Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Diyetisyen Ayşe Korkmaz, ailesinde kalp hastalığı, hipertansiyon ve diyabet gibi kronik sorunlar olanların; gastrit, ülser gibi mide rahatsızlığı bulunanların ve ileri yaşlardakilerin bayram beslenmesine daha fazla dikkat etmesini öneriyor.
Pişirme sırasında etin yağsız kısımlarını tercih etmek ve pişirme yöntemi olarak ızgara veya haşlama yöntemini kullanmak gerektiğini belirten Korkmaz, “Et kavrularak veya kızartılarak pişirilmemeli ve pişirme sırasında kuyruk yağı, tereyağı gibi doymuş yağlar kullanılmamalı. İçerisindeki doymuş yağ oranı yüksek olan kırmızı et yanında, dengeli bir karışım sağlamak için az zeytinyağı konulmuş salata dengeyi sağlayabilir” diyor ve et tüketiminde dikkat edilecek diğer noktaları şöyle sıralıyor:
KAVURMAYA YAĞ KOYMAYIN, SAKATATI KONTROLLÜ TÜKETİN
“Ülkemizde kurban bayramlarında yapılması gelenek haline gelmiş olan kavurmanın içine tereyağı ve kuyruk yağı konulmadan, kendi suyu ile kısık ateşte pişirilmelidir. Etin içeriğinde bulunan yağ, yemeğin lezzeti için yeterli olduğundan ayrıca yağ eklemeye gerek yoktur. Mangal sırasında etlerin kömürleşmemesine, dışı pişen, içi çiğ kalan etlere dikkat edilmelidir. Ayrıca yüksek risk taşıyor olmasından dolayı çiğ köfte tüketiminden kaçınılmalı. Kurban bayramlarında genelde sakatat tüketimi de arttığı için özellikle kolesterolü ve kalp-damar hastalığı riski yüksek olan kişilerin sakatat tüketiminden kaçınmaları gerekiyor. "
BAYRAM BESLENMESİNDE BUNLARA DİKKAT
• Güne hafif bir kahvaltı ile başlanmalıdır. Aşırı miktarda yemekten kaçınıp az ve sık yemek yenmeli.
• Yemek pişirme yöntemi olarak kızartmalar yerine, ızgara veya haşlama tercih edilmeli.
• Ağır hamur tatlıları, şeker, aşırı yağlı, çok tuzlu, kalori açısından yoğun yiyecekler yerine, sebze ve meyve tüketimine ağırlık verilmeli.
• Bayram ziyaretlerinde ikram edilen hamur tatlılar tadımlık miktarlarda yenmeli. Bir sonraki yapacağınız ziyarette yine ikram yapılacağı ve bunun büyük olasılıkla tatlı olacağı unutulmamalı.
• Ayrıca çikolataya ve şekere alternatif olarak vitamin, mineralden zengin olan ve posa içeriği yüksek olan kuru meyveler, ceviz, fındık gibi kuruyemişler ikram edilebilir.
• Çay, kahve gibi kafeinli içecekler fazla tüketilmemeli.
• Bayramda bilinçsizce çikolata ve tatlı tüketilir. Fazla çikolata ve tatlı tüketimi, mide yanması, bağırsak bozuklukları gibi şikâyetlere neden olur. Bu nedenle alternatif olarak kuru meyveleri tercih edebilir.
• Diyabetliler, kalp hastaları, yüksek tansiyonu olanlar ve özel beslenme tedavisi uygulayanlar bu tedavilerini bozmamalıdır
Kurban kesmek bir acımasızlık örneği değildir. Tam aksine bütün sene boyunca nefisleri adına hayvan kesen insanların senede bir tek gün Allah adına kurban kesmeleri
o kurbanı Yaratan'ın emrini yerine getirmenin bir gereğidir.
Böylece hayatını kurban olarak feda eden hayvanlar
Yaratan'ın emriyle şiddetin değil şefkatin muhatabı olarak ibadet kurbanı olma şerefine de erişmiş olurlar.
Nitekim kurbanlık hayvanını ite kaka götürerek ayağını bağlayıp yere yatırdıktan sonra bıçağını bilemeye başlayan adama Efendimiz (sas)'in ikazı düşündürücü olmuştur:
-Ey Allah'ın kulu! Bu ne acımasızlık böyle? Kurbanı kesim yerine eziyet etmeden götür
zahmet vermeden yatır
acı çektirmeden şefkat kurbanı olarak görevini bitir!
