Kitaplardan Kısa Alıntılar

  • Kullanıcı Lima
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kitap Özetleri
Konu sahibi son olarak 2548 gün önce görüldü
hiç kimse kendinden emin bir şekilde, bu teknolojik değişim sayesinde kazanç sağlayacağım diyemez. Mesela, mekanik saatin icadının kimin çıkarlarına ve dünya görüşüne fayda sağlayabileceğini kim bilebilirdi? Saat 12. ve 13. Benedictine Manastırılarına dayanır. Saatin icadına yol açan neden, manastırın alışılagelmiş işlerine (örneğin bir günde yedi vakit ibadet edilirdi) az çok dakik düzenlemeler getirmek isteğiydi. Manastırın çanları ibadet zamanlarını haber vermek için çalardı. Mekanik saat dini ritüelleri tam zamanında yerine getirmeyi sağlayacaktı. Doğrusu bunu başardı da. Fakat keşişler, saatin sadece zamanı belirlemeye yarayan bir araç değil, aynı zamanda insanların eylemlerini eş zamanlı hale getiren ve kontrol eden bir alet olacağını öngöremediler. Bu yüzden 14. yüzyılın ortalarında saat, manastırın duvarlarını aştı ve işçilerin ve tüccarların hayatına dakik düzenlemeler getirdi. Lewis Mumford'un da dediği gibi: "Mekanik saat , düzenli üretim, düzenli çalışma saatleri ve standart ürün fikirlerini mümkün kıldı." Kısaca, saat olmasaydı kapitalizm mümkün olmayacaktı. Paradoksal ve hayret verici olan ise, kendilerini çok katı bir şekilde Tanrı'ya adamak isteyen insanlar tarafından icat edilen saatin en çok, kendilerini para kazanmaya adayan insanlara yaramış olması. Uhrevilik ve dünyevilik arasındaki kadim mücadelede saat ikincisinin tarafını tutmuştu.

TEKNOPOLİ/ Yeni Dünya Düzeni - Neil POSTMAN
 
Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede bir â€Ben†bir yere gidiyorum delice… Aklımda “Senâ€..


-Özdemir Asaf-
 
Geçmiş kötü bile olsa, anısı tatlı bir elem verir insana.â€


Syf: 20

Fyodor Dostoyevski - İnsancıklar
 
İnsan ne denli derinine bakarsa yaşamın, o denli derinden görür acıyı..â€

Syf: 27

Friedrich Nietzsche - Aforizmalar
 
Ölüm... Ölüm... Çok tekrar edildiği halde, sesine bir türlü alışılmayan meşhur kelime...


(Peyami Safa - Mahşer, sf. 255)
 
Hiçbir şey, bilgi çağının bilgisayarla başladığını öne sürmek kadar yanıltıcı olamaz. Bilgi çağı, 16. yüzyılın ilk yıllarında matbaanın keşfiyle başlamıştır. Gutenberg'in şarap makinesini hareketli basma harflere sahip bir baskı makinesine çevirmesinden kırk yıl sonra altı değişik ülkede ve 110 şehirde matbaa vardı. Matbaanın icadından elli yıl sonra sekiz milyondan fazla kitap basılmıştı.


Muhtelif türdeki birçok yeni bilgi yüzünden kitap basım işiyle uğraşanlar elyazması eserlerden vazgeçmek zorunda kaldılar.

Neil Postman/ TEKNOPOLİ
 
Sen de nihayet bir kadınsın, tabii zevklerine mahkumsun. Bütün modern kadınları aldatan şey, seni de cezbediyor; yeşil gözlerinin elektrikte kamaşmaya ihtiyacı var, dilinde hala içtiğin şampanyaların tadı kalmış, derinin her zerresi ipek yastıkların verdiği yumuşaklığı arıyor... Güzel koku, güzel ses, güzel ışık, güzel tat ve güzel temas... Bunlara aşıksın, bana değil... Senin aşkın şiddetli bir sansüaliteden başka nedir?


Peyami Safa - Mahşer, Sf. 229
 
Hiçbir şeye ebedi bağlanma. Herşey senden kopacaktır. Neye maliksin? Hiç... Neye malik olacaksın? Hiç... Bununla beraber herşey senindir, herşey insanındır.
Malik olduğumuz şeylerin çok aziz olması, onların günün birinde bizden mutlaka ayrılacakları için değil midir? Ebedi sahip olacağımızı bildiğimiz hangi şey azizdir? Biz herşeyin kıymetini, onların ölümüne borçluyuz. Hayat da budur.


(Peyami Safa, Şimşek - sayfa 165)
 
Ama birşeyi rahatça söyleyebilirim: Çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddettin sen. İşte bunun için avunuyorum. Bir kez çakıp sönen şimşek gibi yaşadın sen. Şimşeklerin kaynağı göktür; gök ise sonsuzluktur... İşte bundan dolayı kıvançlıyım.

Avunduğum başka birşey daha var: İnsanın çocuksu, temiz vicdanı tohumun içindeki öz gibidir. Bu öz olmadan hiçbir tohum gelişemez ve bizleri ilerde ne beklerse beklesin, insanlar yaşadıkça hak, doğruluk denen şeyler de var olacaktır.

Senden ayrılırken senin sözlerini yineliyorum, küçük çocuk: "Merhaba beyaz gemi, ben geldim..."



Cengiz Aytmatov-Beyaz Gemi, sf. 149
 
Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Güçlü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim. Gücü olmayan adalete mutlaka bir karşı çıkan olur, çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek; bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir.
Zülfü Livaneli - Serenad .. sf: 416
 
Bütün kitaplar bir kitabı anlamak içindir.
Göğe ve onu bina edene andolsun, ( Şems Suresi 5 )
 
Ormandaki Yabancı - Michael Finken kitabından (1.baskı s.12)



Anahtar, yapraklarından biri kısmen kırılmış plastik dört yapraklı yonca şeklindeki anahtarlığa takılı. Üç buçuk yapraklı yonca, belki hâlâ uğurludur.
 
Geri