Kurban kesmeye dair bazı meseleler

Konu sahibi son olarak 3073 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Kurbana Kaç Kişi Girebilir En Fazla


Kurbana En Fazla Kaç Kişi Ortak Olabilir


Kurbana ortak olmak için kurbanın büyük baş olması gereklidir. Hayvan kurban olacak yaşta ve özelliklerde bulunduktan sonra, etinin az ya da çok olması, ortak sayısını belirlemez. Küçük ve eti az olsa dahi büyük baş hayvanlara yedi ortak olabilir. Büyük baş hayvanlara birden yedi kişiye kadar ortak olabilir.


 
Allah nasip ederse biz de büyükbaşa ortak gireceğiz. :)
 
Kurban eti nasıl pişirilmeli ve saklanmalı?

at_esek_domuz_eti_yediren_11_firma_teshir_edildi13389067370_h887702.jpg


Kurban Bayramı'na sayılı saatler kala herkesin merak ettiği, etin nasıl pişmesi gerektiği ve saklanmasıdır. İşte kurban eti pişirmenin ve saklamanın püf noktaları;

Kurban Bayramı geleneklerine göre misafirlere ve dostlara et ikram edilir. Misafirlere ikram edilen kurban etleri, ev sahibini mahçup etmeyecek kadar lezzetli ve yumuşak olmalıdır. Kolay gibi görünen et pişirme, uygun yöntemler seçilmediği taktirde hüsran ile sonuçlanabilir. Etlerin lezzetinin ve besin değerinin bu pişirme yöntemlerine bağlı olduğu unutulmamalıdır.
Her usta aşçının farklı et pişirme teknikleri olmakla birlikte, genel kabul görmüş tekniklere göre, et yavaş pişirlmeli ve tamamen pişmeden tuz eklenmemelidir.
Kurban etlerinin saklanması da en az pişirilmesi kadar önemlidir. Çiğ et ve pişmiş et kesinlikle birbirine değmeyecek şekilde saklanmalıdır.
Eğer yemek yaparken et suyu kullanmayı seviyorsanız, et sularını günlük tüketiniz. Et sularının defalarca kaynatılması, et suyunun lezzetini bozacaktır.

Daha lezzetli kurban etinin püf noktaları;
- Öncelikle eti yarım saat soğuk suda bekletin. Bu şekilde, etin kanı suya geçecek, etin rengi açılacak ve et daha lezzetli olacaktır.
- Eti küçük dilimler şeklinde kesin, böylece etiniz daha kolay pişecek ve daha yumuşak olacaktır.
- Pişireceğiniz tencere, tava, ızgara gibi malzemeyi, önceden ısıtın. Ama yüksek ateş ile pişirmeyin. Bu şekilde etiniz daha lezzetli olur ve daha kısa sürede pişer.
- Et tamamen piştikten sonra tuzunu eklerseniz, etiniz daha güzel pişer ve daha lezzetli olur. Tuzu sonradan eklenen etler suyunu bırakmadığı için aynı zamanda daha yumuşak olur.
- Haşlama yapacaksanız, etin suyuna 2 kaşık sirke katmanızı öneririz. Bu şekilde etiniz daha yumuşak olacaktır.
- Et terbiyelemek için kullandığınız soslara yoğurt eklerseniz etiniz daha yumuşak olacaktır.

- Baharatı, yemek çeşidine göre eklemek gerekmektedir. Her yemeğin baharat ekleme zamanı farklıdır. Mesela, tas kebabına baharat ilavesi yemeğe eti ilave ederken yapılmalıdır. Orman kebabında ise, yemek piştikten sonra baharat ilave edilir.
- Pişmiş et, buzdolabının en üst rafında, çiğ et ise, en alt rafında saklanmalı ve birbirine temas etmemesine dikkat edilmelidir. Bu şekilde, çiğ etin suyunun pişmiş et üzerine damlaması önlenecektir.
- Etleri dondurmadan önce, kullanımınıza göre porsiyonlara bölerseniz, kullanım esnasında etleri küçük parçalar halinde çözdürebilirsiniz.
- Dondurulmuş ve çözdürülmüş etleri tekrar dondurmayınız. Donmuş et bir kere eridiyse o et tekrar dondurulmadan tüketilmelidir.
- Pişmiş etleri soğumadan dondurucuya koymayınız.
- Eğer mümkünse, etleri dondurmadan önce koyduğunuz poşetlere ve kaplara, et cinslerini yazabilirsiniz. (Kıyma, Kuşbaşı, yağlı, lop et vs.)
 
Kurban keseceklere pratik çözüm!

kurban_keseceklere_pratik_cozum13510620450_h943879.jpg


Büyükbaş kurbanlıkların yere devrilmesi için kullanılan 'Yıkmatik', kasaplara hem de kurban sahiplerine kolaylık sağlıyor.

Kurban Bayramı'nın yaklaşmasıyla birlikte bıçak satıcılarında vitrinlerde yerini alan 'Yıkmatik' aparatları, kurbanını kesmek isteyenlere pratik çözüm sunuyor.

Yıkmatik'in 4 ayrı kordonu önce kurban edilecek büyükbaş kurbanlığın ayaklarına sıra ile bağlanıyor. Karşılıklı olarak diğer halatların çekilmesiyle, kurbanlık hayvanın 4 ayağı birbirine yaklaşarak bir noktada birleşmeye başlıyor. Ayakları birleşin kurbanlık dengesini kaybedip yere düşüyor. Yere düşen kurbanlığın 4 ayağı da birbirine bağlı olduğu için fazla hareket edemiyor. Yerde ayakları bağlı haldeki kurbanlığın boynu ise sağlam ve keskin bir bıçakla besmele çekilip dualar eşliğinde kesiliyor. Böylece hem kurbanlık kolayca yeri yıkılıp kimsenin üzerine düşüp sakatlanmalara yol açmıyor, tekme atıp kimsenin kafasını kolunu kırmıyor.
Tanesi ortalama 10 liradan satılan 'Yıkmatikler', büyükbaş kurbanını kendi kesmek isteyenler tarafından tercih ediliyor. Ayağına bu aparat takılan kurbanlıklar kesilirken kaçamadığı için de bayramdaki kurban kovalamaca olayları da azalıyor
 
Kurban Bayramı Mesajları 2012,2012 yılının en güzel kurban bayramı mesajlarını derledik. kurban bayramı mesajları 2012


Evinize Gül Kokusu Essin Kalplerinize ALLAH iyilik versin Bu bayramdada Elerimiz herzamanki gibi Mutlulukla Birleşsin. Kurban bayramınızı Kutlarım

Mübarek Kurban Bayramınızı tebrik eder hayırlara vesile olmasını dileriz. Buhayırlı günde dualarınız kabul olsun. Dualarınızı eksik etmeyin…


Güzel Düşünceler Nefeslere Dolarsa Güzel Dualar Olur, Dua ise Yüce ALLAH’a Gider Nur Olur, Gökyüzünde Buluşan Dualarımızın Nurlanması ümidiyle Bayramınızı Kutlarım..


Her şeye kadir olan Yüce Allah, bizleri, doğru yoldan ve sevdiklerimizden ayırmasın! Hayırlı ve bereketli Kurban Bayramları dileğiyle.


Bu değerli Kurban Bayramında, kainatın yaratıcısı ve alemlerin Rabbi bağışlayıcı ve acıyıcı yüce Allah tüm dualarınızı kabul etsin.


Küskünlerin barıştığı, sevenlerin bir araya geldiği, rahmet ve şefkat dolu günlerin en değerlilerinden olan KurbanBayramınız kutlu olsun.


Kainatın yaratıcısı ve alemlerin Rabbi yüce Allah’a sonsuz şükürler olsun! Kurban Bayramı bereketiyle, bolluğuyla gelsin, tüm insanlık için hayırlara vesile olsun.


Bir avuç dua, bir kucak sevgi, sıcak bir mesaj, kapatır mesafeleri birleştirir gönülleri kalbiniz nur, haneniz huzur dolsun,Bayramınız mübarek olsun.


Kalpler vardır sevgiyi yaşatmak için, insanlar vardır dostluğu paylaşmak için ve bayramlar vardır sevgi ile kucaklaşmak için.Bayramınız kutlu olsun.


Tüm yürekler sevinç dolsun, umutlar gercek olsun,acılar unutulsun,dualarınız kabul ve bayramınız mübarek olsun.


Bayramlar berekettir,umuttur,özlemdir.Yarınlar niyettir ve duaların kabül olsun , sevdiklerin hep seninle olsun Bayramınız Kutlu Olsun.


Yüreğine damla damla umut, günlerine bin tatlı mutluluk dolsun.Sevdiklerin hep yanında olsun, yüzün ve gülün hiç solmasın Bayramın Kutlu Olsun


Bu değerli Kurban Bayramında, kainatın yaratıcısı ve alemlerin Rabbi bağışlayıcı ve acıyıcı yüce Allah tüm dualarınızı kabul etsin.


Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice bayramlara…


Delıce esen seher yelı, en guneslı gunler, en parlak gecedır bayramlar yureklerde bır esıntı ve barıs paylasımına en sıcak ‘merhabadır’ bayramlar kurban bayramınız kutlu, her sey gonlunuzce olsun?


Kuskunlerın barıstıgı, sevenlerın bır araya geldıgı, rahmet ve sefkat dolu gunlerın en degerlılerınden olan kurban bayramınız kutlu olsun


yuregıne damla damla umut, gunlerıne bın tatlı mutluluk dolsun sevdıklerın hep yanında olsun, yuzun ve gulun hıc solmasın kurban bayramın kutlu olsun


guzellık, bırlık, beraberlık dolu, daha guzel ve mutlu bır kurban bayramı dılıyoruz buyuklerımızın ellerınden kucuklerımızın gozlerınden opuyoruz


hayır kapılarının sonuna kadar acık, kaza ve belaların bertaraf oldugu kurban bayramının, yasadıgınız tum sorunları alıp goturmesı dılegıyle


guzellık, bırlık, beraberlık dolu, her zaman bır oncekınden daha guzel ve mutlu bır kurban bayramı dılıyoruz buyuklerımızın ellerınden kucuklerımızın gozlerınden opuyoruz


Kurban bayramını sevdıklerınızle beraber saglık ve huzur ıcınde gecırmenızı dılerız bayram tum ınsanlıga hayırlı olsun!


Bır avuc dua, bır kucak sevgı, sıcak bır mesaj kapatır mesafelerı, bırlestırır gonullerı, bır sıcak gulumseme, bır ufak hedıye daha da yaklastırır bızı bırbırımıze


her ılkbaharda gelıncıklerın en guzel baslangıcları mujdelemesı gıbı, bu bayramın da sana ve aılene mutluluk ve nese getırmesını dılıyorum ıyı bayramlar!


Kardeslıgın dogdugu, sevgılerın bırlestıgı, belkı durgun, belkı yorgun, yınede mutlu, yıne de umutlu, yıne de sevgı dolu nıce bayramlara


tum arkadasların kurban bayramını en ıcten dıleklerımle kutlar, saglık, basarı ve mutluluklar dılerım her sey gonlunuzce olsun!


Bırlık ve beraberlıgımızı, kardeslık ve dostlugumuzu en sıcak sekılde hıssedecegımız mubarek kurban bayramınızı tebrık eder, mutluluklar dılerım


bugun ellerınızı her zamankınden daha cok acın avucunuza melekler gul koysun, yuregınız cossun kurban bayramınız hayırlara vesıle olsun


bın damla serılsın yuregıne, bın mutluluk dolsun gonlune, butun hayallerın gercek olsun, duaların kabul olsun bu bayramda kurban bayramın mubarek olsun!


Her seye kadır olan yuce allah, bızlerı, dogru yoldan ve sevdıklerımızden ayırmasın! Hayırlı ve bereketlı kurban bayramları dılegıyle


mubarek kurban bayramınızı tebrık eder hayırlara vesıle olmasını dılerız bu hayırlı gunde dualarınız kabul olsun dualarınızı eksık etmeyın


bayramlar berekettır, umuttur, ozlemdır yarınlar nıyettır kestıgınız kurban ve dualarınız kabul olsun, sevdıklerınız hep sızınle olsun bayramınız mubarek olsun


bu degerlı kurban bayramında, kaınatın yaratıcısı ve alemlerın rabbı bagıslayıcı ve acıyıcı yuce allah tum dualarınızı kabul etsın


her seye kadır olan yuce allah, bızlerı, dogru yoldan ve sevdıklerımızden ayırmasın! Hayırlı ve bereketlı kurban bayramları dılegıyle


kaınatın yaratıcısı ve alemlerın rabbı yuce allah’a sonsuz sukurler olsun! Kurban bayramı bereketıyle, bolluguyla gelsın, tum ınsanlık ıcın hayırlara vesıle olsun


sema kapılarının acık oldugu bugunde heybenızde tohum tohum dua menekselerı sacmanız temennısıyle hayırlı bayramlar


heyecan ve ozlemle beklenen kutsal kurban bayramı geldı, hosgeldı mubarek bayram ulusumuza saglık, huzur, mutluluk, bolluk ve bereket getırsın hayırlı bayramlar dılegıyle


benım omrumde ırmaklar vardır sularında hayallerımı yuzdurdugum, benım omrumde sevdıklerım vardır bayramlar ayrı gecınce uzuldugum bayramınız mubarek olsun!