Bu sebeple
Allah adına kurban kesen Müslüman
fevkalade dikkatli ve şefkatli davranır
hayvana eziyet ederek götürmekten
zahmet vererek yatırmaktan
kesim anını uzatarak acı vermekten olanca dikkatiyle kaçınır. Hatta kurbanı keserken dahi (Bismillahi Allahü ekber) demekle yetinir
Besmele'nin gerisini okuyarak kesim anını uzatmaktan da çekinir. Çünkü Besmele'nin kalan kısmında Allah'ın
Rahman ve Rahim sıfatları vardır. Kurban kesimi sırasındaki uygulama ise bu iki şefkat sıfatına zıt gibi göründüğünden o sıfatları zikretmeden (Bismillahi Allahü ekber) diyerek şefkatle kesimi bitirir
kesim anını uzatmama şefkati gösterir. Böylece hayatını Yaratan'ın emrine feda etmiş olan kurbanlığına karşı görevini şefkatle yapmış olmanın huzurunu yaşar.
Bazen de kesim anında (Bismillahi Allahü ekber) demeyi unutan da olabilir. Bu durumda niyetine göre hüküm verilir. Şayet heyecandan ve aceleden söyleyememişse bir mahzur olmaz. Ama inkârdan
yani inanmadığından terk etmişse bu et yenmez. Çünkü terki
inkâr ve inançsızlıktan gelmiştir. Zaten bir İlahi kitaba inanmayanın kestiği de yenmez. Eğer kesenin ne durumda olduğu bilinemezse kestiği yenecek inançta biri olduğu kabul edilerek vesveseye kapılmaya gerek duyulmaz.
-Kurbanın tümü de Allah adına olduğundan
etinden
derisinden kesim ücreti verilemez. Kesim ücreti ayrı olarak verilmeli
et ikram edilecekse bu da ayrıca hediye olarak ikram edilmelidir.
-Kurban dinin bir emri olarak kesildiğinden eti de
derisi de dine karşı olan yerlere verilmez. Yani din kendi aleyhine kullanılır duruma düşürülmez. Hep dine saygılı yerler tercih edilir. Ancak komşu hakkı unutulmaz
dinî hayat yaşamasa da komşuya ikramda bulunulur
gönlü kazanılmaya gayret edilir.
-Kurban kesimine en layık olan
kesimi en kolay yapandır. Bu itibarla bizzat kesmek mümkün olduğu gibi ehil olana kestirmek
yahut da muhtaç olanlara hibe ederek kestirmek de mümkündür.
-Bayramda ölmüşleri adına kurban kesen
parasını kendisi verdiği için bu kurbanın etinden yiyebilir. Kendi bağışı değil de vasiyet gereği olarak keserse bundan yiyemez.
-Kurban
aile içinde kendisine kurban vacip olacak kadar imkâna sahip olanın mükellefiyeti olduğundan
aile içinde kimin adına kesileceği konusunda bir şüpheye mahal kalmaz. Çünkü imkân kiminse borç da onundur. Kendisine kurban kesmek vacip olmayanın
kurbanın bu sene de kendi adına kesilmesi isteği yerinde bir talep olarak görülmez. Borç kiminse ödeme de ona ait olur.
-Efendimiz (sas) kurban bayramlarında hem kendi adına
hem de ümmetinin kurban kesmeyenleri adına olmak üzere hep ikişer kurban kesmiştir. Bu sebeple ümmetinin kurban kesenleri de Efendimiz (sas)'in adına ayrıca kurban kesebilirler. Efendimiz kurbana büyük önem verdiğinden dolayı Veda Haccı'nda hayatının her senesine bir kurban düşmesi niyetiyle (63) kurban kesme örneğini de vererek kurbansız senesinin geçmemiş olmasını istediği de anlaşılmıştır.
-Sığır cinsinden ortaklaşa kurban kesenler et taksiminde eşit ve adil paylaşmaya dikkat ederler. Mümkünse eti götürü usulü ile değil de tartı ile taksim etmek uygun olur. Ortaklardan hiçbirinin zihnine hakkım olanı alamadım
ötekiler fazlasıyla aldı gibi bir vesvese oluşmamasına dikkat ederler.
kurban alıp kesebilir mi? CEVAP Evet kesebilir ve kestiği nafile olur
çok sevaptır.
Sual: Fakir bir kimsenin
bayramda kurban kesmesi uygun mudur? CEVAP Borcu olmayan fakir
kurban keserse
çok sevap olur. Borcu varsa
önce borcunu vermelidir. Çünkü borç ödemek farzdır. Bu bakımdan fakirin borç alarak kurban kesmesi doğru değildir.
