R
Restful
Ziyaretçi
Ziyaretçi
kültürün işlevleri nelerdir, kültürün temel işlevleri , sosyoloji dersi konu anlatımı, sosyoloji ders notları, sosyoloji dersi kültürün işlevleri konusu
Kültür, toplumun tarihsel süreç içerisinde sahip olduğu tüm değerlerin insandan insana aktarılarak yaşatılmasını sağlar. Ayrıca bu aktarım sırasındaki eğitimle bireyin sosyalleşmesine de katkıda bulunur. Ortak bir kültür etrafında birleşen bir toplum, çok daha iyi bir dayanışma ortaya koyacaktır. Yani kültürün birleştirici ve bütünleştirici bir yönü vardır.
Kültürün temel işlevleri şöyle sıralanabilir:
-Birey davranışlarını yönlendirerek toplumsal düzeni sağlar
-Topluma kimlik kazandırır. Toplumu diğer toplumlardan farklı kılar
-Toplumsal dayanışma ve birlik duygusu, yani “biz bilinci” verir.
- Toplumsal kişiliğin oluşmasını ve “sosyalleşmeyi” sağlar.
Kültürle ilgili olarak vurgulanması gereken en önemli şeylerden biri insanların iletişim biçimlerini yani kullandıkları dili ve sembolleri belli açılardan belirlemesidir; kültür dili belirler, dil de kültürün gelecek nesillere aktarılmasını sağlar. Bir yandan ancak kültürün bize öğrettiği kadarıyla bazı gördüğümüz veya yaşadığımız olayları anlamlandırabilir, açıklayabiliriz. Dil gerçekliği anlamada insanlara rehberlik eden bir faktördür. Dilin kültürel yönünü oluşturan gramer ve kelime yapısı, insanların gerçeklik hakkındaki algılama biçimlerini tayin eder. Gerçekliği algılama biçimindeki farklılıklar dilin kültürel kökeninden kaynaklanır. Dolayısıyla kültürler farklılaştıkça insanların gerçekliği algılama biçimleri de farklılaşır. Örneğin bir toplumda önem verilen şeyler (zaman, su, orman gibi) ne ise onu karşılayan kelime ve anlamların çeşitliliği de artar. Diğer yandan dilin kültür üzerindeki etkisine gelince dil olmasaydı kuşakların birbirine aktardıkları birikimler ancak biyolojik devamlılığı sağlayan temel ihtiyaç becerileri düzeyinde kalacaktı.
Eğitim, sanat ve dil gibi olguları biçimlendirmesinin yanı sıra kültür, toplumu tarihsel sürekliliği içerisinde bir bütün olarak etkileyen toplumsal kurumlar oluşturabilme kapasitesine de sahiptir. Toplumsal kurumlar kökeninde kültürün yer aldığı kalıplaşmış davranış biçimlerinden oluşur. Bu davranış kalıpları, örneğin siyasal, iktisadi ya da eğitim gibi birtakım kalıplaşmış kültürel pratikleri olan kurumlara dönüşürler. Toplumsal kurumlar aslında bir anlamda kültürel kurumlardır ve toplumsal ilişkilerin belli düzen içerisinde sürdürülmesini sağlarlar.
Kültür insanın ortaya çıkardığı maddi ve manevi bütün ürünleri kapsadığı için doğrudan toplumsal kurumlarla ilişkili bir kavramdır. Bu anlamda,insanların çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak için ortaya çıkmış olan kurumlar kültürün birer parçasıdır.
Kültürün ilişkili olduğu diğer bir kavram da toplumsal değişmedir. Kültür ile toplumsal değişme arasında karşılıklı bir ilişki söz konusudur. İnsanlar etkinlikleriyle yani kültür üreten çalışmalarıyla toplumsal değişime yol açarken aynı şekilde toplumsal değişme de gelenek ve görenek gibi kökleşmiş kültür içeriklerini değişime zorlar.
Kültür, toplumun tarihsel süreç içerisinde sahip olduğu tüm değerlerin insandan insana aktarılarak yaşatılmasını sağlar. Ayrıca bu aktarım sırasındaki eğitimle bireyin sosyalleşmesine de katkıda bulunur. Ortak bir kültür etrafında birleşen bir toplum, çok daha iyi bir dayanışma ortaya koyacaktır. Yani kültürün birleştirici ve bütünleştirici bir yönü vardır.
Kültürün temel işlevleri şöyle sıralanabilir:
-Birey davranışlarını yönlendirerek toplumsal düzeni sağlar
-Topluma kimlik kazandırır. Toplumu diğer toplumlardan farklı kılar
-Toplumsal dayanışma ve birlik duygusu, yani “biz bilinci” verir.
- Toplumsal kişiliğin oluşmasını ve “sosyalleşmeyi” sağlar.
Kültürle ilgili olarak vurgulanması gereken en önemli şeylerden biri insanların iletişim biçimlerini yani kullandıkları dili ve sembolleri belli açılardan belirlemesidir; kültür dili belirler, dil de kültürün gelecek nesillere aktarılmasını sağlar. Bir yandan ancak kültürün bize öğrettiği kadarıyla bazı gördüğümüz veya yaşadığımız olayları anlamlandırabilir, açıklayabiliriz. Dil gerçekliği anlamada insanlara rehberlik eden bir faktördür. Dilin kültürel yönünü oluşturan gramer ve kelime yapısı, insanların gerçeklik hakkındaki algılama biçimlerini tayin eder. Gerçekliği algılama biçimindeki farklılıklar dilin kültürel kökeninden kaynaklanır. Dolayısıyla kültürler farklılaştıkça insanların gerçekliği algılama biçimleri de farklılaşır. Örneğin bir toplumda önem verilen şeyler (zaman, su, orman gibi) ne ise onu karşılayan kelime ve anlamların çeşitliliği de artar. Diğer yandan dilin kültür üzerindeki etkisine gelince dil olmasaydı kuşakların birbirine aktardıkları birikimler ancak biyolojik devamlılığı sağlayan temel ihtiyaç becerileri düzeyinde kalacaktı.
Eğitim, sanat ve dil gibi olguları biçimlendirmesinin yanı sıra kültür, toplumu tarihsel sürekliliği içerisinde bir bütün olarak etkileyen toplumsal kurumlar oluşturabilme kapasitesine de sahiptir. Toplumsal kurumlar kökeninde kültürün yer aldığı kalıplaşmış davranış biçimlerinden oluşur. Bu davranış kalıpları, örneğin siyasal, iktisadi ya da eğitim gibi birtakım kalıplaşmış kültürel pratikleri olan kurumlara dönüşürler. Toplumsal kurumlar aslında bir anlamda kültürel kurumlardır ve toplumsal ilişkilerin belli düzen içerisinde sürdürülmesini sağlarlar.
Kültür insanın ortaya çıkardığı maddi ve manevi bütün ürünleri kapsadığı için doğrudan toplumsal kurumlarla ilişkili bir kavramdır. Bu anlamda,insanların çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak için ortaya çıkmış olan kurumlar kültürün birer parçasıdır.
Kültürün ilişkili olduğu diğer bir kavram da toplumsal değişmedir. Kültür ile toplumsal değişme arasında karşılıklı bir ilişki söz konusudur. İnsanlar etkinlikleriyle yani kültür üreten çalışmalarıyla toplumsal değişime yol açarken aynı şekilde toplumsal değişme de gelenek ve görenek gibi kökleşmiş kültür içeriklerini değişime zorlar.