"Komutanım, ağabeyim nerede?"

Konu sahibi son olarak 2789 gün önce görüldü
"Komutanım, ağabeyim nerede?"

unal.bolat@2x.jpg

Ünal Bolat
<A id=contentOrta_lnkEmail href="http://www.turkiyegazetesi.com.tr/#">[email protected]




"Halalarımın beni sevmesine alışmıştım ama beni onlar gibi çok seven birisi daha vardı. Adı Nazife Teyze idi..."


Çocukluğumun kışları ayrı bir güzeldi. Kasabamıza henüz elektrik gelmemişti. Elektrik sadece orman işletmesinde vardı. O da akşamları jeneratörle iki üç saat verilirdi, tabii ki kendi memurlarına. Evimize elektrik ben dördüncü sınıftayken gelmişti. Bizim eve elektrik alındığı gün mahallenin tüm çocukları evimizdeydi.
Benim asıl hoşuma giden şey elektrikli yıllar değil, ondan önceki yıllardı. Akşam yemeğini yedikten sonra kapımız açılıp kapanmaya başlardı. Tek soba yanan odamız dolmaya başlardı. Dedemler komşular hepsi toplanırlar, annem sobanın üzerinde nohut kavurur mısır patlatır, kuzine sobaya patates atardı, pişmesini merakla beklerdik.
Sofrada annemin hazırladıklarını topluca yerdik. Dedemlerin olduğu zamanlarda, ikramlardan sonra onların sohbetlerine doyum olmazdı. Mehmet dedem, Kamil dedemin hem eniştesi hem de dünürü idi.
Annem de babamın teyzesinin torunuydu. Kamil dedem Mehmet dedeme saygılı davranırdı. Onun olduğu zamanlarda, konuşmaktan çok dinlemeyi tercih ederdi. Mehmet dedemden Birinci Dünya Savaşı anılarını dinlerdik.
Dedemin üç yaş büyüğü olan Ramazan amcamız evlenmesine bir ay kala askere alınmış ve Sarıkamış'ta donarak şehit olmuştu. Dedem benim adımı ağabeyine olan saygısından dolayı, onun hatırasını yaşatmak amacıyla vermişti.
Dedemin kardeşleri olan halalarım da beni çok severlerdi. Hele Pembe halam beni severken “Sende ağabeyimin kokusu var” diye severdi.
Halalarımın beni sevmesine alışmıştım ama beni onlar gibi çok seven birisi daha vardı. Adı Nazife Teyze idi. Beni severken ağlamasının nedenini ancak onun ölümünde anlayabilmiştim. Onun öldüğü gün annem beni de götürmüştü. Bir kenarda oturup anneme sordum:
-Nazife Teyze beni severken neden ağlardı anne?
-Sarıkamış’ta şehit düşen Ramazan amcan onun ilk nişanlısıymış. Düğünlerine bir ay kala seferberlik ilan edilince düğün ertelenmiş. Aradan bir yıl geçmiş. Orhaneli’ye şehit olan askerlerin künyeleri gelmiş. Pembe halam o zaman on beş yaşındaymış. Ayağına yün çorap giyip yola çıkmış, çünkü ayakkabısı yokmuş. Yirmi beş kilometre yolu bir ümitle koşarak Orhaneli’ye varmış. Askerlik şubesinin bahçesine girdiğinde bir komutan oraya toplananlara açıklamalarda bulunuyormuş. Halam da ağabeyinin akıbetini sorduğunda Şube Başkanı künyelerin içinden arayıp bulmuş… DEVAMI YARIN

23.8.2015
 
"Ağabeyin şehit oldu!.."

unal.bolat@2x.jpg

Ünal Bolat
<A id=contentOrta_lnkEmail href="http://www.turkiyegazetesi.com.tr/#">[email protected]




“Komutan ismini bulup Pembe halama kara haberi vermiş: Vatan sağ olsun kızım... Ağabeyin şehit oldu!..”


“Sarı Emin oğlu Ramazan şehittir...
Komutan elinden şehit belgesini alan Pembe halam kasabaya geri döndüğünde ayakları kan içinde, göz pınarları kurumuş. Nazife teyzem acı haberle yıkılmış. Üç yıl evlenmemiş ama sonunda evlenmek zorunda kalmış. Bir kızları olmuş. O kocası da gencecikken ölmüş. Ömrünün geri kalan kısmını ise dul olarak geçirmiş. O zamandan beri de Ramazan amcanın anıldığı her toplantıda ağlar, ona olan sevgisini itiraf etmekten çekinmezdi. Kardeşlerinin içinde en çok seni sevmesinin sebebi de adının onun adı olması, onun da Ramazan amcana olan sevgisinden dolayı idi.
Mehmet dedemin gelmediği bir akşamda, Kamil dedemle konuşma fırsatı bulmuştum. Annemin yaptığı sütlü üzümü yedikten sonra dedem, çoraplarını giyerken ayaklarının altındaki yanık izlerini fark ettim. Dedeme sordum:
- Dede ayağına ne oldu?
- Askerde yandı oğlum.
Sen askerliğini hiç anlatmadın ki.
- Bu çok uzun hikâyedir oğlum.
Anneannem de 'çocuklar merak etti anlatıver gitsin' dedi. Dedem bize dönerek anlatmaya başladı:
- Bakın çocuklar, benim hikâyem önemli ama bizim sülalemiz de, Mehmet dedenin sülalesi de şehidi, gazisi olan sülalelerdir. Bizi devlet ne zaman çağırdıysa koştuk. Benim babam Birinci Dünya Savaşı gazisi. Mehmet amcam da Mısır’da şehit düşmüş. Babam Birinci Dünya Harbine katılmış. Ordu terhis edilince eve geri dönmüş. Kayınpederim de Çanakkale gazisi idi. Sadece Birinci Dünya Harbi’nde Büyükorhan’dan elli üç şehidimiz var. Nice ocaklar söndü yavrum. Kapılarında şimdi kara kilitler asılı. Bacalarında baykuşlar tünüyor...
Ben askere gitmeden önce anneannenle evlenmiştik. İkiz çocuklarımız olmuştu. Fakat ömürleri yokmuş, yaşamadılar. Ahirette şefaatçimiz olurlar inşallah. Asker olarak beni Tokat’a gönderdiler. Acemi birliğinde talimlere başlamıştık. Benden bir yıl önce bizim köyden başka bir asker de oraya gitmiş ama benim ondan haberim yoktu. Onu orada hiç görmüşlüğüm de yok. Askerden önce babamla ve kardeşlerimle ticaretle uğraştığımız için halimiz vaktimiz yerinde idi. Kimseye muhtaçlığımız yoktu. Bizim köylü asker, usta asker olduğu için benden kendini gizleyerek benden para sızdırmanın planlarını yapmış!..
Kendisi gibi usta asker olan Balıkesirli bir askerle iş birliği yaparak beni her akşam mahzen gibi bir yerde dövdürüyordu. Karanlıkta yüzlerini bile göremiyordum..." DEVAMI YARIN


24.8.2015
 
Geri