Sual: Kurban nisabına malik olmayan fakir
hayvanı kurban niyetiyle alıp kesebilir mi? CEVAP Evet. Kurban niyetiyle alıp kesmekte mahzur yoktur. Kestiği nafile olur.
Sual: Ne zaman verileceği belli olmayan nisabın çok üstünde alacağı olan
borcu da yoksa
bu alacağını nisap hesabına katacak mı
zekâtını verecek mi
kurban kesecek mi? CEVAP Senetli veya inkâr edilmeyen alacaklar
iflas edende ve fakirde de olsa
nisaba katılır. Ele geçince
geçmiş yılların zekâtı da verilir. Eğer kurban kesecek kadar parası varsa
kurban da keser.
İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
Şirkette çok malı olup da alamayanın
kurban kesecek kadar parası
malı varsa
keser.
Sual: Nisabı aşan alacağım var ama alamıyorum. İhtiyacımdan fazla malım var ama param yok. Kurban kesmem vacip mi? CEVAP Alacaklar zekatta olduğu gibi nisaba dahil edilir
fakat elinde parası olmayan
ihtiyacından fazla malı olsa da fıtra vermeyen
kurban kesmeyen imam-ı Muhammede göre günahtan kurtulur. Ödünç alıp veya bir malı satıp keserse Şeyhayn’e göre vacip sevabı alır.
Sual: Nisab miktarı borcu olanın
elinde
nisab miktarı parası olsa
kurban kesmesi gerekir mi? CEVAP Borcu olan önce borcunu öder
kalanı nisab miktarını bulmuyorsa kurban kesmez.
Sual: 96 gr. altını olanın
borcu da varsa
vacib olan kurbanı kesmesi gerekir mi? CEVAP Borcu olan
Kurban Bayramı’nda kurban kesiminin erkekler tarafından yapılmasının İslam dini açısından bir zorunluluk olup olmadığı
kadınların da kurban kesip kesemeyecekleri yönündeki sorusunu yanıtlayan Gündüz
bazı geleneklerin
adetlerin ve alışkanlıkların milletlerin hayatlarında yıllarca
yüzyıllarca sürüp gittiğini vurguladı.
Gündüz
Türk milletinin hayatında da alışkanlık olmuş
gelenek haline gelmiş uygulamalar bulunduğunu belirterek
bunların aslında pek de dine dayanan uygulamalar olmadığını
bazen bir insanın tavrından bazen bir hocanın sözünden etkilenmeyle devam edip gittiğini anlattı.
Kadınların kurban kesemeyeceklerine ilişkin ellerinde dini bir bilgi bulunmadığına dikkati çeken Gündüz
şunları kaydetti:
"Dolayısıyla hanımlar
bayanlar kurban kesebilirler
ama işte erkeklerin kesmesi gelenek olmuştur
adet olmuştur. Bu adet de devam edip gider. Bu konuda çok ısrarcı olmamak da lazım. Yani meseleyi ’sen kesersin
ben keserim’e götürmemek lazım ama gayet net
açıkça söylüyorum; kadınların kurban kesmelerinde asla bir sakınca yoktur
dini bir mahsur yoktur." Müftü Gündüz
kurban kesmenin zor bir iş olduğunu
güç
kuvvet gerektirebileceğini dile getirdi. Bazen kurbanı kesmeye bir kişinin gücünün yetmediğine değinen Gündüz
şöyle devam etti:
"Yani bu işi biraz bilmek biraz da güçlü
kuvvetli olmak gerekiyor. Her önüne gelen kurban kesemiyor. Erkek de olsa o işi yapabilecek görgüye sahip değilse o da kesemez. Hele bir büyükbaş hayvanı bir kadının kesmesini ben düşünemiyorum.
Aslında bu işte usta olan hanımlarımız var. Bazı yerlerde sayıları az da olsa kadın kasaplarımız bu işi çok güzel yapıyorlar. O yüzden genellediğimiz zaman bu işi
ilmini
kesmenin usul ve kaidelerini bilen kadın ya da erkek her kişi kurban kesebilir." Bu arada
Diyanet İşleri Başkanlığının internet sitesindeki "Dini Sorular" bölümünde
"Kadın kurban kesebilir mi?" yönündeki soru
"Hayvan kesiminde
bu işlemi yapacak kişinin akıl ve temyiz gücüne sahip
Müslüman olmasının dışında bir şart bulunmamaktadır Bu şartları taşıyan kişi kadın olsun
erkek olsun kurban kesebilir" şeklinde yanıtlanıyor.
