Kutsal Kitaplara göre "Cennet"

Konu sahibi son olarak 2619 gün önce görüldü
Asıl yurt CENNET


Hayatta en fazla neyi istersiniz? Güzel bir ev, gösterişli elbiseler, zenginlik, bolluk, ihtişam v.s. Peki size, dilediğiniz herşeyin anında ve sonsuza kadar sağlanacağı bir mekanın varlığı haber verilse, bunu nasıl karşılardınız? Elbette, büyük bir heyecana kapılır ve hemen bu kusursuz mekanı görmek isterdiniz. Böyle bir mekanda yaşamaya kuşkusuz hiçbir insanın, hiçbir şekilde itirazı olmazdı.

Şimdi bir düşünün. Şimdiye kadar size, güzelliklerin ayaklarınızın altına serileceği, sayısız nimet ve bollukla karşılaşacağınız bir mekanın varlığından hiç bahsedilmedi mi? Kuşkusuz ki bahsedildi. Aslında size ve sizin gibi tüm insanlara tüm istediklerini hazır bulacakları bir yaşamın, 'cennet yaşamının' varlığı mutlaka haber verilmiştir. Yeryüzündeki her insan, ölümünden sonra ahiret yaşamında sonsuz bir cennetin var olduğu bilgisine sahiptir. Cennete girmeye layık görülen her insan, nefsinin istediği herşeyi hazır bulacağı, mükafat ve nimetlerle karşılanacağı, sonsuza kadar güzellikle muhatap olacağı eşsiz bir mekanda yaşayacaktır. Dünyada yaşadığı sınırlı süre ise, bu güzelliklere kavuşabilmesi için kendisine verilmiş bir fırsattır. Allah, dünya hayatındaki imtihanın gereklerini yerine getiren salih kullarına, bu güzel yurdu vaat etmiştir.

O halde insanları, cennet müjdesiyle sevince kapılmaktan alıkoyan, cennete özlem duymalarını ve ona kavuşmak için çaba harcamalarını engelleyen sebep ne olabilir? İnsanlar, acaba neden kendilerine karşılıksız nimetler ve güzellikler verileceğini bile bile, cennet için bir hazırlık yapmazlar? Kuşkusuz bunun en önemli nedeni, insanların bir kısmının cennetin varlığına kesin olarak inanmamaları, bir kısmının da bundan büyük bir şüphe içinde olmalarıdır. İnsanların inançsız veya şüpheci olmalarının kuşkusuz çeşitli sebepleri olabilir. Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken, bu şüphenin kimi zaman bilgi eksikliğinden kaynaklanmasıdır.


Bu bilgi eksikliğinin giderilmesi için başvurulacak yegane kaynak ise Kurandır.

Allah, Kuranda insanlara eşsiz ve sınırsız güzellikleri ile muhteşem bir cennet yaşamı tarif etmiştir. Bu güzelliklerin sınırını bilmeyen, tarif edilen detayların farkında olmayan bir kimsenin, cenneti ve oradaki yaşamı gözünde canlandırması zor olabilir.


Bütün bu bilgiler doğrultusunda sizleri bekleyen asıl yurdun kusursuzluğunu düşünmeli ve oraya layık olabilmek için çaba içinde olmalısınız. Allahın tüm bunları sizlere karşılıksız olarak vereceğini ve tüm bu nimetlere sonsuza kadar sahip olabileceğinizi unutmamalısınız. Tüm bunların yanında, eğer sonsuz güzelliği tercih etmezseniz, tek seçeneğinizin sonsuz azap dolu cehennem olacağını ve cennettekilerin refah dolu yaşamlarını izlerken orada sonsuza kadar sıkıntı, hüzün, azap ve pişmanlık yaşanacağını mutlaka düşünmelisiniz.
 
Cennet bedava , cehennem parayla

Cennet bedava, Cehennem parayla... * Namaz kaç para?

