Mueddeb
Platin Üye
-
- Katılım
- Şubat 19, 2014
-
- Mesajlar
- 16,478
-
- Tepkime puanı
- 209
-
- Puanları
- 323
-
- Konum
- Evden
"Kim birinin ayıbını örterse, Allahü Teala'da onun ayıbını örter" (Hadis_i Şerif)
Ya birinin ayıbını ört, ya da o ayıp gelip seni bulsun.
Zaman o kadar kötü bir zaman ki, en yakınımız bile (eşimiz/kardeşimiz) bizim ayıbımızı arayıp bizi rezil etme çabasında.Halbuki ne güzel demişti peygamberimiz, ayıpları örtün diye.Gördüğünüz bir ayıbı sakın ola kimseyle paylaşmayın diye.Halbuki ayıpları ortaya sermek için çabalıyor insanımız artık.Öyle ki sohbetlerimizin bile odak noktası ayıptan ibaret. Birilerinin yaptığı yanlış ile neden bu kadar yakınen ilgiliyiz? Dönüp kendi ayıplarımızı düzeltmemiz gerekirken başkasının hatasını etrafa yayma çabamız neden ? Acaba başkalarının ayıplarını / hatalarını başkaları ile paylaştığımızda kendimizi daha mı iyi hissediyoruz ? Hata yapma hakkı sadece bizde mi var ? Kafamda fazlaca soru var bu konu hakkında bir türlü cevapyalamadığım.
Değinmeden geçemeyeceğim bir husus daha var, insan kendi ayıbını da örtmeli.Ayıp , yani utanmamıza sebep olacak şeyler Allah ile kul arasında kalmalı.Bunu bir marifetmiş gibi etrafa yaymak da yanlıştır.Kendi günahına başkalarını özendirmektir.İnsanlara kötü örnek olmak demektir.Şimdi bakıyorum ki, herkes doğru/yanlış demeden yaptığı herşeyi ortaya seriyor.Etrafta türlü videolar, fotoğraflar, türlü sohbetler dönüyor.Birbiriyle kavga eden gençlerin videoları izlenme rekorları kırıyor mesela.Kavga etmenin adam dövmenin inceliklerini mi öğrenelim? Nedir amaç?
Biz eğer bir hata yaptığımızda utanabiliyorsak, bunu kimsenin duymasını istemiyorsak hala utanma duygumuzu kaybetmemişiz demektir.Aynı şeyi başkasının da hissettiğini düşünerek hareket edebilsek başkalarının da yüzlerini kızartmamış oluruz.Ben ne yanlışlar bilirim kendi yaptığım , ne hatalarım vardır kimseye anlatmadığım.En büyük ayıbım beni yaradana karşı olmuştur.Ben bir insanım çünkü, yanlışımla ,ayıbımla, günahımla her şeyimle bir insanım.
Yazıyı güzel bir kıssa ve Şeyh Sadi Şirazi'nin bir sözü ile bitirmek istiyorum.Oldukça manidar okumanızı tavsiye ederim
Salihlerden Hatem-i Esam’ın işitmesi gayet sıhhatli oduğu halde “esam” yani “sağır” lakabıyla meşhur olması ibretli bir olaya dayanır. Şöyle ki: Bir gün kendilerine durumunu arz etmek için sıkıntılı bir kadın gelir. Tam meramını anlatmaya başlamıştır ki kadından istemeyerek, kaza ile bir yellenme sesi duyulur. Kadın o an utancından bir mum gibi erir adeta. Hazret ise kadının mahcup olup zor durumda kalmaması için hiçbir şey duymamış gibi, sağırlığa verir ve elini kulağına götürüp “Bacım, kulağım zor işitiyor, biraz yüksek sesle anlat, duyamadım” der. Böylece kadıncağız, kusurunun gizli kaldığını düşünerek rahatlar, meramını yüksek sesle tekrar anlatır. Rivayete göre bu olaydan sonra Hatem Hazretleri, kadının duyup da incinmemesi için, o ölene kadar tam on beş yıl herkese karşı sağırmış gibi davranır. Bu nedenle “Hatim-i Essam” yani “Sağır Hatem” lakabıyla anılır.
