Belki hatalıyımdır, ama yazar uzun uzadıya incelemiş olduğu bir konu üstüne yazmak üzere kalemi eline aldığında şunu düşünmek zorunda: O konuyla hiç uğraşmamış bulunan vasat okur, eğer yazdığım okuyorsa, ondan bir şeyler öğrenmek için değildir, tersine, kendi kafasındaki sıradan düşüncelerle örtüşmediğinde eleştirmek içindir. Şayet kitleyi oluşturan bireyler kendilerini özel yeteneklerle donatılmış sansalardı, ancak kişisel bir hata karşısında kalırdık, ama toplumsal bir ayaklanma söz konusu olmazdı. Oysa yaşadığımız anın özelliği sıradan ruhun, kendi sıradanlığını bile bile, sıradanlık hakkını ileri sürmesi ve onu her yerde dayatmasıdır. Kuzey Amerika'da dedikleri gibi: Farklı olmak yakışıksızdır. Farklı olan, sürüden ayrılan, bireysel, nitelikli ve seçkin olan her şeyi ezip geçmekte kitle. Herkes gibi olmayan kişi, herkes gibi düşünmeyen kişi, safdışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya. Ve elbette ki "herkes" aslında "herkes" değil. Normalde "herkes" denilen, kitle ile aykırı fikirli, özel azınlıkların karmaşık bütünüydü. Şimdiyse herkes kitleden ibaret.