Soru: Kurban ne demektir? Bir ibadet midir? Kur’an-ı Kerim’de yer almakta mıdır? Kurban; bir katliam
bir vahşet midir? Hükümlerini izah eder misiniz?
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim.
Son zamanlarda bir tv. kanalında canlı olarak yayınlanan bir programda
“Kurban ibadetinin katliam olduğu” şeklinde bazı itham ve itirazlarda bulunulmuştur. Yine bazı kişilerin görüşlerine atıfta bulunularak
“Kur’an-ı Kerim’de kurban ibadetinin yer almadığı” gibi iddialar söz konusu edilmiştir.
Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir ki
kurban kesmek bir ibadettir. Hem de Müslüman toplumların belirli simgesi ve şiarı sayılan ibadetlerden biri olarak asırlardan beri özellikle milletimizin dini hayatında önemli bir yer tutmaktadır.
Kurban ibadeti
Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde yer almaktadır. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bizzat kurban kesmiş
O’na uyarak Müslümanlar da kurban kesmişler ve kesmektedirler. Kurban
bir Müslüman’ın bütün varlığını gerektiğinde ALLAH Teâlâ’nın yolunda feda etmeye hazır olduğunun bir nişanesidir. Kurban ibadetini yok saymak
gerçeği görmemektir. Kurban ibadetine katliam demek ise en hafifi ile Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize
dine ve Müslümanlara saygısızlıktır.
Dini konuların ehil kimselerce tartışılması
toplumun aydınlanması bakımından önemli ve gereklidir. Ancak bu tartışmalar yapılırken toplumun dini duygularının rencide edilmemesine de gerekli özenin gösterilmesi gerekir. Ülkemizde
insanların dini hassasiyetlerini dikkate almadan rencide edici bir üslup içerisinde yapılan özensiz münakaşalar üzüntü vericidir. Kurban kesiminin vahşet ve katliam
Kurban Bayramının da kavurma bayramı olarak nitelendirilmesi
kurbanı ibadet kabul eden milyonlarca insanımızı derinden rencide etmektedir. Bu itibarla Müslüman kardeşlerimizin
muteber dini kitaplarımızda yazılı olan fetvalara uymalarını tavsiye ediyorum.
Dininizi öğrenmek
ALLAH Teâlâ’nın rızasını kazanmak istiyorsanız
muteber bir ilmihal kitabı
bilhassa merhum Ömer Nasuhi Bilmen hocaefendinin “Büyük İslâm İlmihali” adlı eserini alınız. “Büyük İslâm İlmihali” her Müslümanın evinde ve işyerinde mutlaka bulunması ve okunması gerekli bir ilmihal kitabıdır. Bu ilmihali alırken mutlaka ama mutlaka “Sadeleştiren Mehmet TALÛ” başkanlığında ilmi bir heyet baskısını alın. İtikada
taharete
namaza
oruca
zekata
hacca
İslâm ahlâkına
iyi ve güzel huylara
kötü ve helak edici ahlâka ait bilgileri o güvenilir kitaptan öğrenip
elden geldiği kadar hayatınıza uygulayınız.
Muhterem okuyucu!
Kurban: “Muayyen bir vakitte
muayyen bir hayvanı ibadet maksadıyla usûlüne uygun olarak kesmek” demektir. “Muayyen vakit”ten maksat: Kurban bayramı günleri
“muayyen hayvan”dan da maksat: Koyun
keçi
sığır ve deve gibi şer’an kurban edilmesi caiz olan hayvanlardır. Kurban Bayramında kesilen kurbana udhiye
hacda kesilen kurbana ise hedy denir.
Sözlükte yaklaşmak
ALLAH Teâlâ’ya yakınlaşmaya vesile olan şey anlamına gelen kurban
ALLAH Teâlâ’ya yaklaşmayı
ALLAH Teâlâ’nın yolunda malların feda edilebileceğini
ALLAH Teâlâ’ya teslimiyeti ve şükrü ifade eder. Kurban
daha önceki bütün ilâhi dinlerde mevcut bir ibadettir. Kur’an-ı Kerim
kurban ibadetinin Hz.Adem (A.S.)’ın çocuklarıyla birlikte başladığını haber verir. Şöyle ki:
“Onlara Adem’in iki oğlu
Habil ve Kabil’in haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş
diğerinden ise kabul edilmemişti.”1
Ayet-i Kerimede kabul edildiği belirtilen kurban Habil’e aitti ve bir koçtu. Kabul edilmeyen de Kabil’e aitti ve ekindi.
