Kıyamet

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
[YOUTUBE]oKoFtcZdJ_E&feature[/YOUTUBE]
 
[YOUTUBE]8GvRcmKGNfM&feature[/YOUTUBE]
 
[YOUTUBE]2KlJwKAIKgU&feature[/YOUTUBE]
 
Kıyamet günü 3



Yaşamın gerçek amacı "iyi bir aile ve iyi bir iş" değildir. Herkesin tek bir yaratılış amacı vardır: Allah'a kul olmak. Dünyada elde edilmiş mal, eş, çocuk, mevki, itibar gibi kazançların hepsi yaşam boyunca büyük bir tutkuyla bağlanılan değerlerdir. Fakat ölümün ilk anından itibaren bu dünyevi kazançlar bir anda tüm değerlerini ve önemlerini yitirirler. Bu herkesin bildiği ama düşünmekten kaçındığı bir gerçektir. Dolayısıyla asıl amaç bu olmamalıdır. O zaman gerçek amacın ve kazancın ne olduğunu çok iyi düşünmek, kavramak gerekir. İşte yaratılmanın asıl amacını Allah Kuran'da şöyle bildirmektedir:
Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım. (Zariyat Suresi, 56)
Ancak Allah'a kulluk görevinin tam olarak yerine getirilmesiyle ölümden sonra başlayacak olan ahiret hayatı için güzel bir beklenti söz konusu olabilir. İnsanların büyük bir kesiminin sahip olduğu çarpık bir beklenti vardır. Çoğu insan bu ihtimale inanarak kendini rahatlatmaya çalışır. Oysa bu büyük bir yanılgıdır. Eğer bir insanın ahirete, ölümden sonraki yaşama yönelik bir beklentisi yoksa, o zaman da geriye tek bir ihtimal kalır: Ölümle birlikte sonsuza dek yok olmak! Bu ihtimal ise diğerlerine göre çok daha ürkütücüdür. Allah'a kulluk etmeyi reddeden insanlar bu olasılıktan korktukları ve unutmak istedikleri için kendilerince çeşitli yöntemler geliştirirler. Bu yöntemler ise genelde hep aynıdır: Ölüm konuşulmaz, tartışılmaz, hatırlatılmaz. Halbuki ölüm, yaşanılacağı kesin olan bir gerçektir, ama sanki "yokmuş" gibi davranılır. Toplumun büyük bir kesiminin bu mantığa sahip olması insanda bir rahatlamaya sebep olabilir. Oysa kendisi gibi diğer insanlar da aldanmaktadırlar. İnsanlar ölümü, kıyamet gününü ve ahireti bilmekte ama düşünmemektedirler. Dünya hayatıyla tatmin bulmakta, daha doğrusu tatmin bulmayı istemektedirler. Oysa Allah Kuran'da insanların kaçmakta oldukları ölüm gerçeğiyle mutlaka karşılaşacaklarını bildirmektedir. Ayette şöyle buyrulur:
De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir. (Cuma Suresi, 8)
Ölüm yalnızca insanlara mahsus değildir. Geçici olan dünya hayatında, insan gibi "herşey" ölümlüdür. Allah bize, tüm kainatın, içindeki canlılarla birlikte yok olacağı bir günün varlığını, yani "kıyamet gününü" bildirmiştir. Kıyamet günü, imtihanın son bulduğu, nihai gündür. O günün gelişini, yeryüzündeki her insan pek çok belirti ile anlayacak ve kainatın ölümüyle sonuçlanacak olaylar gerçekten de tüyler ürpertici olacaktır. Ve en nihayet dünyadaki tüm insanlar, kıyametin gerçekleştiği gün, kendilerini bekleyen "yeniden dirilişi" kavrayacaktır. Böyle bir günle karşılaşmayı ummayanlar, karşılarındaki bu apaçık gerçeği reddedemeyecekler ve Allah'ın emrine "isteseler de istemeseler de" boyun eğeceklerdir. Allah, tüm evren için büyük bir son hazırlamıştır. İnsanların çoğu her ne kadar inkar etmeye çalışsa da, kıyamet saati belirlenmiş bir vakitte kendilerini beklemektedir.
 
Kıyamet günü 2

Dünya Hayatı Geçicidir ve Ölüm Kesin Bir Gerçektir
Çocukluğunuzun ilk günlerinden itibaren geleceğinize ilişkin belirli bir hedefe yönelir veya başkaları tarafından yönlendirilirsiniz. Muhtemelen şunlarla karşılaşırsınız: Yaşınız ilerlediğinde artık bir aileniz ve işiniz olmuştur. Daha çok para kazanmak ve daha rahat yaşamak için çaba gösterirsiniz, çocuklarınızı yetiştirir, onların ileride sizden daha iyi bir hayat sürmelerini istersiniz. Haftada bir aile toplantılarına katılır, tatil yapar, işe gider, geri kalan vaktinizi de evde geçirirsiniz. Birkaç aksaklık dışında yaşamınızdaki herşey muntazam devam eder, genelde çok olağanüstü durumlarla da karşılaşmazsınız.
Yaşamınızdaki herşey sanki daha önceden belirlenmiş gibidir, çevrenizdeki insanların yaşamları da birbirleriyle çok büyük benzerlikler gösterir. Bu benzer senaryolara göre yaşamak için çalışmalı, soyunuzu devam ettirmek için de aile kurmalısınız. Bu düşünceye göre zaten "iyi bir aile ve iyi bir iş" dışında yaşamın başka ne amacı olabilir ki! Bunlar sağlandıktan sonra mutlu bir yaşam hayal edersiniz. Böylece herşey tozpembe olacak ve yaşamın geri kalan kısmını huzurlu geçireceksinizdir.
Oysa siz bunları düşünürken, bedeninizde ve çevrenizde önemli birtakım değişiklikler olmaktadır. Vücudunuzda farklı işlevlere sahip pek çok hücre görevini tamamlayıp ölmekte ve yaşınız ilerledikçe bunların yenilenmesi daha da yavaşlamaktadır. Bedeniniz yaşlanmakta ve bu yönde sürekli belirtiler, hastalıklar, eksiklikler ortaya çıkmaktadır. Zaman sürekli ilerlemekte ve geri dönüşün imkansızlığı gün geçtikçe daha da açık bir şekilde kendini göstermektedir. Ve siz huzurlu ve rahat geçirmeyi planladığınız "geri kalan ömrünüzde" gitgide ölüme doğru yaklaştığınızın farkındasınızdır. İşte bu nedenle dünya hayatı size beklediğiniz rahatlığı ve huzuru gerçek anlamda asla vermez. O ana kadar sizi pek çok açıdan tatmin ettiğini düşündüğünüz bu yaşamın bir sonu vardır. İşte bu sonun ardından asıl gerçeklerle yüzyüze gelinecektir. O halde dünya hayatında hedeflediğiniz hiçbir şey sizin gerçek amacınız olmamalı. Çünkü dünya hayatı yalnızca geçici bir imtihan yeridir. Kimin güzel davranışlarda bulunduğunun sınandığı yerdir. Allah, bize bu önemli gerçeği şöyle bildirmektedir:
O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır. (Mülk Suresi, 2)
 
