Lisedeyken ben kalın kalın kitapları evime taşırken; arkadaşlarım bana:
-”Niye okuyorsun bu kadar kitabı? Gençliğini yaşasana…” dediler.
Okumaktan sırtımda sertleşme oldu, onca zamanı onca şeyi yaşayamadım. Onlar her akşam halı sahaya maça giderken, ben her akşam odamda kitap okuyordum.
Son çıkan bilgisayar oyununu bilemedim.
Futbolu takip edemediğim için takım tutmayı bıraktım.
Bu böyle olmayacak deyip televizyonu tamamen hayatımdan çıkardım. Hala televizyon izlemiyorum.
How I Meet Your Mother falan filan izlemedim.
O zaman arkadaşlarım bana "Sen hayatını yaşamıyorsun, gençliğini yaşa" derlerdi.
Hayatımı yaşamadım ama Selim Işık'ın, Turgut Özben'in hayatını yaşadım. Baudolino ile Orta Doğu’ya seyahat ettim. Robinson Crusoe ile buğday yetiştirip sevinçle doldum. Alice ile dev yapan ve minik hale getiren kekler yedim.
Hayatımı yaşamadım ama, Edmond Dantes ile intikam planları yaptım. Fabrice del Dongo ile İtalya’daydım; Martin Eden ile kütüphaneleri talan ettim. Jean-Baptiste Poncet ile Habeşistan’a gittim. Henri Charriere ile hapishaneden kaçma mücadelesi verdim; karanlık odalarda süründüm. Aleksi Zorba ile sirtaki oynadım.
Hayatımı yaşamadım ama, Winston Smith ile Doğruluk Bakanlığı’nda çalıştım. Çoban Santiago ile kendimi çöllere attım. Yel Değirmenlerine karşı savaştım. Zapatistalarla sohbet ettim. Che ile tanıştım, Nietzsche ile Turin’de ata sarılıp ağladım. Bir tropik sömürgede aşık oldum. Yunan Devrimine katıldım, ve Mevlana ile yıldızlara dolandım.
Peki sen ne yaşadın?
Carpe-Mortem