Şeyh Sa’di-i Şirazi diyor ki: “Ey akıl sahibi! Gül dikenle beraber bulunur. Senin dikenle ne işin var? Gülü demet yap… Eğer tabiatında yalnız kusurları görmek varsa tavus kuşunda çirkin ayaktan başka bir şey göremezsin.”
Ya birinin ayıbını ört, ya da o ayıp gelip seni bulsun.
Zaman o kadar kötü bir zaman ki, en yakınımız bile (eşimiz/kardeşimiz) bizim ayıbımızı arayıp bizi rezil etme çabasında.Halbuki ne güzel demişti peygamberimiz, ayıpları örtün diye.Gördüğünüz bir ayıbı sakın ola kimseyle paylaşmayın diye.Halbuki ayıpları ortaya sermek için çabalıyor insanımız artık.Öyle ki sohbetlerimizin bile odak noktası ayıptan ibaret. Birilerinin yaptığı yanlış ile neden bu kadar yakınen ilgiliyiz? Dönüp kendi ayıplarımızı düzeltmemiz gerekirken başkasının hatasını etrafa yayma çabamız neden ? Acaba başkalarının ayıplarını / hatalarını başkaları ile paylaştığımızda kendimizi daha mı iyi hissediyoruz ? Hata yapma hakkı sadece bizde mi var ? Kafamda fazlaca soru var bu konu hakkında bir türlü cevapyalamadığım.
Değinmeden geçemeyeceğim bir husus daha var, insan kendi ayıbını da örtmeli.Ayıp , yani utanmamıza sebep olacak şeyler Allah ile kul arasında kalmalı.Bunu bir marifetmiş gibi etrafa yaymak da yanlıştır.Kendi günahına başkalarını özendirmektir.İnsanlara kötü örnek olmak demektir.Şimdi bakıyorum ki, herkes doğru/yanlış demeden yaptığı herşeyi ortaya seriyor.Etrafta türlü videolar, fotoğraflar, türlü sohbetler dönüyor.Birbiriyle kavga eden gençlerin videoları izlenme rekorları kırıyor mesela.Kavga etmenin adam dövmenin inceliklerini mi öğrenelim? Nedir amaç?
Biz eğer bir hata yaptığımızda utanabiliyorsak, bunu kimsenin duymasını istemiyorsak hala utanma duygumuzu kaybetmemişiz demektir.Aynı şeyi başkasının da hissettiğini düşünerek hareket edebilsek başkalarının da yüzlerini kızartmamış oluruz.Ben ne yanlışlar bilirim kendi yaptığım , ne hatalarım vardır kimseye anlatmadığım.En büyük ayıbım beni yaradana karşı olmuştur.Ben bir insanım çünkü, yanlışımla ,ayıbımla, günahımla her şeyimle bir insanım.
Yazıyı güzel bir kıssa ve Şeyh Sadi Şirazi'nin bir sözü ile bitirmek istiyorum.Oldukça manidar okumanızı tavsiye ederim
Salihlerden Hatem-i Esam’ın işitmesi gayet sıhhatli oduğu halde “esam” yani “sağır” lakabıyla meşhur olması ibretli bir olaya dayanır. Şöyle ki: Bir gün kendilerine durumunu arz etmek için sıkıntılı bir kadın gelir. Tam meramını anlatmaya başlamıştır ki kadından istemeyerek, kaza ile bir yellenme sesi duyulur. Kadın o an utancından bir mum gibi erir adeta. Hazret ise kadının mahcup olup zor durumda kalmaması için hiçbir şey duymamış gibi, sağırlığa verir ve elini kulağına götürüp “Bacım, kulağım zor işitiyor, biraz yüksek sesle anlat, duyamadım” der. Böylece kadıncağız, kusurunun gizli kaldığını düşünerek rahatlar, meramını yüksek sesle tekrar anlatır. Rivayete göre bu olaydan sonra Hatem Hazretleri, kadının duyup da incinmemesi için, o ölene kadar tam on beş yıl herkese karşı sağırmış gibi davranır. Bu nedenle “Hatim-i Essam” yani “Sağır Hatem” lakabıyla anılır.
Şeyh Sa’di-i Şirazi diyor ki: “Ey akıl sahibi! Gül dikenle beraber bulunur. Senin dikenle ne işin var? Gülü demet yap… Eğer tabiatında yalnız kusurları görmek varsa tavus kuşunda çirkin ayaktan başka bir şey göremezsin.”