Kıyamet günü1

Ölüm gitgide yaklaşıyor. İster genç olun ister yaşlı, geçen her gün, hatta her dakika ölüme biraz daha yaklaşıyorsunuz. Zamana karşı koyamıyor ve ölümün yaklaşmasına bir türlü engel olamıyorsunuz. Almakta olduğunuz önlemlerin hiçbiri sizi ve çevrenizdekileri "geçici" olmaktan alıkoyamıyor. Dünyadaki herşey gibi siz de yaşamınızı sona erdirecek güne doğru ilerliyorsunuz.
Ancak dünyada ölümlü olan yalnız insan değildir. Diğer tüm canlılar, yeryüzü, hatta tüm evren de ölümlüdür, yok olacakları bir gün belirlenmiştir. İşte o gün "son gün"dür. O günden sonra dünya hayatı son bulacaktır. Yokoluş günü yalnızca dehşetin yaşandığı, boyutları hiçbir insanın tasavvur edemeyeceği kadar korkunç, aynı zamanda görkemli bir "son gün" olacaktır. Yeryüzündeki herşey yerle bir olacak, yıldızlar silinip dökülecek, güneş körelecektir. O vakte kadar dünya üzerinde yaşamış olan tüm insanlar biraraya toplanacaklar ve bu güne şahit olacaklardır. Bu "son gün" inkarcılar için zorlu bir gündür ve kuşkusuz bu günün sahibi alemlerin Rabbi olan Allah'tır.
Kıyamet yaklaşarak gelmektedir. İnsanların çoğunun inancının aksine, kıyamet hiç de uzak değildir. O gün dünya ile birlikte, dünyaya ait olan herşey de yok olacaktır. Hırslar, istekler, kızgınlıklar, beklentiler, şehvet, düşmanlık ve zevkler sona erecektir. Geleceğe yönelik planların bir anlamı kalmayacaktır. Allah'a döndürüleceğini unutan herkes için, o çok sevdiği, sonsuz hayata tercih ettiği dünyanın, tüm o aldatıcı zenginlikleri, güzellikleri ve meşguliyetleriyle sona erdiği gün gelmiştir. İşte o gün, insanlar Allah'ın varlığına kesin bir biçimde şahit olacak, unutmaya çalıştığı ölüm günü ile karşı karşıya kalacaklardır. Artık Allah'ı ve ahiret yaşamını unutarak geçirdiği bu kısa ömür sona ermiştir ve yeni bir başlangıç kendisini beklemektedir. Bu başlangıç, asla son bulmayacak ve asla inkarcılara mutluluk getirmeyecektir. Bu sonsuz yaşamın ilk anından itibaren azap öylesine şiddetlidir ki, bunu yaşayanlar, azabın yerine "ölümü" ve "yokoluşu" isteyeceklerdir. Bu hayatın başlangıcı kıyamet saatidir. Ve kuşkusuz "kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir".
 
kurbuton.gif
KIYAMET
Kıyamet, kelimesi Kur'an- ı Kerim'de 70 kez geçer. Kıyamet sözlükte geçen anlamıyla yalnız kalkmöak, dirilmek anlamında değildir. Bu tabir canlı ve cansız bütün yaratıklara şamil umumi bir imha ve yeniden dirilme gibi iki safhalı bir olay bildirmektedir. Yani bütün canlılarınhelak oldukları güne Kıyamet dendiği gibi,bütün ölülerin tekrar diriltikleri günede Kıyamet denir.
Kıyamet kelimesi Kur'an-ı kerim de 70 kez geçer. O'nun dehşetinden levhalar çizen ayet-i kerimeler pek çoktur.
"Kıyamet gününe yemin ederim, kendini kınayan nefse de yemin ederim ki, (elbette siz dirileceksiniz.) İnsan Kıyamette kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı sanıyor. Elbette biz, parmak uçlarını bile iade etmeye kadiriz. Fakat insan önündekini (o kıyameti) yalanlamak ister. Kıyamet günü de ne zamanmış diye sorar. Göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay birleşip karardığı zaman. İşte o gün insan kaçacak yer neresi diyecek. Yok, o gün kaçılamayacak, asla sığınacak yer olmayacak. O gün herkesin karargahı ancak Rabbinin huzurudur. " (Kıyamet Suresi 1-12)
"Yıldızların ışığı söndüğü zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar parça parça savrulduğuı zaman, peygamberler belli vakitte toplandıkları zaman (Kıyamet Kopar)" (Mürselat Suresi 8-11)

KIYAMET NE ZAMAN KOPACAK?

Kıyametin ne zaman kopcağını Allah'tan başka kimse bilemez. Cenab-ı Hak, peygamberler, veliler, melekler dahil hiçbir yaratığına bildirmemiştir. Kendisine saklamıştır. Bu hususu Kur'an-ı Kerim açıklamaktadır.
"(Resulüm) Senden Kıyametin ne vakit olacağını soruyorlar. De ki: Onmun bilgisi ancak Rabbimin yanındadır. Onu, vaktinde Allah'tan başka kimse açıklamaz. Kıyamaet hatırası göklere de yere de ağır basmıştır. O size ansızın gelir. Sanki sen onu bilmiş de (saklıyormuşsun) gibi sana soruyorlar. Onlara de ki: Onun bilgisi ancak allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler." (Araf Suresi 187)

KIYAMET ALAMETLERİ

İslam alimleri, "kıyamet alametlerini "küçük" ve büyük" alametler diye iki kısımda incelemişlerdir.
Küçük Alâmetler : Kıyamet gününün yaklaşmakta olduğunu haber veren belirtilerdir.

  • Dünyada iktisadi durgunluklar, sıkıntılar ve kıtlıklar olacaktır.
  • Faiz yiyenler çoğalacak, helal ile haram karışacak
  • Fitne ve şer ehli, hak ehline galebe çalacak
  • Günahlar açıkça işlenmeye başlayacak, homoseksüellik salgın haline gelecek
  • Zenginlere sırf zenginliğinden dolayı itibar edilecek, namus ve insaf erbabı aciz kalacak, iftira artacak, şerefli insanlar hırpalanacak
  • Namaz büyük bir yük ve külfet sayılacak
  • Kadınların saltanat devri başlayacak
  • Emanetlere ihanet edilecek
  • Kur'an okuyanlar, mal, mülk ve servet toplama heveslisi olacak
Büyük Alâmetler : Kıyametin kopacağına dair son belirtilerdir.

  • Duman : Kıyamet kopmadan önce bütün dünyayı saracak. " O halde, semanın apaşikar bir duman getireceği günü gözetle" (Duhan Suresi : 10)
  • Deccal : İlah olduğunu ilan eden, kısa boylu tek gözlü bir melun. "İlâh O değil benim derse, onu derhal Cehennem ile cezalandırırız." (Enbiya suresi : 29)
  • Dâbbetü'l-arz : Yerden çıkacak, insanlara Allah'a inanmayın diyecek.
  • Güneşin batıdan doğması : Kıyametin en son ve en büyük alameti
  • Hz. İsa'nın İnişi : İsa A.S.'ın Deccal yanlılarını öldürmesi
  • Ye'cüc ve Me'cüc : Dünyayı fitne ve fesat dolduran bir millet
  • Doğuda bir çöküntü
  • Arap yarımadasında bir çöküntü
  • Yemende bir ateş
 
Kıyamet kopmadan önce ... Kıyamet kopmadan önce görecekleriniz

Beyrutlu alim Nebhani'nin, "Peygamberimizin Mucizeleri" adlı bir kitabıvar. Ba
ştan sona Efendimiz (sav) Hazretleri'nin mucizeleri ile mucizeli sözlerinin
yer aldığı bu Arapça eserde, kıyamet alametlerini anlatan hadisler de sı
ralanmıştır.

Bugün sizlere işte bu kıyamet alametlerini anlatan hadislerin meallerinden
bir demet sunmak istiyorum. Sanırım hadis meallerini okuyunca siz de,
ibretle düşünüp hayretle tefekkür edeceksiniz. Daha fazla araya girmeden
sizi bazı meallerle baş başa bırakıyorum.

1- Kıyametten önce öyle bir devir gelecek ki, dinini koruyan kimse avucunda
ateş tutan kimse gibi olacaktır!..

2- Kıyamet kopmadan önce dünyada sınırsız zevku safayı sorumsuz kimseler
sürecektir.

3- Ahir zamanda ibadet edenlerin çoğu bilgisiz mümin, ibadet etmeyenlerin
çoğu da itikatsız bilgin olacaktır.

4- Kıyamet kopmadan önce idareciler çoğalacak, fakat güvenilecek idareci
azalacaktır!..

5- Kıyamet kopmadan önce toplumda değeri en az olan müminler olacaktır!..

6- Kıyamet kopmadan önce hayata haram helal tanımazlar hakim olacaktır.

7- Kıyamet kopmadan önce ekonomi her değerin önüne geçecek, okur yazarlık
artacak, ancak yalancılık da yaygınlaşacaktır.

8- Kıyamet kopmadan önce emanete ihanet edilecek, zekat vermek azalacak,
dinî ilimlere ilgi azalacak, dinî değerler arkaya atılacaktır.

