Maria Puder
Platin Üye
-
- Katılım
- Mart 19, 2013
-
- Mesajlar
- 16,154
-
- Tepkime puanı
- 36
-
- Puanları
- 308
-
- Yaş
- 39
İçinde anlatılmamış bir hikaye taşımaktan daha büyük bir ıstırap yoktur” diyor Amerikalı yazar Maya Angelou… Kendi ızdırabını paylaşarak aşan, sızlanmak yerine kaderini değiştirmeyi seçen Angelou, pek çok kişiye ilham kaynağı oldu. İşte, Dr. Bahar Eriş’in kaleminden Angelou’nun öyküsü ve ondan alınacak dersler…
*“Canavarca bir eylem olan tecavüz … yüzünden bazı erkek ve kadın kurbanlar evlerinin kapılarını açamıyor, büyüdüklerinde sokaklarda dolaşamıyor, kimseye ve hatta kendilerine bile güvenemiyorlar….
*Mini etek giyen kadına tecavüz eden, gerekçe olarak da kendini kontrol edemediğini söyleyenler, o kadının yanında ellerinde sopayla abileri bekliyor olsaydı aynı şeyi yapabilecekler miydi? Yine kendilerini kontrol edemeyecekler miydi?
Gerçeği ört bas eden bu çirkin söylemlerle tecavüzü haklı göstermeyin!”
Bu sözlerin sahibi olan kadın, 7 yaşında küçücük bir kız çocuğuyken annesinin sevgilisi tarafından defalarca tecavüze uğramış… Baba sevgisi nasıl bir şey bilmediği için, “yakınlık gördüğü” bu adamı baba sanmış, taciz edildiğini anlayamamış bile…
“Bana yavaşça sarıldı ve hiç bırakmasın istedim. Kendimi evimde hissettim. Bana öyle sarılıyordu ki beni * * *hiç bırakmayacağını ya da bana kötü bir şey olmasına asla izin vermeyeceğini biliyordum. O muhtemelen benim gerçek babamdı ve nihayetinde birbirimizi bulmuştuk…”
Tecavüzcü “olanları anlatırsan ağabeyini öldürürüm” diye tehdit ettiğinde, babam niye böyle söyledi diye üzülen küçücük bir kız çocuğu… Adamın yaptıkları ortaya çıkana kadar, hatta çıktıktan sonra bile uzun süre neler olup bittiğini anlayamayan tertemiz bir kız çocuğu…
Bundan 80 yıl önce, ırkçılığın kol gezdiği bir dönemde ABD’nin güneyinde yaşayan siyahi bir kız çocuğu… Bugün, neredeyse bir asır sonra, bizim ülkemizde yaşasaydı büyük olasılıkla tecavüzcüsü tarafından öldürülecek olan, öldürülmezse tecavüzcüsüyle evlendirilmesi salık verilecek olan, zaten bazılarına göre yaşı evlenmeye uygun olan, bazılarına göre “kesin kuyruk sallamış” olan, bazılarına göre bu “utanç” karşısında “susması” doğru olan 7 yaşında bir kız çocuğu…
Bu kız çocuğu, hayatının ilerleyen döneminde dünyaca üne kavuşan Amerikalı yazar, Maya Angelou. Hayat Bilgesi dizisinin ikinci kitabını hazırlarken, neredeyse tüm kitaplarını ve röportajlarını okuduğum muhteşem Maya Angelou…
“İçinde anlatılmamış bir hikaye taşımaktan daha büyük bir ıstırap yoktur” diyor Maya. Yaşadığı travmatik çocukluğu onun gibi sevgiyle ve bilgiyle mayalayıp başkaları için müthiş bir hayat dersine dönüştüren de var dünyada, ana babasından çocukken yediği dayağın acısını nefretle yoğurup bütün bir milletten, dünyadan intikam almaya çalışan da…
“Konuşun, beyler! Konuşun, hanımlar! Bizi sıçanlardan ve gergedanlardan gerçek anlamda ayıran tek şey bu. Ne hissettiğimizi söyleyebilme yetimiz.”*diyor Maya.
Tecavüze ve ırkçılığa maruz kalmış bir “kadın olarak sus”mayı değil, konuşmayı seçmiş.
Konuşmayı seçtiği için de hikayesi kim bilir kaç kızın, kaç kadının kaderini değiştirmiş, değiştiriyor ve değiştirecek… Konuşarak kendi kaderini değiştirdiği apaçık…
Ya “konuşamayanın kaderi” ne?
*********** Kütahya’da ağabeyinin tecavüz ettiği Aysun, tabancayla intihar etti.
* * * * * * Antalya’lı H.E., zihinsel engelli bir kız çocuğuydu. 6 yıl boyunca öz babasının tecavüzüne uğradı. Doğan iki bebeği de babası tarafından öldürüldü.