Mubarek kurban bayramı tum ulusumuza kutlu olsun allah tum ınananlara nıce huzurlu, bereketlı bayramlar nasıp etsın


oguz boylu, bozkurt soylu, ey turk oglu! Soyun sursun, kaderın gulsun, basın dık, alnın acık, kılıcın keskın, ocagın mutlu bayramınız kutlu olsun
 
Kurbanlık Nedir? Kurban Kesmek Kimlere Vaciptir?

Bu yazımızda sizlere, yaklaşan kurban bayramı 2012 dolayısı ile, kurbanlık nedir, kurbanlık ne demek, kurban kesmek kimlere vaciptir, peygamberimizin kurbanla ilgili sözleri, ve peygamberimizin kurbanla ilgili hadisleri gibi konularda sahip olduğumuz bilgilerden söz etmeye çalışacağımızı belirtmemiz gerekmektedir. Eğer siz de, kurban bayramı 2012 için, kurbanlık nedir, kurbanlık ne demek, kurban kesmek kimlere vaciptir, peygamberimizin kurbanla ilgili sözleri, ve peygamberimizin kurbanla ilgili hadisleri gibi konularda bilgi edinmek istiyorsanız, işte size merak ettiklerinizin yanıtları:


Kurbanlık nedir, kurbanlık ne demek? Kurban bayramının ilk üç gününde, ibadet etmek amacı ile kesilen, özel olarak seçilerek sahip olunmuş olan hayvana kurbanlık adı verilmektedir. Peki kurban kesmek kimlere vaciptir? Kurbanlık nedir; ve kurbanlık ne demek gibi soruların yanıtlarından sonra bir de bu bilgiyi edinelim:
Kurban kesmek kimlere vaciptir? Kurban kesmesi vacip olan kişilerin, zorunlu ihtiyaçlarını karşılamalarının sonrasında, ellerinde 560 gram gümüşleri, 80.18 gram altınları, ya da bu değerli eşyaların değerine eşit malları, ya da paraları var ise, kurban kesmelerinin vacip olduğunu belirtmemiz gerekmektedir.
Peygamberimizin kurbanla ilgili sözleri, ve peygamberimizin kurbanla ilgili hadislerine bakmak istediğimizde ise şunu görürüz: ”Hali vakti yerinde olan bir kişi, kurban kesmiyorsa, mescidimize yakın olmasın…”
Peygamberimizin kurbanla ilgili sözleri, ve peygamberimizin kurbanla ilgili hadislerinin yanında, kuranda kurbanla ilgili ayetler de bulunmaktadır. Kurabda kurbanla ilgili ayetler arasından bir tanesini sizlere aktarmak istersek: ”Rabbin için namaz kıl, ve kurban kes” şeklinde buyurulmaktadır.
Kuranda kurbanla ilgili ayetlerden de söz etmemizin sonrasında, kurban bayramının önemi nedir sorusunun yanıtını da sizlere aktarmamız gerekmektedir. İsterseniz bir de bu sorunun yanıtını bulmaya çalışalım: kurban bayramının önemi nedir?
Kurban bayramının önemi nedir? Kurban bayramının öneminden söz ederken, ilk olarak, Allah’ın Ahiret günü vereceği mükafatlardan en güzel şekilde yararlanmak gibi bir durumun söz konusu olduğunu belirtmemiz gerekmektedir. Kurban bayramının öneminden söz ederken, fakir olan insanların, kurban bayramı sayesinde, gereksinim duydukları et ihtiyaçlarını karşıladıklarından da söz etmemiz gerekmektedir. Kurban bayramının önemi hakkında bilgi vermeye devam ederken, kurban kesen kişinin, kurban bayramı sayesinde fakirlere yardım etmesi dolayısı ile insanlar tarafından sevilerek saygı gösterilen bir birey haline geldiğini de belirtmemiz gerekmektedir. Kurban bayramının önemi ile ilgili, zengin insanların da, Allah’ın istekleri doğrultusunda yaşamayı alışkanlık haline getirdiklerini belirtmemiz gerekmektedir.
 
Kurban Bayramı 2012′de Kurbanlık Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Kurban bayramı 2012 ne zaman diyenler için, kurban bayramı 2012′nin, 25 Ekim 2012 Perşembe günü olduğunu belirtmemiz gerekmektedir. Kurban bayramı 2012 ile ilgili bilmemiz gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Kurban bayramı 2012 ne zaman sorusunun yanıtı sonrasında şu bilgiye de sahip olmamız gerekmektedir. Kurban bayramında kaç gün tatil? Bilgilerimizi sizlerle paylaşacağız. Bunun yanında, kurbanlık alırken nelere dikkat edilmeli sorusunun yanıtlarını da yazımız içerisinde bulabileceksiniz:


Kurban bayramında kaç gün tatil sorusunun yanıtı ile birlikte, kurban bayramı 2012 ne zaman sorusunun yanıtında vermiş olduğumuz bilgilere devam etmek istiyoruz. Kurban bayramında kaç gün tatil olacak diyenler, 24 Ekim 2012 Çarşamba günü itibari ile tatil olacağını bilmelidirler. Kurban bayramı 2012′nin 28 Ekim 2012 Pazar günü son bulmasının hemen sonrasında 29 Ekim 2012 bulunmakla birlikte, 29 Ekim 2012 tarihi de Cumhuriyet bayramı olması dolayısı ile tatil olacağından, kurban bayramında kaç gün tatil olacak sorusunun yanıtını altı gün olarak vermemiz gerekmektedir.
Kurbanlık alırken nelere dikkat edilmeli sorusunun yanıtlarını da, kurban bayramı 2012 ne zaman, ve kurban bayramında kaç gün tatil olacak sorularının sonrasında sizlerle paylaşmak istiyoruz:
Kurbanlık alırken nelere dikkat edilmeli? Öncelikle, kurban bayramı 2012 için alınacak olan kurbanlığın sağlık raporuna sahip olunması gerekmektedir. Bunun yanında, menşe-i şehadetname de, kurban bayramı 2012 için alınacak kurbanlıkta bulunması gereken bir diğer şey olarak belirtilmektedir.
Kurbanlık alırken nelere dikkat edilmeli sorusunun yanıtlarını vermeye devam ederken, gebe olan kurbanlıkların, çok zayıf olan kurbanlıkların, küpesi bulunmayan kurbanlıkların, pasaportu bulunmayan kurbanlıkların, yeni doğum yapmış olan kurbanlıkların, genç olan kurbanlıkların alınmaması gerektiğini de belirtmemiz gerekmektedir.
Kurbanlık alırken nelere dikkat edilmeli sorusunun yanıtlarını sizlere aktarmaya devam ederken, yüksek ateş sorunu bulunmayan, etleri tam olarak olgunlaşmış, tüylerinin görünümü mat; ve karışık olmayan, bakışlarının ve dış görünümünün canlı olduğu görünen, pis kokmayan, burun akıntısı, ve ishal problemi bulunmayan, çevreye karşı duyarlı, fakat, aşırı tepkili olmayan kurbanlıkları tercih etmenizi öneriyoruz.
 
Kurbanlık Nedir? Kurban Kesmek Kimlere Vaciptir?

Bu yazımızda sizlere, yaklaşan kurban bayramı 2012 dolayısı ile, kurbanlık nedir, kurbanlık ne demek, kurban kesmek kimlere vaciptir, peygamberimizin kurbanla ilgili sözleri, ve peygamberimizin kurbanla ilgili hadisleri gibi konularda sahip olduğumuz bilgilerden söz etmeye çalışacağımızı belirtmemiz gerekmektedir. Eğer siz de, kurban bayramı 2012 için, kurbanlık nedir, kurbanlık ne demek, kurban kesmek kimlere vaciptir, peygamberimizin kurbanla ilgili sözleri, ve peygamberimizin kurbanla ilgili hadisleri gibi konularda bilgi edinmek istiyorsanız, işte size merak ettiklerinizin yanıtları:


Kurbanlık nedir, kurbanlık ne demek? Kurban bayramının ilk üç gününde, ibadet etmek amacı ile kesilen, özel olarak seçilerek sahip olunmuş olan hayvana kurbanlık adı verilmektedir. Peki kurban kesmek kimlere vaciptir? Kurbanlık nedir; ve kurbanlık ne demek gibi soruların yanıtlarından sonra bir de bu bilgiyi edinelim:
Kurban kesmek kimlere vaciptir? Kurban kesmesi vacip olan kişilerin, zorunlu ihtiyaçlarını karşılamalarının sonrasında, ellerinde 560 gram gümüşleri, 80.18 gram altınları, ya da bu değerli eşyaların değerine eşit malları, ya da paraları var ise, kurban kesmelerinin vacip olduğunu belirtmemiz gerekmektedir.
Peygamberimizin kurbanla ilgili sözleri, ve peygamberimizin kurbanla ilgili hadislerine bakmak istediğimizde ise şunu görürüz: ”Hali vakti yerinde olan bir kişi, kurban kesmiyorsa, mescidimize yakın olmasın…”
Peygamberimizin kurbanla ilgili sözleri, ve peygamberimizin kurbanla ilgili hadislerinin yanında, kuranda kurbanla ilgili ayetler de bulunmaktadır. Kurabda kurbanla ilgili ayetler arasından bir tanesini sizlere aktarmak istersek: ”Rabbin için namaz kıl, ve kurban kes” şeklinde buyurulmaktadır.
Kuranda kurbanla ilgili ayetlerden de söz etmemizin sonrasında, kurban bayramının önemi nedir sorusunun yanıtını da sizlere aktarmamız gerekmektedir. İsterseniz bir de bu sorunun yanıtını bulmaya çalışalım: kurban bayramının önemi nedir?
Kurban bayramının önemi nedir? Kurban bayramının öneminden söz ederken, ilk olarak, Allah’ın Ahiret günü vereceği mükafatlardan en güzel şekilde yararlanmak gibi bir durumun söz konusu olduğunu belirtmemiz gerekmektedir. Kurban bayramının öneminden söz ederken, fakir olan insanların, kurban bayramı sayesinde, gereksinim duydukları et ihtiyaçlarını karşıladıklarından da söz etmemiz gerekmektedir. Kurban bayramının önemi hakkında bilgi vermeye devam ederken, kurban kesen kişinin, kurban bayramı sayesinde fakirlere yardım etmesi dolayısı ile insanlar tarafından sevilerek saygı gösterilen bir birey haline geldiğini de belirtmemiz gerekmektedir. Kurban bayramının önemi ile ilgili, zengin insanların da, Allah’ın istekleri doğrultusunda yaşamayı alışkanlık haline getirdiklerini belirtmemiz gerekmektedir.
 
Kurbanlık Kesimi Sonrasında Kurban Bayramında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kurban bayramı 2011′e sayılı günler kala, kurban bayramında dikkat edilmesi gerekenler hakkında verilen bilgiler de sıklığını arttırmış durumda. Kurban bayramında dikkat edilmesi gerekenler arasında ilk sırayı ise elbette kurbanlık kesimi alıyor. Kurban bayramında gerçekleştirilecek olan kurbanlık kesiminde, tek gereksinim, kurbanlığın sağlıklı olması değil, kurban bayramında dikkat edilmesi gerekenler arasında farklı bir takım şeyler de bulunmakta. Bu yazımızda sizlerle, kurban bayramı 2011′de, kurban bayramında dikkat edilmesi gerekenleri paylaşmaya çalışacağız…

<
Kurban bayramında dikkat edilmesi gerekenler arasında, kurban bayramı 2011'de kurbanlık kesimi için görevlendirilecek olan kişilerin, işlerinin ehli kişiler olmaları büyük önem taşıyor. Kurban bayramında dikkat edilmesi gerekenler arasında yer alan bir diğer faktör de, kurbanlık kesimi sonrasında, kurban etlerinin sağlıklı koşullarda saklanması gerektiğidir. Kurban bayramında dikkat edilmesi gerekenlere uyduğunuz takdirde, hem kurban bayramı 2011 sizin için daha rahat geçecektir; hem de sağlığınız için herhangi bir risk faktörü söz konusu olmayacaktır.
Kurban bayramı 2011'de, kurbanlık kesimi gerçekleştirecek olan kişiler, kurban bayramında dikkat edilmesi gerekenlere uyarak, kurbanlık kesimini serin yerlerde gerçekleştirmelidirler. Bununla birlikte, kurbanlık kesimi sonrasında yüzme işlemi; ve eti parçalama işleminin de serin ortamlarda gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Kurban bayramında dikkat edilmesi gerekenler arasında yer alan bu faktörün, etin bakteri üretmemesi; ve bu bakterilerin insan vücuduna toksin olarak alınmaması için dikkat edilmesi gereken faktörlerden bir tanesi olduğu uzmanlar tarafından belirtilmektedir. Kurbanlık kesimi sonrasında, kurban etine çok sayıda mikroorganizma gelebilir; bir et sağlıklı koşullarda saklanmadığında bakteri üretimine neden olur; ve bu durum da insan sağlığının olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır.
Kurban bayramı 2011'de, kurbanlık kesimi sonrasında, kurban bayramında dikkat edilmesi gerekenlere uyulmayıp, sağlıksız koşullarda saklanan etlerde üreyen bakteriler; ve insan vücudunun aldığı toksinler gıda zehirlenmelerine neden olmaktadır. Gıda zehirlenmeleri genellikle hafif atlatılır; fakat gıda zehirlenmeleri bazı durumlarda ölüm ile dahi sonuçlanabilen durumlardır. Bu nedenle, kurban bayramında dikkat edilmesi gerekenlere uymak çok önemlidir. Gıda zehirlenmesinin belirtileri nelerdir derseniz: Gıda zehirlenmelerinin belirtileri arasında ilk sırada, kusma, karın ağrısı; ve ishal yer almaktadır. Gıda zehirlenmelerinin belirtileri arasında yer alan bir diğer etki de, ateş; ve üşümedir. Gıda zehirlenmelerinin belirtileri arasında yer alan bir diğer konu da, bedende çok fazla sıvı kaybının yaşanmasıdır. Gıda zehirlenmelerinin belirtileri arasında, dışkılama sırasında kan gelmesinden de söz edilmektedir. Gıda zehirlenmelerinin belirtileri arasında adale ağrılarından da söz edilirken, gıda zehirlenmelerinin belirtilerinden bir başkası da, bitkinlik ve halsizlik olarak açıklanmaktadır.
Kurban bayramı 2011 için kurbanlık kesimi sonrasında, kurban bayramında dikkat edilmesi gerekenlerden bir başkasının da, kurbanlık kesimi sırasında atılacak olan sakatatların ya da kanın, herhangi bir akarsuya dökülmemesi, gelişigüzel yerlere bırakılmaması, kedilere ya da köpeklere yedirilmemesi gerektiği uyarısında bulunulmaktadır. Kurban bayramında dikkat edilmesi gerekenler arasında kurbanlık kesimi sonrasında yapılması gerekenlerden biri de, çevre sağlığı açısından, sakatatların çok derin çukurlara gömülmesi; ya da kurallarına uygun şekilde imha edilmesi gerektiğidir.
 