9- Ahir zamanda 'İnsanın köpek büyütmesi, çocuk büyütmesinden daha uygun'
diyenler çıkacaktır. O zamanda büyüklere saygı kalkacak, küçüklere şefkat
yok olacak, yol kenarlarında uygunsuz haller görülecek, bazı insanlar da
koyun postu giymiş kurtlar haline gelecektir.

10- Ayağı çıplak, başı kabak bilgisiz çobanların zenginleşip yüksek
binalarda sınırsız bir israf içinde yaşamaya başladıklarını gördüğünüz zaman
kıyameti bekleyin.

11- İşler ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin.

12- Kıyamet kopmadan önce akrabalık bağı kopacak, yakınlar
birbirinden şikayetçi
hale gelecek, mal meşru olmayan yollardan kazanılacak, fakir kendi sıkıntısıyla
baş başa bırakılacaktır.

13- Kıyamet kopmadan Allah için dostluk azalacaktır.

14- Yirmi kadar insan bir araya geldiği halde içlerinde samimi bir dindar
bulunmadığı zaman kıyameti bekleyin.

15- Bir zaman gelecek, harama girmeden geçim sağlamak zorlaşacaktır.

16- Bir zaman gelecek, bazı eş ve çocuklar, aile reisini gücünden fazla
harcama yapmaya zorlayacak, haram işleri yapmasına sebep olacaklardır.

17- Bir zaman gelecek ki, dindar insan, dindarlığını toplumdan gizleme
ihtiyacı duyacaktır.

18- Benden sonra sabrın çok önem kazanacağı bir devir gelecektir. Öyle
günlerde dinine sabırla, sadakatle bağlı kalan kimselere, öncekilere
verilenlerden tam elli kat fazla sevap verilecektir!.. Çünkü onların şartlar
ı bazen, öncekilerden de ağır olacaktır. Adil-i Mutlak olan Allah, zorluklar
ın çokluğu nispetinde de mükafatlarını çoğaltacaktır.
 
Es-Saa (Kıyamet)

Kafirlerin siki sik öne sürdügü seylerden biri de, eger Allah gerçekten vahiy gönderdiyse bir melek göndermeliydi fikri idi. Buna karsi Kur'an'in cevabi suydu:
"Eger yeryüzünde (insan degil de) tatmin bulmus yürüyen melekler olsaydi, biz de onlara göklerden elçi olarak elbette melek gönderirdik."(Isra:95)

Cebrail'in zaman zaman yeryüzüne inmesi onu Kur'anî anlamda elçi yapmiyordu. Elçi olabilmek için, mesaj getirilen insanlar arasinda yeryüzüne yerlesmek gerekliydi. Kur'an söyle diyordu:
"Bize kavusmayi ummayanlar dediler ki: 'Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimizi bir görmemiz gerekmez miydi? 'Andolsun onlar kendi nefislerinde büyüklüge kapildilar ve büyük bir azginlikla bas kaldirdilar. Melekleri görecekleri gün, suçlu günahkârlara bir müjde yoktur. Ve ogün (melekler onlara) derler ki:'(Size sevinçli haber) yasaktir,yasak.' "(Furkan:21-22)

Bu yasaklama, onlarin dünya ile ahiret arasina bir perde çekilmesi için yalvarmalarina, ama kibir içinde yalvarmalarina karsiliktir. Sema ile direkt baglantiya geçildiginde ve dünya yerle bir olup zaman ve mekan anlamsizlastiginda ebedi son gelmis olacaktir. "Insanlarin, her yana dagilmis 'pervaneler gibi olacaklari gün ve daglarin da etrafa saçilmis' renkli yünler gibi olacaklari gün" ve çocuklarin saçlarini agartan gün.", "Gerçekten Rabb'inin katinda bir gün, sizin saymakta olduklarinizdan bin yil gibidir."

Kiyameti beklemek, muhakemeyi beklemektir. Kur'an, dogruyu yanlistan ayiran bir vahiy kitabidir. Çünkü vahiy ezeli ebedi olanin fani iolanda görünmesidir.ve bu nihai muhakemeye öncülük eder. Bu muhakeme sonucunda Cennet'le Cehennem açikça görülür. Iyilik ve kötülügün izleri artik ortaya çikmistir. Peygamberin(sav) dogru yola çagirmasi kendisine karsi koyanlarin sapikligini tespit ettigi gibi, kendisine tabi olanlari da mükemmellik derecesine ulastirir.

Bu konuda birçok ayet indirilmistir:
"Andolsun, biz bu Kur'an'da çesitli açiklamalar yaptik, ögüt alisverisi düsünsünler diye.Oysa bu, onlarin daha da uzklasmalarindan baskasini getirmiyor."(Isra:41)
"Biz onlari korkutmayiz.Fakat (bu) onlarda büyük bir azginliktan baska birsey artirmiyor."(Isra:60)
 
kıyameti anlatan ayetler kıyameti anlatan videolar melekleri ayetler

ky1qs3.jpg


k4gr1.jpg


k5lq3.jpg


k2hl7.jpg
 
Sual: Kıyamet ve Ahiret kitabında deniyor ki: Peygamber efendimiz, (Halk kıyamet günü çıplak haşr olunur) buyurunca, Âişe-i Sıddîka validemiz, (O zaman herkes birbirine bakmaz mı?) diye sordu. Peygamber efendimiz, şu mealdeki âyeti okudu: (O gün herkesin kendine göre derdi vardır.) [Abese 37] Yani kıyametin şiddeti ile insanların birbirlerine bakacak halleri kalmaz.
Yukarıda bildirilen hadis-i şerife göre, evliya ve enbiya da çıplak olarak mı haşr edilecektir?
CEVAP
Aynı kitabın daha önceki sayfalarındaki ifadeler ise şöyledir:
Peygamber efendimiz, (Herkes elbisesiz, hepsi çıplak ve sünnetsiz olarak haşr olunur) buyuruyor. Fakat gurbette elbisesiz olarak vefat etti ise, onlara Cennetten elbise getirilip giydirilir. Şehidler ve sünnet-i seniyyeye, yani dinin emir ve yasaklarına uyup ölenler elbisesiz kalmaz. Çünkü hadis-i şerifte, (Ölülerinizin kefenlerini bol yapın; çünkü benim ümmetim kefenleriyle haşr olunur. Diğer ümmetler ise çıplaktır) buyuruldu.

Yukarıdaki ifadelerden, şehidlerin, dinimizin emir ve yasaklarına riayet edenlerin çıplak olmayacakları, elbiseli olacakları anlaşılmaktadır. Dinin emrine uyanlar çıplak olmayacaklarına göre, evliya ve enbiya elbette elbiseli olarak haşr edileceklerdir. Şair diyor ki:

Mahşerde insanların çoğu çıplak olacak,
Dine uygun yaşayan örtülü olur ancak.


Peygamber efendimiz de buyurdu ki:
(Kıyamette, yalınayak, başı açık ve sünnetsiz haşrolunur. İlk elbisesi giyilmiş olan İbrahim aleyhisselamdır. Allahü teala, “Dostum İbrahim giyinsin ki, insanlar onun faziletini bilsinler” buyuracaktır. Ondan sonra diğer insanlar, amelleri nispetinde giydirilir.) [Ebu Nuaym]
 
Reformcu yazar diyor ki:
(Kıyamet alametleri diye bir şey yoktur. Bunu statükocular, hadis rivayet materyallerine dayandırıyorlar ki, bu da Kur’ana zıttır. Mehdi, Deccal ve İsa’nın gelişine dair yaptığım bilimsel araştırmalar, bunların İslam literatürüyle ilgisi olmadığını göstermiştir. Kıyamet alametlerinin imanla da bir ilgisi yoktur.)
CEVAP
Kıyametinne zaman kopacağı bildirilmemişse de, alametleri âyet ve hadiste açıkça bildirilmiştir. Süper mezhepsiz olandan başkası bunları inkâr edemez.

