Öncelikle rahatsızlığımdan ötürü geç cevap yazdığım için özür dilerim. Konuyu birkaç ana başlık altında temel seviyede değerlendirip müzakere ve münazara edildikçe detayları tartışmayı daha doğru buluyorum. Bu yüzden bu cevabım temel olarak baz alacağım noktalardır.
En temelden başlayacakken Sayın Emre KONGAR ’ın farklı kültürlerin bir araya gelmesi durumunda oluşacak kültür durumları için yaptığı basit tanımlamayı buraya ekleyeyim ki bundan sonra yazacaklarıma temel oluştursun.
A Toplumu + B Toplumu = A Toplumu ( A toplumu çoğunluktur ve azınlık B toplumu A ‘ya uymak zorunda kalmıştır.)
A Toplumu + B Toplumu = B Toplumu ( B toplumu baskın ve güçlüdür A ‘nın temellerini silmiştir.)
A Toplumu + B Toplumu = AB Toplumu ( İç içe yaşayabilen birbirine baskın gelmeyen yada gelemeyen toplumlar)
A Toplumu + B Toplumu = C Toplumu ( A ve B nin bir araya gelmesi iki toplumun temel değerlerini değiştirerek farklı bir kültür oluşturmuştur)
1- Sanayi devriminin toplum üzerindeki etkisi,
Sanayi devrimi insanın doğadan ve doğal hayatından uzaklaşıp bugün yaşadığımız, savunduğumuz hatta içinde kalmak için kıyasıya rekabet ettiğimiz modern dünyanın, dolayısıyla evrensel kapitalizmin temelini atmıştır. Sanayi devrimi incelendiğinde yakın tarihteki toplumlarda en köklü değişimlerin iyi ve kötü yönde temel yapı taşlarından birini oluşturur. Devrimin ana etkileri bilim, göç, ticaret, sömürgecilik hatta sosyoekonomik sınıfların seviye atlamaları olarak sayabiliriz. Detayları girip konuyu dağıtmayacağım. Sanayi devriminin konu içerisindeki yeri ise sosyoekonomik sınıflar ve göç olarak görüyorum.
Bir tarafta eğitim düzeyi düşük, tarım ve hayvancılıkla ilgilenen, gelenekçi, doğal yaşama daha uygun, fiziksel olarak daha dayanıklı, yeri gelmiş adını bile bilmediği padişah için bile savaşa giden köy insanına A kültürü diyelim.
Bir tarafta temel düzeyde de olsa eğitim almış, eğitimli bir ailede yada işte eğitimli insanların yanında çalışmış, ticaretle içli dışlı, siyasal gelişmelerden haberdar olan, farklı sosyoekonomik sınıflarda şehir insanına B kültürü diyelim.
Aralarında birçok fark varken en önemlisi toplum hiyerarşide köy insanı daha kısıtlı imkanlar ile geniş aileler halinde aynı çatı altında daha sert ve tutucu bir aile yapısından, şehir insanı daha çekirdek aileler ile daha esnek ve kişisel bir yaşam tarzındadır.
Bu iki farklı toplumsal hiyerarşi düzenini bir araya getiren, B kültürüne işveren yada, amir A Kültürüne işçi sıfatını kazandıran sanayi devrimidir. Toplumların en küçük yapı taşı olan aileler milyonları bulan düzeyde iken bu kadar iç içe yaşaması farklı toplumsal değer ve hassasiyetleri oluşturur.
Buradan itibaren 2 maddeye değinelim biraz.
A kültüründe büyümüş bir kızın aile büyükleri karşısında elbise giyip oturması saygısızlık sayılırken, B kültüründe kızının istediği elbiseyi almak için çalışan bir baba vardır. A kültüründe bir erkeğin evde bile eşinin elini tutması aile büyükleri tarafından saygısızlık sayılırken, B kültüründe eşini elini tutmamak eşler arasında bir sorun oluşturur. Gene A kültüründe evli bir çiftin kişiselleştirebileceği ev eşyasının sadece uyudukları yatak ve kıyafetleri iken B kültüründe kendine ait bir evinin olması gerekliliği vardır. A kültürü tamamen otoriter, tamahkâr ve gelenekselken, B kültürü daha bireylerin ön planda olduğu, tamah etmeyen, yenilikçidir.
