Kurnaz tilki ile akılsız teke masalı
kurnaz tilki ile akılsız teke
Geçmiş zamanlarda tilkinin biri, ormanda avlanmak için dolaşırken çok susamış. Biraz yürüdükten sonra karşısına bir kuyu çıkmış.
Kuyunun üstüne çıkıp, "Bu kuyudan nasıl su içebilirim?" diye düşünürken bir anda ayağı kaymış ve kuyuya düşmüş.
Zavallı tilki çok uğraşmış ama bir türlü kuyudan çıkamamış.
Çaresizce sonunu beklerken oradan geçmekte olan bir tekenin senini duymuş.
Teke de çok susadığı için kuyunun başına gelmiş. "Buradan nasıl su içebilirim?" diye kuyunun içine bakarken bir de ne görsün? Kuyuda bir tilki!
Hemen tilkiye sormuş, "Bu suyun tadı güzel mi, içilir mi?"
Tilki kurnazca gülmüş. Sonra da suyu bir övmüş bir övmüş ki tekenin ağzının suyu akmış.
Tilki, "Hadi ne duruyorsun? İn aşağı, suyun tadına bayılacaksın." deyince teke sevinçle kuyuya atlamış.
Kana kana su içip susuzluğunu giderdikten sonra aklı başına gelmiş.
Tilkiye, "Eee, nasıl çıkacağız buradan?" diye sormuş.
Tilki, "Sen hiç merak etme teke kardeş. Ben buradan ikimizi de kurtarmanın yolunu biliyorum.
Sen şimdi doğrulup ön ayaklarını duvara dayar, omuzlarını da havaya dikersin. Ben de senin üstüm tırmanıp kuyudan çıkar, sonra seni çekerim." demiş.
Tilkinin bu teklifini çok beğenen teke, hemen kabul etmiş ön ayaklarını duvara dayamış. Tilki, tekenin bacaklarına basıp omuzuna tırmanmış, oradan da zıplayıp kuyudan çıkmayı başarmış..
Sonra kuyunun başından, aşağıdaki tekeye bakıp, "Ey teke! Senin çenendeki kıllar kadar kafanda da akıl olsaydı, nasıl çıkacağımı düşünmeden bu kuyuya inmezdin.
Kusura bakma seninle zamanınıı öldüremem, işim gücüm var benim." demiş ve oradan uzaklaşmış.
Siz siz olun, sonunun ne olacağını düşünüp araştırmadan hiçbir işe girişmeyin. Çünkü iyice düşünülmeden girişilen işlerin sonu pişmanlıkla neticelenir.
kurnaz tilki ile akılsız teke
Geçmiş zamanlarda tilkinin biri, ormanda avlanmak için dolaşırken çok susamış. Biraz yürüdükten sonra karşısına bir kuyu çıkmış.
Kuyunun üstüne çıkıp, "Bu kuyudan nasıl su içebilirim?" diye düşünürken bir anda ayağı kaymış ve kuyuya düşmüş.
Zavallı tilki çok uğraşmış ama bir türlü kuyudan çıkamamış.
Çaresizce sonunu beklerken oradan geçmekte olan bir tekenin senini duymuş.
Teke de çok susadığı için kuyunun başına gelmiş. "Buradan nasıl su içebilirim?" diye kuyunun içine bakarken bir de ne görsün? Kuyuda bir tilki!
Hemen tilkiye sormuş, "Bu suyun tadı güzel mi, içilir mi?"
Tilki kurnazca gülmüş. Sonra da suyu bir övmüş bir övmüş ki tekenin ağzının suyu akmış.
Tilki, "Hadi ne duruyorsun? İn aşağı, suyun tadına bayılacaksın." deyince teke sevinçle kuyuya atlamış.
Kana kana su içip susuzluğunu giderdikten sonra aklı başına gelmiş.
Tilkiye, "Eee, nasıl çıkacağız buradan?" diye sormuş.
Tilki, "Sen hiç merak etme teke kardeş. Ben buradan ikimizi de kurtarmanın yolunu biliyorum.
Sen şimdi doğrulup ön ayaklarını duvara dayar, omuzlarını da havaya dikersin. Ben de senin üstüm tırmanıp kuyudan çıkar, sonra seni çekerim." demiş.
Tilkinin bu teklifini çok beğenen teke, hemen kabul etmiş ön ayaklarını duvara dayamış. Tilki, tekenin bacaklarına basıp omuzuna tırmanmış, oradan da zıplayıp kuyudan çıkmayı başarmış..
Sonra kuyunun başından, aşağıdaki tekeye bakıp, "Ey teke! Senin çenendeki kıllar kadar kafanda da akıl olsaydı, nasıl çıkacağımı düşünmeden bu kuyuya inmezdin.
Kusura bakma seninle zamanınıı öldüremem, işim gücüm var benim." demiş ve oradan uzaklaşmış.
Siz siz olun, sonunun ne olacağını düşünüp araştırmadan hiçbir işe girişmeyin. Çünkü iyice düşünülmeden girişilen işlerin sonu pişmanlıkla neticelenir.