Kıyametin büyük alametleri:

Meşhur Cibril hadisinde, bir zat, kıyametin alametlerini sordu. Resulullah da bildirdi. O zat gittikten sonra, Resulullah bize, (Bunları sorup giden, Cebrail aleyhisselam idi. Size dininizi bildirmek için gelmişti) buyurdu. (Müslim, Nesai, Ebu Davud, Tirmizi)

Kıyametin bir büyük alametleri, bir de küçük alametleri vardır. Önce büyük alametleri bildirelim:
Müslim, İbni Mace, Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani, İbni Cerir ve İbni Hibban’daki hadis-i şerifte, şu on alametin çıkacağı bildirilmiştir:

1- Hazret-i Mehdi gelecek,
2- Deccal gelecek,
3- Hazret-i İsa gökten inecek,
4- Dabbet-ül-arz çıkacak,
5- Yecüc ve Mecüc çıkacak,
6- Duman çıkacak,
7- Güneş batıdan doğacak,
8- Ateş çıkacak,
9- Yer batması görülecek,
10- Kâbe yıkılacak.

İsa aleyhisselam, (Deccal’ın çıkması Kıyamet alametidir. Ben gökten inip onu öldüreceğim) dedi. (Müslim, İ. Mace, Ebu Davud, İ. Ahmed, Taberani, İ. Süyuti, İ. Münavi, İ. Nevevi, Kenzil ummal, Mecmul zevaid)

Kıyametin küçük alametleri:

Kıyametin kopmasına yakın önce küçük alametler çıkacaktır. Sonra da büyük alametler çıkacaktır. Kıyametin küçük alametleri ile ilgili hadis-i şeriflerden ikisi şunlardır:
(Kıyamet alametlerinin ilki, güneşin battığı yerden doğması ve kuşluk vaktinde insanlara Dabbet-ül-arzın çıkmasıdır. Bunlardan hangisi önce çıkarsa, diğeri de onun hemen peşindedir.) [Müslim, Ebu Davud]

(Din cahillerinin çoğalması, kıyamet alametlerindendir.) [Buhari]

Bu kadar vesikayı inkâr edene ilim sahibi denebilir mi?
 
Sual: Kıyamet ve Âhiret kitabında neler var?
CEVAP
İki bölümden meydana gelmiştir:
1- Kıyamet ve Âhiret: Büyük İslâm âlimi, İmam-ı Gazali hazretlerinin Dürret-ül-fâhire kitabının tercümesidir. İnsanın ölümü, ruhun bedenden ayrılması, kabir hayatı, kabir sualleri, kıyamet günü insanların hesaba çekilmesi, Cennet ve Cehenneme nasıl gidileceği geniş olarak açıklanmaktadır. Ayrıca, İmam-ı Gazali hazretlerinin Kimya-yı Seâdet kitabından alınan Nefs muhasebesi kısmında, bir Müslümanın kendisini nasıl hesaba çekmesi ve ne şekilde hareket etmesi gerektiği çok güzel bir şekilde izah edilmektedir.

2- Müslümana Nasihat: Feth-ül-mecid isimli bir Vehhabi kitabından kısımlar alınarak, kitaptaki bozukluklar izah edilmiş, Ehl-i sünnet âlimlerinin cevapları yazılmış, tasavvufun ne olduğu çok güzel açıklanmıştır. Resulullah efendimizin kabrini ve diğer kabirleri ziyaret, kabirdekilerin hâlleri, Resulullaha salevat okumanın önemi, Evliyalığın ne olduğu, kıyamet günü herkesin sevdiğinin yanında olacağı konuları açıklanmıştır. Ayrıca, Ehl-i sünnet itikadından ayrılan Vehhabiliğin inanç esasları, yayılma şekli geniş olarak izah edilmiştir.
 
KIYÂMET ÖYLE BİR GÜNDÜR Kİ

89504349838975593171.png

[FONT=&quot]Yâsîn Sûres: الْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَى أَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَا أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ “Bu (kıyâmet) gün(ü o kâfirlerin) ağızlarını mühürleriz de bize neler yaptıklarını elleri söyler ve ayakları şehâdet eder.” (Yâsîn Sûresi, âyet 65)​
[FONT=&quot]Hicrî:[/FONT][FONT=&quot] 8 Rebîulâhir 1433 • [/FONT][FONT=&quot]Fazilet Takvimi[/FONT]​




[FONT=&quot]KIYÂMET ÖYLE BİR GÜNDÜR Kİ…

[/FONT]
[FONT=&quot]Kur’ân-ı Kerîm’in bazı âyetlerinde kıyâmet günü şöyle anlatılmıştır:

[/FONT]​
[FONT=&quot]Bütün insanlar kabirlerinden uyanıp يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ Allâhü Teâlâ'nın huzurunda kıyam edecek ve onun huzurunda muhâkemeye durup haklı haksızdan hakkını alacaktır. (Mutaffifîn Sûresi, âyet 6) [/FONT]​

[FONT=&quot]هَذَا يَوْمُ الْفَصْلِ جَمَعْنَاكُمْ وَالْأَوَّلِينَ[/FONT][FONT=&quot] O gün, hak ile bâtılın ayırt edileceği gündür. (Mürselât Sûresi, âyet 38) [/FONT]​
[FONT=&quot]وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ[/FONT][FONT=&quot]وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ [/FONT][FONT=&quot]يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ[/FONT][FONT=&quot] İnsanın kardeşinden, anasından, babasından, eşinden ve oğullarından kaçacağı bir gündür. (Abese Sû. 34, 36) [/FONT]​
[FONT=&quot]إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ[/FONT][FONT=&quot]يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ[/FONT][FONT=&quot] O gün ki ne mal fayda verir ve ne de oğullar. Ancak Allâh’a selim bir kalb ile varan başka. (Şuara Sû. 88, 89) [/FONT]​
[FONT=&quot]يَوْمٌ لاَّ بَيْعٌ فِيهِ وَلاَ خُلَّةٌ[/FONT][FONT=&quot] Alım satımın ve dostluğun olmadığı bir gündür. (Bakara Sûresi, âyet 254)[/FONT]​
[FONT=&quot] إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْ أَنَّ لَهُم مَّا فِي الأَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لِيَفْتَدُواْ بِهِ مِنْ عَذَابِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْ [/FONT][FONT=&quot] Kâfirler, azabtan kurtulmak için yeryüzündeki şeyleri bir misliyle beraber fidye (olarak) verseler, kabul olunmayacaktır. (Mâide Sûresi, âyet 36) [/FONT]​
[FONT=&quot]يَوْمَ لَا يَنفَعُ الظَّالِمِينَ مَعْذِرَتُهُمْ وَلَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُوءُ الدَّارِ[/FONT][FONT=&quot] O gün zalimlere hiçbir mazeretleri fayda vermeyecek ve onlar Hakk'ın rahmetinden kovulacaklardır. (Mü'min, 52)[/FONT]​
[FONT=&quot]هَذَا يَوْمُ يَنفَعُ الصَّادِقِينَ صِدْقُهُمْ رَّضِيَ اللّهُ عَنْهُمْ وَرَضُواْ عَنْهُ[/FONT][FONT=&quot] Sadıklara doğruluklarının mükâfâtının verileceği bir gündür. O gün Allah onlardan râzıdır, onlar da Allâh'tan râzı olacaklar. (Mâide Sûresi, âyet 119) [/FONT]​
[FONT=&quot]يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُحْضَرًا وَمَا عَمِلَتْ مِنْ سُوءٍ[/FONT][FONT=&quot] Herkes hayır veya kötülükten ne yapmış ise o gün önüne konulacaktır. (Âl-i İmrân Sûresi, âyet 30)[/FONT]​
[FONT=&quot]وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌ [/FONT][FONT=&quot](38) [/FONT][FONT=&quot]ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌ (39) وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ (40[/FONT][FONT=&quot]) [/FONT][FONT=&quot]تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ (41) أُولَئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ (42[/FONT][FONT=&quot])[/FONT]
[FONT=&quot] Birtakım yüzler pırıldar, güler ve sevinir. Birtakım yüzler vardır ki üzerlerini toz toprak sarar ve karanlık kaplar. İşte bunlar kâfirlerdir. (Abese Sûresi, âyet 38, 42) [/FONT]​
[FONT=&quot]يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ فَأَمَّا الَّذِينَ اسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ أَكَفَرْتُمْ بَعْدَ إِيمَانِكُمْ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ (106)[/FONT]
[FONT=&quot] Birtakım yüzlerin ağaracağı, birtakım yüzlerin de kararacağı bir gündür. Yüzleri kara çıkanlar, îmândan sonra küfretmelerinin, nankörlük etmelerinin cezâsı olarak azabı tadacaklardır. (Âl-i İmrân Sûresi, âyet 106)[/FONT]​
[FONT=&quot]يَوْمَ لَا يُخْزِي اللَّهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ آَمَنُوا مَعَهُ نُورُهُمْ يَسْعَى بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ[/FONT][FONT=&quot](8)[/FONT][FONT=&quot] Allâhü Teâlâ, peygamberini ve onunla beraber îmân edenleri utandırmayacak, nurları önlerinde ve sağlarında koşacaktır. (Tahrim Sûresi, âyet 8)[/FONT]​
[FONT=&quot]فَقَالُوا أَبَشَرًا مِنَّا وَاحِدًا نَتَّبِعُهُ إِنَّا إِذًا لَفِي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ (24[/FONT][FONT=&quot])[/FONT][FONT=&quot] Müşrikler yüzleri üzerine o ateş içinde sürüklenecekler ve cehenneme atılacaklardır. (Kamer Sûresi, âyet 48) [/FONT]​
[FONT=&quot]يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ أَلْسِنَتُهُمْ وَأَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ (24)[/FONT][FONT=&quot]Namuslu[/FONT][FONT=&quot]kadınlara iftirâ edenlerin aleyhlerine dilleri, elleri ve ayakları[/FONT][FONT=&quot]neler yaptıklarına dâir şâhitlik edecektir. (Nur Sûresi, âyet 24[/FONT][FONT=&quot]) [/FONT]​