* Abdest kaç para?
* Şehadet kaç para?
* Namuslu yaşamak kaç para?
* Kur’an okumak kaç para?
* Terbiyeli olmak kaç para?
* Şerefli yaşamak kaç para?
* Günahtan korunmak kaç para?
Bir de Cehennemin Fiyat Tarifesine Bakalım;
* Namussuzluk parayla
* Kumar parayla
* İçki parayla
* Zina parayla
* Şerefsizlik parayla
* Haramların hepsi parayla
* Cehenneme giden bütün yollarparayla...
Birileri parayla Cehennemi kucaklıyor da, bedava Cennet’e gelmiyor.
Hem Cehennem'e girmek için sadece para da yetmiyor başka bi takım vasıflarınız da olsması lazım;
* İnkârcı olacaksın.
* Kur’ân-ı Kerîm’i beğenmeyeceksin.
* Dinin emirlerine karşı geleceksin.
* ’ın emirlerini yaşamaya değer görmeyeceksin.
* Bu asırda Kur’ân-ı Kerîm bizi idare edemez, diyeceksin.
* İçki, kumar, zina, hırsızlık, hortumculuk günah değil diyeceksin.
* Fâiz alıp-vereceksin.
* Rüşvet alıp-vereceksin.
* Yalan, dedi-kodu, gıybet, iftira, dalga, dubara ile sarmaş dolaş olacaksın.
* Haram-helâl tanımayacaksın.
* İnsanları aldatacaksın.
* Namaz, oruç, zekât gibi ibâdetlerin semtine bile uğramayacaksın.
* Yetim malını zimmetine geçireceksin.
* Eline geçen imkânları ve fırsatları har vurup harman savuracaksın; yani israf edeceksin.
* Kul hakkını zimmetine geçireceksin. Bu hakla ahirete göçeceksin.
* Konuştuğun zaman yalan söyliyeceksin. Vaad ettiğin zaman yerine getirmiyeceksin. Sana emanet edilene ihanet edeceksin.
* Karının, kızının, oğlunun derbeder yaşantısına göz yumacaksın.
* Menfaatin için mukaddesatını ve mukaddeslerini satacaksın.
* Kendin ve aile efradın için Müslümanca yaşanacak bir ortam oluşturmayacaksın.
* Neslin bozulmasına zemin hazırlayacaksın.(özellikle bu madde birçoğumuzu ilgilendiriyor galiba)
 
Cennette nasıl bir yaşam olacak?

Kuran'daki tasvirlerden, cennette de yaşadığımız dünyadakine benzer bir yaşam olduğu anlaşılmaktadır. Ayetlerde cennetteki mekanlar anlatılır, bu mekanlardaki ihtişamlı mobilyalardan, göz alıcı güzellikteki eşyalardan bahsedilir. Bunlardan başka kullanılan takılardan, cennetteki giyim-kuşamdan, yiyecek ve içeceklerden de örnekler verilir. Dünyadakilerle benzer olarak tarif edilen bu güzelliklerin her birinde cennette var olan ihtişam ve çarpıcılık vurgulanmıştır. Bu tariflerin yanında cennette insanın aklına gelebilecek herşeyin ve ayrıca aklına gelmeyecek güzelliklerin de nimet olarak verileceğinden bahsedilir. Dünyadaki yaşam ve cennetteki yaşam arasındaki en büyük fark hiç kuşkusuz ki dünyadaki eksikliklerin hiçbirinin cennette olmamasıdır. Ayetlerde cennette var olduğu haber verilen inceliklerden ve güzelliklerden bazıları şöyledir:
- Büyük bir mülk ve ihtişam,
- Yüksek konaklar ve köşkler,
- Yükseklere kurulmuş tahtlar,
- Atlastan, ipekten en güzel giysiler
- Altından, gümüşten bilezikler, mücevherler, inciler,

- Altından ırmaklar akan mekanlar,
- Ne sıcak ne de soğuk, tam kararında bir gölgelik,
- Altın tepsiler, kadehler,
- Astarları ağır işlenmiş atlastan yataklar,
- Yeşil yastıklar ve çarpıcı güzellikte döşekler,
- Tadı değişmeyen sütten ırmaklar, süzme baldan ırmaklar,
- Gümüşten billur kaplar ve daha birçokları…
Görüldüğü gibi cennet bir insanın en büyük zevkleri alabileceği, olağanüstü kusursuzlukta bir mekandır. Allah cennetteki ihtişamı bir ayetinde şöyle bildirir:

Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün. (İnsan Suresi, 20)
 
Semavi dinlerde, cennete gitmenin yolu "iyi kul" olmaktan geçiyor. Bu dünyada yaptıklarına karşı mükafat olarak müminlere sunulan cennet, kutsal kitaplarda farklı anlatılıyor. Nerede olduğu ve oraya kabul edilmenin şartları üç dinde de değişik ele alınıyor.


İslamiyet'te cennet, bir şeyi örtmek, gizlemek anlamına gelen "cenn"
kökünden türemiş bir isimdir. Nimetleri gizli olduğu ya da dünya bahçelerine benzetildiği için bu ismi aldığı kabul edilir. Kuran'da cennetin adı, sakinl rinin göz ve gönül zevkini doyuracak bir bahçenin adı olarak geçer. Kuran'da, karşılaştırma ve tercih imkanı vermek için, cennet nimetleri ile cehennem azabı hemen hemen bütün ayetlerde beraber anlatılır. Ancak bu ayetlerden bile cennetin tam bir tablosunu öğrenmek mümkün değildir. İslam araştırmacıları, Kuran'da, sadece tasvir ve temsillerle anlatılan cenneti, bu dünyada kimsenin gerçek anlamıyla kavrayamayacağını; Hz. Peygamber'in bile, bir hadisinde "salih kullarıma öyle nimetler hazırladım ki; ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne de beşerden birinin hatırından geçmiştir" dediğini belirtiyorlar. Bu hadisten, cennetin nimetleri tasvir ve temsil edilse bile, bunun sadece ebedi alemi zihne yaklaştırmak için olduğunu, anlamamız gerekiyor.

Cennette neler var?

Kuran, cennetin nasıl bir yer olduğunu tasvir ederken kolayca
anlaşılabilmesi için dünyevi bir anlatım şekli kullanıyor. Cennetteki nimet
ve imkanların, dünyadaki gibi bitip tükenen cinsten olmadığına dikkat
çekiliyor. Orada su, süt, şarab ve bal ırmakları, meyvesi kolay toplanan bol ağaçlar, altın tabaklar ve kadehler, gözlerin hoşlanacağı, gönüllerin
özleyeceği ne varsa, türlü türlü meyvalar, hurmalıklar, nar ağaçları,
salkımları sararmış muz ağaçları, çeşit çeşit kuş etleri bulunuyor. Cennetle ilgili bu bilgileri, Muhammed suresinin 15., Zuhruf suresinin 70-73. ayetleri, Saffat suresinin 41-42. ile 43-47. ayetlerinde bulmak mümkün.

Kuran yorumcularına göre, cennette acıkma duygusu olmayacak; meyveler sadece lezzet için yenecek. İman edip güzel işler yapan erkek ve kadınları ayrıca, Adn cennetlerinde akan ırmaklar, tahtlar, altın bilezikler, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler bekliyor. (Kehf suresi 18/30-31. ayetler; Tevbe suresi 72. ayet; Zümer suresi 20. ayet).

Kuran'da, cennetin nimetleri anlatılırken, "akan ırmaklar" tabiri sıkça
tekrarlanıyor. Bu anlatımdan, özellikle su için çile çeken çöl insanına
hitap edildiği anlaşılıyor. Ancak Kuran'da anlatılan cennet nimetlerinin
ayrıntıdan çok, özet olduğunu unutmamak gerekiyor. Çünkü zevk ve lezzet anlayışı bölgelere ve iklimlere göre değişebiliyor.

