Kuran-ı Kerim Neden Böyle Değil

Konu sahibi son olarak 1616 gün önce görüldü
vSIEvfi.png


internette bu resmi gördüm ve dikkatimi çekti
umarım konu altında kavga çıkmaz.
yorumlarınızı alabilir miyim?
 
~~Nahl 75 ve 76'da Allah hiçbir şeye gücü yetmeyen, dilsiz veya köle gibi bir insanla, kendisine güzel rızık gönderilen sapasağlam bir insanın aynı olup olmayacağını sormuştur. Bir çok Ateist kaynaklarda Kur'andaki ayetler çarptırılıyor ki burada da böyle olmuştur. Halbuki görmek isteyenler, Fussilet 41'de, Allah'ın dünyada yarattığı sabit değerlerin, isteyenler için hep aynı kaldığı ve tüm isteyenler için eşit yararlanabileceğinden bahsetmiştir. Yani kısacası, Kur'an'da bazı insanların anlayamayacağı şekilde mutlak bir denge vardır. Bir tarafta hazır verilen rızık, bir taraftan da uğraşılarak alınan rızıktan bahsedilir.

~~Nisa 34, çoğu insanın yanlış anladığı bir ayettir ve ben bu konu üzerinde çok tartışmışımdır. Surede Allah, erkeğin kadına göre daha üstün yarattığından bahsetmiştir. Kİ baktığınızda vucüt, güç, kuvvet anlamında haklıdırda. Ama bu Allah'a karşı olan görevlerini aynı şekilde paylaşmayacakları anlamına gelmiyor. Allah'a yakınlık olarak aynı mesafededirler. Ne kadın erkek hakimiyetinde olmak için yaratılmıştır, ne de erkek kadın hakimiyetinde olmak için. Bu iki cins birbirlerini tamamlamak için yaratılmışlardır. Dediğim gibi her iki cinsinde birbirini tamamlamaları için farklı özellikleri vardır ama bunlar hükmetmek anlamında değildir.

~~Nisa 3'te çok eşlilikten bahseder. Herkes bu sureye dayanarak, İslam'da erkekler birden fazla kadınla evlenebilir diyor ama aslı o değildir. Allah, evlenilen birden fazla kadın arasında eşit adalet sağlamayacaksanız, evlenmeyin der. Nisa 129'da da erkeklerin bu eşitliği sağlamasının mümkün olmadığından bahseder. Aslında bu ayet daha çok, savaş veya herhangi bir sosyal zorluklardan dolayı kadın sayısının azalmasından, kadınların başı boş kalmasından ve insan ırkının artması gerektiğinden dolayı inmiştir. Bu devirde birden fazla eşlilik tabi ki olamaz.

En önemli saptırılan ayetler bunlardı zaten. Diğer saptırılmış ayetler üzerinde tartışabilirsiniz.
 
çünkü onu adaletten dem vurup adaletsizligin dibine vuran kullar yazmadi.
 
Nahl suresinde kölelikten ne anladığınız önemli. Köle, işçidir, başkasının boyunduruğu altında çalışandır. Köle kelimesi sırf filmlerden izlene izlene beyinlerde kötü bir intiba bıraktı. Herkes eskiden kölelik varmış, ne kadar kötüymüş diye söylenir oldu. Peki şimdi kölelik yok mu? Bir düşünün bakalım. Mesela futbolcular birer köle değil midir? Siz sadece aldıkları paraya, şöhrete ve eğlence hayatlarına mı bakarsınız? Parayla alınıp parayla satılıyorlar. İstedikleri anda istedikleri gibi davranamıyorlar. Sözleşmeyle elleri kolları bağlanıyor, örneğin ailevi bir sorun halinde yeni bir karar alamıyorlar. Bu kölelik değil mi size göre? Hayran hayran izliyorsunuz ama bu sistemin sorumlusu Allah değil. Garsonluk kölelik değil mi? Çöpçülük kölelik değil mi? Güvenlik görevlileri peki? Banka çalışanları? Bunlar köle değil mi? Bu sistem insanlığa mı ait, yoksa birilerinin şeytani iftiralarına alet olarak sorguladığınız yaratıcınız Allah-u Teala'ya mı?

Peki aradaki farka bakalım. Kölelik hep yabancı filmlerden öğrenildi. Ama Kuranda kölelikle bir ayet görüldü, hem yanlış anlaşıldı, hem de Allah ve müslümanlar iftiraya uğradı. Aradaki fark şu. Eskiden köleler insan muamelesi görmüyordu. Özgürlükleri tamamen kısıtlıydı. Mesai diye bir şey yoktu. Karın tokluğu vardı, maddi getiri coğrafyadan coğrafyaya değişir, kimi yerlerde ise hiç yoktu.

