Kırklari Tarikatı.

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
Yıl 2011, Bursa. Bir şeyh ve yüzlerce müridi cinsel istismar suçlamasıyla gözaltına alınıyor. Tarikat ve cemaatleri yakından izleyen bir gazeteci olarak “Böylesini ilk kez gördüm”diyorsunuz. Niye bu tarikatı seçtiniz?

Bu tarikat diğerlerinden çok farklıydı. Badeci Şeyh denilen Uğur Korunmaz, kadın, erkek tüm müritleriyle cinsel ilişkiye girmişti. Üstelik daha da çarpıcı olan hem şeyh hem de müridler dergahta yaşanan cinselliği, yaptıkları pozisyonların ayrıntılarına kadar olağanüstü bir şeffaflıkla anlatıyordu.

Cinsellik gibi mahrem bir olguyu nasıl bu kadar rahat paylaşabildiler?



Reklam



Şeyhleriyle girdikleri cinsel ilişkileri ibadet olarak tanımladıkları için.

‘Müridler ‘cennete gitmek için’ şeyhin cinsel organından gelen sıvıyı yutuyor’

Dergahta bir sır odası var. Neler yaşanıyor bu odada?

Cinsellik burada yaşanıyor. Müridler, şeyhleri tarafından badeleniyor. Kimisi de ona tabi oluyor. Şeyh cinsel organından gelen sıvıyı müritlerinin yutması gerektiğini belirtiyor ve ancak bu yolla cennete gidebileceklerini söylüyor. Bu eyleme badelemek deniyor.

timursoykan-kitap.jpg


Bir de ‘tabi olmak’ diye bir kavram var. O nedir?

Şeyh, müridlerini badeledikten sonra bu kez “Bana tabi olmanız gerekir” diyor. Yani cinsel ilişkiye giriyor.

Yine hem kadın hem de erkek müridlerle birlikte mi oluyor?

Evet! Yine kadınlarla hem anal hem oral, erkeklerle de anal yolla ilişkiye giriyor. Bitince de “Sen artık cennetlik oldun, hayırlı olsun, sana şahitlik yapabilirim” diyor.

‘Sır odasını polis sorgusunda anlattılar’

Her mürid şeyhleri tarafından badelenme ve tabi olmayı birer kez mi yaşıyor?

Hayır, pek çok kez yaşıyor. Örneğin bir erkek mürid polis sorgusunda “Badelenme işini iki ayda bir yaparım” diyor. Keza ifade veren tüm müridler de şeyhleriyle sık sık cinsel ilişki yaşadıklarını anlatıyor.

Bu adamın ‘şeyh’ olduğunu kim belirlemiş?

Polis sorgusunda her şeyi bir önceki şeyhi “Hasan Burkay Hüdaverdi’den öğrendim” diyor. Bu kişinin Ankara’daki Kırklari Tarikatı’nın Halidiye kolunun şeyhi olduğunu söylüyor.

Peki kendi şeyhi de onu badelemiş mi?

Evet, “Hüdaverdi beni de badeledi” diyor ve sistemin tüm inceliklerini anlatıyor. Böylece tüm bu yaşananların aslında geçmişe dayalı, köklü bir yapı olduğu şüphesi doğuyor. Korunmaz, “Şeyh olmak bir iktidar mücadelesidir. Tarikatlarda eski şeyhden sonra biri çıkar ve kendini yeni şeyh ilan eder” diyerek nasıl şeyh olduğunu anlatıyor.

‘Tarikatlar istismara çok açık’

Peki dergahta badeleme işlemini bir tek şeyh mi yapıyor?

Aslında şeyhin yardımcısı Mesut K. var. Bu adam ifadesinde “Şeyh bana yetkiyi verdi. Bundan sonra benim de badeleme yetkim var. Ancak hocamız hep yanımızda o yüzden ben yapmıyorum, hocamız yapıyor” diyor.

Türkiye’deki diğer tarikat ve cemaatlerde de cinsellik bu kadar ön planda mı?

Küçük küçük yüzlerce tarikat var ve hepsi de şüphesiz istismara çok açık.

Peki bu tarikatın inanç boyutu ne?

Aslında cinsellik çok geride kalıyor.

Nasıl geride kalıyor?

Şeyh, önce vird ve zikir denen ritüellerle müridlerini hazırlıyor. Aynı ritm ve pestilleri çıkıncaya tekrar edilen sözler… Şeyh de zaten sorgusunda “Bunlar zikirden sonra cezbe gelirler. Ben onları badelemezsem, bana tabi olmazlarsa delirirler” diyor. Hem zikir hem de virdler sırasında şeyhin iki kaşının ortası ve ona olan aşk düşleniyor.

Müridler bu ritüeller ve ardından yaşanan cinsellik için nasıl savunma yapıyor?

“Bizi anlayamazsınız, zikir yaptıktan sonra badelenmek, tabi olmak çirkin bir şey olarak gözükmüyor” diyenler var. Bir diğeri “Bir kadının memesi, eşine ayrı bebeğine ayrı gözükür. Bizim de şeyhimizin cinsel organı anne memesi gibidir” diyor. Zaten sorgularında şeyhlerinden duydukları memnuniyeti anlatıyorlar. “Kalp gözümüzü açtı” diyorlar.

