Şöyle bir şey yazmışım zamanında;
Aslında Ötenazi pekte derinine inilmesine gerek kalmadan direk tanınması gerekli olan bir hak olup insanın istediğinde ölebilmesi gereklilikten ziyade temel bir ihtiyaç olarak görülmelidir. .
Temelde üç çeşit ötenazi mevcuttur. Bunlar insanın vücuduna bir sıvı enjekte edilerek yaşamına son verilmesi olan aktif, yaşam destek ünitelerinin kapatılması ve tedaviyi kesme şeklindeki yaşama son verme olan pasif ve doktor yardımıyla insanın yaşamına son vereceği bir düzenek hazırlanarak kişinin kendi yaşamına son vermesi şeklinde olan doktor yardımıyla intihardır. Dünyada bir kaç ülke dışında aktif ötenazi yasaktır ancak pasif ötenazi daha çok ülkede serbesttir.
Bence ötenaziyle ilişkili çeşitli prosedürler olmalıdır. İnsan bitkisel hayattayken bu duruma karar veremeyeceğinden ve yakınlarının egoistçe davranışar sergileme olasıklarının bulunması veya vicdani bir takım yükümlülükler yüklenmek zorunda kalınması durumu göz önüne alındağında bu durumun insan sağlıklıyken halledilmesi gerektiği kanaatindeyim. Zaten yaşamından umut kesilen ve sürekli acı çeken hastalara çok çeşitli anestezik ilaçlar verilerek hastanın uyuması sağlanıyor buda bir çeşit koma halinde hastanın yaşamına devam etmesi anlamına geliyor. Bu bağlamda kişinin buna sağlığındayken karar vermesini barındaran çeşitli yasaların çıkması hem hasta yakınlarının vicdani yükümlülüklerini ortadan kaldırır hem de hastayı bir gün fazladan görmek için onun acılar içinde yada koma halinde yaşamasına izin verecek çeşitli egoistçe davranışlar engellenmiş olur. Bildiğim kadarıyla ülkelerin genelinde pasif ötenazi sıklıkla kullanılan bir durum. Hasta yakınına durumun ümitsiz olduğunu bildirdikten sonra hasta yakınının imzası alınarak hastanın çıkışı sağlanıyor ve destek almadığı için kısa sürede ölüyor. Bu durumunda yine yasalarca bazı durumlarda sakınca doğurduğu görülmüştür. Bir başkasının yaşam hakkını engelleme girişimi cinayet'e teşebbüstür minvalinde. O yüzden insanların sağlıklarında bu tip kararları verebilecekleri bir mekanizma yapılandırılması, kendi başına karar veremeyecek hastalarında vasilerinin bu kararı almaları konusunda düzenlemeye ihtiyaç vardır.
Bu durumdan muaf tutulabilecek durumlarda söz konusudur. Geçici süreliğine depresyon geçirenler, psikoz durumları ve melankolik olanlar gibi ölme isteğini sadece geçici süre isteyenleri hariç tutmak gerekir. Yalnız bunlardan da bunun felsefi alt yapısını hazırlamış ve kararını bu doğrultuda vermiş olan insanları muaf tutmak lazım.
Diğer tartışmalı sayılan ancak bana göre tartışmanın tamamen gereksiz olduğu konu yaşam hakkının aidiyeti ile ilgili. Aidiyet konusunda dogmatik bir tavır sergileyenin yaşam hakkının tamamen kendine ait olduğunu söyleyen bir bireye dogmasını dayatması, kendine gelince inanç özgürlüğün bahsedip başkalarının inançsız olmasına müdahale etmesi gibi durumlar göz önüne alındığında ötenazi konusunda ortaya koydukları görüşler evrensellikten uzak kalmış olup hastaları kapsayıyıcı bir özelliği bulunmamaktadır. Bu tıpkı ahlak konusunda dogma tabanlı bir görüşün evrensellikten bahsetme hakkının olmaması gibidir.
Kişilerin yaşamları üzerinde mülkiyet kurmaya kimsenin hakkı olmadığına inanıyorum.
Son olarak size İçimde Deniz adlı filmi seyretmenizi öneriyorum.. Oradan şöyle bir alıntıyla noktalayayım;
"Biçimsiz ve bozulmuş bir bedenin bekçisi olan bir insan için, yani benim için, saygınlık nedir? Ben, hayatı, özgürlüğü seven çoğu insan gibi, yaşamanın bir hak olduğuna, ama bir mecburiyet olmadığına inanıyorum."
-- Ramon Sampedro / İçimdeki Deniz