Şimdiki kölelik öyle değil. İnsanlar hakkını eski zamanlara oranla daha eksiksiz elde ediyor. Akşam evine gidebiliyor. Tatil yapabiliyor. Sözleşmesi olmayan bir işçi maddi kayba uğramadan istifa edebiliyor. Nitekim bütün bunlara rağmen kendini eski zamanlarda olduğu gibi birilerine komple feda eden insanlar hala var. Bunu da kendileri isteyerek yapıyorlar.

Bilinmesi gereken konu şu. Kölelik sistemini, efendilerin iradesinden alıp insanlığın iradesine geçirenler kimlerdir, kimdir? Kim kaldırdı bu köleliği? Haberimiz var mı bunlardan? Yok. Haberiniz olsun bir zahmet. Okuyun, okuyun. Bu kadar şeyi yazdıktan sonra köleliği kimin kaldırdığını yazmak bana çok mu zor? Mesele o değil. Mesele, Allah-u Teala'yı ve onun dinini, ehli imandan öğrenin, ehli düşmandan değil. Adamın dinle imanla alakası yok, iki ayet okumuş ona da kafası basmamış, kalkıp utanmadan karalama kampanyası başlatmış.

Yahu sen öğrenmediğin bir şey hakkında nasıl ahkam kesebiliyorsun? Daha işin abecesini bile öğrenmemiş, kalkmış gazete tutuyor yobaz. Bu geri kafalıkla tüm kainatın yaratıcısına, ilim sahibine ortak koşuyor. Yarın bir gün Allah ile göz göze gelirse, kafasını kaldırıp ikinci defa ona bakabilecek mi acaba?

Dini, dinin uzmanlarından öğrenin, dinin yabancılarından, fakirlerinden veya düşmanlarından değil. Böyle resimleri görür görmez konu açmadan evvel, niyetiniz sahih ise öncelikle bilen kişilere danışın. Ki müslüman olup bu tür şeylerle haşır neşir olmamış olanlara da sebep olmamak adına lehinizde bir davranış olur.

Telefondan ancak bu kadar yazılabiliyor. Hepsine cevap vermeye kalksak köleliğin en güzeli olur ama vakit yok. İlim yaymada köle olmak gibisi yoktur. Bu konular biraz da göz kontağında tat veren konular. Tavsiyem köleliği kimin kaldırdığını araştırmanız olacaktır.

Diğer hususlara da aynı niyetle yaklaşırsanız doğru cevaplara ulaşacaksınız. İyi çalışmalar.
 
Peki Medine'de indiği söylenen Tevbe Süresi'nde sürekli vurgulanan, kafirleri öldürünüz sözleri için ne düşünüyorsunuz? Mekki süreler bilindiği üzere Muhammed'in henüz İslam'ı yaymamışken, henüz zayıfken indiğini söylediği ayetler.. Medini süreler ise güçlendikten sonra ve belli bir kesimi müslüman yaptıktan sonra inen süreler.. Mekki süreler ile Medini süreler arasında incelendiğinde bariz bir üslup farkı görülür. İlk inen ayetler gayet ılımlı ve hoşgörülü iken Medine'ye göç ile güçlendikten sonra inen süreler hiddet ve tehdit içerir..
 
yeni basımında hatalar düzeltilecekmiş.
 
işine gelen işine geldiği gibi anlar
inançsızdan zaten birşey anlamasını bekleyemezsin
onlar sadece hakaret eder saygı duymaz sonrada düşünceye saygı der
ama insanların inancını sorgular inancı olmamasına rağmen :)
 
Endofme, örnek verdiğiniz Mekki ve Medeni surelerin özellikleri, insanın doğru ve yanlışları başta olmak üzere bir çok konuya değinir. Ceza hukukundan devlet hukukuna, miras hukukundan toplumsal hukuka kadar geniş bir alana hitap edilir. Tevbe suresinin tamamını okuduğunuzda ise sadece savaşı değil, barışı da müjdelediğini göreceksiniz. Tabi her iki ucun da belli başlı şartları vardır.

