Kuş ölür sen uçuşu hatırla.

Konu sahibi son olarak 177 gün önce görüldü
Vakit buldukça, buraya bir şeyler karalamayı ve sevdiğim şeyleri paylaşmayı düşünüyorum.



https://www.youtube.com/watch?v=x_Ut87lWvvo

Bir yerlerde umudun varlığını hissetmekteyim.
Ne vakit bu müziği dinlesem içimdeki kuşlar uçuşur gider,
Kanatlarım olur notalar
Tamda kırılan kanatlarımın yerinde durur.
Uçmak isterim sonra gökyüzü, bulutlar ve görülmemiş her şeyler…
Zira yeryüzünde görülecek hiçbir şey kalmadı,
ve birileri, yüzüne bakmaya değecek…

Başkaca dünyalara kanat açmak, başkaca şeyleri anımsamak..
Yorgun bir ruh, hissiyatını kaybetmiş bir hüvviyyetle ancak böyle yaşanır diyor insan,
Ancak böyle buralarda, şuralarda dalıp dalıp gider, hayaller kurar.
Umulmadık hayaller hemde.
Hem başkaca nasıl yaşanırdı ki ?
Nasıl nefes alınır ve nefes almaya değer bulunur..

Füruğ Ferruhzâd sesleniyor şimdi bana

“ben ağaçların soyundanım,
ve bu "bayat" havayı solumak kederlendiriyor beni,
ölen bir kuş, uçuşu unutmamayı öğütledi bana”

Bu günlerde bir tuhaf oldum sanıyorum ki okuduğum eserler tahayyül sınırlarımı zorluyor, bambaşkaca alemlere intikal etmem gerektiğini bana anımsatıyor .
bu gün ikindi vakti güneş batmaya yaklaşırken, pencereme yansıyan güneş hûzmesinin alnımda oluşturduğu zuhûrâtı düşleyip bir yandanda sayfalarının yıpranmışlığını hissede hissede okuduğum

“Hüccetu’l-la hi’l-Bâliğa'da” ki şu bab’da Şah Veliyyullah’a kulak veriyorum..

“Bil ki, birçok hadîslere göre varlık içinde maddi olmayan bir âlem vardır.
Orada ma'nâlar, sıfat bakımından kendine münâsip sûretlerle bir misâle girer.
Eşya, yeryüzünde vücûd bulmadan evvel orada tahakkuk eder.
Eşya vücûd bulunca birer ma'nâ ile hüvviyyet kazanır. Alimlerin çoğusuna göre, cisimsiz tanınan bir çok eşya bir yerden bir yere intikal eder. Bir yerden bir yere iner de onları herkes görmez.”


Bu kitaplar insanı bambaşka alemlere götürüyor,
Hem de bir gün geri getirmeyiverse, can-û gönülden “kalayım elbet burada” dedirtecek yerlere…


ve yeniden gözlerimi kapatıp şu dünyanın debdebelerine rağmen fısıldıyorum kendi kulağıma
“kuş ölür, sen uçuşu hatırla”
Bu sözler youtube Vera kanalına aittir.​
 
Son düzenleme:
Her sabah hesabınıza 86.400 TL yatıran bir banka düşünün. Gün boyu istediğiniz kadar parayı harcamakta veya harcamamakta serbestsiniz. Parayı istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Oyunun sadece tek bir koşulu var: harcamayı başaramadığınız meblağ ertesi güne devretmez, akşam hesabınızdan geri çekilir ve bu paranın hiçbir bölümünü ne sebeple olursa olsun saklayamazsınız. Bir önceki günün tutarının tamamını harcamış veya hiçbir bölümünü harcamamış da olsanız ertesi sabah hesabınızda yine 86.400 TL bulacaksınız. Nasıl keyifli değil mi? Farkında olsanız da olmasanız da aslında hepimizin böyle bir bankası var. Adı ''ZAMAN" Her sabah 86.400 Saniye hesabınıza yatıyor ve o gün daha fazlasını asla harcayamıyorsunuz. Kullanamadığınız kısım ise akıp gidiyor ve hesabınızdan siliniyor, hiç devretmiyor. Her gün size yeni bir hesap açılıyor,her akşam günün bakiyesi siliniyor. Eğer günlük hesabınızı kullanmadıysanız, bu zarar sizindir, geriye dönüş yok, yarından avans çekmek yok.. Bugünü, bugünkü hesaptan yaşamalısınız.. Zaman hiç kimseyi beklemez.. Dün artık mazi oldu..Yarın ise muamma.. Bugün ise avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir armağandır.
 




https://www.youtube.com/watch?v=tkABhOWSeak


"tek korkum; yarın ölebilirim, kendimi tanıyamadan..."

der sadık hidayet ,

bu hayatta kimseye hiçbir şeyi tam olarak anlatamayacağını anlamıştı
biri için ölüm kalım meselesi olan,
diğerinin gözünde toz kadardı.
çevresindeki mezarlara baktı ve iyi ki ölüyorlar, dedi içinden.
İnsanoğlunun, hak ettiği için öldüğüne o gün inandı.
Ölene kadar da başka bir şeye inanmadı.
...

dinlediğimiz şiir "Murat Menteş" in kaleminden çıkmıştır.
zannımca içinde farklı ifadeler barındıran bu şiir kesinlikle dini ritüellere bir saygısızlık değil bilakis insanın kendini tanıma yolunda ulaşabildiği en doğal noktadır .
kainata uyum sağlamak için var gücüyle çalışan biz insanoğlunun hikayesidir...