Kurban
bugünkü şekli ile Hz.İbrahim (A.S.)’a dayanır. Cenâb-ı Hakk’ın dostu olma şerefiyle şereflenmiş bir Peygamber olan Hz. İbrahim (A.S.)
bir adakta bulunmuş
bir oğlu olduğu takdirde onu ALLAH Teâlâ’ya kurban edeceğini adamıştı. Aradan geçen zaman içerisinde oğulları olmuş ama O
adağını nasılsa unutmuştu. Rüyada oğlunu kurban ediyor görmüş ve irkilmişti. Tefsirlerde ifade edildiğine göre Hz.İbrahim (A.S.)
bu rüyayı üç ayrı gece görmüştür. Peygamberlerin rüyası vahiy olduğu gibi
onlar tarafından yapılan tabirleri de vahiydir. Hz.İbrahim (A.S.) da rüyasını
oğlunu kurban etmesi gerektiği şeklinde tabir etmiş ve böylece bu tabir de vahiy olmuştur. Artık Hz. İbrahim (A.S.)’ın
bu vahyi yerine getirmesi gerekiyordu. Elbette bu
çok zordu
ama ALLAH Teâlâ’dan aldığı vahye uymaması daha zordu. Hz. İbrahim (A.S.)
büyük bir imtihan karşısında olduğunu anladı. Hiç tereddüt etmeden ALLAH Teâlâ’ya teslim oldu ve konuyu oğlu Hz.İsmail (A.S.)’a açmış
oğlu büyük teslimiyet göstermişti. Bunun üzerine adağını yerine getirmek için O’nu kesmeye teşebbüs etmiş
ancak ALLAH Teâlâ
O’nun bu bağlılığına karşılık Hz.İsmail (A.S.)’ın yerine bir koyunun kurban edileceğini Cebrail (A.S.) vasıtasıyla kendisine bildirmiştir.
1- Kurban Yüce Allah'ın rahmetine yaklaşmak için ibadet niyeti ile kesilen özel hayvandır. Kurban bayramı günlerinde (ilk üç günde) böyle Allah rızası için kesilen kurbana (Udhiyye)
bunu kesmeğe de "tazhiye" denilir.
2- Kurban Bayramında ibadet niyeti ile kurban kesmek
hür
mukîm (yolcu olmayan)
müslim ve zengin kimseye vacibdir. Zenginden maksad
temel ihtiyaçlarından başka
artıcı olsun olmasın
en az iki yüz dirhem gümüş değerinde bir mala sahib olan
fitre vermekle yükümlü olan kimselerdir. (Zekat bölümüne bakılsın!..)
Kurban kesme günlerinde (kurban bayramının ilk üç gününde) kurban kesmeğe gücü varken kurban kesmeyip de sonra fakir düşse
buradaki vücub üzerinden düşmüş olmaz.
3- Kurban kesme yükümlülüğü için
İmam Azam ile İmam Ebû Yusuf'a göre
akıl ve buluğ şart değildir. Bundan dolayı zengin olan bir çocuğun veya bir delinin malından bunların velisi kurban keser. Bu çocuk veya bu mecnun o kurbanın etinden yer. Geri kalan kısmı da
elbise gibi aynından faydalanacakları bir şeyle değiştirilir.
Fakat İmam Muhammed'e göre
kurban yükümlülüğü için akıl ve büluğ şarttır. Bundan dolayı çocukların ve mecnun olanların mallarından kurban kesilmesi gerekmez. Fetva da buna göredir. Velileri onlar adına mallarından kesecek olsalar
kurban bedelini onlara ödemeleri gerekir. Ancak bir kimsenin kendi malından çocuğu için kurban kesmesi mendubdur.
(İmam Malik ile İmam Şafiî'ye göre
kurban vacib değil
müekked bir sünnettir.)
4- Vacib olan kurban görevi
Hak yolunda fedakarlığın bir nişanıdır. Yüce Allah'ın verdiği nimetlere karşı yapılan bir şükürdür. Bunun sonucu da sevaba ulaşmak ve birtakım belalardan korunmaktır.
