Kuvay-i Milliye Destanı

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü

Kuvayi Milliye

Çukurovalı Kuvayi Milliyeciler.

Kuvayı Milliye (günümüz Türkçesi ile Milli Güçler), Anadolu'nun Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan birliklerince işgal edildiği ve Mondros Mütarekesi ile ağır koşulların dayatıldığı dönemde çeşitli yörelerde Osmanlı ordusunun silahlarının alınıp dağıtıldığı günlerde doğan milli direniş örgütlerine verilen isimdir. Kuvayımilliye, Türk Kurtuluş Savaşı'nın da ilk savunma örgütlenmesidir.

Kuvay-i Milliye birlikleri, düzenli ordu kurulana dek, Kurtuluş Savaşında çete ve silahlı savunma kuruluşları olarak büyük yararlılıklar gösterdi. Kuvay-i Milliye adı, önceleri İzmir bölgesinde bulunan ve silahlı direnişçilere verildiği halde sonraları bütün milli hareketi kapsayacak şekilde kullanıldı.

Kuvay-ı Milliye işgalcilere karşı halkın tepkisi sonucu kurulmuştu. Kuvay-i Milliyenin amacı hiçbir devletin ve milletin egemenliğini kabul etmeyen, milletin kendi bayrağı altında özgür ve bağımsız yaşamasıydı. Bölgesel mahiyeti yanı sıra sivil bir yönetim altında savaşan kişilerden oluşuyordu. İzmir Bölgesinin efeleri, güneydoğu bölgesinin çeteleri Kuvay-i Milliyeciler idi. Milli mücadelenin başında milletçe bir direniş hareketi olarak ortaya çıkmış olan bu bölgesel kuruluşlar, daha sonra TBMM'nin kurulması ile birleştirilmiş ve I. İnönü Savaşı sırasında da bütünü ile birlikte düzenli orduya dönüşmüştür.

İlk Kuvayımilliye kıvılcımı yani ilk silahlı direniş Güney Cephesi'nde Dörtyol'da 19 Aralık 1918'de Fransızlara karşı başlamıştır. Bunun en önemli nedeni, Fransızların işgallerine Ermenileri ortak etmeleridir.

İkinci etkili silahlı direniş hareketi (örgütlü ilk Kuvayımilliye hareketi) İzmir'in işgalinden sonra; Kuvayımilliye hareketini, yurtsever bazı subaylar halkı örgütleyerek Ege Bölgesi'nde resmen başlatmışlardır. Batı Anadolu'daki Kuvayımilliye birlikleri düzenli ordu kuruluncaya kadar geçen sürede Yunan birliklerine karşı vur kaç taktiği ile savaşmıştır. Güney Cephesinde (Adana, Maraş, Antep ve Urfa) Kurtuluş Savaşını düzenli ve disiplinli Kuvayımilliye birlikleri yapmıştır.

Yerel sivil örgütlenmeler, çeteler olarak ortaya çıkan Kuvayımilliye, düzenli ordulardan oluşan işgalci güçlere karşı, bugünkü deyimiyle bir gerilla savaşı uygulamıştır.

İlk direniş olayları Güneydoğu Bölgesi'nde Fransızlara karşı görülmüşse de, örgütlü direniş İzmir'in düşmanca ele geçirilmesinden sonra Ege Bölgesi'nde Kuvayımilliye olarak başlamış ve bağımsız yerel örgütlenmeler olarak yayılmıştır. Bölgesel kuruluşlar, daha sonra TBMM'nin kurulması ile birleştirilmiş ve I. İnönü Savaşı sırasında da düzenli orduya dönüşmüştür.

Kuvayımilliye'nin amaçlarının başında hiçbir devletin ve ulusun egemenliğini kabul etmeyerek, Türk Milletinin kendi bayrağı altında yaşama hakkını ve bağımsızlığını oluşturmak gelmiştir.

Mustafa Kemal Paşa Kuvayımilliye'nin kuruluşunu şöyle açıklar:


Hükümet merkezi, düşmanların şiddetli çemberi içindeydi. Siyasal ve askeri bir çember vardı. İşte böyle bir çember içinde yurdu savunacak, ulusun ve devletin bağımsızlığını koruyacak kuvvetlere emrediyorlardı. Bu biçimde yapılan emirlerle, devlet ve ulusun araçları temel görevlerini yapamıyorlardı. Yapamazlardı da.

Bu araçları savunmanın birincisi olan ordu da, ordu adını korumakla birlikte, elbette temel görevini yerine getirmekten yoksundu. İşte bunun içindir ki yurdu savunmak ve korumak olan temel görevi yerine getirmek, doğrudan doğruya, ulusun kendisine kalıyor. Buna kuva-yi milliye diyoruz...

