Kırmızı beyaz güller

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
kırmızı ve beyaz güller...

kırmızı ve beyaz güller. Dünyada iki gül olsun biri kırmızı biri beyaz sen beni unutursan kırmızı gül solsun ben seni

unutursam beyaz gül kefenim olsun”.

“Bir söylenceye göre düşman iki ailenin çocukları olan Ali ile Zehra biribirine ölesiye sevdalıymışlar.

İki genç daha çocukken ailelerinin düşmanlığına rağmen gönül verip sevmişler biribirilerini. Aşkları

gökle- yerin aşkı kadar büyük çiçekle suyun-aşkı gibi temizmiş…

Günler gecelere geceler günlere akıp giderken herkes aşkına göre almış hisesini hayatın pınarından

Yıllar su gibi akıp gitmiş Ve yöre de herkesin dilinde Zehra kızın güzelliği söylenir Zehra kızın

güzelliği konuşulur olmuş. Taa topuğuna kadar inen saçları simsiyah gözleri inci dişleri kıpkızıl

dudakları pembe yanakları ve tanrı heykelleri gibi kusursuz bedeni ile perileri kıskandıracak kadar

güzel ve alımlıymış…

Derken Ali ile Zehra büyüyüp evlenme çağına erişmişler ama evlenmelerine her iki tarafta bir türlü

razı olmamış. İki düşman aile arasında kavgalar başlamış günlerce silahlar patlamış…

Zehra ile Ali de çevrelerine aşklarını biribirine bağlılıklarını kanıtlamak için evlerini terkedip iyi

yürekli bir çobanın yardımıyla uzak bir vadideki mağaraya gizlenip yıllarca orada barınmışlar.

Zehranın kardeşleri her yeri aramış taramışlarsa da hiç bir yerde izine rastlamamışlar. Epey bir zaman

yabani meyveler bitkiler kökler yiyerek ve geceleri çobanın köyden taşıdığı yiyeceklerle yaşamını

sürdürmüşler…

Dolunaylı gecelerde iki derin vadi arasındaki mağaranın önünde oturup alt tarafından çağıl çağıl akan

sulara bakarak dağlara taşlara türküler yakmışlar.

Zehra kızın saçları gece gözleri yıldız bakışları gökkuşağını andırırmış. Baktıkça rengarenk bir ahenk

sararmış vadinin içini…
Her sabah gün burada aşkla başlayıp aşkla bitermiş… Kuşların inceden soluyuşu ağacların nazlı nazlı

sallanışı yaprakların hışırtısı bir başka güzelleştirirmiş çevreyi… Renk renk desen desen çicekler

içinde pınarların da akışıyla bu renk ve ahenk harmonisi iki gönül coğrafyasının ve iki yurek ikliminin

mutluluğuyla uzayıp gitmiş günler…

Genç adam sevdiği kıza her gün hayran hayran bakarak sazına sarılıp türküler dizermiş ırmaklara…

Dağ taş dillenirmiş sesinde… Sevdiğinin gözleri denizin incileri dişleri mercan saçları gecenin

karanlığı gülüşü bahar gülü kadar güzelmiş güldükçe cangülleri saçılırmış dağa taşa…

Sonra Zehra kızın kardeşleri iz sürüp yatmışlar pusuya. Herşeyden habersiz dağlara kayalara saz

çalıp sevdiğinin ceylan gözlerine türküler söyleyen Ali tek kurşunla kayadan aşağı yuvarlamışlar.

Ağıt yakıp saçlarını yolan Zehra kız Ali nin acısına dayanamayıp ümitsizliğe kapılarak oda kendini aynı

uçurumdan aşağı bırakır.

İkisi yan yana gömülür. Sonraları kızın baş ucuna ak erkeğin başucunda al bir gül fidanı çıkar ve her

bahar yeşerip biri ak biri kırmızı gül açarak biribirine sarılarak tekrar kavuşurlar hiç ayrılmamak

üzere

Yelpınarın suyu gövdelerine değdikçe ağlamışlar iri iri yaşlar süzülmüş yapraklarından… Beyaz

duvağını takıp tomurcuğuna ağıtlar yakmışlar kayalara dönüp sırtını munzur dağına. Ne zamanki acısı

ne zamanki hasreti işlemiş kayalara bu iki çiçeğin paramparça olmuş kayalar her parça kızıl bir ağgül

olmuş kanamış. Yıllarca pınarlar kan akmış… Tarifsiz bir acı çökmüş her yana…

İşte o gün bu gündür her bahar biribirine kenetlenen bu iki çiçeğin olduğu yerde ağlama ve inilti

sesleri duyulur geceleri… Halk arasında mağaranın önünde gömülü olduğuna inanılan bu iki sevgilinin

aslında ölmediklerinin onların değişik zamanlarda değişik şekillerde göründüğüne dair rivayet edilir.
Halk arasında hala iki sevgilinin iki çiçeğe dönüşerek yaşadıklarına inanan yörenin gençleri. Bu

söylentilerin de etkisiyle olacak ki her bahar mağarayı ziyaret ederek dilek tutup kısmet ve murat

duası ederler…

Rüzgarın sesi bu yörelerde her gece yaşanmış efsaneleri fısıldar. Bazen yaşlı bir ninenin anlattığı

masalda dillenir bazen de bir sazın tellerindeki ezgide.
 
Geri