Kurban Bayramı İle İlgili Merak Edilen Sorular..





Kurban Bayramını, her yı l hac ibadetini yerine getiren yüz binlerce mü’min kardeşimizle birlikte, vecd ve huzur içinde idrak ederiz. Ve bu mübarek bayramın, bütün İslâm dünyası için fetihlere, hayırlara ve maddi-manevi gelişmelere vesile olmasını niyaz ederiz.

Cenab-ı Hakka kul olmanın ebedi hazzını namazlarımızla, tekbir ve tehlillerimizle ve kurbanlarımızla bütün kâinata ilan eder; tükenmez bir şükran ve minnet duygusu içinde Cenab-ı Hakka sonsuz şükürlerimizi arz eder ve mukaddes dinine bağlılığımızı yenileriz.
Kurban Bayramı Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail’i kurban etmek istemesi ve Hz. İsmail’in buna razı olması, sonunda Allah’a karşı gösterilen büyük sadakatin karşılığı olarak hayvan kurban edilmesinin hâtırasını taşımakta ve mü’minler bu günlerde kurban kesmek suretiyle bu iki peygamberin Allah’a karşı verdikleri başarılı imtihanın sevincini yaşamaktadırlar.

Özellikle hacca gidenlerin ifa ettikleri hac ibadeti sırasında bu hatıraları diğerleriyle de takviye ederek Kurban Bayramının sevincini daha büyük bir heyecanla tadarlar.

Dini bayramlarımızda, Allah’a kulluğun ve yaratılışın bir borcu olan namazların ayrı bir yeri vardır. O günde her gün kıldığımız sabah namazından sonra bayram namazını kılarız. Cemaatle kılınan bu namaza, dini hayattaki yaşantısını büyük ölçüde kaybetmiş kimseler dahi gelmemezlik edemezler. Çünkü bayram namazları toplumun manevi hayatında yer etmiş ve gelenek haline gelmiş güzel birer âdet olmuştur.

Namazda rütbesi, mevkii, serveti ne olursa olsun, herkes kudret ve rahmet sahibi olan Allah’a karşı, Onun huzurunda saf bağlayıp, Ona kul olmanın manasını idrak ile kulluk vazifesini yerine getirir. O kudretin büyüklüğünü tekbirlerle haykırır. Rahmetin ihtişamını, üzerinde tecelli eden sayısız nimetlerde görüp ruhunda coşup taşan şükran hissini Elhamdülillah’larla ilan eder. El açıp Rabbine yalvarır. Bayramın “mehabetti” sabahında, maziden gelip istikbale ve ebede giden zaman çizgisi içinde kendi yerini düşünür ve o şendin böyle saadet dolu kesitlerinde duyduğu hazzı ebedileştirmek için Rabbine verdiği kulluk akdini yeniler.

Diğer taraftan bayram namazları, Yaratıcının dergâhında saf saf dizilen mü’minlerin kardeş olduklarını ilan eden en manalı tablolardır.

Evet, kardeş ne kadar günahkâr, ne kadar hatalı olsa da yine kardeştir. Zaten o kardeşlik ruhudur ki, dünyayı on dört asırdır aydınlatan îslâm ruhunu Kıyamete kadar nesilden nesile devam ettirecek.

Namazdan sonra herkes sevinç içinde birbiriyle bayramlaşır ve arkasında, bayramın ikinci vazifesini yerine getirmek için kurbanlarını kesmek üzere dağılır.

Kurbanlar Allah rızası için kesilir. Namazla başlayan Allah’a yakınlaşma, kurbanla daha ileri merhalelere erişir. Mü’min, kestiği kurbanın kanıyla birlikte günahlarının da akıp gittiğini, iç dünyasında beliren tadına doyulmaz sevinçle hisseder. Allah uğrunda fedakarlık yapmanın en güzel örneğini, kurbanıyla gösterir. Kurban onun Allah’a teslimiyetinin bir işaretidir. Ayrıca kurban onu ve ailesiyle çocuklarını her türlü bela ve musibetlerden, sıkıntılardan kurtarmaya vesile olur.

Kurbanların kesilmesinden sonra sıra kurban etlerinin taksimine gelir. Öteden beri yapılan taksimatla, etin üçte biri fakirlere, üçte biri komşulara, kalan kısmı da evde çoluk çocuğa ayrılır.

Böylece mü’minler bir taraftan Allah’a karşı kulluk vazifelerini yerine getirirken, diğer taraftan da insanlara karşı mes’uliyetlerini ifa etmiş olurlar. Böylece insanlar arasında sevgi ve kardeşlik hisleri gelişir. Kin ve düşmanlık gibi fertleri birbirinden soğutucu duygular kendiliğinden eriyip gider.

Bu suretle kurban ibadeti, fakirlerin gıda ihtiyacını temin ederken, zengin fakir kaynaşması gibi sosyal dayanışmayı da sağlar.

Bütün İslâm âleminde aynı anda milyonlarca Müslümanın kurban kesmesi ne kadar muhteşem bir manzaradır.

Demek ki, bunca insan Rabbinin tek bir emriyle harekete geçip, Onun kendilerinden istediklerini yerine getirmeye hazırdır. Bu hayal ve düşüncenin insana kazandırdığı manevi kuvvetin derecesini düşünmek kolay değildir.

İşte bütün mü’minler İlahi rızaya erebilmek için, güçlerinin ve imkanlarının müsaade ettiği nisbette birer kurban satın alarak Allah için keserler.

Diğer taraftan o mü’minler, kurban kesilmesini akıllarına sığdıramayan kimselerin itirazlarına karşı da hikmet dairesinde düşünerek derler ki:

“Dünyada her gün yüz binlerce hayvan insanların günlük et ihtiyacını karşılamak için kesiliyor. O zaman hayvan sayısında korkunç bir azalma olmuyorsa, Kurban Bayramında neden olsun? Kurban Bayramında kesilen kurbanların sayısı, diğer zamanlarda- aynı dönem içinde-kesilenlerin sayısından hiç de fazla değildir. Çünkü bayrama yakın günlerde kasaplar normal kesimlerini çok azaltırlar.”

Kurban Bayramında kurban eti dağıtımının yanı sıra, sadaka ve hediyelerin de büyük yeri vardır. Nitekim Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bayram namazı sonralarında cemaati sadaka vermeye teşvik etmişlerdir. Bilhassa kadınlara bu hususta ısrarlı teşviklerde bulunmuşlar ve bayramda en çok sevdikleri zinetlerinden verecekleri sadakaların, günahlarının affına vesile olacağına işaret etmişlerdir. (1)

Bayram günlerinde yiyip içmek ve ikramda bulunmak dinimizin mü’minlere tavsiye ettiği güzel vazifeler arasındadır. Hatta bayram günlerinde oruç tutmak bile haram kılınmıştır.

Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bir hadis-i şeriflerinde Kurban Bayramı hakkında “Teşrik günleri yemek içmek günleridir” (2) buyurmuşlardır.

Bu bakımdan namaz sonralarında getirilen teşrik tekbirleri sebebiyle “teşrik günleri” olarak adlandırılan bayram günlerinde yemek, içmek, neşelenmek, sevincini açıkça göstermek ve etrafındakilere, bilhassa çocuklara maddi-manevi ikramlarda bulunmak sünnettir.

Bayramlar neşe ve sevinç günleri olduğu için, içinde günah bulunmayan meşru oyun ve eğlencelere de izin verilmiştir. (3) Çünkü bunlar coşkunluğun ve ruh sevincinin işaretidir. Bu heyecan ve hazzm açığa vurulmasıdır.

Ancak bu sevinç gösterilerinin ve oyunların gaflet haline gelecek kadar taşkınlaşmaması lazımdır. Bayramlarda Allah’ın zikrine ve şükrüne ağırlık verilmesi bundandır.

Böylece bayram sevinci insanda ve hayatında tecelli eden nimetlere duyulan bir şükre dönüşür ve bu suretle nimetler devam edip ziyadeleşir. Çünkü “şükür nimeti ziyadeleştirir, gafleti kaçırır.” (4) Halbuki gaflet dairesinde yaşanan sevinçler, geçicidir. O coşkunluk anı geçtikten sonra geride, o lezzeti kaybetmenin eleminden başka bir şey kalmaz. Bu itibarla, o lezzeti ve nimetleri ikram eden Allah’a şükredilmelidir ki, nimetlerin tükenmeyen kaynağına erişilsin ve böylece mü’min İlahi rahmetin daimi iltifatlarına mazhar olsun.

Bayram günlerinde uyulmasında büyük faydalar bulunan âdâblardan birkaçı:

Bayram sabahında erken kalkmak, gusletmek, misvak veya fırça ile dişleri temizlemek, güzel kokular sürünmek, temiz ve güzel giyinmek, olabildiğince sevinçli olmak, mü’minlere güleryüz göstermek, sadaka ve hediyeler vermek, bayram gecesini ihya etmek, evden namaz için çıkarken hiçbir şey yememek ve iftarı, kesilecek kurbanın etiyle yapmak, sokakta açıktan tekbir almak, eve dönerken camiye giderken kullandığı yoldan başka bir yolu tercih etmek, mü’minlerle bayramlaşmak ve musafaha etmek, aile fertlerini ve bilhassa çocukları hediyelerle sevindirmek, bayramın en güzel âdâbları arasındadır. Bayramın dördüncü günü ikindisine kadar bütün farz namazların sonunda teşrik tekbirleri almak da vacibdir.
 
Kurban Nedir? Farklı Bir Açıdan “Kurban”



Kurban kelimesi, Türkçe kökenli olmamakla birlikte, Türkçeleşmiş bir kelimedir. Arapça kökenli olan bu kelimenin sözlük anlamı, mastar olarak “yaklaşmak“, isim olarak ise “yakınlık sağlamaya vesile olan şey” anlamına gelmektedir. Özellikle de Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şeyleri ifade etmek için kullanılmaktadır.

Kurbanlık koyun ve çocuk Kurban Nedir? Farklı Bir Açıdan KurbanDini bir terim olarak kurban ise, ibadet maksadıyla belirli vakitte belirli şartları taşıyan bir hayvanı usulünce kesmek, ya da bu şekilde kesilen hayvanın adıdır.

Kurban bayramında kesilen hayvanı belirtmek üzere Türkçe’de, Arapça kökenli “kurban” kelimesi kullanıldığı halde, Arapça’da bu kavramı ifade etmek üzere daha ziyade, “udhıyye” ve “dahıyye” kelimeleri kullanılmaktadır. Kurban bayramındaki kurbanı ifade etmek için bu kelimelerin tercih edilmesi, genel kanaate göre, kesim vaktinden (kuşluk – “duha” vaktinde kesilmesinden) dolayıdır.

İnsanlık tarihi boyunca bütün semavi dinlerde kurban ibadetinin mevcut olduğu bilinmektedir. Ancak zaman içerisinde, başta Yahudilik ve Hıristiyanlık olmak üzere bazı semavi dinlerdeki kurban anlayış ve uygulamaları değişikliğe uğramıştır. Semavi dinlerin dışındaki dinlerde de, şekil ve gaye yönüyle farklılıklar bulunsa bile, kurban ibadetinin mevcut olduğu bilinmektedir.

Kurban Çeşitleri

İslam dininde kurban ibadeti, bir çok çeşidiyle önemli bir yere sahiptir. Kurban denilince, genellikle kurban bayramında ibadet niyetiyle kesilen kurban akla gelmekteyse de, İslam dinindeki ibadetler arasında, yine Allah rızasını kazanmak için ibadet niyetiyle kesilen başka kurban çeşitleri de bulunmaktadır.

İslam’daki kurban çeşitleri başlıca şunlardır:

a- Kurban bayramında kesilen kurban (udhiyye),

b- Adak (nezir) kurbanı,

c- Hacda kesilen kurbanlar,

d-Akika kurbanı,

e- Nafile (tatavvu) kurbanlar.

Bu kurban çeşitlerinin dini hükümleri veya mükellefiyet dereceleri ile, yükümlülük şartları ve kesilen kurbanların etinden yararlanma kuralları da aynı değildir.