Kuran, cennetin sadece maddi değil, manevi nimetlerinden de sözediyor.
İnşikak suresi 6. ayet, Tevbe suresi 72. ayet, Fecr suresi 27.-30. ayetler,
Kıyamet suresi 20.-23. ayetler, Mutaffifin suresi 15. ayet ve Yunus suresi
26. ayetlerinde geçen manevi nimetler; Allah'a kavuşmak, Allah'ın rızasına ulaşmak ve Allah'ı görmek olarak belirtiliyor. Fakat, Allah'ın görülmesi konusunun ayetlerde açık olmaması, Kelamcılar (Mutezile) ile Ehl-i Sünnet arasında tartışmalara sebep olmuştur. Ehl-i Sünnet alimleri cennette Allah'ın görüleceğini kabul ediyorlar. Yukarıda adı geçen surelerden Yunus suresinin 26. ayeti şöyle: "İyi ve güzel davranışlarda bulunanlara en güzel mükafat yani cennet ile daha da fazlası olarak Allah'ın cemalini görmek var..."

Kuran, cennete gitmek isteyenlerin, dünyada makbul işler yapması gerektiğini bildiriyor: (Secde suresi 17. ayet: "İşte onların dünyada yaptıkları makbul işlere mükafat olarak gözlerini aydın edecek, gönüllerini ferahlatacak hangi sürprizlerin, hangi nimetlerin saklandığını hiç kimse bilemez." Secde suresi 19. ayet: "İman edip, güzel ve makbul işler işleyenlere, yaptıklarına karşılık konukluk olarak Me'va Cennetleri vardır.")

Cennet ne zaman yaratılacak?

İslam araştırmacılarını meşgul eden konulardan biri de, cennetin şu anda var olup olmadığı. Ehl-i Sünnet uleması, cennetin yaratıldığını ve şu anda mevcut olduğunu kabul ediyor. Fakat onlara göre, cennet, dünyada gözlerden saklanmıştır. Bu görüşlerine destek olarak da, Bakara suresinin 35. ayetini ("Ve dedik ki: 'Adem' Eşinle birlikte cennete yerleşin, oradaki nimetlerden istediğiniz şekilde bol bol yeyin, sadece şu ağaca yaklaşmayın. Böyle yaparsanız zalimlerden olursunuz.' "), Ta-Ha suresinin 118-119. ayetlerini (" 'Sen cennette asla açlık çekmeyecek, asla çıplak kalmayacaksın. Orada asla susuzluk çekmez ve güneşin kavurucu sıcağına maruz kalmazsın' ") ve Al-i İmran suresinin 133. ayetini ("Rabbiniz tarafından bir mağfirete, genişliği göklerle yer kadar olan ve müttakiler için hazırlanmış olan bir cennete doğru yarışırcasına koşuşun.") gösteriyorlar.

Buna karşın Bakara suresinin 35. ayetini yorumlayan bazı yorumcular ise, Hz. Adem'in yaşamı anlatılırken bahsedilen cennetin dünyada bir bahçe olduğunu, çünkü Hz. Adem'in dünyada yaratıldığını söylüyorlar. Ta-Ha suresindeki ayetlerde geçen, güneşten kavrulma, susuzluk çekme hisleri de dünyada yaşanacağından Adem'in yaşadığı cennet bu dünyada olmalıdır.

Hz. Adem'in dünyadaki cennette yaratıldığını kabul edenlerden biri de, bu konuda görüşlerine başvurduğumuz Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Eğitimi öğretim üyesi Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı. "Cennet, bostan anlamına gelir. Baktığın zaman toprak görülmeyecek kadar ağaç ve meyve ile örtülü yer, demektir" diyen Prof. Dr. Bayraklı'ya göre, öldükten sonra gideceğimiz cennet yaratılmadı. Çünkü Allah Hz. Adem'i topraktan yarattığını söylüyor; bu nedenle cennette ne toprak ne de şeytan ve günah olur. Hz. Adem'in Arabistan'da Mekke'de yaratıldığını söyleyen Prof. Dr. Bayraklı şu bilgileri veriyor:

"Allah, Hz. Adem'i yeryüzünde yarattım, diyor. Yeryüzünün neresinde olduğunu ise ilk mabedin Kabe olduğunu bildiren ayetten anlıyoruz. İlk mabedi yapan da Hz. Adem. Adem ile Havva'nın cennetten kovulma olayı ise, Allah'ın ceza olarak Arabistan'ı çöle çevirmesi demek. Çöle dönme olayı sırasında Hz. Adem ile Havva birbirini kaybediyor. Yıllarca yalnız yaşıyorlar. Daha sonra Arafat dağında buluşuyorlar. Cennetten indirilme olayı yok. İndirilme olgusu cennetin çöle çevrilmesidir."

Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı, ayrıca Allah'ın cennet ve cehennemi bu dünyada kurulacağını bildirdiğini de söylüyor ve ekliyor:

"İbrahim suresi 48. ayette 'o gün (kıyamet günü) yer başka bir yere, gökler de başka göklere değiştirilir', deniyor. Yani, kıyamet kopunca bu yeryüzü ve gökyüzü kanunları başka ebedi kanunlara dönüştürülerek yine aynı gök ve aynı yer olacak. Bir başka ayette, bu cennetin genişliği ve büyüklüğü, gökler ve yer kadar olacaktır, diyor. Bu ayetlerden cennetin başka bir mekanda değil, dünyada olacağını anlıyoruz."

Mutezile mezhebine göre de, cennet ve cehennem henüz yaratılmamıştır. Bazı bilginler cennetin, bu dünyanın yerine inşa olunacağını söylerken, bazılarına göre cennet göktedir. Buna delil olarak da Necm suresi 14-15. ayeti gösteriyorlar. ("Onun bir başka inişini Sidretu'l-Müntehanın yanında görmüştü. Me'va cenneti de onun yanındadır.") Ancak İslam araştırmacılarına göre, Sidre'nin ne olduğu aydınlığa kavuşmuş değil. Süleyman Ateş'e göre, Hira yakınında bir ağaç ve Peygamberimiz Cebrail'i ilk defa bu ağacın yanında görmüştür. Bu sırada Cebrail ile beraber cennet de kendisine gösterilmiştir.

Kuran'a göre, cennetin genişliği gökler ve yer kadardır (Al-i İmran suresi 133. ayet; Hadid suresi 21. ayet) ve 7 tabakası vardır. Bunlar; Darü'l-Celal, Darü's-Selam (selamet yeri, cennetin ikinci katı), Cennetü'l-Meva, Cennetü'l-Huld, Cennetü'n-Naim, Cennetü'l-And ve Cennetü'l-Firdevs'dir.

Cennet ile ilgili tartışma konuları arasında cennetin sürekli olup olmadığı da bulunuyor. Ehl-i Sünnet'e göre, cennet de cehennem de ebedidir. Ayrıca Kuran'a göre, cennet, yalnızca nimet ve huzur yeri değildir. Yasin suresi 55. ayette cennette iş ve meşgale olacağı belirtiliyor. Ancak bu işin eğlendirici olacağı da vurgulanıyor.

Yahudilik'te cennet

Tevrat'ta açık seçik bir cennet kavramı yer almıyor. Yahudiliğin ilk dönemlerinde, öldükten sonra bir muhakemeye tutulunacağı inancı yoktu. Buna karşın, iyi ya da kötü, bütün insanların öldükten sonra "Şeol" adı verilen yere gideceklerine ya da ruhlarının hep mezarda kalacağına inanılıyordu. Tevrat'ta kıyamet ve berzah'tan sözediliyor ancak ölümden sonra ruhun ne olacağına değinilmiyor.

Tevrat, ölüm sonrasından bahsetmezken; Tevrat'tan sonra Yahudiliğin en büyük kanun ve siyaset kitabı olan Talmut'ta cennet ve cehennem üzerine birçok söz bulunuyor. Buna göre, kötülerin pek azı ebedi olarak Ge-Hinom (cehennem)'da kalacak, ötekiler 12 ay azap çektikten sonra Aden'e girecekler.

