Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
SUÇUM ÖLÜMÜNE SEVMEK VE SENİ MEZAR DA BİLE AFFETMEMEK.
"sen de mi gidecektin uğrunda ölümlere gidip geldiğim. sen de mi hançer vuracaktın ayrılık yollarında? bir sana susamıştım çöllerde bil ki; bir sendin susadığım. olmasa da varlığın şimdi canım; yokluğunu varlığın sayarım…"
"suçlama beni, bırakıp gidiyorum diye seni. bağrımı yakan bir yaradır bu ayrılık şimdi. belki kanımdadır sevişmelerin yangını, öylece girerken günlerin bağrına. taşıyorum sımsıcak gülüşünü. suçlama beni. ben var oldukça, sen de bende olacaksın. unutmak kolay mı sanıyorsun? hiçbir şeyi unutmama özelliğimi bir tek sende sevdim.
"artık ışıklar sönmeli, kapanmalı kapılar, durulmalı sular. artık son kez gelmeli ve gitmeliyiz ikimiz de. yolundan çekilmeliyim. ve benimle anılmamalısın."
boğuluyordun, biliyordum. kendi med cezirlerinden yorulmuştun. korkularının esiriydin. bir savaşçı değildin. aşamadığın engellerin ardında yitip gidiyordun. korkak mıydın? belki! ama bir vurgundu bu; yürek vurguncusuydun. gidiyordun yiterek korkularının kuytusuna. ve bilmiyordun, yakışmadığını savaşıma. bir yıkımdı yaşanan evet. gitmeliydin artık.
ve tırmandım darağacının merdivenlerinden. ayaklarım hayır, geri kaçmadı hiç. eğmeden başımı iskemlenin üzerine çıktım. ve gamsız kementle burun buruna geldim. gözlerimin önündeydi işte ve anlamlı anlamlı sallanıyordu. benden öncekilerin izleri görülüyordu garip bir şekilde; çığlıklarını da duyabiliyordum. çığlık çığlığaydı yargıcım da;
"gittin. bilmiyorum nerdesin? belki de yüreğinin bir köşesindeyim, yaşamındayım senin ama şu sana yakışmayan HİNLİK, gelip çöreklendi yüreğime, yapıştı; bırakıp gitmiyor. bencil miyim? belki."
belki’siz bir bencillikti seninki evet. İzbesindeydim gecenin ve darağacının üzerindeydim; sınırındaydım varlıkla yokluğun. terk eden sendin ellerimizi, terkedilmişliğimi çalan da sendin. gasptı yaptığın tam da ve çöreklendirmiştin yüreğine terkedilmişliği. ben ise, henüz gitmemiştim, darağacındaydım. nasıl izbe bir gecede nerelere yuvarlamıştın beni ki, görmüyor ve bilmiyordun; dahası duymuyordun da. az sonra boynuma geçeceğini düşündüğüm kementle burun buruna idim. ve habersizdim; ihanetin kementi usulca boynuma geçmişti; fark etmemiş, hissetmemiştim. bir ılıklık yayıldı önce yüreğime. İçimi titreten bir ılıklıktı bu. farklı benden olmayan, bünyemin dışladığı. neler oluyordu, bilmiyordum o an. savunmasızdım ve iskemlemi aniden tekmeleyişin oldu gidişin. o an anladım ki sen hançerlemiştin de beni; aldatmıştın. ayrılığın darağacında hançerlemiştin aşkı. ve ben bunu anladığımda kendimi o aşağılık kementte sallanıyor buldum. son sözsüz, özsüz, bayağı bir son olmuştu bu.
ağır bir ceza olmuştu evet ayrılığın. asılmıştı yüreğimin duvarına verdiğin hüküm. savunmasızdım; infazın da yargısız oldu.
geçti. saatler geçti önce; o her biri günler süren. sonra birikti, aylara döndü; ve nihayetinde. şimdi yerkürenin en ıssız, en ücra köşesindeyim. mezarımın üstü örtüsüz, topraksız; öylesine bırakıp gittiğin yerdeyim hala. ve hala açık sensiz bebekleriyle gözlerim. hala boynumda o aşşağılık kementinin izleri ve yüreğimde saplı hala hançerin.
"ay gecede tutsak, sen uzaklıklara. uzaklıklar değil ayı tutsak eden de, biziz tutsağı uzaklıkların. birkaç saat süren bir tutum değil bizim tutulmuşluğumuz. uzatmışız çağlardan çağlayıp gelen kementlere boynumuzu; parçalamak dururken sınırları. azatsız köleleri olmuşuz acıların…"
yüreğimde o hançer saplıyken nasıl direnebilirim zamana şimdi? ve nasıl direnebilirim nefrete, o acımasız duyguya? o zamanın silahına, gittikçe keskinleşen ve belirginleşen duyguya. sevgimle direneceğim desem de o nefret onunla beslenmiyor mu zaten? ne kadar büyükse insanın aşkı o kadar da hazır değil midir nefret duymaya? bir yürekti açtığım; kaçmadım da hançerinden sevgili. vur şimdi gecelerde sefil ihtiraslarla dolu kadehlere sen. SUN ZEHİR ZEMBEREK DUDAKLARINI SENİN OLMAYACAK HAYATTAN ÇALDIĞIN GİZLİ KAÇAMAK ZAMANA... ve ben gördükçe seni biraz daha gömeyim yok olduğun ana.