[FONT=&quot]Hicrî:[/FONT][FONT=&quot] 8 Rebîulâhir 1433 • [/FONT][FONT=&quot]Fazilet Takvimi[/FONT]​
[/FONT]​
 
Kıyamet Günü'nün Uzunluğu

O gün insanların gözleri donakalır, kalpleri parçalanır, konuşamaz, işlerine bakamaz, 300 sene yemeden, içmeden ve herhangi bir esinti duymadan beklerler.
O gün insanlar âlemlerin rabbinin divanında dururlar.(Mutaffifîn/6)

Ka'b ve Katade bu ayetin tefsirinde İnsanlar 300 senelik bir zaman kadar dururlar3 demişlerdir..

Abdullah b. Amr (r.a) şöyle diyor: Hz. Peygamber (s.a) bu ayeti okudu, sonra şöyle dedi:
Allah Teâlâ, okların ok çantasında bir araya getirildiği gibi, uzunluğu 50.000 senelik olan bir günde sizi bir araya getirip yüzünüze bakmadığında haliniz ne olacaktır! 197

Hasan Basrî şöyle demiştir: "İnsanların 50.000 sene kadar bir zaman ayakta bekleyecekleri gün hakkında ne düşünüyorsunuz? Ne bir lokma yemek yerler, ne bir yudum su içerler. Öyle ki neredeyse boyunları susuzluktan kopacak dereceye gelir. İçleri açlıktan cayır cayır yanar. Bu durumda yakan ateşe götürülürler. Ateşe götürülünce bir çeşmeden içerler. O çeşmenin suyu midelerini kasıp kavurur. O insanların durumları güç yetmeyecek raddeye varınca birbirlerine, Allah'ın katında şerefli olup kendileri için şefaat eden birini sorarlar. Onlar herhangi bir peygambere gittiklerinde o peygamber onları azarlayarak der ki: 'Beni bırakınız! (Ben ancak) nefsimle meşgul olurum. Durumum başkasının durumuna bakmaktan beni meşgul etti'. Peygamberlerin her biri Allah'ın gazabının şiddetinden dolayı müdahale edememesinden ötürü özür dileyerek 'Rabbimiz bugün öyle bir öfkelenmiş ki bugünden önce hiçbir za-man böyle öfkelenmemiştir ve bundan sonra da böyle öfkelenmez der. Bu durum, peygamberimiz şefaat edinceye kadar böylece devam eder. Peygamberimiz de ancak Allah'ın izin verdiği kimselere şefaat eder".
O gün Rahmân'ın kendisine izin verip sözünden hoşnud olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. (Tâhâ/109)

O günün uzunluğu ve oradaki beklemenin zorluğu hakkında düşün! Düşün ki kısa hayatında günahlardan çekinmenin zahmeti sana hafif gelsin.

Şehvetlerden korunmaktan dolayı çektiği zahmetlerin şiddetinden irkilerek dünyada uzun bir zaman ölümü bekleyen bir kimsenin, kıyamet gününde beklemesi kısalır.

Nitekim Hz. Peygamber (s.a) kendisine kıyamet gününün uzunluğu sorulduğu zaman şöyle buyurmuştur:
Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin olsun! O gün, mü'min için hafifleşir. Öyle ki dünyada kılmış olduğu farz namazdan daha hafif gelir!198

Bu bakımdan o mü'minlerden olmaya çalış! Ömründen bir nefes kalıncaya kadar, iş sana aittir, hazırlanmak elindedir. Kısa günlerde uzun günler için çalış! Sevincine nihayet olmayan bir kâr elde edersin. Ömrünü, dünyanın 7.000 senelik ömrünü ahirete nisbeten hakîr say! Çünkü 50.000 senelik bir günden kurtulmak için 7.000 sene sabretsen bile yine kârın çok, zahmetin az sayılır!

197) Irâkî hadisin ravisinin Abdullah b. Ömer olduğunu ve Taberânî rafından rivayet edildiğini söylemiştir.
 
Kıyamet Günü, Dehşeti ve İsimleri

Ey miskin! Şânı büyük o gün için hazırlan! O gün ki zamanı uzun, sultanı kahir, vakti yakındır. O günün dehşetinden gök delinmiş, yıldızlar dökülmüş, pırıl pırıl parlayan güneş sönmüş, dağlar yerinden yürütülmüş, on aylık gebe develer terkedilmiş ve vahşi hayvanlar hasrolunmuştur!

Yine o gün denizler fıkır fıkır kaynar, ruhlar bedenlerle birleşir, cehennem alevlendirilir, cennet yaklaştırılır. Dağlar kumlar gibi dümdüz olur, yer dehşetli bir sarsıntı ile yarılır ve içindeki ağırlıklar dışarı çıkar.

Yine o gün insanların grup grup, amellerinin karşılığını görmek üzere çıktığını görürsün. O gün yer ve dağlar yayılır. İşte o günde kıyamet kopar, gök yarılır. Gök o günde zayıftır. Melekler göklerin etrafında dururlar. Rabbi'nin arşını o gün sekiz melek taşır, O günde siz rabbinize arzolunursunuz. O gün hiçbir şeyiniz gizli kalmaz. O gün dağlar yerinden yürütülür. Yeryüzü dümdüz olur, yeryüzü dağların altından çıktığından dümdüz görürsün. O gün ki kürre-i arz şiddetle sarsılır. Dağlar hurdahaş olup fezaya serpilmiş zerreler haline gelir. O gün ki insanlar fezaya yayılmış çekirgeler, dağlar da atılmış pamuk gibi olur. O gün emzikli kadın emzirdiğinden gafil kalır. Her gebe dehşetten yükünü düşürür. İnsanlar sarhoş olmadıkları halde onları sarhoş görürsün. Rabbinin azabı şiddetlidir. O gün yer, başka bir yerle değiştirilir. Gökler, başka göklerle değiştirilir. Hepsi vâhid, kahhar olan Allah'a hesap vermek için görünürler. O gün dağlar zerreler haline ve dümdüz bir saha haline gelir, orada ne bir ağaç, ne de bir tümsek görürsün.

O gün dağları, bulutların yürüdüğü gibi yürür gördüğün halde onları sâbit sanırsın. O günde gök yarılır. Kırmızı deri gibi sarı bir gül rengini alır. İşte o günde ne bir insan, ne de bir cinin günahı sorulmaz. O gün âsi bir kimse konuşmaktan menolunur. O günde cürümden sorulmaz. Kişi hemen perçeminden tutulur. O gün her nefis, yapmış olduğu hayrı önünde hazır görür. Yapmış olduğu şer ile arasında uzun bir mesafe olsa da onu da hazır bulur.

