Kadın bedenini sürekli aşağılayan, adeta tecavüzün teorisi olan küfür çocuğundan yaşlısına, erkeğinden kadınına kültürleşmiş durumda. Maalesef sosyalist, ilerici, demokrat etiketi ile öne çıkanlar da bu kültürün etkisinden kurtulamamış görünüyor. Her gün kadınların tecavüz edilip katledildiği bir ülkede küfürü ağızdan düşürmemek ya cehaletin bir ürünüdür ya da utanmazlıktan başka birşey değildir.
Küfür elbette bilgin geçinen birçok insanın dilinde de bir çiçeğe dönüşmüyordur. Küfürbaz bilgin, çocukluktan edindiği alışkanlıktan vazgeçmeyi egosunu zedeleyeceğini düşünmekte veya erkek egemen kültürden vazgeçmemekte direnmektedir. Muhtemeldir ki küfürü de ifade ettiği kelimenin anlamı dışında kullandığını iddia etmektedir. Tıpkı herhangi bir insanın iddiası gibi: ”Ben am*na koyayım derken aslında farklı birşey söylüyorum” Öyleyse sormalıyız: Sen elmayı ifade etmek için elmaya sandalye mi diyorsun?
Küfür daha çok ”öfkenin dışa vurumu” olarak meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Ama her nedense fabrikanın müdürüne öfkelenmenin bedelini bile yine sözelde kadının bedeni ödemektedir.
Her gün defalarca işittiğimiz küfür, istemsiz olsa dahi tecavüzü meşrulaştırmaya hizmet etmektedir. Heleki küfrün sahibi ve hedefide kadınsa deyim yerindeyse bıçağı yalayan boğayı temsil ediyordur.