Bu çalışmada ağırlıklı olarak kurban bayramında kesilen kurbanın (udhiyye) dini hükmü üzerinde durulacaktır. Bu itibarla yazıda mutlak olarak zikredilen “kurban” ifadesi, kurban bayramında kesilen kurbanı ifade etmektedir.

Kurban Bayramı’nda Kesilen Kurbanın (Udhiyye) Dinî Hükmü

Kurban bayramında kesilen kurban (udhiyye), İslam dinindeki mali ibadetlerden birisidir. Kurbanın meşruiyeti konusunda İslam alimleri görüş birliğinde oldukları halde, kurbanın dinî hükmü konusunda görüş birliği sağlanamamıştır.

Müçtehitlerden bazıları, kurban ibadetini İslam’ın değerler sisteminde en üst düzey hüküm olan farz hükümler kapsamında kabul ederken; bazıları, farza göre daha aşağıda, yani, ikinci derecede mükellefiyet olan vacip (Hanefi anlayışındaki vacip) kapsamında görmüş; bazıları da, müekked ayni sünnet olarak değerlendirmiştir. Kurbanı müekked sünnet olarak görenlerden bazıları ise, bir ailede kurban kesmeye mali olarak gücü yeten kimse için müekked ayni sünnet iken, bu kimsenin aile fertlerinden kurban kesmeye (mali) gücü yetmeyenler adına ise, kifai sünnet olduğunu kabul etmişlerdir.

Kurbanın dini hükmünün daha net bir şekilde ortaya konulmasına katkı sağlamak açısından, önce Kur’an ve Sünnet’teki konuyla ilgili ayet ve hadisleri sistematik olarak zikretmek faydalı olacaktır.

a- Kur’an-ı Kerim’de Kurban:

Kur’an-ı Kerim’de çeşitli vesilelerle birçok ayette kurban ibadetinden bahsedilmektedir. Kurban ibadetinin yer aldığı ayetlerin neredeyse tamamında, doğrudan veya dolaylı olarak Hz. İbrahim (a.s.) ile ilgili bir boyut bulunduğu görülmektedir.

Yukarıda da işaret edildiği gibi, Kur’an-ı Kerim’de (Maide 5/27), (Al-i İmran 3/183), (Ahkaf 46/28 surelerinde) “kurban” kelimesi yer almaktaysa da, bu ayetlerde geçen “kurban” kelimesi dini bir terim olan kurban (udhiyye, nesike vb.) anlamında kullanılmayıp, kelimenin sözlük (yakınlaşmak -yaklaşmaya vesile olan şey) anlamında kullanılmıştır.

Kur’an-ı Kerim’de Saffat, Hac, En’am, Maide, Bakara, Fetih ve Kevser surelerinde ise, doğrudan doğruya dini terim anlamındaki kurbanı, yani kurban ibadetini konu eden ayetler bulunmaktadır.

Bu ayetlerden bir kısmı, hac ibadetinin bir parçası olan hedy kurbanlarıyla ilgili; bir kısmı, normal durumlarda başlı başına bir ibadet olan udhiyye kurbanıyla ilgili; bir kısmı ise, genel anlamda kurban ibadetinin esaslarıyla ilgilidir. Nitekim, Hac suresindeki konuyla ilgili ayetlerden, 28-33. ayetler hacdaki hedy kurbanı ile ilgili, 34-37. ayetler ise, genel anlamda kurban ibadetiyle ilgilidir. Enam suresinin 162. ayeti ile, Kevser suresinin 2. ayeti de, genel anlamda kurban ibadetiyle ilgilidir. Bakara suresinin 196. ayetinde geçen “nüsuk” kelimesi (“nesike” kelimesinin çoğulu), kurban anlamına gelmektedir; ama bu ayette geçen kurbanla (nüsuk), kurban bayramında kesilen kurban kastedilmeyip, haccın ifası esnasındaki bir noksanlıktan (ihsar) dolayı kesilmesi gereken kurban kastedilmektedir. Bu çeşit kurbanların da hedy kapsamındaki kurbanlardan olduğuna yukarıda işaret edilmişti. Ayrıca, Maide suresinin 2, 95 ve 97 ile, Fetih suresinin 25. ayetlerinde de hedy kurbanından bahsedilmektedir.

Saffat suresindeki, Hz. İbrahim’in (a.s.) Cenab-ı Hak (c.c.) tarafından tabi tutulan imtihandan başarıyla çıkması süreciyle ilgili ayetlerde (100-112) de, genel anlamda kurban ibadetinden bahsedilmektedir.

Bilindiği gibi Hz. İbrahim (a.s.), Kur’an-ı Kerim’de çeşitli yönleriyle model bir şahsiyet olarak, hakkında en geniş bilgi verilen peygamberlerden birisidir. Aynı zamanda, Hz. İbrahim (a.s.), Kur’an-ı Kerim’de bizler için örnek (“üsve-i hasene” numune-i imtisal) teşkil etmesi açısından, Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.s.) ile birlikte (Ahzab, 21), özel olarak zikredilen iki peygamberden de birisidir. (Mümtehine, 4).

Saffat suresinde, Hz. İbrahim’in duaları sonucu halim bir erkek evlatla (Hz. İsmail) müjdelendiği ve çocuk babasıyla koşup oynayacak çağa geldiğinde, Hz. İbrahim’in (a.s.) rüyasında onu kesiyorken gördüğü ve durumu oğluna açıp, görüşünü sorduğunda, oğlundan “… Babacığım emredildiğin şeyi yerine getir, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın (sabredenlerden olduğumu göreceksin)” şeklinde bir cevap aldığı ifade edilmektedir.

Konunun devamındaki ayetlerde ise, “Baba oğul her ikisi de (bu emre) teslimiyet gösterip, onu (çocuğu babası kesme vaziyeti almak üzere) alnı üzerine yatırınca, “Ey İbrahim, rüyanı gerçekleştirdin, işte biz muhsin olanlara böyle karşılık veririz. Gerçekten bu açık – açıklayıcı (mubin) bir imtihandır, diye nida ettik. Ve oğlunu büyük bir kesim (kurban – zibh) karşılığında kurtardık. Sonradan gelenlere de (konuyla ilgili mesajı) onun namına bıraktık. İbrahim’e selam olsun. Biz muhsinlere bu şekilde karşılık veririz. O gerçekten mümin kullarımızdandır. Ve O’na salihlerden bir nebi olarak İshak’ı müjdeledik”. (Saffat 100 -112).

Bu ayetlerde dikkat çekilen birkaç hususa kısaca işaret etmekte fayda mülahaza ediyoruz.

Birincisi: Oğlunun “emredildiğin şeyi yerine getir” şeklindeki cevabından, Hz. İbrahim’in gördüğü rüyanın normal bir rüya olmayıp vahiy olduğu anlaşılmaktadır.

İkincisi: Hz. İbrahim’in oğlunu kesmediği halde, sadece yatırıp kesme vaziyeti almasıyla, rüyasını gerçekleştirdiğinin ifade edilmesi bir çelişki değildir; zira, rüyasında oğluna “seni kestim” demeyip, “kesiyorken görüyorum” demektedir. Ayrıca, bu ayetler, hiçbir şekilde, önceki şeriatlarda insan kurbanının meşru olduğu şeklinde de yorumlanamaz. Zira insan kurbanı, semavi dinlerdeki esaslarla hiçbir şekilde bağdaşmaz.

Üçüncüsü: Bu olay Hz. İbrahim’in muhsinlik (ihsan) konusunda tabi tutulduğu imtihanların son bir safhasıdır. Nitekim, hem rüyasını yerine getirdiği ifade edildikten sonra, ve hem de bunun açık – açıklayıcı bir imtihan olduğu ifade edildikten sonra, muhsin olanlara böyle karşılık verileceğinin tekrarlanarak zikredilmesi, Hz. İbrahim’in muhsinlik (ihsan) konusundaki imtihanda kesin başarı gösterdiğini anlatmak içindir.

Dördüncüsü: Konuyla ilgili ayetlerde geçen “muhsin” kavramını, Türkçe’ye tercüme etmeden “muhsin” olarak aktarmayı uygun gördük. Bilindiği gibi, muhsin, ihsanla davranan kimseyi ifade eder. Çok geniş bir anlam yelpazesine sahip olan ihsan kelimesi ise, en geniş anlamıyla, kişinin her alanda bilinçli ve akl-ı selimle davranmasıdır. Nitekim, meşhur Cibril hadisinde de “ihsan“, “kişinin Allah’ı görür gibi ibadet etmesi” olarak tanımlanırken, inanç ve ibadet boyutundaki bilinçliliği ifade etmiştir. Buna göre, mezkur ayetlerde geçen muhsin, ihsanla davranan; yani Allah’ı görür gibi inanan ve bu inancına uygun davranan kişi anlamına gelmektedir.

Esasen, ihsan kelimesinin bu terim anlamı, onun kelime anlamıyla doğrudan ilgilidir. Zira, ihsan kavramı, sadece inanç ve ibadet konularına münhasır değildir. Dünyevi işlerde de aklı-ı selimle hareket etmek; güzel işler yapmak; mantıklı davranmak; kişinin bilinçli yani neyi nasıl yapması icap ettiğini bilip buna göre davranmasını da kapsamaktadır. İnanç ve ibadet konularında bu şekilde bilinçli davranmanın en üst seviyesi de, Allah’ı görür gibi inanıp, bu inançla ibadet etmektir.

Buna göre, Hz. İbrahim’in (a.s.) ihsan, yani Allah’ı görür gibi davranma (inanç, ibadet ve sair davranışlar) konusundaki imtihanının son safhası anlatılırken, sonradan gelecek insanlara da, hayatlarının her anında ihsanın hakim olması hususunda mesaj verilmektedir. Bu kapsamda kurban ibadeti de, kişinin Hz. İbrahim’in bu sınavını hatırlaması ve kendisinin de muhsin olabilmek için elinden geleni yapması gerektiği konusunda bilinçlenmesi adına önemli bir vesiledir.

Kurbanın bu özelliğine, kurban keserken okunması tavsiye edilen, Enam suresinin 162. ayetinde “De ki: şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin Rabbi olan Allah içindir” buyurularak farklı boyutlarıyla dikkat çekilmiştir.

Saffat suresinde Hz. İbrahim kıssası anlatılırken, Hac suresinde de kurban ibadetinden bahsedilirken, ilgili ayetlerde öne çıkarılan en önemli hususlardan birisi de, bilinçli şekilde kurban keserek muhsin olabilmektir. Ya da, başka bir ifadeyle, bilinçli şekilde kesilen kurban, sahibinin muhsinliğinin (ihsan seviyesinde oluşunun) göstergesidir. Kur’an-ı Kerim’de (Maide, 2, Hac, 36), kurbanın şeair boyutlu bir ibadet (şeairillah) olduğuna özellikle dikkat çekilip, bundan dolayı da ona ayrıca bir saygı (ta’zim) gösterilmesi istenmektedir. Bunun yanında Hac suresindeki bir ayette (Hac, 32), Allah’ın şeairine saygı (ta’zim) göstermenin kalbin takvasından olduğu farklı bir anlatımla tekrar vurgulanıp: aynı suredeki bir başka ayette (Hac, 37) ise, kesilen kurbanların etlerinin de, kanlarının da hiçbir şekilde Allah’a ulaşmayacağı, ancak insanların takvalarının ulaşacağı ifade edilip, ayetin sonunda da, şuurlu olarak yerine getirilen kurban ibadetinin insanı ulaştıracağı manevi seviyeye dikkat çekmek açısından, “…muhsinleri müjdele” denilmektedir.

Hac suresinin 34. ayetinde ise, bütün semavi dinlerde kurban ibadetinin mevcut olduğu açık bir şekilde ifade edilirken, bu ayette aynı zamanda, kurbanın hangi hayvanlardan kesilebileceğine de açıklık getirilmiştir. “Biz her ümmete kurban ibadeti koyduk ki, (Allah’ın) kendilerine rızık olarak verdiği “en’am” (diye isimlendirilen) hayvanlardan bazıları üzerine Allah’ın adını ansınlar. Zira ilahınız bir tek ilahtır; siz de (İbrahim ve İsmail’in teslim olduğu gibi) O’na teslim olun. (Ey Muhammed!) Saygı ile itaat edenleri müjdele.” (Hac, 34).

Buna göre, kurban olarak kesilebilecek hayvanın, Arapça’da “behimetu’l- en’am” diye ifade edilen hayvanlardan olması gerekir. Bu hayvanlar da, tek tırnaklı olmayan, otla beslenen ve geviş getiren ehli hayvanlar olup, deve, sığır, manda, koyun ve keçidir.

