Küfre düşenin tevbesi

Konu sahibi son olarak 2791 gün önce görüldü
Küfre düşenin tevbesi
Sual: Bilmeden küfre düşmekle bilerek küfür işlemek aynı mıdır? Her hangi bir sebeple küfre düşenler nasıl tevbe etmelidir? Tecdîd-i îmân ve tecdîd-i nikâh duası nedir?
Cevap: Müslüman olmamış ve olmayan kimseye, (Kâfir) denir. Müslümanları aldatmak için Müslüman görünen kâfire, (Münafık) ve (Zındık) denir. Müslüman iken kâfir olan kimseye, irtidad etti denir. İrtidad edene (Mürted) denir. Bu üçü, kalbinden inanarak hâlis iman ederse, muhakkak Müslüman olur.
(Berîka) ve (Hadîka)da, dil afetlerinde ve (Mecma’ul-enhür)de diyor ki, (Erkek veya kadın, bir Müslüman, âlimlerin sözbirliği ile küfre sebep olacağını bildirdikleri bir sözün veya işin küfre sebep olduğunu bilerek, amden [yani tehdit edilmeden, istekle] veya başkalarını güldürmek için söyler, yaparsa, manasını düşünmese dahi, imanı gider. (Mürted) olur. Buna (Küfr-i inâdî) denir. Eğer bunun küfre sebep olduğunu bilmeyip, amden söyler, yaparsa, yine mürted olur. Buna (Küfr-i cehlî) denir. Çünkü, her Müslümanın, bilmesi lâzım olan şeyleri öğrenmesi farzdır. Bilmemesi özür değil, büyük günahtır. Küfr-i inâdî ve küfr-i cehlî ile mürted olanın, nikâhı bozulur. Zevcesinden vekâlet alarak, iki şahit yanında veya camide cemaat ile (Tecdîd-i nikâh) yapması lâzım olur. İkiden fazla tecdîd için (Hulle) lâzım olmaz. Küfre sebep olan sözü, hata ederek [yani amden olmayıp, yanılarak] veya tevilli olarak veya ikrâh [tehdit] edilerek söylerse, mürted olmaz ve nikâhı bozulmaz. Küfre sebep olması, âlimler arasında ihtilaflı olan bir sözü amden söyleyen mürted olmaz ise de, bunun tevbe ve istiğfar etmesi ve tecdîd-i nikâh yapması ihtiyatlı olur.) Camilere giden Müslümanın, küfr-i inâdî ve küfr-i cehlî ile mürted olması düşünülemez. Yalnız bu son şekilde, mürted olması düşünülebileceğinden, imam efendiler cemaate, (Tecdîd-i îmân) duasını, yani (Allahümme innî ürîdü en üceddidel-îmâne vennikâha tecdîden bi-kavli lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah) okutarak tevbe ve tecdîd-i nikâh yapılıyor. Böylece, (Lâ ilâhe illallah diyerek, tecdîd-i îmân yapınız!) hadîs-i şerifindeki emir yapılmış olmaktadır. Her zaman, her zevce, zevcine “aramızdaki nikâhı tecdîd etmek için seni vekil ettim” demeli, zevci de “bu vekâleti kabul ettim” demeli. İmam efendi, her Cuma namazında, duadan sonra, tecdîd-i îmân duasını okumalı, cemaat de beraber söylemelidir. Hepsinin imanları ve nikâhları tazelenmiş olur. (İslâm Ahlâkı s. 116)
NOT;
Ehl-i sünnet itikadından saparak küfre düşüp kafir olanlar zamanımızda çoktur. Kur'anı kerimi yanlış anlayanlar, anlatanlar, bunların bu yanlışına inanan cahiller kafir olur. Yanlış inançlarına ve işlerine sevap diye inanalar da çoktur. Tövbenin kabulü için bu yanlış inançlarından ve işlerinden vazgeçmeleri lazımdır. Halbuki küfre (kafirliğe) sebep olan iş ve inançlarına ısrarla devam ettikleri halde tevbe okuyan topluluklar çoktur. Mesela: Neye tevbe ediyorlarsa, vehhabiliklerinden, mezhepsizliklerinden, şialıklarından, El Kaide, IŞID, Boko Haram gibi Batı gavurunun tezgahladığı gavurluk örgütlüklerinden de vazgeçmiyorlar.
 
Geri