Kuvay-ı Milliye'nin ortaya çıkmasının nedenleri

Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkması

Mondros Ateşkes Anlaşması uyarınca Türk ordusunun terhis edilmesi

İtilaf Devletleri’nin Mondros Ateşkes Anlaşması’nın hükümlerini tek taraflı uygulayarak savunmasız kalan Anadolu’yu yer yer işgal etmeleri

İşgalcilerin halka zulmetmesi

Osmanlı hükümetinin Türk halkının can ve mal güvenliğini koruyamaması

Halkın milliyetçi bilincine sahip olması

Halkın milletini koruyarak bağımsızlığına, bayrağına, egemenliğine, hürriyetine kavuşma isteği

Kuvay-ı Milliye'nin sağladığı faydalar ve özellikleri

Milli Mücadele’nin ilk silahlı direniş gücü olmuşlardır.

Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan sonra Anadolu’nun işgali üzerine başlayan bölgesel hareketlerdir.

Kuvay-ı Milliye birlikleri arasında ilişki az olup, kendi bölgelerini kurtarmaya çalışmışlardır. Tek bir merkeze bağlı değillerdir.

Mondros Ateşkes Antlaşması ile terhis edilen askerler de bu harekete katılmışlardır.

İşgalci güçlere büyük zararlar vermiştir

Düzenli Orduya Zaman Kazandırmıştır.

Halkın işgal altındayken son umudu olmuştur.

Halkın örgütlenmesi birlik,beraberlik ve dayanışma gibi duyguların gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Kuvay-ı Milliye'nin dağılmasının nedenleri

Askerlik tekniğini yeteri kadar iyi bilmemeleri, dağınık, düzensiz olarak mücadele etmeleri.

Düzenli düşman ordularını durduracak güçten yoksun olmaları.

İşgalleri kesin olarak durduramamaları

Hukuk devleti anlayışına ters davranarak suçlu gördüklerini kendileri cezalandırmaları

Anadolu’nun kesin olarak işgallerden kurtarılmak istenmesi

Düzenli orduya geçildiği sırada bazı Kuvayımilliyeciler isyan etmiştir. Demirci Mehmet Efe Ayaklanması I.İnönü Savaşı'ndan önce, Çerkez Ethem Ayaklanması ise I. İnönü Savaşı'ndan sonra bastırılmıştır.

 
KUVA-Yİ MİLLİYE DİRENİŞLERİ

Kuvay-i Milliye Yunanlıların İzmir'i işgal etmeleri ve Anadolu'da ilerlemeleri üzerine kurulan ve düşmana karşı savaşan kuruluşlardı. Kuvay-i Milliye birlikleri düzenli ordu kurulana dek Kurtuluş Savaşı'nda çete ve silahlı savunma kuruluşları olarak büyük yararlılıklar gösterdi. Kuvay-i Milliye adı önceleri İzmir bölgesinde bulunan ve silahlı direnişçilere verildiği halde sonraları bütün milli hareketi kapsayacak şekilde kullanıldı.

Kuvay-ı Milliye işgalcilere karşı halkın tepkisi sonucu kurulmuştu. Kuvay-i Milliyenin amacı hiçbir devletin ve milletin egemenliğini kabul etmeyen milletin kendi bayrağı altında özgür ve bağımsız yaşamasıydı. Bölgesel mahiyeti yanı sıra sivil bir yönetim altında savaşan kişilerden oluşuyordu. İzmir Bölgesinin efeleri güneydoğu bölgesinin çeteleri Kuvay-i Milliyeciler idi. Milli mücadelenin başında milletçe bir direnme hareketi olarak ortaya çıkmış olan bu bölgesel kuruluşlar daha sonra TBMM'nin kurulması ile birleştirilmiş ve I. İnönü Savaşı sırasında da bütünü ile birlikte düzenli orduya dönüşmüştür
 
Kuvay-%C4%B1-Milliye-Destan%C4%B1.jpg


Kuvay-ı Milliye günümüz Türkçesi’nde Milli Güçler anlamına gelmektedir. Anadolu ve Trakya’yı işgal eden yunan, ingiliz, fransız,italyan ve ermenileri Türk vatanından defetmek için yapılan savaşı anlatır. Kuvay-ı Milliye destanı yapay bir destandır.

Destanda anlatılan savaş Osmanlı Türkleri’nin meşhur Kurtuluş Savaşı’dır. Destan şu dizlerle başlar:”Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar; korkak, cesur, câhil, hakîm ve çocukturlar ve kahreden yaratan ki onlardır, destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.”

Destanımıza gelecek olursak 1.Dünya savaşından yenik çıkan Osmanlı devleti artık yok olmanın eşiğindedir. Bu dünya savaşı onların neredeyse herşeylerini elinden almış ve işgal başlamıştı.