Haberlerde görüyorsunuz. Dünyanın her yerinden cinayet, tecavüz, işkence, soykırım, terör, uyuşturucu, kadın ticareti gibi insanlık dışı olaylar izliyoruz. Müslüman olsun veya olmasın çoğu insan bu gibi olaylarda infaz dileği tutuyor. Bu gibi cani insanların infaz edilme arzusu hepimizin yaratılış kodunda mevcut. Tevbe suresinde bu insanları öldürün, kapı başlarını tutun veya hapsedin emri verilir. Yani aslına bakacak olursak bizim fıtratımıza ters bir şey emredilmiyor. Tabi günümüz dünyasına bakacak olursak, toplumların ve ülkelerin Allah-u Teala'nın şerii yasalarından uzak, İslamiyetle mesafeli yaşadıkları için bu emirlerin uygulanması pek az kişi ve örgütlenmelerde görülür. Bu emirlere doğru bir şekilde uymak herkesin harcı değildir. Işid denen putperest örgütün hali hepimizin malumu. Onlar da kendilerini müslüman olarak addediyor ama gidip Peygamber türbesi yıkıyorlar, masumları katlediyorlar. Üstelik buna cihat adı verip, İslamın ve müslümanların itibarına darbe vurmaya çalışıyorlar. Yanlışı yapan insanken, faturanın isim kısmına İslam yazılıyor. Peki İslam böyle mi emretmişti gerçekten? Bunu yapanlar ayetlerle uyarı ve tehdit almasın mıydı? Cezaları müjdelenmese miydi?

Müteşabih ayetler ve sahih hadislerde sahte hocalar ve müslümanlardan bahsedilir. Onların renkleri, icraatları ve vakitleri bile bildirilir. Işid de bildirilenler arasındadır. Mesela Hz. Mehdi de bildirilenler arasında olup, küfrü ortadan tamamen kaldırmakla müjdelenir.

Üslubun sert veya hafif olması konusuna bu kadar takılmayınız. Hani o meşhur sorgulayıcılık girişimleri vardır ya. Hep övülür ve çok güzel bir şey olduğu söylenir. Ama bu sorgulama, tek başına sorgulama olarak kalırsa hiç bir anlam ifade etmez.

Yukarıda da söylediğim gibi sadece sormakla bitmiyor. Sor, bekle, sor, bekle, sor, bekle. Yok öyle bir şey. Öğrenmek istemedikten sonra sadece sormak, niyeti ve zamanı kötüye kullanmak anlamına çıkar. Bazen ise daha fazlasına.

Öğrenmek, doğru cevabı bulmak için sorgulanıyorsa, o sorgulayan insan ne güzeldir...
 
Üslubun sert veya hafif olmasına elbette takılırım sayın Tuğra. Kabul ettirilmeye çalışılan şey kuru lafla olmuyorsa buna bir de güç eklemek gerek. Gücün şekli geçmiş dönemlerde kılıç gibi somut bir şey iken günümüzde şekil değiştirip beyin yıkamaya dönüşmüştür..

Sadece anlamak istiyorum, her şeye gücü yeten, her şeyi gören ve bilen tanrı neden dolambaçlı yollar seçiyor? Yarattığı insana, gönderdiği peygambere 7 farklı Arap lehçesi ile ayetler indirdiğini söylerken, müteşabih ayetler gibi ucu açık ayetler ile niye anlaşılmaz kılıyor kendini? Şimdi diyeceksiniz ki hikmetinden sual olunmaz, vardır bir bildiği? Peki benim aklım onu algılamayacaksa, koşulsuz şartsız nasıl itaat ederim?
 
Tevbe suresinin tamamını okuduğunuzda ise sadece savaşı değil, barışı da müjdelediğini göreceksiniz.
İnsanlığa yönelik gönderilen bir kitap nasıl olurda savaşa teşvik eder?

Haberlerde görüyorsunuz. Dünyanın her yerinden cinayet, tecavüz, işkence, soykırım, terör, uyuşturucu, kadın ticareti gibi insanlık dışı olaylar izliyoruz. Müslüman olsun veya olmasın çoğu insan bu gibi olaylarda infaz dileği tutuyor. Bu gibi cani insanların infaz edilme arzusu hepimizin yaratılış kodunda mevcut. Tevbe suresinde bu insanları öldürün, kapı başlarını tutun veya hapsedin emri verilir.

Biz insanız ve öfkemize yenik düşeriz. Bu bilindiği için asıl bu insanları öldürmeyin denmesi gerekiyordu. Unutmayalım Allahın verdiği canı yalnızca Allah alır. Surelere ayak uydurmak adına esnetmeyelim bazı şeyleri.
 
Üslubun sert veya hafif olmasına elbette takılırım sayın Tuğra. Kabul ettirilmeye çalışılan şey kuru lafla olmuyorsa buna bir de güç eklemek gerek. Gücün şekli geçmiş dönemlerde kılıç gibi somut bir şey iken günümüzde şekil değiştirip beyin yıkamaya dönüşmüştür..