*********** Adıyaman’da yaşayan Fatma, 16 yaşındaydı. İsteği dışında evlendirildi. Önce tarım ilacı içti, ardından av tüfeğiyle intihar etti.
* * * * * * Elazığ’da bir köyde yaşayan 8 yaşındaki S.A., yedi yıl boyunca yüzlerce erkeğin tecavüzüne uğradı. Annesi bile onu suçladı. Tüm köy sessiz kaldı.
* * * * * * 13 yaşındaki N.C. 28 kişinin tecavüzüne uğradı. Mahkemede “rızası vardı” dediler. 13 yaşındaki bir çocuğa tecavüz edenler, iyi hal indirimi aldı.
* * * * * **N.C. artık hayatta değil.
Gazetelerdeki hastalıklı haberler listesi böyle utanmazca uzayıp gidiyor. İnsanın kanı donuyor donmasına, ama asıl büyük darbeyi vuran cinsiyetçi söylemleriyle bunları meşrulaştıran politikacılar değil mi?
Akıl almaz bir şefkat ve empati yoksunluğuyla, kız çocuklarının yaşadığı baskı ve zulmü meşrulaştırmaya çalışan sözde ahlaklı kadınlar değil mi?
Bu cahilliğe, sapkınlığa, sevgisizliğe dini alet eden, olanları çarpık bir namus anlayışı kisvesinde normalleştiren, mevcut güç düzenini sürdürmeye hizmet eden çıkarcı çakallar değil mi insanın daha çok kanını donduran?
Maya 7 yaşındayken ona tecavüz eden adam da “sus”masını salık vermiş. “Konuşursan abin ölür” diye tehdit etmiş onu.
Konuşmanın*bir*bedeli ölümse, susmanın*tek*bedeli ölüm: Ya öldürülmek, ya intihar ederek ölmek ya da yaşarken ölmek…
Oysa konuşmakta umut var. “Ses”te hayat, “sessizlik”te ölüm var. Titanik batarken etrafı bürüyen ölüm sessizliğinde, suyun üzerinde bir eliyle önündeki tahta parçasına tutunurken, diğer elindeki düdüğü son bir gayretle üfleyip hayatı kurtulanların düdüğünden çıkan o fısıltıda gizli hayat…
Konuşmak, ölmeyi ve yenilmeyi reddetmek demek…
“Kadın olarak sus” ifadesi neden bu kadar ölümcül anlayabiliyorsunuz değil mi? Çünkü bu cümleye göre “kadın eşittir susmak”. Susmak eşittir boyun eğmek, vazgeçmek, kabullenmek, ölmek…
*“Canavarca bir eylem olan tecavüz … yüzünden bazı erkek ve kadın kurbanlar evlerinin kapılarını açamıyor, büyüdüklerinde sokaklarda dolaşamıyor, kimseye ve hatta kendilerine bile güvenemiyorlar….
*Mini etek giyen kadına tecavüz eden, gerekçe olarak da kendini kontrol edemediğini söyleyenler, o kadının yanında ellerinde sopayla abileri bekliyor olsaydı aynı şeyi yapabilecekler miydi? Yine kendilerini kontrol edemeyecekler miydi?
Gerçeği ört bas eden bu çirkin söylemlerle tecavüzü haklı göstermeyin!”