Şu gerçek de bilinmeli ki
insanların ihtiyaçları için yeryüzünde yüz binlerce hayvan kesiliyor. Fakat bunlardan yalnız durumları yeterli olanlar yararlanıyor. Kurban Bayramında ise
Hak rızası için birçok hayvan kesiliyor. Bunların etlerinden ve derilerinden çok fakir kimseler de yararlanıyor. İktisadî olan mesele
dinî ve ahlakî bir mahiyet kazanıyor. Şahıs menfaati yerine toplumun menfaati bulunmuş oluyor. Bunun için kurban kesilmesi
İslama ait insanî ve sosyal büyük bir fedakarlık demektir.
5- Kurban kesilmekle
kesilen hayvanların sayısı çok artmış olmaz; çünkü kurban kesilen günlerde kasapların kestiği hayvan sayısı azalır ve böylece o günlerde aynı mikdar hayvan kesilmiş olur.
Kendi zevkleri için hergün binlerce hayvanın kesilmesini çok görmeyenlerin
senede bir defa Allah rızası için bir mikdar hayvanın muhtaçlar yararına olarak Kurban adı altında kesilmesini çok görmeleri
doğrusu büyük bir düşüncesizliktir.
Sonuç: Kurbanın meşru olması
din
ahlak ve toplum yararı bakımından birtakım hikmet ve hacetlere dayanır. Bunu değerlendiremeyecek bir akıl sahibi olamaz.
Bir müslüman kurbanını kendisi kesebileceği gibi bir müslümana da kestirebilir. Ancak kendisinin kesmesi daha faziletlidir.
Kurbanı kestirme konusundaki izin bizzat ifâde edilebileceği gibi
izne delâlet eden söz
fiil ve davranışlar da izin sayılır. Meselâ bir müslüman kurbanlık satın alsa kurban bayramı günü hayvanı yatırıp ayaklarını bağlasa onun emri olmadan bir başkası gelip hayvanı boğazlasa bu kurban için yeterlidir. Başka bir hayvan kesmek gerekmez.
İki müslüman yanılarak birbirlerinin kurbanlarını kendi adlarına kesmiş olsalar vacibi yerine getirmiş olurlar ve kestiklerini değişmek suretiyle kendi hayvanlarını alırlar. Eğer böyle bir durumu etler yenildikten sonra farkederlerse helâlleşirler.
Aralarında anlaşmazlık çıkarsa birbirlerine kurbanlıkların değerini öderler. Eğer eyyâm-ı nahr geçmiş ise bu paralan tasadduk ederler. (1) Kaynak: 1) Kurban
Kurban, Allâhü Teâlâ’ya yakınlık için, ibâdet niyetiyle kurban bayramı günlerinde, kurbana müsait bir hayvanı kesmektir.
Kendisine fıtır sadakası vâcip olan kimselere kurban da vâciptir. Yâni nisaba mâlik olan hür, mukîm, her müslümana vâciptir.
Kurban, kesenin kendi nefsine bedel olarak kesilir. Allâh rızâsı için hâlisâne bir niyetle kesilen kurbanın akan ilk kanı ile birlikte kurban kesen mü’minin günahlarının bağışlanacağı beyân olunmuştur. Kurbanın Kesilme Vakti, Şekli ve Niyet
Kurbanın kesilecek vakti, Kurban Bayramı’nın birinci, ikinci ve üçüncü günüdür. Ancak, günlerin tesbitindeki hesap hataları göz önünde bulundurulmalı ve imkân nisbetinde üçüncü güne bırakmamaya gayret etmelidir. Zaten efdal olan da birinci günü kesmektir.
Kurbanı Kesme Şekli
Kurbanlık hayvan incitilmeden kıbleye karşı yatırılır. Ayakta iken duâsı okunur. Üç defa “Allâhü ekber, Allâhü ekber lâ ilâhe illellâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhilhamd” diye tekbir alınır ve şöyle niyet edilir: - “Yâ Rabbi! Şu vücûdum sana karşı o kadar hata, o kadar isyân etti ki, affedilebilmem için bu vücûdu sana kurban etmem icabediyor. Fakat sen şerîatınla insan kurban etmeyi haram kıldığından vücûduma bedel olarak bu hayvanı kesiyorum, kabul eyle Yâ Rabbi, Bismillâhi Allâhü ekber.” deyip kurban kesilir. Evlâ olan, kişinin kurbanını kendisi kesmesidir. Ancak, kesmek elinden gelmeyenin, müslüman birini vekil edip yanında durması efdaldir.
Kurbanın eti üçe taksim edilir. Bir parçası kendi ailesine nafaka, ikinci parçası dost ve ahbaba ziyafet, üçüncü parçası da fakirlere sadaka olarak verilir.