Sadece anlamak istiyorum, her şeye gücü yeten, her şeyi gören ve bilen tanrı neden dolambaçlı yollar seçiyor? Yarattığı insana, gönderdiği peygambere 7 farklı Arap lehçesi ile ayetler indirdiğini söylerken, müteşabih ayetler gibi ucu açık ayetler ile niye anlaşılmaz kılıyor kendini? Şimdi diyeceksiniz ki hikmetinden sual olunmaz, vardır bir bildiği? Peki benim aklım onu algılamayacaksa, koşulsuz şartsız nasıl itaat ederim?

Ben size kendimi küçük bir detayla tanıtayım. Adım, gördüğünüz üzere Tuğra'dır. Ben, işine gelmeyince veya ilmi olmadığı şeye karşı hikmetinden sual olunmaz deyip sıyrılanlardan değilim. Beni öncelikle böyle bilmezi isterim.

Söylediğiz gibi Allah'ın hikmetinden sual olunmayacak sayısızca olay, mucize var. Ama yazdıklarınızın hiç biri onlardan olmayıp, mantıklı cevabı olan sorular, fakat...

Fakat bu o kadar uzun ve detaylı bir konu ki, inanın bana sonunun nereye varacağını daha önce çok defa tecrübe edindim. Normalde bu konular yazıyla değil göz kontağıyla konuşulması gerekir. Bizim böyle bir imkanımız olmadığı için mecburen buralarda çabalıyoruz.

Tıpkı sizin sorularınız gibi nice sorularla fiziksel boyutta karşılaştım. Ne kadar cevap verirsem vereyim, karşımdaki kişi bir yerden sonra çöküyor. Bu çöküntünün adı genelde Hz. Adem ve Hz. Havva oluyor. Peki ne demek bu? Şudur ki her soru-cevap, islam tarihine kayıyor ve zamanda geri gitmeye başlıyor. Matematikte sorular gittikçe ilerler, zorlaşır, kapsama alanı genişlerken, İslami konularda tartışırken bir süre sonra geriye gidilmeye başlanır, henüz ilk insana kadar gider. Bunun sebebi temel atılmadan toprak üzerine tuğla örmektir. İşte bahsettiğim abc budur. Yani alfabeyi öğrenmeden okuyamayız. Elbette sizi tenzih ederim, belki siz ilk insanlar hakkında mutlaka ilim sahibisiniz ama şuanda sorduğunuz sorular, bana bu işin abc si ile tam olarak tanışmadığınızı söylüyor.

Sorulan her soru, insanın konuyla ilgili bilgi seviyesine yönelik önemli ipuçları verir. Mesela sizin kimyacı olduğunuzu varsayalım. Ben ise gelip birden bire size charles yasasıyla ilgili tek cümlelik keyfi bir tez sunsam hakkımda düşünecekleriniz belli. Hayatında hiç deney tüpü bile görmeden ne konuşuyorsun sen gibi mizahi tepkiler vermeniz gayet olağan.

Bu sebeple, özellikle göz kontağı olmayan yerlerde bu gibi sorulara cevap vermeyi uygun bulmuyorum. Nitekim Muhammedilik de uygun bulmaz. Yük ağır gelir ve bina çöker. Diyeceksiniz ki bu kadar şeyi yazmak yerine cevap verebilirdiniz. Evet ama o cevapla kalmaz, geriye doğru giden yeni sorular sormaya başlayabilirsiniz. Ben de bunun gibi sayfalarca yazmak zorunda kalacaktım ve işe yaramayacaktı. Çünkü geriye gitmekle anlaşılmaz. Baştan başlamak ve ileriye gitmek gerekir. İnsan eğri bir kemik gibidir. Birden düzleştirmeyr kalkılırsa kırılır. Ama usul izlenilirse kemik doğrulur.

Sizlere tavsiyem, gerçekten öğrenmek istiyorsanız temelden başlayınız. Fakat öğrenmek istemiyorsanız İslama fazla katı olmayın. İslam bunu hak etmez.

Telefondan yazdığım bu yazılar yarım saati geçti. Oysa bunun on katını söz ile 5 dakikada geçebilirdik. Parmaklarım gerçekten çok ağırdı. Hiç önemli değil, elbette feda olsun. Sadece konu sizin kalbinizde ve aklınızda ters etki oluşturmasın diye bu açıklamayı yapmak istedim.

Evvel temel, ardı emel...
 
o değil de

Kuran'da Adı Geçen 25 Peygamber ve Yaşadıkları Yerler...

