heLen
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Şubat 10, 2013
-
- Mesajlar
- 7,319
-
- Tepkime puanı
- 184
-
- Puanları
- 318
//Bilim adamlarının laboratuvar kazaları ve bunun sonucunda olanlar...//
-Dokuzuncu yüzyılda bir grup Çinli simyacı güherçile, sülfür, arsenik sülfür ve kurubaldan ölümsüzlük iksiri yapmaya çalışırken onun yerine barutu keşfetti...
-Alman bilim adamı Hennig Brand, 1675 senesinde mahzeninde aylarca 50 kova idrar sakladı. İdrarın altına dönüşeceğini umuyordu. Bunun yerine simya ve kimyanın tuhaf bir birleşimiyle anında alevlenebilen yapışkan, parlak bir madde edildi. Bugün bu element fosfor olarak biliniyor...
-1750’lerde İsveçli kimyager Carl Scheele fosfor üretmek için endüstriyel bir yöntem geliştirdiğinde askerler hammadeyi bol miktarlarda sağlıyorlardı. Klorin, oksijen ve nitrojen, ayrıca gliserin ve prusik asit gibi bileşenler de dâhil olmak üzere sekiz farklı elementi de o keşfetti...
-Scheele 43 yaşındayken laboratuvarında ölü bulundu. Sebebi kendi zehirli kimyasallarının tadına bakma eğilimi olabilir...
-Kevlar, kuvvetli yapıştırıcı, selofan, post-it notları, fotoğraflar ve fonograf: Bunların hepsi laboratuvar hatalarıyla bulundu...
-Gerçek hayatta laboratuvar hastalıklarından daha büyük riskler de var. Dünyada kayıtlara geçen son çiçek hastalığı, 1978 senesinde fotoğrafçı Janet Parker’ı öldürdü. Üstelik olay, virüs İngiltere’deki Birmingham Üniversitesi laboratuvarlarından kaçınca yaşandı...
-Kazara keşfettiği penisilinle meşhur olan Alexander Fleming, bakteriyel bir numunenin üzerine hapşırıp sümüğünün mikropları kontrol altında tuttuğunu fark ettiğinde burun pisliğindeki antibiyotik etkili enzimi buldu...
-Okullar ve üniversitelerdeki laboratuvar kazaları, firmalarda yaşanan kazalardan 100 ile 1000 kat daha fazla...
-1938 senesinde DuPont firması kimyageri Roy Plunkett bir kutu tetrafloroetilen gazını açtı ve muhteşem, neredeyse sürtünmesiz beyaz bir toz keşfetti. Buna telflon adını verdi...
-2005’te Çevre Koruma Ajansı, teflon malzemelerinden biri olan perflorooktanoik asidi kanserojen bir madde olarak gösterdi. O şey şu an Amerikalılar’ın yüzde 95’inin kan dolaşımında bulunuyor...
-1943’te İsviçreli kimyager Albert Hoffman kazara parmak uçlarından ufak bir miktar lizerjik asit emdi ve ‘baş dönmesi, görsel bulanıklı, gülme isteği’ yaşamaya başladı. O andan sonra LSD çağı başladı...
-Bir hindiye elektrik vermeye çalışırken Benjamin Franklin kendi vücuduna leyden şişesinden büyük miktarda şok yükledi. Olayı anlatırken “Işık çok güçlüydü ve gürültü de çok yüksekti,” diyerek “Asla tekrar etmesini istemeyeceğim bir elektrik deneyi” olarak tanımladı...
-1965’te astronomlar Arno Penzias ve Robert Wilson, Bell Labs radyo antenlerini ovarak üzerindekki güvercin pisliklerini temizlemeye çalıştılar. Cihazdan gelen can sıkıcı cızırtının bu sebeple çıktığını düşünüyorlardı...
-Sesin Büyük Patlama’nın mikrodalga ekosu olduğu anlaşıldı...
-Dokuzuncu yüzyılda bir grup Çinli simyacı güherçile, sülfür, arsenik sülfür ve kurubaldan ölümsüzlük iksiri yapmaya çalışırken onun yerine barutu keşfetti...
-Alman bilim adamı Hennig Brand, 1675 senesinde mahzeninde aylarca 50 kova idrar sakladı. İdrarın altına dönüşeceğini umuyordu. Bunun yerine simya ve kimyanın tuhaf bir birleşimiyle anında alevlenebilen yapışkan, parlak bir madde edildi. Bugün bu element fosfor olarak biliniyor...
-1750’lerde İsveçli kimyager Carl Scheele fosfor üretmek için endüstriyel bir yöntem geliştirdiğinde askerler hammadeyi bol miktarlarda sağlıyorlardı. Klorin, oksijen ve nitrojen, ayrıca gliserin ve prusik asit gibi bileşenler de dâhil olmak üzere sekiz farklı elementi de o keşfetti...
-Scheele 43 yaşındayken laboratuvarında ölü bulundu. Sebebi kendi zehirli kimyasallarının tadına bakma eğilimi olabilir...
-Kevlar, kuvvetli yapıştırıcı, selofan, post-it notları, fotoğraflar ve fonograf: Bunların hepsi laboratuvar hatalarıyla bulundu...
-Gerçek hayatta laboratuvar hastalıklarından daha büyük riskler de var. Dünyada kayıtlara geçen son çiçek hastalığı, 1978 senesinde fotoğrafçı Janet Parker’ı öldürdü. Üstelik olay, virüs İngiltere’deki Birmingham Üniversitesi laboratuvarlarından kaçınca yaşandı...
-Kazara keşfettiği penisilinle meşhur olan Alexander Fleming, bakteriyel bir numunenin üzerine hapşırıp sümüğünün mikropları kontrol altında tuttuğunu fark ettiğinde burun pisliğindeki antibiyotik etkili enzimi buldu...
-Okullar ve üniversitelerdeki laboratuvar kazaları, firmalarda yaşanan kazalardan 100 ile 1000 kat daha fazla...
-1938 senesinde DuPont firması kimyageri Roy Plunkett bir kutu tetrafloroetilen gazını açtı ve muhteşem, neredeyse sürtünmesiz beyaz bir toz keşfetti. Buna telflon adını verdi...
-2005’te Çevre Koruma Ajansı, teflon malzemelerinden biri olan perflorooktanoik asidi kanserojen bir madde olarak gösterdi. O şey şu an Amerikalılar’ın yüzde 95’inin kan dolaşımında bulunuyor...
-1943’te İsviçreli kimyager Albert Hoffman kazara parmak uçlarından ufak bir miktar lizerjik asit emdi ve ‘baş dönmesi, görsel bulanıklı, gülme isteği’ yaşamaya başladı. O andan sonra LSD çağı başladı...
-Bir hindiye elektrik vermeye çalışırken Benjamin Franklin kendi vücuduna leyden şişesinden büyük miktarda şok yükledi. Olayı anlatırken “Işık çok güçlüydü ve gürültü de çok yüksekti,” diyerek “Asla tekrar etmesini istemeyeceğim bir elektrik deneyi” olarak tanımladı...
-1965’te astronomlar Arno Penzias ve Robert Wilson, Bell Labs radyo antenlerini ovarak üzerindekki güvercin pisliklerini temizlemeye çalıştılar. Cihazdan gelen can sıkıcı cızırtının bu sebeple çıktığını düşünüyorlardı...
-Sesin Büyük Patlama’nın mikrodalga ekosu olduğu anlaşıldı...