" Şeyhim 14 milyar yıl ne çabuk geçti
Yaş kırk oldu kırklara karışamadım
Ben defterden sildim ölümsüzlüğü
Şeyhim kainata alışamadım."

sadece bu dizeleri bile insanoğlunu serüvenini bir şaiirin gözünden görmeye yeter ...

İnsan da dâhil gelmiş ve gelecek, olmuş, olan ve olacak her şey tek bir bütünün parçasıdır ve beşer ancak bu kâinatın ulvî ahengi ile bir olduğunda insanlığını bulur.
değilse biz bu kainata alışamadık, alışamayacağızda çünkü insan ebediyyet için varedilmiştir
iyiki ölüm hakk...
yoksa dünya çekilecek yer değil ...



son olarakta şu dizeleri buraya bırakayım ,

" Ma bera-yı vasl kerden amedim
Ne bera-yı fasl kerden amedim


 
Son düzenleme:
https://www.youtube.com/watch?v=-GKZJtwIw64

“Eyvah aldandık!
Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik.
O zan sebebiyle bütün bütün zayî ettik.
Evet şu güzarân-ı hayat bir uykudur, bir rüya gibi geçti.
Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar gider.”


Şöyle bir bakıveridim de dünyaya,
hiçbir şeyin sahibi değilim.
Benim zannettiğim ellerime, ayaklarıma dahi hükmedemiyorum.
Kaldı ki zihin denen bu gayrı mağlum alemime nasıl hükmedeyim.

Zamanlar geçti,
Saatler geçti
Dakikalar, saniyeler,saliseler daha da hızlı geçivermek için sırada bekleşiyorlar.
Evimdeki saat sesleri beni korkutup yaklaşan sonu hatırlatıyor.
Çoğu zaman da mutlu oluyorum.
Zor günlerin nasıl geçeceğini, bundan önceki dakikaların nasılda akıverdiği gösteriyor.


Bir gün babama;
-Baba kendine dikkat etmiyorsun , endişeleniyorum senin için demiştim.
Cevaben;
☆ -“İnsanı ölümden eceli korurmuş ” demişti.

Bu sözlerin yeni idrakine varabildim.


 
https://www.youtube.com/watch?v=d5-SgL8QFK0

bir gün daha eksilirken ömür hânemden,
gözümün alabildiğince uzaklara , dağlara baktım.
az ötede mesaisini tamamlamış güneşin usul usul gidişi bile milyarlarca yıldır dönen dünyanın ne kadar yorgun olduğunu âyan beyân kanıtlamıştı.
kimsenin kimseye yetemeyeceğini , birgün herkesin herkesten hızla uzaklaşıp gideceğini duyumsadım.
ne kadar aynı görünsede zâhir , bâtınımız bambaşka hengâmelerle cebelleşmekte idi.
herkesin kendine yeter derdi vardı.
bu fazlaca yorgun ,fazlaca kederli yer yüzünde , yürümeyip yerin dibine girsemiydik…?

değişen düzenler , başkalaşan yaşamlar , inanabiliyormusunuz emeklemeden koşanlar dahi türedi ..
hiçbir şeyi yaşayamaz olduk.
teknolojiyle ayrışan dünyalarımız ,dagılan düzenlerimiz, yıkılan yuvalarımız oldu.
hiç kimse yaşına uygun davranamaz , çocuk çocukluğunu bilmez büyük ağırlığını koyamaz oldu.
yüz yüze bakmadan geçiveren zamanlar oldu ,
ve dahi aynı evde yaşadığımız insanların alnında oluşan çizgileri göremez olduk .

niçin böyle dedim biliyormusunuz ,
birbirimizi göremeden öleceğiz.
aramızdan biri kayıp gidecek birgün,
biri sesizce ayrılacak ve korkum o ki ayrıldığını bile sezemeyeceğiz,
ölülerimizin dahi yasını tutamaz olduk .

kaybedince bilinen bir değerin kime ne fazdası olmuş ki a cânlar… ?

daha ne kadar yüzyüze dururken ,yüzlerimize hasret kalacağız.
daha ne kadar bozulup, parçalanıp ,darmadağınık olacağız…
daha dün
“ şu an yanımda olman ,
seni kaybetme korkusunu yenmem için
yeterli değil anne “
diye yazdığım şiirdeki özne, şu an millerce uzakta iken
ben korkmayayımda kimler korksun a cânlar…

“ dağlarda talan olur mu
dosta hiç yalan.
ölürsem duyan olur mu
şu feleğin işine bak ? ”


 
https://www.youtube.com/watch?v=u7maOTaI5vI

Ah, küçücük gemi, sulara attın şimdi kendini, delisin
Ah, yakarlar seni, dönmezsin bir daha geri, delisin
Ah, peşimde rüzgâr, ne yağmurlar dost ne bir kıyı var,
deliyim
Ah, düşlerim kaldı, yalnızım düşlerim kaldı, deliyim
Kime sorsam dönüşüm yok
Nereye gitsem mavi
Yelkenimde deli rüzgâr
Her yanım tuz, deliyim
Ah, yaralı kalbin, yanıp gidecek yaralı kalbin, delisin
Ah, küçücük gemi, dönmezsin bir daha geri, delisin
Ah, deniz olayım, tuzumu rüzgârda savurayım, deliyim
Ah, ne yelken ne yel, köpüklerde kaybolayım, deliyim
Kime sorsam dönüşüm yok
Her gemi biraz deniz
Her yanım mavi, her yanım yel
Her yanım tuz
Deliyim

 
Son düzenleme:
Geri