Toplumun size giydirdiği bütün kostümleri çıkartın önce, bütün çıplaklığıyla bir insansınız.
Normları, dinleri, ailenizi ve çevrenizdeki tüm yargıları bir kenara koyun.
Siz bu dünya üzerindeki milyonlarca bedenden birisiniz. Halbuki bize ne kadar uzak değil mi bu düşünce? Kendi kutumuz içinde bir hayat kuruyor ve evcilik oynuyoruz yıllar boyu.
Bir müzik duyuyorum ve dans etmek istiyorum. Bir köşebaşında dans etsem, ritmine uysam dünyanın ne kadar garipserler , hatta
deli olduğumu düşünüp uzaklaşırlar değil mi?
Halbuki ne kadar doğal ve ne kadar harika bir eylemdir dans etmek. Bir sokakta yürürken keyiflenip bir sigara yaktığımızda biraz ıslık çalmaktan bile çekiniyoruz.
Kahve ve sigara boyunca en azından sıyırın kendinizi buradan, sizinle bir yola çıkacağız.
İnsanların gülümsediği, eylemleri başka insanların düşüncesi için değil, yapması gerektiği söylendiği için değil, sadece yapmak istediği için yaptıkları bir yer.
Dans etmek istediğinizde dans edin, biraz şarkı söyleyin, karnınızı doyurmak adına çalışın ve yatacak bir yer için para kazanın biraz.
Yüzünüzde kocaman bir gülümseme ile yürüyün benimle, kırmızı bir kamyonetin saman dolu kasasında viski içen hasır şapkalı çocuklardan biri selam veriyor size bilmediğiniz bir dilde.
Bu kadar mı zor sadece bir insan olduğumuzu anlamak, hep bir adım ötesindeki rahatlığı hayal edip rutin hayatlara hapsetmek kendimizi ne kadar acı.
Üniversite hayaliyle lise bitirip, iş hayaliyle üniversite okuyan çocukların, emekliliğinde yerleşeceği yazlık için çalışan babaları.
Yaşamanın ne demek olduğunun farkına varın!
Yaşamak için öylesine yanıyorum ki, yeni insanlar, yeni kitaplar, yeni şehirler yeni hayatlar için…
Aynı anda binlerce kişi olmak istiyorum, binlerce yerde ve binlerce gülümsemenin içinde binlerce yol ve binlerce renk.
Umut gerek bize, umut.
Kendi kutumuza kendimizi kendi elimizle hapsetmeden yaşamak gerek.
Gülümseyerek yaşamak, yaşamak, yaşamak, yaşamak gerek.
Normları, dinleri, ailenizi ve çevrenizdeki tüm yargıları bir kenara koyun.
Siz bu dünya üzerindeki milyonlarca bedenden birisiniz. Halbuki bize ne kadar uzak değil mi bu düşünce? Kendi kutumuz içinde bir hayat kuruyor ve evcilik oynuyoruz yıllar boyu.
Bir müzik duyuyorum ve dans etmek istiyorum. Bir köşebaşında dans etsem, ritmine uysam dünyanın ne kadar garipserler , hatta
deli olduğumu düşünüp uzaklaşırlar değil mi?
Halbuki ne kadar doğal ve ne kadar harika bir eylemdir dans etmek. Bir sokakta yürürken keyiflenip bir sigara yaktığımızda biraz ıslık çalmaktan bile çekiniyoruz.
Kahve ve sigara boyunca en azından sıyırın kendinizi buradan, sizinle bir yola çıkacağız.
İnsanların gülümsediği, eylemleri başka insanların düşüncesi için değil, yapması gerektiği söylendiği için değil, sadece yapmak istediği için yaptıkları bir yer.
Dans etmek istediğinizde dans edin, biraz şarkı söyleyin, karnınızı doyurmak adına çalışın ve yatacak bir yer için para kazanın biraz.
Yüzünüzde kocaman bir gülümseme ile yürüyün benimle, kırmızı bir kamyonetin saman dolu kasasında viski içen hasır şapkalı çocuklardan biri selam veriyor size bilmediğiniz bir dilde.
Bu kadar mı zor sadece bir insan olduğumuzu anlamak, hep bir adım ötesindeki rahatlığı hayal edip rutin hayatlara hapsetmek kendimizi ne kadar acı.
Üniversite hayaliyle lise bitirip, iş hayaliyle üniversite okuyan çocukların, emekliliğinde yerleşeceği yazlık için çalışan babaları.
Yaşamanın ne demek olduğunun farkına varın!
Yaşamak için öylesine yanıyorum ki, yeni insanlar, yeni kitaplar, yeni şehirler yeni hayatlar için…
Aynı anda binlerce kişi olmak istiyorum, binlerce yerde ve binlerce gülümsemenin içinde binlerce yol ve binlerce renk.
Umut gerek bize, umut.
Kendi kutumuza kendimizi kendi elimizle hapsetmeden yaşamak gerek.
Gülümseyerek yaşamak, yaşamak, yaşamak, yaşamak gerek.