Birbirine bu kadar zıt toplum kollarını bir araya getiren sanayi devriminin sosyolojik etkilerinin, geleneksel yetişmiş toplumun modern bireylerle çatışması başları Ki ortak kimliğe, dile ve dine sahip bir toplumda A ve B kültürünün kendi değer yargılarını koruma çabasından kaynaklı çatışmaların aynı değerleri farklı kıstaslar altında değerlendirmesine sebep olur. Buda hem değerlerin belirleyici özelliklerinin ayrışmasına hem de değerlerin çatışmasına sebep olur.
A kültüründe yetişmiş bir ailenin sanayi devrimi ile B kültürünün şehrine taşındığını düşünelim, A kültüründe ki aile geniş aileden çekirdek aileye geçer ve geleneklerini dayatarak çocuğunu yetiştirir. Fakat B kültürüne ait eğitim ve modern hayat A kültüründe yetişmiş bireyi B kültürünün imkânları içerisinde A kültürünün savunucusu ya B kültürünün savunucusu, ya C kültür akımına adım atmış hale getirir. Bu aile içindeki durumu toplum içindeki durumdan farksızdır. Ve maalesef ki kültürün tarihsel özelliklerindeki bir evrim nesiller sürerken sanayi devrimi sonrası bu süreç çok kısalmış ara nesiller arasına kadar inmiştir.
Buradan itibaren 3. Maddeye değinelim.
Bu kadar hızlı değişimlerin arkasında muhakkak ki sadece toplumsal farklılıkların oluşturduğu temeller değil sanayi devriminin getirisi kapitalizm vardır. Toplumsal değerlerine sahip bireyler ve toplumsal değerlerinde uzlaşarak modernleşen toplumlar bir araya geldiğinde geleneksel yaşam tarzına sahip modern bir toplum oluşturur. Bu toplumlarda bireyler hiçbir zaman toplum değerlerinin üzerinde bir egoya sahip olmaz. Keza Japonya izmit asma köprü inşaatında kendi yaptığı hatadan ötürü can kaybına yol açmasa da kendisini intihar eden japon mühendisin yaptığı da aynen bunun göstergesidir. İntihar bir kaçış yada değer değildir, ama kendi değerini yitiren kendi bilgisiyle insanların ölümüne yol açabilecek hatalar yapan bir insan için bireysel egoya yenik düşmemenin göstergesidir.
Kapitalizm ise kişiyi toplumdan bireysel kimliğine hitap ederek soyutlar. Bireye ait profiller, bireye ait yaşam tarzı, bireye ait paylaşımlar bireyin egosuna hitap ederken bulunduğu toplum içinde fark yarattığını düşünürken yalnızlaştırır. Aslında bireysel yalnızlığı ortak olan bir toplumuz. Hepimiz farklı olduğumuzu düşünüp bir şekilde kendi egomuzu okşuyoruz. Fakat bireyselliğin arttığı toplumlarda toplum bağları ve duyarlılıkları da bireyselleşir. Ve bireyselleşen değerler meydana getirirler. Maalesef ki hiçbir değer kişisel anlamlar ile yükselemez. Sadece ve sadece sosyal olarak anlam kazanan değerler yükselir ve varlığını sürdürür. Bunun için farklılık yarışında olmayan aynı olmayı da sevebilen bireylere ihtiyaç vardır.
Toplumsal dinamikler en temel ayrıştırıcılardan oluşurlar. Cinsiyet, köken, mezhep gibi fakat önem sıralaması değiştirilerek ekonomik sınıfları ön plana çıkarıldığı farklı insanları bir araya getirerek çalıştırıldığı ama toplum yönetiminin cinsiyet, köken, mezhep ayrımından nemalandığı toplumun yaşadığı buhranlarında siyasi körüklerle büyütüldüğünü unutmamak gerekir.
Buradan itibaren 4. Maddeye değinecektim ama rahatsızlığım izin vermedi dinlenmem gerek. Umarım sıkmamışımdır.