Tevrat'ta kesin bir cennet-cehenem kavramının olmayışı, musevilerde mükafat ve ceza olarak her ne varsa hepsinin bu dünyaya ait olduğu, her şeyin hesabının bu dünyada görüleceği, öbür dünyaya hiçbir şey bırakılmayacağı inancını yaygın kılmıştır. Bununla beraber Talmut, bu dünyadaki ceza yanında, iyi kişilerin öteki dünyada yaptıkları iyiliklerin karşılığını göreceklerini bildiriyor. Bu iyi kişilerin ahirette göreceği mükafat ise genel olarak sonsuz hayattır. Yine musevi inancında, cennet, mahşerin sonunda azizlere açılacaktır ve Allah da orada bulunmaktadır. Yahudilik'te Yahve bahçesinden çok sözedilir. Bu sözcük, Allah'ın yarattığı cennetin kendine has yüksek ağaçları bulunan güzel bir bahçe olarak anlamlandırılır.

Hıristiyanlık'ta cennet

Tevrat'ta olduğu gibi, İnciller'de de açık bir cennet anlatımı bulunmaz.
Hıristiyanlık'ta cennet anlayışı, özde, Hz. İsa ile yaşama anlamını taşır.
Hıristiyan anlayışına göre, kurtulmuşlara mahsus hayat, Mesih'le arkadaşlık, onun ruhunun ışığında Allah'ın dediklerini yaparak onun yakın huzurunu hissetmektir. Hıristiyanlar, Hz. İsa'nın yakın bir gelecekte yeryüzüne ineceğine, ondan önce de Deccal'in çıkacağına inanır. Hz. İsa'nın dönüşü, kıyametin en büyük işaretidir. Dönüşle beraber yargılama zamanı da gelip çatmış olacaktır.

Hıristiyanlık'ta cennet, genellikle güneş, ay ve yıldızların üzerinde
hareket ettikleri üç boyutlu, göklerin en yüksek katı olarak düşünülür.
Bunun yanı sıra cennet, Hz. İsa'nın geldiği ve tekrar döndüğü yerdir. Markos İncili'nde "İmdi Rab İsa onlara söyledikten sonra göke alındı ve Allah'ın sağında oturdu" deniliyor. Hıristiyanların bir kısmına göre ise cennet, ruhani gökten bir derece daha aşağıdadır ve cennette yaşayanlar Allah ile karşılaşmayacaktır. Bir grup hıristiyan ise cenneti, Martyr'lerin (Hıristiyanlık'ta din uğruna öldürülmüş kişiler için kullanılan terim) devamlı kalacağı ve ayrıca İsa ile birlikte dünyada hüküm sürecekleri yer olarak kabul eder.

Hz. İsa, cenneti tasvir ederken "birçok meskenler" tabirini kullanıyor.
Hıristiyanlık'ta genel olarak cennete giriş, tevbe eden günahkar kimseyi
Allah'ın affetmesi şeklinde anlatılıyor. Bu şekilde cennete girenlerin ruhları, meleklerle birlikte Tanrı'nın sırlarını inceler ve yeryüzüne tekrar
insanlığa, bilinmeyenleri çözmek üzere geri gelir.

Katolik inancında, cennetle cehennem arası bir yere özellikle önem
veriliyor. İnsan ruhunun, cennete gitmeden önce "berzah" denilen bir yerde kötülüklerden arınacağı kabul ediliyor. Peygamberler ve şehitler
dışındakiler Âraf'ta toplanır. Eğer suçlu değillerse cennete girerler.
Katolikler büyük ayinlerde Âraf'ta kalanlar için dua ederler. Ortodoks ve
Protestan inancında ise Âraf kavramı yok.

Hıristiyanlığın bir başka mezhebi olan ve Teslis'e inanmayan Yehova
Şahitleri'ne göre ise cennet bu dünyadadır. Yeryüzünü ebedi olarak görürler. İnanışa göre, cennet yeryüzünde ihya edildiği zaman İsa yine ölüleri diriltme kudretini kullanacaktır. Yeryüzünde diriltilenler, yeryüzü
cennetinde ebedi hayat alma fırsatına nail olacaklardır.
 
Geri