Koronavirüs gerçekten ne kadar ölümcül?

Konu sahibi son olarak 1027 gün önce görüldü
Almanya'da korona nedeniyle can kayıpları son haftalarda ciddi bir yükseliş gösteriyor. Günlük vefat sayısı 400'leri buldu. Peki, bu artış ne anlama geliyor? Bahar aylarıyla kıyaslandığında can kayıpları daha mı fazla?

55729199_303.jpg

Ölüm oranındaki mevcut artış nasıl açıklanabilir?
Yeni korona enfeksiyonlarının eğrisi, Ekim ayının başından bu yana Almanya'da keskin bir şekilde yükseldi. Pandeminin sene başında ortaya çıkmasından bu yana toplam vaka sayısı bir milyonu aştı. Uzmanlar, haftalardır ciddi hastalığı bulunan ve ölümcül sonuçları olan vakaların, istatistiksel verilere gecikmeli olarak yansıyacağını kaydediyor. Alman Hastaneler Birliği Başkanı Gerald Gaß, 2 Kasım'da "Bild" gazetesine yaptığı açıklamada, "İki-üç hafta içinde, Nisan ayında yoğun bakımda olan hasta sayısını aşacağız" diye uyarmıştı.

Nitekim haklı çıktı: 1 Aralık 2020 itibarıyla Almanya'da yoğun bakımdaki Covid hastalarının sayısı dört bine yaklaştı. Nisan ayında bu sayı 2850 idi. Robert Koch Enstitüsü (RKI) ve Alman Disiplinlerarası Yoğun Bakım ve Acil Tıp Derneği'nin (DIVI) raporu net bir eğilim gösteriyor: Ücretsiz yoğun bakım yataklarının oranı hızla azalmaya devam ediyor. DW'ye konuşan Alman Enfeksiyon Araştırma Merkezi'nden Ralf Krumkamp'a göre, Almanya'daki ölümlerin artması, son aylardaki veriler ışığında zaten bekleniyordu: "Artan ölüm sayısı, vaka sayısına oranla güncel verilere gecikmeli olarak yansıyor. Halihazırda 80 yaşın üstündeki kişiler arasında enfeksiyonların sayısı hızla artıyor. Bu durumda vefatların da artacağından hareket edebiliriz." Araştırmalar, yaşlı Covid-19 hastalarının, istatistiksel olarak daha yüksek bir ölüm riski altında olduklarını gösteriyor. Nitekim Amerikan Yale Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, 64 yaşın üzerindeki korona hastalarının ölüm oranının, 55 yaşın altındakilere oranla 62 kat daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Almanya'daki ikinci korona dalgası daha mı vahim?
Bu sorunun cevabı, hangi verilerin esas alındığına bağlı olarak değişiyor. Yeni enfeksiyonların sayısı baz alındığında ikinci dalga, birinciden çok daha ciddi görünüyor. İlk dalgada günlük altı bin vaka tespit edilirken, ikinci dalga sırasındaki günlük vaka sayısı 23 binlere kadar yükseldi. Ancak iki dönem arasındaki haftalık test sayısına bakıldığında, karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor: Robert Koch Enstitüsü'nün verilerine göre, ilkbaharda Almanya'da haftada yaklaşık 300 bin ila 400 bin korona testi yapılırken, son dönemdeki haftalık test sayısı 1,2 ile 1,7 milyon arasında değişiyor. Ayrıca bildirilmeyen vakaların sayısı da büyük olasılıkla ilkbaharda çok daha fazlaydı.

Vefat sayısına bakıldığında, tablo biraz farklı: İlk dalganın maksimum değerine, ikinci dalgada daha yeni ulaşıldı.

İlk dalganın maksimum değerine, ikinci dalgada daha yeni ulaşıldı. 1 Aralık'ta Almanya'da 487 Covid-19 hastası hayatını kaybetti. Bu, pandemi başlangıcından beri Almanya’da bir günde en fazla korona ölümünün gerçekleştiği gün olarak kayıtlara geçti.