Kur’an-ı Kerim’de, eti yenen hayvanlarla ilgili çerçeve çizilirken, başka ayetlerle (Maide,3, Bakara, 173, En’am, 145, Nahl, 115) yasaklandığı açıklananların dışında “behimetu’l- en’am” diye isimlendirilen hayvanların helal olduğu bildirilmiştir. (Maide, 2). Esasen, Arapça’da behime kelimesi, dört ayaklı hayvanların genel adıdır; en’am ise, pençeli hayvanlar ile tek tırnaklı hayvanların dışındaki otla beslenip geviş getiren hayvanlardır. Dolayısıyla, eti yenen hayvanlar kapsamında olduğu halde, dört ayaklı olmayan kara hayvanları ile, deniz hayvanları da, ayette geçen “behimetu’l en’am” kapsamına girmemektedir. En’am suresinin 143 ve 144. ayetleri ile, Nahl suresinin 5-8. ayetleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, behimetu’l-en’am kavramının, otla beslenip geviş getiren, dört ayaklı ehli hayvanları kapsadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, deve, sığır, manda, koyun ve keçinin bu kapsamda olduğu nettir. Bu kavramın, karaca, geyik gibi yabani hayvanları kapsayıp kapsamadığı ise tartışmalıdır. Her ne kadar, behimetu’l- en’am kavramının kapsamına girseler bile, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) in kurbanla ilgili uygulama ve açıklamaları dikkate alındığında, karaca, geyik gibi eti yenen yabani av hayvanlarının kurbanlık hayvanlar kapsamına girmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca, kurban edilebilecek hayvanlarla ilgili Hac suresi 28 ve 34. ayetlerde yer alan “min” edatı, “behimetu’l-en’am” kapsamındaki hayvanların da sadece bir kısmının kurban olarak kesilebileceğini göstermektedir. Nitekim, En’am suresi, 143 ve 144. ayetlerinde geçen hayvan isimleri ve Peygamberimizin (s.a.s.) kurbanla ilgili uygulama ve açıklamaları dikkate alındığında, “behimetu’l-en’am” kavramının kapsamındaki hayvanlardan sadece bir kısmının kurban edilebileceği,; bunların da, deve, sığır, manda, koyun ve keçiden ibaret olduğu anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla kurbanlık hayvanlarla ilgili değerlendirmelerde, ayetlerdeki bu kayıtların dikkate alınması bilimsel bir zorunluluktur.

Kur’an-ı Kerim’de kurbanla ilgili ayetlerde (Hac, 28, 36) bildirilen bir husus da, kesilen kurbanın değerlendirilmesine dairdir. İlgili ayetlerde, kesilen kurbandan kesen kimsenin yemesi (yiyebileceği) emir sigasıyla ifade edilirken, sıkıntıya düşmüş fakirler ile, dilenenler ve haline kanaatkar davranarak dilenmeyenlere de yedirmesi yine emir sigasıyla bildiriliyor.

b- Hz. Peygamber’in Sünnetinde Kurban:

Hadis kitaplarının kurban (udhiyye – edahi) bölümlerinde yer alan rivayetler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, konuyla ilgili hadisleri başlıca şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:

a- İslam’ın değerler sistemine aykırı kurban gelenek ve uygulamalarının yasaklanmasına dair hadisler:

Bu gruptaki hadislerden bir kısmı, mutlak olarak Allah’tan başkası adına hayvan kesimini şiddetle yasaklayan hadisler (Müslim, H.No: 1978), bir kısmı ise, o günkü Arap toplumunda uygulandığı halde tevhid anlayışına aykırı unsurlar içeren kurban çeşitleri ve uygulamalarının (fera, atire gibi) yasaklandığına dair hadislerdir (Buhari, Akika, 3,4; Müslim, H.No:1976).

b- Peygamberimizin (s.a.s.) hiç aksatmadan her yıl kurban kestiğine dair rivayetler:

Hadis kitaplarında yer alan rivayetler incelendiğinde, Peygamberimizin (s.a.s.) kurbanın meşru kılındığı yıl olan hicretin ikinci yılından sonra vefatına kadar hiç aksatmadan, her yıl kurban kestiği ifade edilmektedir. (Tirmizi, Edahi,11).

c- Yeterli mali imkana sahip olan herkesin kurban kesmesinin gerektiğine dair hadisler:

Peygamberimiz’den, (s.a.s.) mali durumu müsait olan Müslümanların her yıl kurban kesmelerini emrettiği birçok hadis nakledilmiştir. Bu hadislerden bir kısmında, kurban kesmenin fazileti anlatılırken, bir kısmında ise, durumu müsait olduğu halde kesmeyenler kınanıyor.

Kurban kesmenin faziletiyle ilgili bir hadiste, Peygamberimiz (s.a.s.), Kurban bayramı günü, âdemoğlunun Allah’ın en hoşuna giden amelinin kurban kesmek olduğunu ifade etmiştir. (Tirmizi, Edahi, 1).

Mali durumu müsait olduğu halde kurban kesmeyenlerin kınandığı hadislerden birisinde ise, Peygamberimiz (s.a.s.) “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse, bizim mescidimize yaklaşmasın” buyurarak, konunun önem derecesini farklı bir üslupla belirtmiştir. (İbn Mace, Edahi, 2).

d- Yeterli mali imkana sahip her aileye (ev halkına) kurban kesmenin gerektiğine dair hadisler:

Yeterli mali imkanı bulunan kimselerin kurban kesmeleri gerektiğini bildiren hadislerin bir kısmında ise, bu mükellefiyet, Peygamberimiz (s.a.s.) tarafından “Ey insanlar, her sene her ev halkına kurban kesmek gerekir” şeklinde ifade edilmiştir. (Tirmizi, Edahi, 18; İbn Mace, Edahi, 2).

e- Kurbanın kesim vaktine dair hadisler:

Birçok rivayette nakledildiğine göre, Peygamberimiz (s.a.s.) kurbanı bayram namazından önce kesmeyi yasaklamış; hatta, bayram namazından önce kurban kesenlerin kurbanlarını iade etmesi gerektiğini emretmiştir. (Muvatta, Dahaya, 4-5; Müslim, H.No:1960-1962).

f- Kurbanlık hayvanlarda bulunması gereken özelliklere dair hadisler:

Bu gruptaki hadislerin bir kısmında (çeşitli vesilelerle), kurban edilecek hayvanların yaşıyla ilgili esaslar anlatılmıştır (Müslim, H.No:1963); bir kısmında ise hastalık ve sakatlık gibi sebeplerden dolayı, hayvanların kurban olmasına engel olan durumları açıklanmıştır. (Muvatta, Dahaya, 1-2).

g- Kurban etinin değerlendirilmesiyle ilgili hadisler:

Kurban etinin değerlendirilmesiyle ilgili esaslar anlatılan hadislerde, bu etlerin, yenilebileceği, yedirilebileceği, biriktirilebileceği ve de tasadduk edilebileceği ifade edilmiştir.

Ancak konuyla ilgili bazı rivayetlerde, Peygamberimizin (s.a.s.) önceleri kurban etinin üç günden fazla tutulmaması gerektiğini ifade ettiği, ancak daha sonra bu sınırlandırmayı kaldırdığı ifade edilmektedir.

Bu sınırlandırmanın gerekçesinin ise, o günlerde Medine’deki fakir insanların (dışarıdan gelen fakir bedevi ziyaretçiler ve de sıkıntı içindeki başkalarının) da bu etlerden nasiplenmelerini sağlamak olduğunu, bizzat Peygamberimiz (s.a.s.) açıklamışlardır.

Dolayısıyla kurban etinin değerlendirilme şekli hakkındaki rivayetlerde açıklanan esaslar, genellikle bu bilgilendirmeden sonra yer almaktadır. (Muvatta, Dahaya, 6-8; Müslim, H.No:1971-1977).

İslam alimleri, genel anlamda ibadetlerle ilgili ayet ve hadislerden hareketle, kurbanın da mali bir ibadet olması cihetiyle, kesilen kurbanın etinin veya faydalanılabilecek herhangi bir organının kazanç sağlamak için satılamayacağı, satılırsa da satış bedelinin mutlaka tasadduk edilmesi gerektiği görüşündedirler.

Buna göre, kurban etinin, derisinin ve sakatatının da dünyevi bir menfaat sağlamak için satılması caiz değildir. Hatta kurbanın ücretle kestirilmesi durumunda kurbanın etinin veya kesilen hayvanın iktisadi değeri olan herhangi bir parçasının ücret olarak verilmesi de caiz değildir.

Yani kurbanın tümünün ibadet amacına uygun olarak değerlendirilmesi gerekir.

Hadis kitaplarındaki kurbanla ilgili hadisler bir bütün olarak değerlendirildiğinde anlaşılıyor ki, Peygamberimiz (s.a.s.) her yıl aksatmadan kurban kesmişler ve mali imkanı müsait olan Müslümanların da kurban ibadetini aksatmamaları gerektiğini bildirmişlerdir.

Ancak, Peygamberimizin (s.a.s.) çeşitli vesilelerle farz ibadetlerden bahsederken, kurbanı her müslümana farz olan ibadetler (namaz, oruç, zekat ve hac) arasında saymadığı görülmektedir.

Yani kurban ibadetinin önem derecesinin vurgulandığı hadislerde, bu ibadetin aynî farz (farz-ı ayn) seviyesinde bir ibadet olmadığı da anlaşılmaktadır.

Bu kapsamda, Hz. Ebu Bekir (r.a.) ve Hz.Ömer (r.a.) dönemindeki kurbanla ilgili bazı uygulamalar da, kurban ibadetinin Kur’an ve Sünnet’le sabit olduğu halde, farz olmadığını anlatmaya yöneliktir. (Kurtubi, VX,108).

Kurbanın Hükmü Konusunda Müçtehid İmamların İçtihadları

Konuyla ilgili bu ayet ve hadisleri bir bütün olarak değerlendiren müçtehit imamlardan her birisi, kendi içtihat sistematiğindeki temel ilkeler (usul-ü fıkıh kaideleri) gereği olarak kurban ibadetinin dini hükmünü belirlemeye çalışmışlardır. Konuyla ilgili görüş ayrılıkları, farklı içtihat ilkelerinden kaynaklanmaktadır.

Dinen gerekli şartları taşıyan kimselerin kurban kesmesi, İmam Ebu Hanife’ye göre vaciptir.

Bu konuda İmam Malik’ten iki görüş nakledilmektedir ki, bu görüşlerden birisine göre kurban kesmek vacip, diğerine göre ise müekked sünnettir. Bilindiği gibi, Maliki içtihat sistematiğinde vacip terimi, Hanefilerin farz teriminin karşılığıdır. Zira Maliki, Şafii ve Zahiriler başta olmak üzere, müçtehit imamların çoğunluğuna göre, özellikle de ibadet konularında farz – vacip ayrımı bulunmamakta ve bu iki terim aynı anlamda kullanılmaktadır.

Zahirî mezhebi alimlerinden İbn Hazm, İmam Ebu Hanife’nin kurbanla ilgili görüşünü naklederken “farz” şeklinde ifade etmesi (el-Muhalla, VIII,4), genellikle ilk dönem müçtehitlerinin vacip-farz ayrımı yapmadan, farza vacip, vacibe farz demeleri sebebiyledir. Bundan dolayı, içtihat sistematiklerinde farz-vacip ayrımı netleşmeyen ilk dönem müçtehitlerinin, kurbanın hükmü konusunda vacip derken, Malikilerde olduğu gibi “farz” anlamını kastetmiş olma ihtimalleri oldukça yüksektir.

Maliki mezhebinde, kurban konusunda İmam Malik’in iki görüşünden vacip (farz) olduğuna dair görüşü değil, müekked ayni sünnet olduğuna dair olan görüşü mezhepte ağırlık kazanmıştır. Maliki mezhebindeki müçtehitlerden, kurban kesmenin vacip (farz) değil müekked sünnet olduğunu kabul edenler de, kurbanı diğer müekked sünnetlerden daha üst derecede gördüklerinden dolayı, sünnet olduğunu söylerken de, özel olarak önemini vurgulayan ifadeler eklemektedirler.

Maliki mezhebinde kurbanın sünnet olduğunu söyleyen fakihlerin konuyla ilgili ifadelerinden anlaşıldığına göre kurban kesmek, normal şartlardaki müekked sünnetlerden daha üst derecede bir konumda olup, ancak farz da değildir. Farz (vacip) ile müekked sünnet arasındaki bu konumlandırma, adeta Hanefilerin vacip anlayışı paralelindedir.

Görülüyor ki, kurbanın hükmü konusunda, Malikilerin görüşüyle Hanefilerin görüşü, büyük ölçüde paralellik arz etmektedir.

Hanefiler ve Şafiiler başta olmak üzere, müçtehitlerin çoğunluğuna göre ise, koyun ve keçi, kurban mükellefi bir kişi için: deve, sığır ve manda ise, yedi kişi için kurban olarak kesilebilir.

Şafiiler, Hanbelîler, Caferiler ve Zeydilerin de içinde bulunduğu müçtehit imamların çoğunluğuna göre, kurban kesmek müekked sünnettir. Hanefi müçtehitlerden İmam Ebu Yusuf’tan da bu konuda iki ayrı görüş nakledilmiştir ki, bunlardan birisine göre kurban kesmek vaciptir, diğerine göre ise müekked sünnettir.

İmam Şafii’ye göre, kurban kesmeye gücü yeten kimse, yolcu hatta hac için Mina’da bulunuyor olsa bile, kurban (udhiyye) kesmekle mükelleftir. Fakat İmam Şafii’ye göre, kurban kesmek, gücü yeten kimse için müekked aynî sünnet, bakmakla yükümlü bulunduğu aile fertlerinin her biri hakkında ise, kifai sünnettir. Dolayısıyla, bir ailede kesilen bir kurban, sahibi için ayni müekked sünnetin, aile fertleri içinse kifai sünnetin ifası mahiyetindedir. (Şafii, el-Ümm, II,221-224).