1 Adem Suudi Arabistan
2 İdris Filistin
3 Nuh Türkiye
4 Hud Yemen
5 Salih Suudi Arabistan
6 İbrahim Türkiye
7 Lut Ürdün
8 İsmail Suudi Arabistan
9 İshak Filistin
10 Yakup Mısır
11 Yusuf Mısır
12 Eyyub Türkiye
13 Şuayb Mısır
14 Musa Mısır - Filistin
15 Harun Mısır - Filistin
16 Davut Filistin
17 Süleyman Filistin
18 İlyas Suudi Arabistan
19 Elyesa Filistin
20 Zülkifl Filistin
21 Yunus Irak
22 Zekeriyya Filistin
23 Yahya Filistin
24 İsa Filistin
25 Muhammed Suudi Arabistan

neden hep ortadoğu?
 

İnsanlığa yönelik gönderilen bir kitap nasıl olurda savaşa teşvik eder?



Biz insanız ve öfkemize yenik düşeriz. Bu bilindiği için asıl bu insanları öldürmeyin denmesi gerekiyordu. Unutmayalım Allahın verdiği canı yalnızca Allah alır. Surelere ayak uydurmak adına esnetmeyelim bazı şeyleri.

İnsanlığa yönelik olmak ne demek? Sadece oturup beklemek mi? Allah'ın verdiği canı Allah alır evet, ama insanlara bazı konularda öldürme, hapsetme, kısas cezası verme yetkisi de verildi. Siz sadece tek bir ayeti duyduğunuz için öyle bildiniz. Savaş ve ölüm ile ilgili diğer ayetlere de göz atınız. Peygamberimizin hayatına göz atınız, ashabı kiramın hayatına hatta.

Bilmediğiniz bir konuya "esnetmeyin" demeyiniz. Kuranda bir tarif verilip ona nazaran öldürme yasaklanmış, bir tarife göre de helal kılınmıştır. Öldürün deniyorsa öldürülebilir. Kuranda esnetilecek, şaka yapılacak ayet yok. Olan bir şeyi sırf daha önce duymadınız diye yokmuş gibi davranmak, tümden Kuran ayetlerini inkar etmektir. Bu da vardır.

Siz sözlerime burada itimat etmeyiniz. Evvela bilen kişilere danışarak teyit ediniz. Savaş, barış ve ölüm ayetlerini öğreniniz.
 


İnsanlığa yönelik olmak ne demek? Sadece oturup beklemek mi? Allah'ın verdiği canı Allah alır evet, ama insanlara bazı konularda öldürme, hapsetme, kısas cezası verme yetkisi de verildi. Siz sadece tek bir ayeti duyduğunuz için öyle bildiniz. Savaş ve ölüm ile ilgili diğer ayetlere de göz atınız. Peygamberimizin hayatına göz atınız, ashabı kiramın hayatına hatta.

Bilmediğiniz bir konuya "esnetmeyin" demeyiniz. Kuranda bir tarife verilip ona nazaran öldürme yasaklanmış, bir tarife göre de helal kılınmıştır. Öldürün deniyorsa öldürülebilir. Kuranda esnetilecek, şaka yapılacak ayet yok. Olan bir şeyi sırf daha önce duymadınız diye yokmuş gibi davranmak, tümden Kuran ayetlerini inkar etmektir. Bu da vardır.

Siz sözlerime burada itimat etmeyiniz. Evvela bilen kişilere danışarak teyit ediniz. Savaş, barış ve ölüm ayetlerini öğreniniz.

Hayır konuyu çekmek istediğim yer Kurandaki ayet ve sureler değil. Şuan yapmaya çalıştığım inkar değil Mantıken yaklaşmanı istemek.
Peki insanlara bir taviz verirsen insanlar bunu her türlü kötüye kullanacak fıtratta değiller mi? Şariatın geldiği nokta ortada.
 
insanoğlu öyle bi tohuma sahiptir ki , bu ayetler yazılanın tıpkısı olsa dahi uslanmayacaktır.Yoksa israiloğullarına milyonlarca gönderilen peygamber, sonunda bu kavmin lanetlenmesine sebep olmazdı.
Her şey insanda bitiyor yazılan ayetlerin öğütlediği ve kelime kökü barıştan gelen dinin, dinlerin farklı anlaşılması, başka yerlere çekilmesi çok normal.
Ne de olsa insan, Edith Piaf ı fahişe diye yerden yere vururken, şarkı söylediğinde alkışlayacak kadar ikiyüzlü,kaşarlaşmış bir ruha sahiptir.
 
Bu tarz konulara yazma alışkanlığımı bıraktım,laf yetiştiremiyorum kimseye,kolum kopuyor. :p Tefsir çok önemli deyip gideyim.
 
Geri