Emare
Platin Üye
-
- Katılım
- Temmuz 3, 2014
-
- Mesajlar
- 19,556
-
- Tepkime puanı
- 7,849
-
- Puanları
- 354
-
- Yaş
- 30
-
- Konum
- Gaziantep
Karar vermek bir manada seçmek demektir. Doğru olanı seçeyim derken cesaretsizlik ve korkuyla beslenen kararsızlığımız zihnimizi sürekli meşgul edecek sorular doğuruyor.
Kötü karar kararsızlıktan iyidir
Oysaki verdiğimiz kararın arkasında durabilmeyi başarırsak bu bize hata yaptığımızda da o hatadan ders çıkarabilme ve korkularımızı yenebilme fırsatı sunar. Doğru ve yanlışlarımızın toplamı değil midir hayat?
Amerikalı gazeteci ve yazar Kathryn Schulz “Aslında hata yapmaya ihtiyaç vardır.” diyor. Hata yapmaya karşı koydukça insan olmanın ne anlama geldiğini öğrenemiyoruz.
Kararsızlık aslında hem doğuştan getirilen bir eğilim hem de bir öğrenme… Kararsızlık; çocukluğunda ailesi içinde kararsızlık gözlemlemiş yahut fikirleri önemsenmemişolumlu davranışları onay görmemiş kişilerde daha fazla görülüyor. Yapılan yanlış tercihler bununla birlikte sarsılan özgüven de kararsızlık halini tetikliyor. Bu hal bir süre sonra kişiyi tamamen bloke edip en basit kararları dahi verememeye kadar sürükleyebiliyor. Sabah gözünü açtığı andan itibaren; “Acaba ne yesem hangi kıyafeti giysem nereye gitsem?” gibi en basit soruları kendi kafasında çözmeye çalışmaktan yorulan birey bir hastalık pençesindeymiş gibi kıvranıyor. Kararsızlığın bu biçimde kronik bir şekle dönüşmesine ise ‘abulia’ deniyor.
‘En kötü karar kararsızlıktan iyidir’
Karar vermek ne kadar güçleşirse kararsızlık süresi de o kadar uzuyor ve kişinin hata yapma endişesi aynı minvalde artıyor. Kendi kararlarını vermekten korkar hale gelen kişi etrafındakilere ‘Sence?’ sorusunu yöneltmeye başlıyor ki bu da sorumluluktan kaçma ve başkalarının kararları doğrultusunda yaşama hayatının kontrolünü bırakma anlamını taşıyor. Ayrıca kişi çevresindeki insanlar üzerinde de olumsuz bir izlenim bırakabiliyor.
Kötü karar kararsızlıktan iyidir
Oysaki verdiğimiz kararın arkasında durabilmeyi başarırsak bu bize hata yaptığımızda da o hatadan ders çıkarabilme ve korkularımızı yenebilme fırsatı sunar. Doğru ve yanlışlarımızın toplamı değil midir hayat?
Amerikalı gazeteci ve yazar Kathryn Schulz “Aslında hata yapmaya ihtiyaç vardır.” diyor. Hata yapmaya karşı koydukça insan olmanın ne anlama geldiğini öğrenemiyoruz.
Kararsızlık aslında hem doğuştan getirilen bir eğilim hem de bir öğrenme… Kararsızlık; çocukluğunda ailesi içinde kararsızlık gözlemlemiş yahut fikirleri önemsenmemişolumlu davranışları onay görmemiş kişilerde daha fazla görülüyor. Yapılan yanlış tercihler bununla birlikte sarsılan özgüven de kararsızlık halini tetikliyor. Bu hal bir süre sonra kişiyi tamamen bloke edip en basit kararları dahi verememeye kadar sürükleyebiliyor. Sabah gözünü açtığı andan itibaren; “Acaba ne yesem hangi kıyafeti giysem nereye gitsem?” gibi en basit soruları kendi kafasında çözmeye çalışmaktan yorulan birey bir hastalık pençesindeymiş gibi kıvranıyor. Kararsızlığın bu biçimde kronik bir şekle dönüşmesine ise ‘abulia’ deniyor.
‘En kötü karar kararsızlıktan iyidir’
Karar vermek ne kadar güçleşirse kararsızlık süresi de o kadar uzuyor ve kişinin hata yapma endişesi aynı minvalde artıyor. Kendi kararlarını vermekten korkar hale gelen kişi etrafındakilere ‘Sence?’ sorusunu yöneltmeye başlıyor ki bu da sorumluluktan kaçma ve başkalarının kararları doğrultusunda yaşama hayatının kontrolünü bırakma anlamını taşıyor. Ayrıca kişi çevresindeki insanlar üzerinde de olumsuz bir izlenim bırakabiliyor.