Şafiilere göre kurban kesmeye gücü yeten kimsenin kurban kesmesi, müekked sünnet ise de, Şafii içtihat sistematiği içerisinde kurban ibadeti, diğer müekked sünnetlerden daha üst derecede bir mükellefiyettir; ancak farz da değildir. Bilindiği gibi, Şafii içtihat sistematiğinde de, vacip ve farz genellikle aynı anlamda kullanılmaktadır. Dolayısıyla, sünnet ile farz (vacip) arasında ara bir teklifi hüküm bulunmamaktadır. Ancak, kurbanı diğer sünnetlerle aynı seviyede görmedikleri için, normal olarak müekked sünnetlerden üst, farzdan (vacipten) ise daha alt kademede bir ibadet olduğunu belirtirken, bu ara kademeyi ifade eden bir terim bulunmadığı için, müekked sünnet ifadesi yanında bazı kayıtlar koymayı gerekli görmektedirler. İmam Şafii’nin, kurbanın hükmü konusundaki ifadelerinde, kurbanın sünnet bir ibadet olduğunu, terk edilmesini sevmediğini, ancak farz da olmadığını belirtmesi bu durumdan dolayıdır. (Şafii, el-Ümm, II,221-224).

Bu yüzden, kurbanla ilgili olarak Şafii mezhebindeki temel fıkıh kitaplarında “terk edilmemesi gereken, dini şeairden olan müekked sünnet” ifadesi yer almaktadır. Dolayısıyla, kurbanın diğer sünnetlerden farklı olarak, sahip olduğu bu özel konumunun, şeair boyutlu bir ibadet olmasından kaynaklandığı ifade edilmiştir. (Nevevi, Mecmu, VIII, 383-384).

Bilindiği gibi, Şafii mezhebinde şeair boyutlu mükellefiyetler, özel bir konuma sahiptir. Herhangi bir dini mükellefiyetin şeair (şiar) boyutlu olması, onu değerler sistemi içerisinde daha üst seviyede bir konuma getirmektedir. Şafii mezhebindeki fıkıh kitaplarında, sırf şeair özelliği taşıdığından dolayı, ezan, namazın cemaatla kılınması ve hatta cemaatle namaz kılarken kamet getirilmesi, (farklı içtihatlar bulunmakla birlikte,) müekked sünnet olduğu halde, farz-ı kifaye gibi değerlendirildiği görülmektedir. (Nevevi Mecmu, III, 82 vd.; IV, 182 vd.; Remlî, Nihayetu’l-Muhtac, II, 129 vd.). Şafii içtihat sistematiğinde, şeair özelliğinden dolayı, kifai sünnetler ayni müekked sünnete, kifai farzlar da ayni farzlara göre, sevap ve sorumluluk açısından daha önceliklidir. (İsnevi, Temhid, 74-78).

Görülüyor ki, Şafii mezhebindeki anlayışa göre de, kurban kesmenin hükmü sünnet olarak isimlendirilmekle birlikte, normal şartlardaki müekked sünnetlerden daha üst konumdadır. Yani, Şafiilere göre de kurban kesmek farz değildir; ancak şiar mahiyetli olduğu için diğer müekked sünnetlerden de daha üst konumdadır. Hatta, bu değerlendirmelerden, Şafilere göre kurbanın, Hanefilerdeki vacipten daha üst seviyede bir dini mükellefiyet olduğu anlaşılmaktadır.

Buna göre, hem Maliki ve hem de Şafii mezhebinde yazılan fıkıh kitaplarındaki, kurbanın (udhiyye) sünnet olduğuna dair ifadelerden hareketle, bu ibadetin gerektiği gibi önemsenmemesi sonucuna götüren değerlendirmeler bilimsel olmaktan uzaktır.

Sonuç yerine:

Kurban kesmenin önemine dair hadislerdeki vurgulu ifadelerden, Peygamberimizin (s.a.s.), ümmetinden mali durumu müsait olanların kurban kesmemesini kabullenemediği, hiç kimsenin kurban borcuyla Allah’ın huzuruna çıkmasını istemediği için de, kestiği kurbanların sevabına ümmetini de iştirak ettirmiştir. Bu uygulama, Peygamberimizin (s.a.s.) ümmetinden hiç kimsenin kurban ibadetinin sevabından mahrum kalmasını arzu etmediğini göstermektedir. İşte, Peygamberimizin (s.a.s.) kurban kesimi esnasında, kestiği kurbanın kabul edilmesi için dua ederken, “Bu (kurban) benim adıma ve ümmetimden kurban kesmeyenlerin (kesemeyenlerin) adına” demeleri (Ebu Davud, Tirmizi), bu açıdan önemli mesajlar ihtiva etmektedir.

Prof.Dr. Beşir Gözübenli – Yeni Ümit Dergisi
 
Hanefiler, şahsi malı bulunan herkesi başlı başına bir mükellef sayarlar ve böyle olan birisi, ister kadın olsun ister erkek olsun kurban kesmelidir derler. Diğer mezhepler ise, her bir ferdin ne kadar parası bulunursa bulunsun, bir eve bir kurban yeter diye düşünürler.
 
Kurban elbette bağışlanabilir. Kurbanını keser ve etini olduğu gibi bir şahsa, şahıslara, ya da kurumlara bağışlayabilir. Kendisi adına kurban kesilmek üzere kurbanının parasını da bağışlayabilir, yani birisini vekil kılabilir. Ancak kurban yerine onun parasını bağışlamakla kurban görevini yerine getirmiş olmaz.
 
Kurban Bayramı hakkında bilgiler

Kurban Bayramı

Kurban, kurban bayramı günlerinde ibadet niyetiyle belli hayvanlardan birini keserek yapılan bir ibadettir. Kurban, Allah Tealâ’nın ihsan buyurduğu varlığa bir teşekkürdür.

Kurban ibadeti İslâmiyetten önce de vardı

Cenab-ı Hakk’ın dostu olma şerefiyle şereflenmiş bir peygamber olan İbrahim (a.s.) bir adakta bulunmuş, bir oğlu olduğu takdirde onu Allah’a kurban edeceğini adamıştı. Aradan geçen zaman içerisinde oğulları olmuş ama o, adağını nasılsa unutmuştu. Rüyada oğlunu kurban ediyor görmüş ve irkilmişti. Hz. İbrahim bu rüyayı üç ayrı gece görmüştür. Peygamberlerin rüyası vahiy olduğu gibi onlar tarafından yapılan tabirleri de vahiydir. İbrahim a.s. da rüyasını, oğlunu kurban etmesi gerektiği şeklinde tabir etmiş ve böylece bu tabir de vahiy olmuştur. Artık Hz. İbrahim’in bu vahyi yerine getirmesi gerekiyordu.

Elbette bu çok zordu ama Allah’tan aldığı vahye uymaması daha zordu. İbrahim a.s büyük bir imtihan karşısında olduğunu anladı. Hiç tereddüt etmeden Allah’a teslim oldu ve durumu oğlu İsmail aleyhi’s-selâm’a açmaya karar verdi.

Şimdi konu ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’in açıklamalarını dinleyelim: Allah Teala buyuruyor:

“İbrahim ‘Ey Rabbim, bana iyilerden (bir oğul) ihsan et’ dedi. Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. Oğlu yanında koşacak çağa gelince, ‘Ey oğlum, ben seni rüyamda boğazladığımı gôrüyorum, bir düşün, ne dersin ?’ dedi. (İsmail) Babacığım, sana ne emrolunuyorsa yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.’ dedi. Her ikisi de Allah’a teslim oldular (Allah’ın emrine boyun eğdiler). İbrahim, oğlunu şakağı üzerine yatırdı. Biz de ona şöyle seslendik: ‘Ey İbrahim, rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.’ Dedik ve ona (İsmail’e karşılık ) büyük bir kurbanlık fidye verdik. Kendisine sonradan gelenler için de iyi bir nam bıraktık. Selam olsun İbrahim’e. İşte biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Çünkü 0, bizim mümin kullarımızdandır.” (1)
Görülüyor ki, Kur’an da Hz. İbrahim’in gördüğü rüyanın vahiy olduğunu teyit etmiştir. Çünkü Cenâb-ı Hak kendisine seslenirken: “Ey İbrahim, gördüğün rüyaya gerçekten sadakat gösterdin.” buyurmuştur.
İbrahim a.s, Allah’ın emrine boyun eğerek oğlunu kurban etmek üzere şakağı üzerine yatırınca Cenab-ı Hak, İsmail’in yerine bir koyun kurban etmesini emretmiştir. Bu, Allah’ın insanlığa büyük bir lütfudur. Allah, insanları Hz. İbrahim’in aracılığı ile insanı kurban etmekten korumuş olmasaydı muhtemelen insanlar, insan kurban etme, gibi korkunç bir geleneğe sahip olabilirdi ve insanları bu korkunç gelenekten kimse de kurtaramazdı.

İbrahim a.s oğlu yerine Cenâb-ı Hakk’ın kendisine gönderdiği koçu kurban etmiştir. Böylece kurban Hz. İbrahim’den sünnet olarak bize intikal etmiştir.

Kurban, insanın Allah’a yaklaşmasına ve O’nun rızasını kazanmasına vesile olan bir ibadettir. “Kurban”kelimesinde bu mana vardır. İnsan kurban kesmekle İbrahim (a.s.) gibi Allah’a ve O’nun emirlerine bağlılığını, gerekirse O’nun rızasını kazanmak için her fedakârlığa katlanacağını göstermiş olur.

Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan her şeyde esas olan iyi niyettir. Kurbanda da böyledir, iyi niyet ve ihlas esastır. Bakınız, bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruluyor:
“Onların (kurbanların ) ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır.” (2) Esasen Allah Teâla ancak takva sahiplerinin yapmış oldukları ibadetleri kabul eder. Maide suresindeki şu ayet-i kerimeler bu konuyu bir örnek vererek açıklıyor. Allah Tealâ buyuruyor.

“(Ey Muhammed) Onlara Adem’in iki oğlu ile ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti (Kurbanı kabul edilmeyen ötekine).
-Seni öldüreceğim, demişti. Diğeri ise :
- Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder, dedi ve devam etti : “Allah’a yemin ederim ki sen beni öldürmek için bana el uzatsan da ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim. Ben, alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” dedi. (3)

Görülüyor ki, kurban kesenlerden biri iyi niyeti ve Allah’tan korkması sebebiyle sunduğu kurban kabul görmüş, diğeri ise kötü niyeti sebebiyle kurbanı kabul edilmemiştir.

Sevgili Peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurmuştur :
“Amellerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur.”(4)

Kurban, İslâm’daki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın bir başka örneğidir. Her gün dünyada sayısız hayvan kesilir ve bundan çoğunlukla varlıklı kimseler yararlanır. Halbuki kurban bayramında kesilen kurbanlardan daha çok yoksullar ve hayır kurumları istifade eder.

Kurban Bir İbadet midir Yoksa Gelenek midir?

Kurban bir gelenek değil, kitap ve sünnetle meşrûiyeti sabit olan bir ibadettir. Kurban da zekat gibi Hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruluyor:
“Kurbanlık deve ve sığırlar, Allah’ın size olan nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. O halde onları ön ayaklarından biri bağlı olduğu halde keserken üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit onların etlerinden yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Böylece onları sizin emrinize verdik ki, şükredesiniz.”(5)

Peygamberimiz de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Ademoğlu kurban bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır. Şüphesiz ki o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve kılları ile gelir. Hiç şüphe yok ki, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında kabul görür. Öyle ise gönüllerinizi kurban ile hoş edin.”(6)

Peygamberimiz kurbanı tavsiye ederlerken kendileri bizzat kurban keserek de örnek olmuşlardır. Müslim’in rivayetine göre Enes (r.a.) şöyle demiştir :
“Allah’ın Resûlü, beyaz renkli iki koç kurban ederdi.” (7)

Kurbanın Hükmü

İslâm alim ve müçtehitleri kurbanın hükmü hakkında farklı içtihatlarda bulunmuşlardır.

İmam Azam Ebû Hanife’ye göre kurban vaciptir. Delili de:”Rabbin için namaz kıl ve kurban kes”(8) âyet-i kerimesinin delâletiyle peygamberimizin :
“Kimin hali vakti yerinde olur da kurban kesmezse namazgahımıza yaklaşmasın.”(9) Hadisindeki vaid (korkutma) dır. Böyle bir korkutma ancak vacip olan bir ibadetin terki için yapılır. Yani İmam Azam demek istiyor ki, kurban vacip olmasaydı peygamberimiz onu terkedene böyle bir tehditte bulunmazdı.

Şâfiî, Mâliki ve Hanbelîler ile Hanefîlerden İmam Ebû Yusuf’a göre ise kurban vacip değil, sünnet-i müekkededir.(10)
Kurbanın sünnet olduğunu söyleyenlerin dayandıkları delillerin bir kısmı aşağıdaki hadis-i şeriflerdir:
Ümmü Seleme (r.a.)’ den rivayete göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
“Bilinen on gün girdiği vakit elinde kurbanı olup kurban kesmek isteyen kimse (bedeninden) asla bir kıl almasın, tek bir tırnak kesmesin.”(11)
Bu hadis-i şerifte Peygamberimiz kurbanı kişinin isteğine bırakmıştır. Bu ise onun vacip olmadığını gösterir.
Bir başka hadis-i şerif ise meâlen şöyledir:
“Üç şey vardır, bunlar bana farz, size nafiledir. Onlar da vitir, kurban ve kuşluk namazıdır.”(12)

Kurbanın hükmü (yani vacip mi sünnet mi olduğu) hakkındaki bu farklı görüş ve içtihatlar sebebiyle; bir kimsenin zekât, hac, sadaka-i fıtır, ve kurban borcu olduğu halde vefat edip bu borçlarının ödenmesi için malının üçte birini vasiyet etse (ki ancak malının üçte birini vasiyet etmeye mezundur) malının üçte biri yeterse borçlarının tamamı ödenir. Malının üçte biri borçlarını ödemeye yetmediği takdirde önce zekât borcu ödenir. Çünkü borçların içerisinden önemli olanı zekâttır. Bu borcu ödendikten sonra malı artarsa haccı yaptırılır. Bundan sonra sadaka-i fıtır borcu ödenir. Daha sonra da malı kalırsa kurban borcu ödenir.