O gün her nefis ne hazırladığını bilir. Daha önce gönderdiğini veya geciktirdiğini görür. O günde diller konuşmaz, azalar konuşur.

O günün bahsi peygamberlerin efendisini ihtiyarlatmış tır. Hz. Ebubekir (r.a) Hz. Peygambere 'Ey Allah'ın Rasûlü! Seni ihtiyarlamış görüyorum!' deyince,

Hz. Peygamber cevap olarak şöyle demiştir:
Hûd suresi ile arkadaşları beni ihtiyarlattı.199
Hûd sûresinin arkadaşları Vakıa, Mürselât, Nebe ve Tekvir sûreleridir.

Ey kurrâ! Senin okumandan nasibin ancak Kur'an'ı çiğnemen, onunla dilini kıpırdatmandır. Eğer okuduğunun hakkında düşünen bir kimse olsaydın, muhakkak ki peygamberlerin efendisi'nin saçını beyazlatan bir hükümden senin ödünün patlaması gerekirdi. Sen dilinin kıpırdanmasıyla kanaat ettikçe, Kur'an'ın meyvesinden mahrum kalırsın. Kıyamet bahsi de Kur'an'da zikredilen bahislerden biridir. Allah Teâlâ, kıyametin bazı dehşetlerini, isimlerini ve manalarını, insanların bilmeleri için anlatmıştır. İsimlerinin ve isimlerin çokluğundan maksat, onları tekrar etmek değil, akıl sahiplerini uyarmaktır. Öyleyse kıyametin isimlerinin her birinin altında bir sır, sıfatlarının her birinin altında bir mânâ vardır. Bu bakımdan o isim ve sıfatları öğrenmeye gayret et!

Biz şimdilik kıyametin sadece isimlerini zikredeceğiz:

Yevm'ul-kıyâme (kıyamet günü), yevm'ul-hasre (hasret günü), yevm'un-nedâme (pişmanlık günü), yevm'ul-muhasebe (muhasebe günü), yevm'ul-musâele (sual günü), yevm'ul-müsa-baka (müsabaka günü), yevm'ul-münakaşa (münakaşa günü), yevm'ul-münafese (mücahede-i nefis günü), yevm'uz-zelzele (zelzele günü), yevm'ud-demdeme (azabın devam ettiği gün), yevm'us-sâika (ölüm günü), yevm'ul-vâkıa (kıyamet ve şiddet günü), yevm'ul-kâria (felâket ve şiddet günü), yevm'ür-racife (sarsıntı günü), yevm'ür-radife (sûra ikinci üfürüş günü), yevm'ul-gaşiye (insanı örten felâketler günü), yevm'ud-dahiye (inen felâket günü), yevm'ul-âzife (yaklaşan saatin günü), yevm'ul-hakka (emirlerin hakikatları bildirilen gün), yevm'ut-tâmme (örten ve yücelen gün), yevm'us-sahha (bağrışma günü), yevm'ut-telâki (mülâkat günü), yevm'ul-firak (ayrılık günü), yevm'ul-me-sak (sevk günü), yevm'ul-kısas (kısas günü) yevm'ut-tenad (çağırma günü), yevm'ul-hisab (hesap günü), yevm'ulmeâ (dönüş günü), yevm'ul-azap (azap günü), yevm'ul-firar (kaçış günü), yevm'ül-karar (yerleşme günü), yevm'ul-lika (mülâkat günü), yevm'ul-beka (beka günü), yevm'ul-kaza (hüküm günü), yevm'ul-ceza (mücazat günü), yevm'ul-bela (imtihan günü), yevm'ul-bükâ (ağlama günü), yevm'ul-haşr (haşr günü), yevm'ul-vaîd (vaîd ve tehdid günü), yevm'ul-arz (arz günü), yevm'ul-vezn (tartı günü), yevm'ul-hakk (sübut günü), yevm'ul-hükm (hüküm günü), yevm'ul-fasl (hükmü karara bağlama günü), yevm'ul-cem (derleme günü), yevm'ulbaas (dirilme günü), yevm'ul-feth (feth günü), yevm'ul-hızy (rezalet günü), yevm'ül-azîm (büyük gün), yevm'ül-akîm (kısır gün), yevm'ül-asir (zor gün), yevm'üd-din (ceza günü), yevm'ul-yakîn (yakîn gün), yevm'ün-nüşur (yayılma günü), yevm'ul-masîr (dönüş günü), yevm'ün-nefha (üfürme günü), yevm'us-sayha (bağırma günü), yevm'ur-recfe (şiddetli ıztırap günü), yevm'ür-rücce (sarsıntı günü), yevm'uz-zecre (azarlama günü), yevm'us-sekre (sarhoşluk günü), yevm'ul-feza (korku günü), yevm'ul-ceza (üzüntü günü), yevm'ul-münteha (sonuç günü), yevm'ul-me'va (dönüş günü), yevm'ul-mîkat (vakit günü), yevm'ul-mîad (va'd günü), yevm'ul-mirsad (bekleyiş günü), yevm'ul-ğalâk (kitleme günü), yevm'ul-arak (ter günü), yevm'ul-if-tikar (fakirlik günü), yevm'ul-inkidar (bozuntu günü), yevm'ul-intişar (saçılış günü), yevm'ul-inşikak (yarılma günü), yevm'ul-vukuf (duraklama günü), yevm'ul-huruc (çıkış günü), yevm'ul-hu-lûd (ebediyyet günü), yevm'ut-tegabün (aldanma günü), yevm'ul-abus (şiddet günü), yevm'ül-ma'lûm (belli gün), yevmül mev'ud (va'd edilen gün), yevm'ül-meşhûd (hazır olma günü), yevm'ün lâ raybe fîh (şüphesi olmayan gün), yevme tüble's-serâir (içlerin im-tihan günü), yevme lâ teczî nef sun an nefsin şey'en (bir nefsin diğerinin cezasını çekmediği gün), yevme teşhasu fîh'il-ebsar (gözlerin dona kaldığı gün), yevme lâ yuğnî mevlen an mevlin şey'a (hiçbir yardımcının diğerine fayda veremediği gün), yevme lâ temlikü nefsün linefsin şey'en (bir nefsin diğeri için hiçbir şey sağlamadığı gün), yevme yüd'avne ilâ nâri cehenneme da'en (şiddetle cehennem ateşine insanların itelendiği gün), yevme yüs-habûne finnâri alâ vücûhihim (ateşte yüz üstü çekildikleri gün), yevme tükallebü vücûhühüm finnâri (yüzleri ateşte çevrildiği gün), yevme lâ yeczî vâlidün an veledihi (babanın evladı yerinde ceza görmediği gün), yevme yefirrul-mer'u min ahîhi ve ümmihî ve ebîhi (şahsın kardeşinden, babasından ve annesinden kaçtığı gün), yevme lâ yentikûn ve lâ yü'zenü lehüm feya'tezirûn (konuşamadıkları ve özür için izin verilmediği gün), yevme lâ me-radde lehû minallah (onun için Allah'tan koruyucu olmadığı gün), yevme hüm bârizûn (onların kabirlerinden belirdiği gün), yevmehüm alennâri yüftenûn (ateşle imtihan edildiği gün), yevme lâ yenfe'u mâlün ve lâ benûn (mal ve evladın fayda vermediği gün), yevme lâ tenfuz zâlimine ma'ziretühürn ve lehümül-lâ'ııe ve le-hüm sû'üddâr (zâlimlere mazeretlerin fayda vermediği, onlara lanet ve kötü yurt günü), yevme tereddü fîh'il-meâzir ve tüble's-se-râir ve tuzher'üd-demâir ve tükşefül-estar (mazeretlerin redde-dildiği, kalplerin denendiği gizlilerin açığa çıktığı, perdelerin kalktığı gün), yevme tahse'u lil-ebsar ve teskün'ül-esvat ve
yekıllü fîh'il-iltifat ve tebrüz'ul-hefiyyat ve tezher'ul-hatîat (gözlerin korktuğu, seslerin kesildiği, sağa sola bakmanın azaldığı, gizlilerin belirdiği, hataların göründüğü gün), yevme yüsâk'ul-ibâd ve mahüm'ül-eşhad ve yeşib'üs-sağîr ve yeskur'ul-kebîr (kulların beraberlerinde şahidler olduğu halde sevkolunduğu, küçüğün ihtiyarladığı ve büyüğün sarhoş olduğu gün).

işte o günde teraziler kurulur, defterler açılır, cehennem görünür. Hamîm kaynar, ateş figanlar koparır, kâfirler ümitsiz olur, ateşler alevlendirilir, renkler bozulur, diller konuşamaz olur insanın azalan (hayır veya şerle) konuşur.

