yıl 2000. annemle eve en yakın okula gitmiştik kayıt için. bizimle beraber bir adam ve oğlu da vardı müdür yardımcısının odasında: emre. ilk aşkım olur kendisi. benden sonra hemen onun kaydını aldılar. aynı sınıfa vermişler bizi. isimlerimiz listede alt alta ya, ben çok mutlu oluyorum. montunu onun montunun hemen yanına asmak gibi. andımızı okurken bahçede yan yana dikilmek ve sınıfa beraber girmek gibi. böyle ufak şeyler beni mutlu eder.
bir de birini çok seversem onunla ilgili onun bile hatırlayacak kadar önemsemediği küçük detayları aklımda tutmaya çalışmaktan büyük keyif alırım. biri de benimle ilgili ufak bir detayı hatırladığında çok mutlu oluyorum. bence sevginin naif bir göstergesi. mesela ali enginarı çok sever ama terazide onun için taze fasulye enginardan ağır basar. mesela -sene 2000lerin başı falan-, ebru dayısıyla ramazan'da iftarı beklerken pencereden camileri izler, ilk hangi caminin ışıklarının yanacağını tahmin etme oyunu oynar.
emre de rodeo çikolatayı çok severdi. rodeo o zamanlar yeni patlamıştı. uzun süredir emre'den haber alamıyorum, sosyal medyada hiçbir şekilde ulaşamıyorum. uzun süredir rodeo'yu da hiçbir market ya da bakkalda göremiyorum zaten. ikisi de piyasadan yok oldu gitti.

bazen "acaba onu hayalimde ben mi yarattım? acaba öyle biri hiç var olmadı mı?" diye düşünüp kafayı yesem de anneme "anne ilkokulda emre vardı hatırlıyo musun, annesi beni çok severdi" deyince hatırlıyor da rahatlıyorum. sınıfın çalışkan kızı olduğumdan annesi beni cidden çok sever ve büyüyünce oğluna alacağını söylerdi.

emre bu konuda ne düşünüyordu hiç bilmiyorum, hep merak etmişimdir.
yarın ilkokula başlıyorum. bu sefer öğretmen olarak ama annemle seni anmamızın böyle bi güne denk gelmesi tesadüf mü? yollarımızın ayrılışı, içimde tuttuklarım yüzünden üzücü bir yanlış anlaşılma sonucu olduğu için onu bir gün bulacağıma ve kendimi ifade edebileceğime inanıyorum. biliyorum bi gün yollarımız yeniden kesişecek seninle. keşke bu yarın olsa yine.
[youtube]He8RG8KNACA[/youtube]
bırak gitsin, içinde tutma, dargın mısın bana hâlâ? n'olur yapma.