lar, "Telephone" ile "Alejandro", birçok ülkedeki listelerde ilk 10'a girdi.

"Dance in the Dark" ise bazı bölgelerde albümün dördüncü single'ı olarak yayınlandı ve Avustralya'daki listelerde 24. sıraya kadar çıktı. Gaga'nın ilk toplama albümü olan The Remix, 3 Mart 2010 tarihinde yayınlandı. ABD'de 6. sıraya yükseldi ve Kanada ile Birleşik Krallık'ta ilk 5 içinde yer aldı.

The Remix albümü dünya genelinde 500.000 kopya satarak tüm zamanların en çok satan remix albümlerinden biri oldu.

Şarkıcının ikinci stüdyo albümü Born This Way, 23 Mayıs 2011'de yayınlandı ve ABD'de Billboard 200 listesi dahil olmak üzere 20 ülkede daha 1 numara oldu. Albümle aynı adlı çıkış single'ı "Born This Way" ABD dahil 19 ülkede 1 numara oldu. Albümden daha sonra "Judas", "The Edge of Glory", "Yoü and I" ve "Marry the Night" olmak üzere dört single daha çıktı.
 
Turneler

Tek başına

The Fame Ball Tour (2009)
The Monster Ball Tour (2009–11)
The Born This Way Ball (2012–13)

Ortak

Fame Kills: Starring Kanye West and Lady Gaga (2009–10) (iptal edildi)

Açılış sanatçısı

New Kids on the Block: Live (2008)[191]
Doll Domination Tour (2009)[192]
Take That Presents: The Circus Live (2009)[193]
This Is It (2009–10) (iptal edildi)[194]
 
artpop albümüne bu ney lan mok gibi deyip satın alıp ardından thirty seconds to mars'ın bad romence şarkısına yaptığı kavırdan sonra gaga "parası neyse verelim de konsere gidelim yav." dediğim nadir sanatçılardan biri benim için. görünümü ve giydiği şeylerle evde kalmış kız kurularını andırsa da yaptığı sanatla ilgilendiğim için pek takılmıyorum kendisine. poker face, paparazzi, alejendro, born this way, love game gibi kült şarkılarının yanında mary jane holland ve sexxx dreams şarkılarını pek severim.
 
tüm şarkılarının kliplerinin yanında bloody mary benim için ayrı bi yere sahiptir :D severim kendilerini pek fazla :D
 
Geri