Ey insanoğlu! Kerîm olan rabbin hakkında seni aldatan nedir? Kapıları kapattın, perdeleri çektin. Mahluklardan gizlendin. Fısk ve fücur işledin. Âzalarının senin aleyhinde şahidlik ettikleri zaman ne yapacaksın? Azap, bütün azap biz gafiller cemaatine! Allah bize peygamberlerin efendisini gönderdi. O peygamberle açıklayıcı kitabını gönderdi. Ceza gününün sıfatlarından yukarıda saydığımız vasıflarla bize haber verdi. Sonra gafletimizi bize bildirerek şöyle buyurdu:

nsanların hesap vakti (kıyamet günü) yaklaştı. Onlar ise hâlâ gaflet içinde yüz çevirmektedirler. Rablerinden kendilerine gelen her yeni ikazı mutlaka eğlenerek dinlerler. Kalpleri eğlencededir. O zulmedenler, aralarında şu konuşmayı gizlediler: 'Bu da sizin gibi bir insan değil mi? Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?' (Enbiya/1-3)

Sonra rabbimiz bize kıyametin yaklaştığını haber vererek şöyle buyurmuştur:
(Kıyamet) saati yaklaştı. Ay yarıldı. (Kamer/l)

Onlar onu uzak görüyor(lar). Bize ise onu yakın görüyoruz. (Mearic/6~7)

Onun bilgisi Allah'ın yanındadır. Ne bilirsin belki saat yakın olur. (Ahzâb/ 3)

Bizim en güzel hâlimiz, Kur'ân okuyup mânâlarını düşünmemek oldu. Kıyamet gününün vasıflarının ve isimlerinin çokluğuna dikkat etmiyoruz. Onun dehşetlerinden kurtulmak için hazırlanmıyoruz! Bu gafletten Allah'a sığınıyoruz. Eğer Allah bize geniş rahmetiyle yardım etmezse hâlimiz perişan olur.

199) Tirmizî, (hasen-garib olarak)
 
SÛR'A ÜFLENMESİ VE NEŞR


Ebu Saîd radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:

"Sûr'un sahibi (İsrafil aleyhisselâm), sûr denen sorusunu ağzına dayamış, yüzünü çevirmiş, kulağını dikmiş, üfleme emrini beklerken ben nasıl tereffühle (dünya nimetlerinden) istifade edebilirim?" buyurmuşlardı. Bu, sanki ashabına çok ağır gelmişti:

"Peki biz ne yapalım -veya ne diyelim- ey Allah'ın Resûlü?" diye sordular. Onlara: "Hasbünallah ve ni'mel-vekil (Allah bize yeter, o ne güzel vekildir!), Allah'a tevekkül ettik. -belki de "tevekkülümüz Allah'adır!" demişti- deyiniz!" diye emir buyurdular."

Tirmizi, Kıyamet 9, (2433).

İbnu Amr İbni'l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a Sûr'dan sorulmuştu:

"Bu, içine üflenen bir boynuzdur!" diye cevap verdi."

Ebu Davud, Sünnet 24, (4742); Tirmizi, Kıyamet 9, (2432).

Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:

"İki sûr arasında kırk vardır!" buyurmuştur. Bunun üzerine oradakiler:

"Ey Ebu Hureyre! Kırk gün mü?" diye sordular. Fakat o: "Birşey diyemem!" cevabını verdi. Tekrar: "Kırk ay mı?" dediler. O yine: "Bir şey diyemem!" cevabını verdi. "Kırk yıl mı?" dediler. O yine: "Bir şey diyemem!" cevabını verdi ve (Resûlullah'ın hadisine devam etti: )

"Sonra allah semâdan su indirecek ve insanlar yerden sebze biter gibi bitecekler. İnsanda bir kemik hâriç hepsi çürür. Bu çürümeyen, acbu'z-zeneb denen kuyruk sokumu kemiğidir. Kıyamet günü yeniden yaratılış bundan terkîb edilecektir."

Buhari, Tefsir, Zümer 3, Amme 1; Müslim, Fiten 141, (2955); Muvatta, Cenâiz 48, (1, 239);

Ebu Davud, Sünnet 24, (4743); Nesai, Cenâiz 117, (4, 111).

Ka'b İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Mü'minin ruhu, cennet ağacında beslenen bir kuş olur. Yeniden dirilme gününde Allah onu cesedine döndürünceye kadar orada beslenir."

Muvatta, Cenaiz 49, (1, 240); Nesai, Cenaiz 117, (4, 108); İbnu Mace, Zühd 32, (4271).

Ebu Rezin el-Ukayli radıyallahu anh anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü dedim, Allah, mahlûkatı nasıl iade eder, (yeniden diriltir)? Bunun dünyadaki örneği nedir?"

"Sen dedi, hiç kavminin üzerinde yaşadığı vâdiden kurak mevsimde geçmedin mi? Sonra bir kere de her tarafın yemyeşil üğründüğü münbit mevsimde uğramadın mı?"

Ben "Elbette!" deyince:

"İşte bu, (yeniden) yaratmasına Allah'ın delilidir. Allah, ölüleri de böyle diriltecektir!" buyurdular."

Rezin tahric etmiştir. Bu hadis Ahmed İbnu Hanbel'in Müsned'inde biraz farklı lafızlarla rivayet etilmiştir (4, 11).

İbnu Abbâs radıyallahu anhüma "Fe iza nûgirâ finnâgûri" "O boru öttürülünce" (Müddessir 8) ayeti ile ilgili olarak dedi ki: "Bu, sûr'dur. Surede geçen râcife, birinci nefha (üfleme), râdife de ikinci nefhadır."

Buhari, Rikâk 43 (muallak olarak).
Ebu Saîd radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün bize) Sâhib-i Sûr'u (İsrafili) zikretti ve dedi ki:

"Sağında Cibril, solunda da Mikâil aleyhimusselâm var."
Rezin tahric etmiştir. Ebu Davud, Hurûf ve'l-kırâ'at 1, (3999).​
 