Bu sözlerin sahibi olan kadın, 7 yaşında küçücük bir kız çocuğuyken annesinin sevgilisi tarafından defalarca tecavüze uğramış… Baba sevgisi nasıl bir şey bilmediği için, “yakınlık gördüğü” bu adamı baba sanmış, taciz edildiğini anlayamamış bile…
“Bana yavaşça sarıldı ve hiç bırakmasın istedim. Kendimi evimde hissettim. Bana öyle sarılıyordu ki beni * * *hiç bırakmayacağını ya da bana kötü bir şey olmasına asla izin vermeyeceğini biliyordum. O muhtemelen benim gerçek babamdı ve nihayetinde birbirimizi bulmuştuk…”
Tecavüzcü “olanları anlatırsan ağabeyini öldürürüm” diye tehdit ettiğinde, babam niye böyle söyledi diye üzülen küçücük bir kız çocuğu… Adamın yaptıkları ortaya çıkana kadar, hatta çıktıktan sonra bile uzun süre neler olup bittiğini anlayamayan tertemiz bir kız çocuğu…
Bundan 80 yıl önce, ırkçılığın kol gezdiği bir dönemde ABD’nin güneyinde yaşayan siyahi bir kız çocuğu… Bugün, neredeyse bir asır sonra, bizim ülkemizde yaşasaydı büyük olasılıkla tecavüzcüsü tarafından öldürülecek olan, öldürülmezse tecavüzcüsüyle evlendirilmesi salık verilecek olan, zaten bazılarına göre yaşı evlenmeye uygun olan, bazılarına göre “kesin kuyruk sallamış” olan, bazılarına göre bu “utanç” karşısında “susması” doğru olan 7 yaşında bir kız çocuğu…
Bu kız çocuğu, hayatının ilerleyen döneminde dünyaca üne kavuşan Amerikalı yazar, Maya Angelou. Hayat Bilgesi dizisinin ikinci kitabını hazırlarken, neredeyse tüm kitaplarını ve röportajlarını okuduğum muhteşem Maya Angelou…
“İçinde anlatılmamış bir hikaye taşımaktan daha büyük bir ıstırap yoktur” diyor Maya. Yaşadığı travmatik çocukluğu onun gibi sevgiyle ve bilgiyle mayalayıp başkaları için müthiş bir hayat dersine dönüştüren de var dünyada, ana babasından çocukken yediği dayağın acısını nefretle yoğurup bütün bir milletten, dünyadan intikam almaya çalışan da…
“Konuşun, beyler! Konuşun, hanımlar! Bizi sıçanlardan ve gergedanlardan gerçek anlamda ayıran tek şey bu. Ne hissettiğimizi söyleyebilme yetimiz.”*diyor Maya.
Tecavüze ve ırkçılığa maruz kalmış bir “kadın olarak sus”mayı değil, konuşmayı seçmiş.
Konuşmayı seçtiği için de hikayesi kim bilir kaç kızın, kaç kadının kaderini değiştirmiş, değiştiriyor ve değiştirecek… Konuşarak kendi kaderini değiştirdiği apaçık…
Ya “konuşamayanın kaderi” ne?
*********** Kütahya’da ağabeyinin tecavüz ettiği Aysun, tabancayla intihar etti.
* * * * * * Antalya’lı H.E., zihinsel engelli bir kız çocuğuydu. 6 yıl boyunca öz babasının tecavüzüne uğradı. Doğan iki bebeği de babası tarafından öldürüldü.
*********** Adıyaman’da yaşayan Fatma, 16 yaşındaydı. İsteği dışında evlendirildi. Önce tarım ilacı içti, ardından av tüfeğiyle intihar etti.
* * * * * * Elazığ’da bir köyde yaşayan 8 yaşındaki S.A., yedi yıl boyunca yüzlerce erkeğin tecavüzüne uğradı. Annesi bile onu suçladı. Tüm köy sessiz kaldı.
* * * * * * 13 yaşındaki N.C. 28 kişinin tecavüzüne uğradı. Mahkemede “rızası vardı” dediler. 13 yaşındaki bir çocuğa tecavüz edenler, iyi hal indirimi aldı.
* * * * * **N.C. artık hayatta değil.
Gazetelerdeki hastalıklı haberler listesi böyle utanmazca uzayıp gidiyor. İnsanın kanı donuyor donmasına, ama asıl büyük darbeyi vuran cinsiyetçi söylemleriyle bunları meşrulaştıran politikacılar değil mi?
Akıl almaz bir şefkat ve empati yoksunluğuyla, kız çocuklarının yaşadığı baskı ve zulmü meşrulaştırmaya çalışan sözde ahlaklı kadınlar değil mi?
Bu cahilliğe, sapkınlığa, sevgisizliğe dini alet eden, olanları çarpık bir namus anlayışı kisvesinde normalleştiren, mevcut güç düzenini sürdürmeye hizmet eden çıkarcı çakallar değil mi insanın daha çok kanını donduran?
Maya 7 yaşındayken ona tecavüz eden adam da “sus”masını salık vermiş. “Konuşursan abin ölür” diye tehdit etmiş onu.
Konuşmanın*bir*bedeli ölümse, susmanın*tek*bedeli ölüm: Ya öldürülmek, ya intihar ederek ölmek ya da yaşarken ölmek…
Oysa konuşmakta umut var. “Ses”te hayat, “sessizlik”te ölüm var. Titanik batarken etrafı bürüyen ölüm sessizliğinde, suyun üzerinde bir eliyle önündeki tahta parçasına tutunurken, diğer elindeki düdüğü son bir gayretle üfleyip hayatı kurtulanların düdüğünden çıkan o fısıltıda gizli hayat…
Konuşmak, ölmeyi ve yenilmeyi reddetmek demek…
“Kadın olarak sus” ifadesi neden bu kadar ölümcül anlayabiliyorsunuz değil mi? Çünkü bu cümleye göre “kadın eşittir susmak”. Susmak eşittir boyun eğmek, vazgeçmek, kabullenmek, ölmek…