Kurata Seferi

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü

* Kurata Seferi *

Hicretin 6. senesi, Muharrem ayı. Bu tarihte, Peygamber Efendimiz Ashabdan Muhammed bin Mesleme Hazretlerinin kumandasında otuz kişilik bir süvari birliğini Necid diyarında bulunan Bekir bin Kilâboğulları üzerine gönderdi. Mücahidler, bu kabileye ait Şerebbe mevkiine vardıklarında Benî Muharipten bir toplulukla karşılaştılar. Aralarında bir çatışma vuku buldu. Muhariboğullarından bazıları öldürüldü. Sağ kalanlar ise kaçtılar. Mücahidler, onların geride kalan çoluk çocuklarına ise dokunmadılar.Daha sonra mücahidler Benî Bekirlerin bulunduğu yere kadar ilerlediler. Âniden baskında bulunarak on kadar adamlarını öldürdüler. Bir kısım davar ve develerini de ganimet olarak aldılar. Muhariplerle Benî Bekirlerden alınan ganimet mallar, yüz elli deve ile üç bin davarı buluyordu.Birlik kumandanı Muhammed bin Mesleme bunların beşte birini Peygamber Efendimiz için ayırdı. Geri kalanını ise mücahidlere bölüştürdü. Mücahidler Medineye dönerken yolda Benî Hanife Kabilesinden Sümâme bin Üsali yakaladılar. Sümâme Mekkeye umre yapmaya gidiyordu. Müslüman süvari birliği, Muharrem ayının son gecesinde Medineye döndü.Mücahidler tarafından esir alınan Sümâme bin Üsâl, Yemâme halkının ileri gelenlerindendi. Bir ara, Peygamber Efendimizin vücudunu ortadan kaldırma teşebbüsüne geçmiş ise de, amcası onu bu cinayeti işlemekten alıkoymuştu. Resûli Ekrem Efendimiz de, bunun üzerine Sümâmenin kanının dökülmesini mübâh saymıştı.Sümâmeyi Peygamberimizin huzuruna getiren mücahidler onu tanımıyorlardı. Resûl-i Ekrem onlara şöyle buyurdu.Kimi yakalamış olduğunuzu biliyor musunuz? Yakaladığınız bu adam, Benî Hanife Kabilesi efendisi Sümâme bin Üsaldir. Ona iyi davranınız. Sahabîler, onu Mescidi Şerifte barındırdılar.Resûli Ekrem Efendimiz Mescide gidip Sümâmenin yanına vardı. Ey Sümâme, gönlünde ne var? İçinden ne geçiriyorsun? diye sordu.Sümâme mahcup bir edâ içinde şu cevabı verdi Yâ Muhammed! Gönlümde hayır var! Şayet, beni öldürecek olursan, eli kanlı bir katilin hayatına son vermiş olursun. Eğer, bana iyilik eder, beni affedersen, iyiliğe karşı teşekkür eden, iyilik bilen bir kimseye iyilikte bulunmuş olursun. Eğer, hürriyetime kavuşmam için benden mal istersen, dilediğin kadar iste al.Peygamber Efendimiz, başka bir şey demeden yanından ayrıldı.Daha sonra iki gün üstüste Peygamber Efendimiz Sümâmeye aynı suali sordu. Sümâme aynı cevabı verince Ashabına, Sümâmeyi serbest bırakınız diye emrederek onu kurtuluş fidyesi almaksızın serbest bıraktı.Hiç beklemediği bu alicenap davranış karşısında Sümâmenin gönül âlemi birden nurlandı. Hemen orada kelimei şehâdet getirerek Müslüman oldu.Müslüman olan Sümâme Peygamberiimizin müsâadesiyle niyetlenmiş olduğu umresini yapmak üzere Mekkeye gitti. Telbiye getirerek şehre girince, Kureyş müşrikleri Müslüman olduğunu anladılar. Yakalayıp boynunu vurmak istediler. O sırada içlerinden birisi, Bırakınız onu! Siz, yiyecek maddesi bakımından Yemâmeye her zaman muhtaçsınız. deyince onu serbest bıraktılar.Buna rağmen Sümâme onlara meydan okudu. Vallahi, dedi, Resûlullah müsâade etmezse size Yemameden bir buğday tanesi bile gelmeyecektir.Gerçekten de, umresini yapıp Yemâmeye dönen Sümâme, Yemâme halkını Kureyşlilere herhangi bir şey yükleyip göndermekten men etti.Yemâme halkı, Sümâmenin emri üzerine Mekkeye yiyecek birşey göndermeyince Kureyş müşrikleri son derece zor bir duruma girdiler. Kıtlık yüzünden olmadık şeyler yemeye başladılar.Sonunda, Resûli Kibriyâ Efendimize bir mektup yazmak zorunda kaldılar.Sen, hem akraba haklarını gözetmeyi emretmektesin, hem de bizimle akrabalık bağlarını koparıp babaları kılıçtan geçirmekte, çocukları da açlıktan öldürmektesin.Sümâme, bizim yiyeceklerimizi kesti.Son derece daraldık.Neolur Sümâmeye bu hususta bir mektup gönderiver. Şefkat timsali Peygamber Efendimiz, onların yaptıkları bütün düşmanlık ve kötülükleri bir tarafa bırakarak, Yemâmeden Mekkelilere yiyecek satışına mani olmaması için Sümâme bin Üsale bir yazı gönderdi.Sümâme, Hz. Resûlullahın bu emri üzerine Mekkelilere zahire satışını serbest bıraktı.Görülüyor ki, Peygamber Efendimiz insanhayatına vermiş olduğu değerden dolayı,enşiddetli düşmanlarına karşı bile yiyecek içecek noktasında son derece şefkatli ve merhametli davranmıştır. Kureyş müşrikleri gibi en azgın düşmanlarının bile, açlık ve susuzlukla karşı karşıya kalıp yok olmalarına şefkat ve merhamet timsali olan mübârek gönülleri rıza gösterememiştir. Bu, onun, hayata hürmeti telkin eden en güzel davranışlarından sadece birisidir. Mübârek hayatına bu nazarla baktığımızda buna benzer bir çok hadiseye rastlarız.
 
Geri