KIYÂMET ALAMETLERİ
(Eşrâtu's-Saa), âhir zamanda (zamanın sonları) ortaya çıkarak Kıyâmet'in yaklaştığını, kopmak üzere olduğunu gösteren belirtiler. Bu belirtiler genellikle Küçük Alametler (Alâmât-ı Suğra) ve Büyük Alametler (Alâmât-ı Kübrâ) olmak üzere iki bölüm halinde incelenir.
Kur'an, Kıyâmet'in zamanını Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceğini belirtir (el-A'raf, 7/187; Lokmun 31/34; el-Ahzab, 33/63). Buna karşılık yaklaştığını (el-Zümer, 54/1), yakın olduğunu (en-Nahl, 16/77), ansızın geleceğini (el-A'raf, 7/187) bildirir. Kıyâmet alametlerinin belirdiğini (Muhammed, 47/18) ifade etmekle birlikte bunlar hakkında bilgi vermez. Ancak, "Saat yaklaştı, ay yarıldı yarılacak" (el-Kamer, 54/1) âyetinin ikinci bölümünün "ay yarılacak" biçimde anlaşılması durumunda, bu olay Kur'an'da anılan tek Kıyâmet alameti olma özelliği kazanır.
Hadis külliyâtları ise Kıyâmet'ten önce ortaya çıkacak alametlerden söz eden çok sayıda hadis ihtiva eder. İslâm bilginleri hadislerde dile getirilen alametleri nitelikleri açısından değerlendirerek bunları Küçük Alametler (Alâmât-ı Suğrâ) ve Büyük Alametler (Alâmât-ı Kübrâ) olmak üzere iki başlık altında toplamışlardır. Âhir zaman olarak tanımlanan Kıyâmet öncesi donemde dini duygu, düşünce ve davranışların zayıflaması, dini kurallara gereken önemin verilmemesi, ibadetlerin terkedilmesi, ahlaksızlığın çoğalması biçiminde kendini gösteren Küçük Alametler'in başlıcaları şu şekilde sıralanabilir:
a) İnsanların bina yapmakta birbiriyle yarışmaları (Buhârî, Fiten, 25; bk. Tecrid-i Sarih Terc; 1/58).
b) İnsanların ölümü temenni etmeleri (Buharî, Fifen, 25; Müslim, Fiten, 53-54)
c) Câriyenin efendisini doğurması (Müslim, İmân, 1).
d) Hicaz'da bir ateşin çıkarak Busra'da (Şam yakınlarında bir yer) develerin ayaklarını aydınlatması (Buhârî, Fiten, 24; Müslim, Fiten, 42).
e) Fırat nehrinin sularının çekilerek, nehir yatağından altın çıkması (Müslim, Filen, 29-31).
f) İkisi de hak iddiasında bulunan iki büyük İslâm ordusunun birbiriyle savaşması (Buhârı, Fiten, 25; Müslim, Fiten, 17).
g) İslâmî ilimlerin ortadan kalkması, cehaletin artması (Buhârî, Fiten, 4).
h) Depremlerin çoğalması (Buhârî, Fiten, 25).
ı) Zamanın yaklaşması, gece ile gündüzün eşit olması (Buhârî, Fiten, 25).
i) Cinâyetlerin çoğalması, fitnelerin zuhur etmesi (Buhârî, Fiten, 4; Müslim, Fiten, 18).
j) Yahudilerle Müslümanların savaşmaları, Müslümanların Yahudileri öldürmesi (Tecrid-i Sarih Tercümesi, VIII, 341; Müslim, Fiten, 79-82).
k) Zinanın açıkça işlenmesi, içki tüketiminin artması, kadınların çoğalıp erkeklerin azalması (el-Ali en-Nâsif Tac, 5/335).
l) Kahtân'dan bir kişinin çıkarak, insanları asâsı ile sevketmesi Buhârî, Fiten, 23).
Kıyâmetin büyük alâmetleri ise şu hadis-i şerifte toplu olarak zikredilir: Huzeyfetu'l-Gifarı (r.a)'den rivayet edilmiştir: Biz bir gün kendi aramızda konuşurken, Hazreti Peygamber yanımıza çıkageldi. Bize "Ne konuşuyorsunuz?" dedi. Biz de "Kıyâmet gününden konuşuyoruz" diye cevap verdik. Hazreti Peygamber" Şüphesiz on alâmet görülmedikçe kıyamet kopmayacaktır" dedi ve "Deccâl'i, dumanı(duhan), Dâbbetü'l-arz'ı, güneşin batıdan doğmasını, İsa (a.s.)'ın yere inmesini, Ye'cûc ve Me'cuc'u, doğuda, batıda ve Arap yarımadasında olmak üzere üç yer çöküntüsünü, son olarak da Yemen'den çıkarak insanları Mahşere sürecek ateşin vuku bulacağını söyledi" (Müslim, Fiten, 39).
Kıyâmetin bu on büyük alameti başka hadislerce ya da İslâm bilginlerince şu şekilde açıklanır:
1. Deccal'in ortaya çıkışı: Deccâl, kıyâmette zuhur edecek yalancı bir kişidir, İslâm Dini'ni ve müslümanları ifsad edip, kötülüğe ve bozgunculuğa sevketmek isteyecektir. Deccal'in sağ gözünün kör olduğu, iki gözünün arasında "kâfir" yazdığı, ******nun olmadığı, Medine'ye ve Mekke'ye giremeyeceği, ortaya çıktıktan sonra yeryüzünde kırk gün kalacağı, bu süre içerisinde istidrac türünden bazı olağanüstü olaylar göstereceği, daha sonra da yine kıyâmetin büyük alametlerinden olan Hz. İsa'nın yeryüzüne inmesiyle onun tarafından öldürüleceği sahih hadislerde belirtilmiştir (Buhârı, Fiten, 26; Müslim, Fiten, 37, 39, 40, 91, 101, 110, 112).


2. Duhan'ın çıkışı: Duman anlamına gelen duhan da kıyâmetin büyük alametlerinden biridir (Müslim, Fiten, 39). Kıyâmetin vukuundan önce dünyayı bir duman bulutu kaplayarak, kırk gün ve kırk gece kalacak, mü'minler nezleye tutulmuş gibi, kâfirler ise sarhoş gibi olacaklardır.


3. Dabbetü'l-arz'ın çıkışı: Kıyâmet'ten önce çıkacağı bildirilen bir yaratıktır. Kelime anlamı "yer hayvanı" demektir. Kur'an-ı Kerim'de "Kendilerine söylenmiş olan başlarına geldiği zaman, yerden bir çeşit hayvan (dâbbe) çıkarırız ki o, onlara, insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler" (en-Neml, 27/82) buyurulmaktadır. Hz. Peygamber Dâbbetü'l-arz hakkında "Çıkacak olan kıyâmet alametlerinden ilki, güneşin batı tarafından doğması ile, bir kuşluk vakti insanlara karşı bir dâbbenin (hayvanın) zuhurudur. Bu iki alametten biri, arkadaşından evvel olur. Akabinde diğeri de onun izi üzerinde yakın olarak meydana gelir" (Müslim, Fiten, 118) buyurmuştur.


4) Güneşin Batıdan doğması: Güneş batıdan doğacak, insanlar topluca iman edecek, ancak daha önce iman etmemiş olanların imanları kendilerine bir yarar sağlamayacaktır (Tecrid-i Sarih Tercümesi, XII 307; Müslim, Fiten, 118).


5. Hazreti İsa (a.s)'ın inmesi: Ehl-i sünnet itikadına göre Kıyâmetin vukuundan önce Hazreti İsa yeryüzüne inecek, hristiyanları İslâm'a davet edecek, Deccâl'i öldürecek, Hazreti Peygamber (s.a.s)'in şerîati ile hükmedecektir (Buhârî, Büyû, 102; Müslim, İmân, 242-247).


6. Ye'cûc ve Me'cûc'ün çıkışı: Kıyâmetin vukuundan önce çıkarak "yeryüzünde bozgunculuk yapacak" (el-Kehf, 18/94) olan asılları ve soyları belirsiz iki insan topluluğudur (Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, IV, 3288). Hz. ZülKarneyn'in önlerine yaptığı seddin yıkılarak (el-Enbiya, 21/96) açılması ile yeryüzüne dağılacaklar insanlara saldıracak, kentleri yakıp-yıkarak harabe haline getireceklerdir. Bazı rivayetlerde bu seddin Çin seddi olduğu zikredilir (Muhammed Hamdi Yazır, a.g.e., IV, 3291, 3374; Buhârı, Enbiyâ, 7; Müslim, Fiten, 1,2).


7.8.9. Doğuda, Batıda, Arap Yarımadasında olmak üzere üç bölgede yer çöküntülerinin meydana gelmesi de Kıyâmet'in büyük alametlerindendir (Müslim, Fiten, 39).


10. Yemen'den çıkacak olan büyük bir ateşin insanları önüne katarak sürmesi (Müslim, Fiten, 39).
Ebu Davud ve Tirmizi'nin Sünen'lerinde yeralan bazı hadislere göre Mehdî'nin çıkması da Kıyâmet'in büyük alametlerindendir (Sünen-i Tirmizî, IV, s.1-93: Sünen-i Ebu Davud, N. Şr. M.Abdul Hamid IV, 100, 106).


Hz. Peygamber (s.a.s), Kıyâmetin kötü insanlar ve kâfirler üzerine kopacağını bildirmiştir. Bu hadislere göre Kıyâmet kopmadan önce mü'minlerin ruhları alınacak ve onların âhirete göçmeleri sağlanacaktır (Buhari, Fiten, 5; Müslim, imare, 53).
 
Geri