İkinci dalgada ölüm oranı daha mı yüksek?
Hayır, hatta tam tersi söz konusu. Toplam vaka sayısı baz alındığında, ölenlerin oranı şu anda ilkbahardan daha düşük. Örneğin, Nisan 2020'nin ortalarında RKI, koronadan ölenlerin oranını yüzde 6,98 olarak kaydetmişti. Ekim 2020'nin sonunda ölüm oranı önemli ölçüde gerileyerek yüzde 0,94 olarak saptandı. Ancak RKI'ye göre Kasım ayı ölüm verileri henüz kesin bir anlam ifade etmiyor. Zira mevcut hastaların gelecek haftalardaki akıbetleri henüz belirsiz.

Bununla birlikte, ölüm oranı için referans değerinin, kaydedilen toplam vaka sayısı olduğu ve bunun da artan test sayılarından dolayı daha yüksek çıktığı da dikkate alınmalı. Tüm bu veriler ışığında, ölüm oranı ilkbahara nazaran daha düşük. Bu muhtemelen, risk gruplarının daha iyi korunmasından da kaynaklanıyor.

Ölenlerin mutlak sayısının halihazırda (44. takvim haftası: 1045 ölüm) ilkbahardan (14. takvim haftası: 2252) daha düşük olması, pozitif bir işaret olarak değerlendiriliyor. Alman Enfeksiyon Araştırma Merkezi'nden Ralf Krumkamp, "Ölü sayısında gözlemlenmesi daha kolay olan bir değere sahibiz" diyor ve ekliyor: "Testler kararlı ve düzenli bir şekilde yapılmazsa, hafif seyreden vakalar göz ardı edilir. Ciddi vakalar ve ölümler ise klinik verilere dayandığı için daha kesin şekilde saptanıyor."

Her zamankinden daha fazla insan mı ölüyor?
Evet, diğer birçok ülkede olduğu gibi, 2020'de Almanya'da da önceki yıllara göre daha fazla insan ölecek. Bununla birlikte veriler, ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Almanya'da bariz şekilde daha az insan öldü. Ancak koronavirüs pandemesi nedeniyle ölümler, yine de yıllık ortalamanın üzerinde gerçekleşti.

Federal İstatistik Dairesi'ne göre, Mart sonu ile Mayıs başı arasında, önceki yılların aynı dönemine göre daha fazla ölüm kayıtlara geçti. Örneğin Nisan ayı başındaki ölümler, son dört yıllık ortalamanın yüzde 14 üzerindeydi. Koronavirüs ile bağlantılı ölümlerin sayısının artması nedeniyle, ölüm oranı şu anda son birkaç yılın ortalamasının biraz üzerinde. Ancak bu veriler, bildirilmeyen veya kesin olarak saptanamayan korona ölümlerine ışık tutmuyor. Dolayısıyla gerçek rakamlar çok daha farklı olabilir.

Bununla birlikte, Avrupa açısından bakıldığında, eğilim daha da netleşiyor: Avrupa Ölüm Oranı İzleme Projesi (Euromomo) verilerine göre, 2020 baharında kıtada kaydedilen ölümler, geçmiş yıllardaki ortalamanın çok üzerinde. Bu artış eğilimi halen devam etmekte. 26 Avrupa ülkesinin istatistiklerine tek tek bakıldığında ise büyük farklılıklar ortaya çıkıyor: İspanya, Fransa ve Belçika'da ortalamanın üzerinde ölüm oranları kaydedilirken, Finlandiya ve Yunanistan gibi ülkelerde ölüm ortalamasının pek değişmediği görülüyor.

Joscha Weber
© Deutsche Welle Türkçe
 
Bilmiyoruz, kolay kolay da bilemeyeceğiz. RNA virusları fazlasıyla yanar döner. Ben Corona yı asemptomatik atlattım mesela fakat gel gör ki geçtiğimiz aylarda geçirdiğim bir İnfluenza (grip) beni yatağa hapsetti. Hayatımda atlattığım en ağır gripti. O da RNA virusu, o da her an mutasyona açık ve onun da ilerleyen zamanlarda sağı solu pek belli olmamaya devam edecek. Her şeyin immuniteye yüklenmesi de sıcak gelmiyor bana. 80 yaşında kronik hastalığı ya da immunsupresif bir halde olup atlatan da var 37 yaşında hiçbir sorunu olmadığı halde (bir tanıdık) ölen de. Geçen de haberlere çıktı 22 yaşında biri ölmüş, bir sorunu da yokmuş sanırım.Virus tam teşekküllü idendefiye edilmeden "gençlere bir şey olmuyor" tarzında güdülen politika son derece yanlıştı bana göre. Aşı çalışmaları var fakat işin ucundaki bir RNA virusu. Ne derece fayda getirecek acaba? Genciz, ömür varsa yaşlandığımızda bir çoğumuzun bu hastalıktan öleceği ihtimali düşük de değil. Dünya sonu belli olmayan bir girdaba hızla sürükleniyor, insanlar "grip gibi hayatımıza yerleşir"kafasında,troll kafalarda hala.
 