Bu işgalde ege ve trakya yunanların,doğu bölgesinin kuzeyi ve trabzon ermenilerin,akdeniz ve ege’nin bir kısmı italyanların, güneydoğu fransızların,ırak günümüzdeki hakkari, şırnak ve mardinde ingilizlerin olacak şekilde paylaşılmıştı.

Bununla da kalmayıp marmara bölgesinin büyük bir bölümü silahsızlandırılmıştı. Doğuda bir kürt devleti kurmak için gereken temellerde atılmaya başlanmıştı.

Düşman için önemli olan Türkleri yenmek değil,Anadoluyu ele geçirmekti ama unuttukları birşey vardı Türkün vatanı uğruna yapamıyacağı hiçbirşey yoktur.

Türk vatansız kalmaz, yok olmaz,silinemez ve onunla savaş yapmak yapılması gereken en son şeydir. Türkiye Türkleri’nin ulu atası Atatürk önce 1919′da Samsuna çıkar. Mustafa Kemal milli mücadele için gereken örgütlenmeyi gerçekleştirmeye başlar.

1920 yılında tamamlayarak 1.Meclis’i açar. Bu meclis ihanet içinde olan İstanbul hükümetinin tanımamakta ve aldığı kararları yok saymaktaydı.

Atatürk silah arkadaşları olan büyük komutanlar Kazım Karabekir ve Ali Fuat Paşa’nın tamamen askeri birliği kurduğunu ve savaşa her an hazır olduklarını duyunca derhal harekete geçer.

Ayrıca meclis milli mücadeleye karşı propaganda yapanları engellemek için İstiklal Mahkemeleri kurmuş ve gereğini yaptırmıştır.

Ardından da 1921 Ağustos’unda Tekalifi Milliye kararları yayınlandı ve böylece halk üzerine düşen ulusal yükümlülükleri yerine getirdi. İç isyanlar ve dış kaynaklı (ermeni,rum ve azınlık) isyanlar aman vermeden bastırıldı.

Cepheler konusuna gelecek olursak büyük kumandan Kazım Karabekir komutasındaki doğu askeri birlikleri 10 gün süren savaştan sonra ermenistan kesin bir yenilgiye uğratıldı ve bugünkü ermenistan-Türkiye sınırları oluşturuldu.

Güney cephesinde ise büyük bir halk önderi ve vatanperver Molla Mehmet Karayılan tarafından girişilen savaşta Türk askeri 6400 şehit verirken karşı tarafa kat ve kat fazlasıyla cevap verilmiştir. Maraş’ta sütçü imam ve Urfa’da Ali tarafından teşkilatlanan Türk ordusu fransızın belini kırmış ve şubat 1921 de Ankara antlaşması ile yurdu terketmişlerdir.

Batı cephesi ise ege ve marmara’nın güneyini kapsıyordu.

Yunanlar bu toprakları işgal ederken,çerkes Ethem’in de saf değiştirerek isyancılara katılması Türk ordusunu zor durumda bıraktı.

Aslında çerkes Ethem düşmana karşı savaşıyordu ama düzenli bir orduya geçilince ve çerkez Ethem’ede bu ordunun emirleri ile hareket etmesi söylenince Ethem saf değiştirmiştir.

Batı cephesine atanan İsmet paşa 1.ve 2.İnönü meydan muharrebeleri ile yunanları bu topraklara gömmüştür.

Daha sonra yunanlar tekrar ilerlemeye çalışmış ve bunun üzerine orduyu devralan Mustafa Kemal ve Fevzi Çakmak,Türk ordusunu hızla Sakarya nehri kıyılarına sürmüştür.

Sakarya meydan muharrebesi ile yunanlar püskürtülmüş ve Atatürk “başkomutan ve mareşal” ünvanlarına sahip olmuştur.

Daha sonra 30 Ağustos 1922′de yunanlar kesin bir yenilgiye uğramış ve toprakları terketmişlerdir. En son olarakta İzmir işgalden kurtulmuş ve anadolu Türk’ün elinde kalmıştır.

Ve büyük zafer “Lozan barış antlaşması”. Oturdukları yerden Ortadoğu’yu,Asya’yı ve Dünya’yı tasarlayan düşmanı bu anlaşma ile oturdukları yere gömmeyi başardık.

Misak-ı Milli hedeflerimizden üç bölgede taviz verdik. Batı Trakya,Musul-Kerkük ve Oniki adalar bölgeleri. Anlaşma 24 Temmuz 1923′te imzalandı ve geçerliliği 100 yıldır. 29 Ekim 1923′tede Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı ilan edilmiştir.


Misak-%C4%B1-Milli-S%C4%B1n%C4%B1rlar%C4%B1nda-T%C3%BCrkiye.jpg
 
Geri