Kurban Kimlere Borçtur?

Kurban, mukim olan ve sadaka-i fıtır nisabına malik olan her kadın ve erkek müslümana vaciptir.
Bu tariften şu anlaşılıyor: Müslüman olmayan, seferde bulunan müslümana ve fakir olana kurban vacip değildir.

Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer seferde bulunduklarında kurban kesmemişlerdir. Şayet seferde olan kimse kurban kesmek isterse, kurban kendisine vacip olduğu için değil, nafile olarak kesebilir, kesmediği takdirde sorumlu olmaz.

İmam Azam Ebû Hanife ile Ebû Yusuf’a göre kurbanın vacip olmasında akıl ve erginlik çağına gelmiş olma şart değildir. Yani zengin olan çocuğun ve delinin mallarından babaları veya vasileri kurban keserler. Bu kurbanlardan sadece kendileri yiyebilir, başkaları yiyemez.

İmam Muhammed ile İmam Züfer’e göre kurbanın vacip olması için akı1 ve erginlik çağına gelmiş olma şarttır. Bu itibarla zengin olan çocuklarla deli olanların mallarından kurban kesilmez. (13) Fetvâ da bu görüşe göredir, yani zengin de olsalar çocuklarla delilerin kurban kesmesi gerekmez. (14)

Zenginliğin Ölçüsü

Herhangi mali bir ibadetin borç olması için ön görülen zenginlik ölçüsü ‘Nisap’ kelimesi ile ifade edilmektedir.
Kurban nisabı, kişinin temel ihtiyaçları olan oturacak evi, evinin yeter derecede eşyası, binek için olan hayvanı, üç kat elbisesi, kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık nafakalarından ve borcundan fazla 80, 18 gr. altın veya bunun kıymeti para ve eşyaya malik olan kimse kurban kesecek kadar zengin demektir. Bu kimseye yılda bir defa kurban günlerinde kurban kesmek vacip olur.
Bu ölçü aynı zamanda zekat için de geçerlidir. Ancak zekat nisabında malının artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmiş bulunması şarttır.
Kurban nisabında bunlar aranmaz. Kurban kesme günlerinde zengin olan kimseye kurban kesmek vacip olur.

Hangi Hayvanlar Kurban Edilir?

Kurban edilecek hayvanlar; koyun, keçi, deve, sığır ve mandadır.

Bu hayvanlardan devenin 5, sığır ile mandanın 2 ve koyun ile keçinin 1 yaşını doldurmuş olmaları gerekir. Ancak koyunlar altı ayı tamamladıkları halde bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olurlarsa bunlar da kurban edilebilir.

Bir koyun veya keçiyi ancak bir kişi kurban edebilir. Fakat sığır, manda ve deve yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir. Ortakların tek veya çift olmalarında bir sakınca yoktur.

Ortakların hepsi ibadet niyetiyle katılmak durumundadır. Meselâ ortaklardan biri vacip olan kurbanı, diğeri adak kurbanı, bir diğeri de nafile kurbanı niyet edebilir. Çünkü hepsinin niyeti ibadettir. Fakat ortaklardan biri her hangi bir ibadet değil de et kasdiyle katılmış olsa bu sahih olmaz, diğerleri de niyet etmiş oldukları kurbanı kesmiş, sayılmazlar.

Hangi Ayıplar Hayvanın Kurban Olmasına Mani Olur?

Bilindiği üzere kurban bir ibadettir. Bunun için kurbanlık hayvanların kusursuz olmaları esastır. Her kusur olmasa da bazı kusurlar kurbana manidir. Bu kusurlar kısaca şunlardır:
-İki veya bir gözü kör olan,
-Aşırı derecede zayıf olan,
-Kesim yerine yürüyerek gidemeyecek derecede aksak olan,
-Kulağının, kuyruğunun veya tenasül organının üçte birinden fazlası gitmiş olan,
-Dişlerinin yarıdan fazlası düşmüş olan,
-Doğuştan kulağı ve tenasül organı olmayan,
-Koyun ve keçide bir, sığırda iki memesi kurumuş olan,
-Burnu kesilmiş olan,
-Dilinin çoğu kesilmiş olan,
-Ölüm derecesinde hasta olan.
Böyle kusuru olan hayvanları kurban etmek câiz değildir. Bunun için kurbanlık satın alınırken kusurlu olup olmadığına dikkat etmek gerekir.
Kurban, bayram namazı kılınan yerlerde namazdan sonra olmak üzere bayramın ilk üç günüdür. (Şafiîlerde dördüncü günü de olabilir.)
Arefe günü veya bayramın ilk üç gününden sonra kurban kesmek, kurban olmaz. Peygamberimiz buyuruyor :
“Bu günümüzde yapacağımız ilk şey bayram namazı kılmaktır. Sonra evlerinize dönüp kurban kesmek olacaktır. Her kim böyle yaparsa sünnetimize uygun iş yapmış olur. Kim önce kurban keserse o da ancak ailesine bir et sunmuş olur, bu kestiği kurban olmaz.”(15)

Kurbanın Bedelini Yoksullara Vermekle Kurban Kesilmiş Olur mu?

Bazı kimseler hemen her yı1 kurban bayramında bu soruyu sorarlar: Hayvanı kesmeden canlı olarak veya bedelini yoksullara vermekle kurban kesilmiş olur mu? Kurbanın rüknü, kurban edilmesi câiz olan hayvanlardan birini kesmek olduğundan, hayvanı kesmeden canlı olarak veya bedelini yoksula vermekle kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz, bu ancak sadaka olur.
Yalnız kurban kendisine vacip olan kimse satın aldığı kurbanı her hangi bir sebeble kurban günlerinde kesmez veya hiç kurban satın almaz ise kurban günleri geçtikten sonra, bu kimse kurbanlık hayvanının kıymetini fakirlere sadaka olarak verir. Satın alıp kesmediği kurbanını ise canlı olarak fakire verir. Kurban günleri geçtikten sonra daha önce satın alınmış kurbanlık artık kesilmez.

Kurbanı kesebiliyorsa kendisi keser. Çünkü bu bir ibadettir. Onu, kişinin kendisinin yapması, başkasına vekâlet vermesinden daha faziletli ve sevaptır. Peygamberimiz vedâ haccında yüz deve kurban etmiş, bunların altmış üç tanesini bizzat kendileri kesmiş, kalanlarını da Hz. Ali’ye vekâlet vererek kestirmiştir.(16) Şayet kendisi kesemiyorsa o takdirde ehil olan birisine vekâlet vermek suretiyle kestirir ve kendisi de orada hazır bulunur. Peygamberimiz kızı Hz. Fâtıma’ya :
“Kurbanın kesilirken orada hazır bulun. Zira işlemiş olduğun her günah, kurbanın kanından ilk damlası yere düştüğünde, bağışlanır” (17) buyurmuştur.

Az önce de söylediğimiz gibi, kesebiliyorsa kendisi, kesemiyorsa ehil olan birisine kestirmelidir. Hayvan kesmede ehil olmayan yani bunu beceremeyen kimseler, hayvana eziyet ederler ki, bu haramdır, günahtır. Bir ibadet yapılırken günah işlenmez.
Hemen her yıl kurban bayramı günlerinde televizyon ekranlarına yansıyan görüntüler, seyredenlere büyük rahatsızlık vermektedir. Bu görüntülerin ortadan kalkması, kurbanların ehil olan kimseler tarafından kesilmesine bağlıdır. Ehil kimse bulamayanlar kurbanlarını mezbahalarda kestirmelidirler.

Yurtdışında bulunanlardan kurbanlarını memleketlerinde kestirmek isteyenler, bir tanıdıklarına vekâlet vermek suretiyle kurbanlarını kestirebilirler. Böyle yaptıkları takdirde hem kurbanları kesilmiş, hem de daha iyi değerlendirilmiş olur.

Kurban Nasıl Kesilir?

Hayvan incitilmeden kesilecek yere götürülür. Devenin dışındakiler kıbleye karşı sol tarafları üzerine yavaşça yatırılır. Kolaylık olması için üç ayağı da bağlanır. Sonra kesecek olan:
“Allahü ekber, Allahü ekber, lâ İlâhe illallahü vellahü ekber, Allahü ekber ve Lillahilhamd. Bismillâhi Allahü ekber” der, ara vermeden büyük ve keskin bir bıçakla keser.
Sadece “Bismillâhi Allahü ekber” diye kesse de olur.
Usulüne göre bir kesim yapmış olmak için, hayvanın yemek ve nefes boruları ile iki şah damarının kesilmesi gerekir.
Kurban kesildikten sonra sahibi, Allah rızası için iki rekat namaz kılar, sonra da dua ederek Cenâb-ı Hak’tan dileklerde bulunur.

Kurban Etinin Taksimi

Deve ve sığır gibi hayvanlar ortaklaşa kurban edildiğinde etleri ortaklar arasında tahmini olarak değil, tartılarak taksim edilir. Ancak bir ailenin fertleri için kurban edilen hayvanın etini taksim etmek gerekmez. Bunun gibi ortaklaşa kurban kesenler kurban etini tamamen yoksullara veya bir hayır kurumuna verecek olurlarsa yine kurban etini taksim etmeleri gerekmez.
Kurban etinin hepsini yoksullara sadaka olarak dağıtmak veya kendisi ve çoluk çocuğu için alıkoymak caiz ise de, en uygun olanı, kurban etini üçe taksim edip, birini kurban kesmeyen yoksullara sadaka olarak dağıtmak, bir bölümünü de akraba, tanıdık ve komşulara ikram etmek, birini de kendi çoluk çocuğu ile yemektir.

Kurban etinden müslüman olmayan komşulara da vermek caizdir.

Şayet kurban kesen kimsenin çoluk çocuğu kalabalık ve hali vakti de çok iyi değilse bu takdirde kurban etini sadaka ve hediye olarak dağıtmayıp, tamamını çoluk çocuğu için alıkoyması daha uygun olur. Çünkü kan akıtmakla kurban vecibesi yerine getirilmiştir.

Bayram

Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicretlerinin ikinci yılında meşru kılınmıştır.

Peygamberimiz Medine’ye hicret buyurduklarında Medinelilerin eğlendikleri iki günleri vardı. Peygamberimiz: “Bu günler ne oluyor?” diye sorduğunda, onlar “Biz cahiliyette bu günlerde oynayıp eğlenirdik.” dediler. Bunun üzerine peygamberimiz : “Bunların yerine Allah Teâla size daha hayırlı iki gün verdi: Ramazan bayramı, kurban bayramı” (18) buyurdu. Ramazan bayramı namazı gibi kurban bayramı namazı da vaciptir ve Cuma namazının şartlarına tabidir. Yani Cuma namazını kılmakla yükümlü olanlar, bayram namazını kılmakla da yükümlüdürler. Ancak Cuma namazı farz, bayram namazı ise vaciptir.

Bayram namazı

Güneş doğduktan ve kerahet vakti çıktıktan sonra, öğleye kadar kılınır. Herhangi bir sebeple ilk günü kılınamazsa ertesi günü kılınır. Bayram namazı Cuma namazı gibi ancak cemaatle kılınır. İki rekattır. Şöyle niyet edilir:
“Niyet ettim Allah rızası için kurban bayram namazını kılmaya, uydum imama.” Bundan sonra tekbir alınır. Birinci rekatta “Süphaneke” okunur. Sonra imam açıktan, cemaat tarafından da gizlice üç defa “Allahü ekber” diye tekbir alınır. İlk iki tekbirde eller yukarı kaldırılır, sonra yanlara salıverilir. Üçüncü tekbirin peşinden eller yanlara salıverilmeyip bağlanır. İmam Fatiha ve sure okur; cemaat dinler. Sonra diğer namazlarda olduğu gibi rukû ve secde yapılır. İkinci rekata kalkıldığında imam önce Fatiha ve sûre okur. Sonra birinci rekatta olduğu gibi üç defa tekbir alınır. Her üç tekbirde de eller yukarı kaldırılıp yanlara salıverilir. Dördüncü tekbir ile rukûa gidilir ve secdeler yapılarak oturulur, tehiyyât ve salli barik okunur, sonra selâm verilir.

Bayram Gecesi ve Günlerinde Yapılması Müstehap Olan Şeyler

a) Bayram gecelerini dua ve ibadetle ihya etmek, kaza namazı kılmak, Kur’an okumak ve Allah Teâlâ’dan af ve mağfiret dilemek. Çünkü duaların makbul olduğu gecelerden birisi de bayram geceleridir. Nitekim Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
“Ramazan ve kurban bayramı gecelerini, sevabını umarak ibadetle geçiren kimsenin kalbi, kalplerin öldüğü gün ölmez.”(l9)
b) Bayram sabahı erken kalkarak yıkanıp temizlendikten sonra namaza gitmek.
c) Güzel koku sürünmek.
d) Temiz ve yeni elbise giyinmek.
e) Gücü yetiyorsa namaza yürüyerek gitmek.
f) Güler yüzlü ve sevinçli görünmek.
g) Yoksullara çokça sadaka vermek.
h) Bayram namazına giderken yolda tekbir getirmek.
i) Kurban kesecekse kurban etinden yiyinceye kadar oruç tutuyormuş gibi bir şey yiyip içmemek.
j) Kurban etinden iftar etmek. Çünkü peygamberimiz böyle yaparlardı.
k) Çoluk çocuğuna bolluk göstermek.
Bütün bunlar bayramda yapılması müstehap olan işlerdir.