Bilmiyoruz, kolay kolay da bilemeyeceğiz. RNA virusları fazlasıyla yanar döner. Ben Corona yı asemptomatik atlattım mesela fakat gel gör ki geçtiğimiz aylarda geçirdiğim bir İnfluenza (grip) beni yatağa hapsetti. Hayatımda atlattığım en ağır gripti. O da RNA virusu, o da her an mutasyona açık ve onun da ilerleyen zamanlarda sağı solu pek belli olmamaya devam edecek. Her şeyin immuniteye yüklenmesi de sıcak gelmiyor bana. 80 yaşında kronik hastalığı ya da immunsupresif bir halde olup atlatan da var 37 yaşında hiçbir sorunu olmadığı halde (bir tanıdık) ölen de. Geçen de haberlere çıktı 22 yaşında biri ölmüş, bir sorunu da yokmuş sanırım.Virus tam teşekküllü idendefiye edilmeden "gençlere bir şey olmuyor" tarzında güdülen politika son derece yanlıştı bana göre. Aşı çalışmaları var fakat işin ucundaki bir RNA virusu. Ne derece fayda getirecek acaba? Genciz, ömür varsa yaşlandığımızda bir çoğumuzun bu hastalıktan öleceği ihtimali düşük de değil. Dünya sonu belli olmayan bir girdaba hızla sürükleniyor, insanlar "grip gibi hayatımıza yerleşir"kafasında,troll kafalarda hala.

@climax 'e rakip geldi sonunda. Hem de teknik terimlisi.
 
Tamam işte altı üstü RNA virüsü.
Bu şekilde de bakabiliriz.
2055'de de coronadan insan ölecek olabilir. Ama bu, şu an yaşanan toplum sağlığı krizinin devamı anlamına gelmez. Öyle yada böyle bağışıklık oluşacak. Yok mutasyon yok reenfeksiyon diye korku salmanin anlamı yok. Mutasyonlar virulansin azalması yönünde de gerçekleşebilir.

Bağışıklıgın kuvvetli kuvetsiz olması diye birşey yok haklısın @Nyctophilia . Gereğinden sert yanıt veren immün sistem, sitokin fırtınası ile ve dissemine intravaskuler koagülasyon ile ( al sana teknik @Prodesmotes ) daha fazla hasara ve ölüme neden oluyor. Bkz: keskin sirke küpüne zarar.


Hasılı... Bu iş biter. Unutulur. Ama ilk defa salgın tehdidi ile insanların komut alır zombilere dönüştüğünü gördük.
İlk defa biyolojik silah kullanımının dünyayı yok edebileceğini simule ettik.
Ha, sosyal ilişkilerde kalıcı değişiklikler oluşturabilir. Biyokimlik nüfus kağıdından önemli hale gelebilir. Birçok şeyin "uzaktan" yapılabileceğine şahit olduk. Bunlar kalıcı değişimler yaratır.

Ama bilmem kaç yıllık insanlık tarihi bu şekilde bitemez. Buna izin veremem
 
insanların zombiye dönüştüğü olayda bir iki video diger ulkelerde varmı böyle bir saptama ?
corona virüsuyle hiçbir alakası olmayan saçma sapan işler
 
insanların zombiye dönüştüğü olayda bir iki video diger ulkelerde varmı böyle bir saptama ?
corona virüsuyle hiçbir alakası olmayan saçma sapan işler
Ya sama. Onu mu diyorum.
Yat diyolar yatıyorsun.
Sokağa şu saat çık eve bu saat gir diyolar giriyorsun. La akşam yemeğine halanı cagiramazsin dediler. Sustuk. Artık istiklalde yaya trafiği sağdan akıyor. Karınca sürüsü gibi.. tek sıra.

