-
- Katılım
- Kasım 5, 2010
-
- Mesajlar
- 11,182
-
- Çözümleri
- 2
-
- Tepkime puanı
- 5,026
-
- Puanları
- 354

otjize.
himba halkının "güneş yanığı mı? o da ne?" diye dolandığı, süt yağı + aşıboyası + mis gibi reçine karışımı.
hem koku, hem koruma, hem stil. üçü bir arada ama reklam gibi değil, gerçek yani.
ergenliğe giren sürüyor, saç şekli değil heykel yapıyor resmen.
hani biz düzleştiriciyle bile sabahı zor ediyoruz, onlar çöl ortasında sanat yapıyor.
otjize, cilt bakım rutini değil; yaşama karşı manifestosu gibi.
ve evet… su yok. duş yok. ama “temizlik” hâlâ var.
çünkü bu macun, zamanla pul pul dökülüp kiri de beraberinde götürüyor.
bizim duş jelleri övüne övüne içine bakteri koyuyor ya… himbalar gülüyordur uzaktan.
binti'de olay daha da delirmiş.
otjize orda sadece krem değil, varoluşla temasın ta kendisi.
toprakla karışmak, maddeye dönüşmek, “ben” olmayı bırakmak gibi.
biz hâlâ seruma takılıyken onlar animizme geçmiş. özetle: biz ruhumuzu kaybediyoruz, onlar cildine sürerek buluyor.
ve bilim?
2022’de laboratuvar kurup incelemişler.
"evet ya bu macun gerçekten uv yansıtıyor, cilt kanseri riskini azaltıyor" demişler.
yani çöl ortasında, imkansızlığın ortasında, ellerindekiyle mucize yapmışlar.
biz hala SPF 50 alırken indirime denk getirmeye çalışıyoruz.