Bayram günleri sevinç günleridir. Bu günlerde sevinçli ve güler yüzlü görünmek tavsiye edilmiştir.

Bu itibarla bayramın toplum hayatımızda üstün yeri ve değeri vardır. Bayram günleri toplum şuuru bütünleşir. Toplum fertleri birbirleriyle sevinip kaynaşır. Hayatın bitmek tükenmek bilmeyen sıkıntıları içinde bunalan, bitkin ve yorgun hale gelen insanları bayramlar dinçleştirir ve çalışma azimlerini artırır.

Bu günlerde akraba ve komşularımızla olan ilişkilerimiz kuvvetlenir, birlik ve kardeşliğimiz güçlenir. Bayram sabahı camilerimizi dolduran kalabalıkların hep birlikte ve içtenlikle yüce Allah’a yönelmeleri, O’ndan af ve bağış dilemeleri ayrı bir önem taşır. Çünkü böyle bir amaçla bir araya gelen, aynı iman ve heyecanı taşıyan toplulukları yüce Allah’ın rahmeti kuşatır ve onları affeder.

Bu günlerde annemizin-babamızın ellerini öpüp hayır dualarını almalıyız. Dinimizde Allah’a ibadetten sonra anne ve babaya saygı ve iyilik emredilmiş, onlara karşı “öf” demek dahi yasaklanmıştır. Akraba ve komşularla tebrikleşerek, karşılıklı sevgi ve saygı duyguları aktarılmalı, karşılaştığımız herkesle selâmlaşarak tebrikleşmeliyiz. Tanıdıklarımızı ziyaret ederek hatırlarını sormalı ve gönüllerini almalıyız. Hastahanelerde ve evlerde yatan hastaları görmeli, şifa dileklerimizi sunmalıyız. Yetimlerle ve kimsesiz çocuklarla ilgilenip onları okşamalı ve onlara anne ve baba gibi davranmalıyız. Çevremizdeki yoksullara ve bakıma muhtaç çocuklara yardım ellerimizi uzatmalı, onların da bayram sevinci yaşamalarını sağlamalıyız.

Bizden hayır dua bekleyen ölülerimizin mezarlarına giderek onlara dua etmeli, ruhları için hayır ve hasenatta bulunmalıyız. Tanıdıklarımızdan dargın olanları barıştırmaya çalışmalı ve aralarını bulmalıyız. Her zaman olduğu gibi bayram günlerinde de İslâm’ın emrettiği şekilde çevremizdeki insanlara iyi davranmalı, incitici ve zarar verici davranışlardan sakınmalıyız. Bütün bunlar, toplumu oluşturan fertleri birbirleriyle kaynaştırarak milli birliğin sağlanmasında ve toplumu rahatsız eden ayrılık ve düşmanlıkların yok olmasında etkili olur. Bu duygularla hepinizin kurban bayramını tebrik ediyor, daha nice bayramlara sağlıkla, huzurla erişmemizi Cenâb-ı Hak’tan diliyorum. Mübarek bayramın ülkemize, İslâm alemine ve bütün insanlığa iyilik ve hayırlar getirmesini diliyorum. Cenâb-ı Hak yaptığımız ibadetleri ve keseceğimiz kurbanları rızasına muvafık eylesin ve bizi kendisine ibadetten ayırmasın. Amin.

1- Saffât, 100-111.
2- Hacc, 37.
3- Maide, 27-28.
4- Buharî, Bedülvahiy, 1.
5- Hacc, 36.
6- Tirmizî, Adâhî, 1; İbn Mâce, Adâhî, 3.
7- Müslim, Adâhî 3, İbn Mâce, Adâhî, 2.
8- Kevser, 2.
9- İbn Mâce, Adâhî, 2.
10- Mebsût, c. 12, s. 8, Neylülevtar, c. 5, s. 126.
11-Müslim, Adâhî, 7.
12- Ahmed b. Hanbel.
13- Bedayiu’s-sanayi, Beyrut, 1974, c. 5, s. 64.
14- Reddülmuhtar, c. 5, s. 309.
15- Buhari, Adâhî, 1.
16- Müslim, Hac, 19.
17- Et-Tergib ve’t-Terhîb, Beyrut, 1968, c. 2, s. 154.
18- Ebû Davût, Salat, 245.
19- Mecmeu’zevâid, Beyrut, 1967, c. 2, s. 198.
 
İBRAHİM (A.S) MIN ÇOCUK İLE MÜJDELENMESİ

1. Evladı olmayan İbrahim (A.s.) O günlerde ‘Ey Rabbim bana salihlerden olacak bir evlad ihsan eyle’ diye dua ediyordu. İşte o sırada aşağıdaki ayeti celilede ifade edildiği gibi melekler gelerek evlad müjdesini verdi.Cenabu hak bu hususu söyle haber veriyor.

بسم اللَّهِ الرحمن الرحيم
وَنَبِّئْهُمْ عَن ضَيْفِ إِبْراَهِيمَ إِذْ دَخَلُواْ عَلَيْهِ فَقَالُواْ سَلامًا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُون
قَالُواْ لاَ تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلامٍ عَلِيمٍ قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِي عَلَى أَن مَّسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ
قَالُواْ بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلاَ تَكُن مِّنَ الْقَانِطِينَ قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِ إِلاَّ الضَّآلُّونَ


Onlara İbrahim (A.s.) müsafirlerinden bahis et. O vakitki yanına girdilerde selam dediler,selam verdilerde Ibrahim (A.s.) biz sizden cidden korkuyoruz dedide onlar ‘korkma’ dediler. Biz sana alim bir oğul müjdeliyoruz dediler.

İbrahim (A.s.) ‘benimi bir evlad ile müjdeliyorsunuz ?’ bana ihtiyarlık gelip çatmışken, artik beni ne suretle müjdeliyorsunuz dedi. Melekler seni hak ile müjdeledik artik Hz. Allahin rahmetinden ümidini kesme rahmeti ilahiden ancak sapıtanlar ümidini keser dediler. (Süre-i Hicir Ayet 51-56)
 
BIÇAĞIN KESMEMESİ

1. İbrahim (A.s.) bıcağı İsmail (A.s.)mın boğazına sürünce bıçak kesmedide İsmail (A.s)
‘Ey babacığım benim korktuğum başıma geldi. Evlad sevgisinden dolayı elinin kuvveti kesildi ve beni kesmeye gücün yetmedi’ dedi. İbarahim (A.s.) gadablandı ve bıçağı yandaki taşa vurduda taş ikiye ayrıldı. Dediki ‘Ey bıcak taşı kesiyorsunda eti neden kesmiyorsun.’ Bıçak Hz. ın kudreti ile konuşmaya basladı ‘Ya İbrahim sen kes diyorsun amma Hz. kesme diyor hanginize itaat edecegim. Yoksa kesibde rabbima itaatsizlikmi yapayım’ dedi.

بسم اللَّهِ الرحمن الرحيم
وَنَادَيْنَاهُ أَنْ يَا إِبْرَاهِيمُ قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا إِنَّا كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْبَلَاء الْمُبِينُ
وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ


2. Ondan asırlar sonra halifesinin samimiyetini ve teslimiyetini meleklere göstermek için kulu İbrahimin oğlu İsmaili kurban etme hadisesini zuhur ettirmiştir. Sonunda onlarda bu imtihanı başarı ile verdikleri anda Adem (A.s.)min oğlu Habilin kesdiği koç kurbanını göndererek koç kurban edilmiştir.
 
KURBAN BAYRAMI GÜNÜ MÜSTEHAB OLAN ŞEYLER


besmele64qs.gif



Hadîs-i Şerîf: “İnsanoğlu, Kurban Bayramı günü Allah için kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmış olamaz.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)​
Hicrî: 10 Zilhicce 1433 •Fazilet Takvimi

KURBAN BAYRAMI GÜNÜ MÜSTEHAB OLAN ŞEYLER

1) Namaza gitmeden misvak kullanmak.

2) Gusletmek. (Boy abdesti almak)

3) Güzel bir koku sürünmek.

4) Temiz ve helâl elbise giymek.

5) Bayram sabahı erken kalkmak.

6) Kurban Bayramın’da fecr-i sâdıkın doğmasından evvelki vakitten (imsaktan) bayram namazını kılıncaya kadar oruçlu gibi, orucu bozan şeylerden uzak durmak.

7) İlk yediği şey kurban eti olsun diye yemeği namazdan sonraya tehir etmek. (Dürer) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kurbanın ciğerinden iftar buyururlardı.

8) Mümkün ise namaza yürüyerek gitmek.

9) Namazdan sonra başka bir yoldan dönmek.

10) Neşeli olmak.

11) Çok sadaka vermek.

12) “Tekabbelallâhü minnâ ve minküm” (Allah bizden ve sizden kabul buyursun.) diyerek akraba, komşu ve sevdiklerine duâ etmek ve onlarla musâfaha etmek.

13) Kurban Bayramı namazına giderken yolda sesli tekbir getirmek.​

Hicrî:
10 Zilhicce 1433 •Fazilet Takvimi
 
KURBAN KESEMEYENLER NE YAPMALIDIR?

bismillah3.jpg



Hadîs-i Şerîf: ] - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Hiç bir kul, kurban günü, Allah indinde kan akıtmaktan daha sevimli bir iş yapamaz. Zîra, kesilen hayvan, kıyamet günü boynuzlarıyla, kıllarıyla, sınnaklarıyla gelecektir. Hayvanın kanı yere düşmezden önce Allah indinde yüce bir mevkiye ulaşır. Öyle ise, onu gönül hoşluğu ile ifâ edin."
"Kurban sahibine, hayvanın her bir tüyü için sevap vardır. "

[FONT=&quot]Kütüb-i Sitte​
[FONT=&quot][5-289/1171​


KURBAN KESEMEYENLER NE YAPMALIDIR?

Kurban kesmeye mâlî vaziyeti müsâit olmayanlar, bayramın birinci günü öğleden sonra altı rek’at namaz kılarlar.

Namaza şöyle niyet edilir: “Yâ Rabbi, âciz kulun kurban kesemedi. Kurban yerine şu vücûdumu huzûrunda yere sererek kurban ediyorum. Beni de kurban kesenler meyânına kabul eyle.”

1. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 İnnâ enzelnâhü...,

2. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 İnnâ a’taynâ...,

3. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn...,

4. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 İhlâs-ı şerif,

5. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 Felâk Sûresi,

6. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 Nâs sûresi okunur.

Her iki rek’atte bir selâm verilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

Hicrî: 8 Zilhicce 1433 •Fazilet Takvimi


[/FONT]​
[/FONT]
 
KURBAN BAYRAMI GÜNÜ MÜSTEHAB OLAN ŞEYLER

1) Namaza gitmeden misvak kullanmak.

2) Gusletmek. (Boy abdesti almak)

3) Güzel bir koku sürünmek.

4) Temiz ve helâl elbise giymek.

5) Bayram sabahı erken kalkmak.

6) Kurban Bayramın’da fecr-i sâdıkın doğmasından evvelki vakitten (imsaktan) bayram namazını kılıncaya kadar oruçlu gibi, orucu bozan şeylerden uzak durmak.

7) İlk yediği şey kurban eti olsun diye yemeği namazdan sonraya tehir etmek. (Dürer) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kurbanın ciğerinden iftar buyururlardı.

8) Mümkün ise namaza yürüyerek gitmek.

9) Namazdan sonra başka bir yoldan dönmek.

10) Neşeli olmak.

11) Çok sadaka vermek.

12) “Tekabbelallâhü minnâ ve minküm” (Allah bizden ve sizden kabul buyursun.) diyerek akraba, komşu ve sevdiklerine duâ etmek ve onlarla musâfaha etmek.

13) Kurban Bayramı namazına giderken yolda sesli tekbir getirmek.

Hicrî: 10 Zilhicce 1433 •Fazilet Takvimi
 
KURBAN BAYRAMI GÜNÜ MÜSTEHAB OLAN ŞEYLER

1) Namaza gitmeden misvak kullanmak.

2) Gusletmek. (Boy abdesti almak)

3) Güzel bir koku sürünmek.

4) Temiz ve helâl elbise giymek.

5) Bayram sabahı erken kalkmak.

6) Kurban Bayramın’da fecr-i sâdıkın doğmasından evvelki vakitten (imsaktan) bayram namazını kılıncaya kadar oruçlu gibi, orucu bozan şeylerden uzak durmak.

7) İlk yediği şey kurban eti olsun diye yemeği namazdan sonraya tehir etmek. (Dürer) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kurbanın ciğerinden iftar buyururlardı.

8) Mümkün ise namaza yürüyerek gitmek.

9) Namazdan sonra başka bir yoldan dönmek.

10) Neşeli olmak.

11) Çok sadaka vermek.

12) “Tekabbelallâhü minnâ ve minküm” (Allah bizden ve sizden kabul buyursun.) diyerek akraba, komşu ve sevdiklerine duâ etmek ve onlarla musâfaha etmek.

13) Kurban Bayramı namazına giderken yolda sesli tekbir getirmek.​

Hicrî: 10 Zilhicce 1433 •Fazilet Takvimi
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri