Kırmızı Şapkalı Melek...
Mayo Clinic'in karşısındaki kahvede otururken çok korkuyordum ama, bunu itiraf edemiyordum. Yarın o klinikte bel kemiğimden ameliyat olacaktım.
Riskli bir ameliyattı, ama inancım güçlüydü. Daha birkaç hafta önce babamı yitirmiştim. Bana yol gösteren ışık cennete geri dönmüştü: "Cennetteki baba, zor anımda bana bir melek gönder."
Riskli bir ameliyattı, ama inancım güçlüydü. Daha birkaç hafta önce babamı yitirmiştim. Bana yol gösteren ışık cennete geri dönmüştü: "Cennetteki baba, zor anımda bana bir melek gönder."
Kalkmaya hazırlanırken, yaşlıca bir hanımın ağır ağır kasaya ilerlediğini gördüm. Onun arkasında duruyordum. Modaya düşkünlüğü hoşuma gitmişti. Kırmızı mor desenli bir elbise giymiş, boynuna fular takmıştı. Yakasında bir broş ve başında parlak kırmızı bir şapka vardı.
"Afedersiniz, hanımefendi. Ne kadar güzel olduğunuzu söylemeden duramadım. Günüme renk kattınız."
Yaşlı hanımefendi elimi avucuna aldı ve şöyle dedi:
"Tatlı yavrum, Tanrı seni korusun, ama görüyorsun bir kolum protez ve diğerinde de bir plak var. Bacağım da protez.
Bu nedenle giyinmem biraz zaman alıyor. Elimden geleni yapıyorum, ama yıllar geçtikte, sanki insanlar artık böyle şeyleri umursamıyor. Bugün bana kendimi çok özel hissettirdin. Tanrı seni korusun. Sen o küçük meleklerden biri olmalısın."
Bu nedenle giyinmem biraz zaman alıyor. Elimden geleni yapıyorum, ama yıllar geçtikte, sanki insanlar artık böyle şeyleri umursamıyor. Bugün bana kendimi çok özel hissettirdin. Tanrı seni korusun. Sen o küçük meleklerden biri olmalısın."
O gün yaşlı hanım yanımdan ayrılırken hiçbir şey söyleyemedim, çünkü o ruhumu öyle etkilemişti ki, ancak bir melek olabilirdi.