Bu zombilik değil mi
 
Tamam işte altı üstü RNA virüsü.
Bu şekilde de bakabiliriz.
2055'de de coronadan insan ölecek olabilir. Ama bu, şu an yaşanan toplum sağlığı krizinin devamı anlamına gelmez. Öyle yada böyle bağışıklık oluşacak. Yok mutasyon yok reenfeksiyon diye korku salmanin anlamı yok. Mutasyonlar virulansin azalması yönünde de gerçekleşebilir.

Bağışıklıgın kuvvetli kuvetsiz olması diye birşey yok haklısın @Nyctophilia . Gereğinden sert yanıt veren immün sistem, sitokin fırtınası ile ve dissemine intravaskuler koagülasyon ile ( al sana teknik @Prodesmotes ) daha fazla hasara ve ölüme neden oluyor. Bkz: keskin sirke küpüne zarar.


Hasılı... Bu iş biter. Unutulur. Ama ilk defa salgın tehdidi ile insanların komut alır zombilere dönüştüğünü gördük.
İlk defa biyolojik silah kullanımının dünyayı yok edebileceğini simule ettik.
Ha, sosyal ilişkilerde kalıcı değişiklikler oluşturabilir. Biyokimlik nüfus kağıdından önemli hale gelebilir. Birçok şeyin "uzaktan" yapılabileceğine şahit olduk. Bunlar kalıcı değişimler yaratır.

Ama bilmem kaç yıllık insanlık tarihi bu şekilde bitemez. Buna izin veremem

Bende virüs yok, yaklaş.
 
kirli bilgi yayımı dışında başka bir şey yok
 
İnsanlığın sonunu viruslar getirecek der Virologlar.
Tek bir virus türüyle bir şeyler tam anlamlandırılmaz bence. Olası bir bir Avian İnfluenza (Kuş gribi) pandemisini hayal etmek dahi istemiyorum mesela. Viruslara karşı bilim hala çok çaresiz. Salgın başlangıcında maskeye gerek yok diyen uzmanları okuduk. Siyasiler bilimsel sahalara yaptığı yatırımlar konusunda kendilerini sorgulamalı. Ebola,Avian İnfluenza falan mı sarmalı dünyayı , vaka sayısı kadar ölüm mü olmalı bir alana ultra mesai harcamak için diye düşünüyor insan.
 
adam geçen ay bizimleydi
şimdi yok
 
20201203_213448.jpg

Yukarıda ölüm oranlarindaki azalma iyileşen oranindaki artma açık

images.png

Yukarıda İngilterede ikinci dalgada ölüm oranıninin yeni vaka artış hızını takip etmediğini görüyoruz.



Yani seve seve boyun eğecek o boynuzlu virüs.
 
Ölümcül olup olmaması daha çok maruz kalınan virüs yükü ile alakalı olduğu için sürekli olarak maske-hijyen-mesafe kuralı vurgulanıyor fakat bunu ciddiye almayan çok fazla insan var.

Yoğun bakımdaki bir hastanın yaydığı virüs ile ayakta hafif geçiren aynı yoğunlukta yaymıyor ve diyelim ki kaptınız fakat belli bir seviyeye ulaşmadan hasta edemiyor. İşte bu sebeple maskeyi doğru takmak ve sürekli değiştirmek, el hijyeni - mesafe çok önemli. Az miktarda virüs elinize bulaştığında, onu ağız-burun ya da göze temas ettirdiğinizde sizi hasta edecek seviyeye çıkabiliyor fakat ciğerlere inmediği sürece ve geride başka bir rahatsızlık yoksa yine ölümcül seviyelere ulaşmayabilir.

Kısacacı gittiğimiz her yerde ya da oturduğumuz binada, iş yerinde, markette, eczanede, sokakta bu virüsü yayan birileine denk gelebiliriz fakat gerekli tedbirlere uymak sureti ile virüs yükünü az tutabilirseniz, sizi ya hasta edemeyecek ya da hafif atlatmanızı sağlayacaktır.
 
Geri