‘Cinsellik köleleştirmenin yöntemi oluyor’

İnsanları köleleştirmenin en kestirme yolu cinsellikten mi geçiyor?

Bunu bir yöntem olarak kullandıkları kesin. Şeyh açısından bu insanları kendine bağlamanın en güçlü yolu. Düşünün şeyh dergahta bir kağıda Arapça ‘Allah’yazıyor. Yazıyı ters çeviriyor ve bu halinin bir cinsel pozisyonu temsil ettiğini söylüyor. Yine Arapça Muhammed’in de bir cinsel pozisyon anlattığını söylüyor. Müridlerini cinsellik konusunda ikna etmek için Mürselat suresindeki bir ayetten söz ediyor.

Ne anlatır bu ayet?

Şeyhe göre bu ayette badelemek yazıyor. Gerçekte öyle değil tabii. Yine şeyh “Elif Arapçanın ilk harfi. Benim cinsel organımı simgeliyor” diyor. Bir başka örnek de “Hz. Muhammed, Hira Dağı’na badeleme ve tabi olmak için geldi ama devam ettiremedi. İşte ben bu yüzden geldim” diyor.

Peki mürdilere ne getirisi var bu tarikatın? Oraya giderek ne elde ediyorlar?

İnsanlar bu tarikatlarda bir kimlik ve aidiyet buluyor. Zaten pek çoğu tarikat arayışında. “Biz çok tarikat gezdik. Hiçbirinde gönül gözümüz açılmadı” diyorlar. Büyük bir boşluk hissi var. Yaşamı sorgulamayan ve her şeyi dini motivasyonla açıklamaya çok yatkın cehaletin kıskacındaki insanlar bunlar. “Eğer bir şeyhin yoksa cennete gidemezsin” algısı bizim düşündüğümüzden çok daha yaygın onların yaşamında.

Maruz kaldıkları istismarı sorgulayamıyorlar yani?

Sorgulamak günah zaten. Karşılarında Allah ile aralarında bir aracı olarak gördükleri şeyh var. Düşünün bu insanlar nişanlılarını, eşlerini, annelerini, kız kardeşlerini, kuzenlerini de götürüyor şeyhe. Gerçekten pek çoğu yaptıkları eylemlerin cinsellik olduğunu düşünmüyor. Akıl ve mantık süzgeçlerini yok edecek, yüzyıllara dayanan bir tarikat öğretisi var. Bu cahillikle birleşince benlikleri kayboluyor, yok ediliyor.

‘Eşler kadınları ısrarla şeyhe sürüklüyor’

Müridlerin tamamının eğitim ve gelir seviyesi düşük mü?

Birkaç tane yüksekokul ve lise mezunu da var. Maddi durumu iyi olanlar da bulunuyor aralarında. O kişi bir arazisini şeyhine bağışlıyor. Müridler içinde esnaf kesim ağırlıkta.

Kadın müridlerin durumu ne? Hayata karışmış, çalışan kadınlar mı bunlar?

Kitabın en dramatik tarafı kadınlar. Pek çoğu kendi isteğiyle gitmiyor. Kocaları zorla Uğur Korunmaz’ın sır odasına sürüklüyor kadınları. Mesela Birgül Ş.’nin hikayesi çarpıcıydı. Temizliğe giden, evin geçimini sağlayan tek kişi bu kadın. Kocası tüm gününü tarikatta geçiriyor, çalışmıyor. Karısına devamlı tarikata gelmesi için baskı yapıyor, kazandığı parayı da elinden alıp tarikata bağışlıyor. Kadın iki yıl direnebiliyor. Kocasının badelendiğinden, tabi olduğundan haberi yok. Kadın sadece tarikat işine girmek istemiyor.

İki yıl sonra ne oluyor?

Sonunda dergaha gidiyor. Şeyh, badelenmezse cennetlik olmayacağını uzun uzun kadına anlatıyor. Ancak Birgül Ş.’nin bence ifadesinde çarpıcı olan şey, “Şeyh bana kocamın bile söylemediği güzel sözler söyledi”oluyor. Sır odasında yaşananlardan sonra bunalıma giriyor. Tedavi görmeye başlıyor. Kocası da sonunda karısının halinden ötürü tarikattan ayrılıyor. Sonra kadın bir kez daha dergaha gidiyor.

‘Erkekler sır odasını savunuyor’

Niye?

Şeyh telefon açıyor ve o da gidiyor, ilişkiye giriyorlar. Bu kez daha da büyük bir bunalıma sürükleniyor. Birgül’ün ifadesi, “En büyük suç kocamın” diye bitiyor.

Erkekler yaşanan cinsellikleri kadın müridlerden daha mı normal karşılıyor?

Kesinlikle. Erkekler hala şeyhlerini, badelenme ve tabi olma eylemlerini savunmaya devam ediyorlar. Kadınlar ise genelde depresyona giriyor, sıkıntı yaşıyorlar.
 
Geri