Kendinizi bir gözden geçirseniz, beni sevindirirsiniz. Zira beni siz delirttiniz ^^

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Yazacak o kadar çok şey var ki;
ah şu verilmiş sözler olmasa..
 
Şiir gibi severim seni,
Şiir sen olur, şiir ben olur, şiir biz olur.
Şiir olurum, şiir yazarım.
Bazen durgun severim seni
Bazen coşkulu..
Ama hep severim, bıkmadan usanmadan..


Ocak 2017
Tuncay G.​
 
Gerilir zorlu bir yay
Oku fırlatmak için;
Gece gökte doğar ay
Yükselip batmak için.
Mecnun inler, kanını
Leyla’ya katmak için.
Cilve yapar sevgili
Gönül kanatmak için.
Şair neden gam çeker?
Şiir yaratmak için.
Dağda niçin bağırılır?
Feleğe çatmak için.
Açılır tatlı güller
Arılar tatmak için.
Tanrı kızlar yaratmış
Erlere satmak için.
İnsan büyür beşikte
Mezarda yatmak için.
Ve.
Kahramanlar can verir
Yurdu yaşatmak için...
 
Şehrime gel sevgili.
Yarın çık gel.
Bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.
Gel ki bu şehir adımlarınla anlamlansın.
Gel ki bu şehir nefretim olmaktan çıksın.
Gel ki nefes alayım.
Gel.
 
tumblr_n79k1vRkS11s22rc8o1_500.jpg
 
Parmak uçlarımi kirpiklerine götürüyorum, sonra dibinden saçlarının uçurumuna kadar tel tel seviyorum her birini,
Elimin tersiyle yüzünü okşuyorum,
Sonra dudaklarından öpüp gözlerine dokunuyorum..
Uyumadiysan da uyumus gibi yap,
Aramizdaki onca mesafeye rağmen....
 
Esselâm Fasl-ı Aşk!


Yoldaşım ;
Zemheri bir havanın yalnızlığı avazımı kesmişken,
Yüreğimin en derunî yerinden tuttun …
...Önce bir yaprak vesile oldu kalbime düşüşüne..
Korka korka atan kalbim ritmini kaybetmişken,
Gözlerinin karasına düştüm...
Ah yâr, geceyi kıskandıran gözlerinin nur-ı nazarına ,
Beni Leyla diye düşüren Mevla'ya hamd olsun...!



Huzurum;
Her gece dolunayı beklerken pencere önlerine saklardım dualarımı..
Hayalimdeki Kays’a Leyla olma hevesi varken içimde, bir “sen “ süslerdim..
Safer ayının dolunay vakti girince semaya,
Açtım ellerimi dua dua içtim seni..


Sen varken secdelere doyamadım..
O ki, aşkla öptüğün alnımı değerli kılan yegane mekan secde idi,
Sürdüm alnımı secdelere,
Sürdükçe aşkını içime çektim…


Ah yâr,
Özüme sözünü, sözüne de özümü “can can “ diye katan Mevla’ya hamd olsun...


Sırdaşım;
Hiçlik şarkısı söylerken,
Kelama hasret kalan yüreğime dost narinliğinde yetiştin...
Bir kuyu başında su beklerken,
Suya yakın olmanın sevincini yaşattın.
O nûrlu ellerinle içirdin ab-ı hayattan...
Üç yudumda bitecek gibi geldi koca kuyu; ama sen tarifi imkansız bir güven verdin içime..


Ah yâr,
Şemsi kıskandıran çehrenin güven edasını, yüreğime düşüren Mevla’ya hamd olsun...


Gönüldaşım;
Sen ki bir çınar misali köklerini aşk suyu ile beslersin ,
Her yaprağında bir gizem,
Her yaprağında bir ben bulurum..
Serp üstüme toprağından, sen koksun gül edalı sözlerim..
Alem-i cümle sana hayran hayran nazar ederken, titresin içim, lal olsun dilim..
Can diyen dilin düşsün ciğerime ,
Fezaya bakan asil bakışların çöksün içime ,
Kulağımdan silinmesin sadân…


Ah yâr;
Dimağıma düştü sesin, o bereketli sadâyı bana nasip eden mevlaya Hamd olsun...


En kadim sevdam;
Aşk’ın tasavvurunu maziye bıraktım ,
Şimdi senli günlerin sürûrunu yaşarım..
Güldemetin adınla berceste, işlerim sevdamı hece hece…
Bu sevda seninle şayeste, girdin gönlüme aheste aheste…


Ah yâr,
Her hecemi kalbimden söken yüreğin, İki cihanda yanımda olsun,
Seni tanıdığım güne Hamd olsun…


E L H A M D U L İ L L A H…
 
Sokul yanıma,
çığlıklar dolarken kentin sokaklarına
yirmi dört ayar yankılar düşer dağlardan.
üşürüm kar giyinmiş ağaçlar gibi
sımsıkı tut ellerimi ki,
bir kır çiçeği korkusuzluğuna ulaşayım.

Peşimde kanıma susamış canavarlar var,gecenin sabaha yakın
olan kısmında çalı ol.
Yapraklarının arasına al beni,dikenlerin batmasın ama.

çocuklar kadar berrak pınarlar olsun avuçlarında,bir yudum içtiğimde
ay kanatlarını tak gözlerime gözlerinle
yak beni yüreğindeki ateşle.​
 
Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, sisler daha kalkmamıştır Haliç ten.
Vapur düdükleri ötmektedir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...

Yolculuğum uzun sürmüş oldukça Gece demir köprülerden geçmiştir tren. Dağ başında beş-on haneli köyler, Telgraf direkleri yollar boyunca Koşuşup durmuş bizle beraber. Şarkılar söylemişim pencereden.
Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
Biletim üçüncü mevki,
Fakirlik hali.
Lüle taşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
Sana Sapancadan bir sepet elma almışım.

Ver elini haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafifden soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu.
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...

Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-Kim o dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıkdır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç ten.
Fabrika düdükleri ötmektedir.

 
Ayağı kırılan atların vurulduğunu öğrendiğimden beri
Umudumu kestim insanlardan..

Ali Lidar
 
Dal goncayı bir sabah açılmış buldu,
Gül melteme bir masal deyip savruldu
Dünyada vefasızlığa bak; On günde
Bir gül yetişip, açıp, solup kayboldu,
Sen acırken bana, hiç bir günahımdan korkmam
Benle oldukça; Yokuş, engebe, yoldan korkmam
Beni ak yüzle diriltirsin a Tanrım, bilirim;
Defterim dolsa da suçlarla, siyahtan korkmam.​
 
Ben seninle çay içmek istiyorum.
Seni duymak,
seni görmek,
seni bilmek,
seni yanımda hissetmek istiyorum.
Sana şiir okumak istiyorum,…
yazmaktan bıktım, usandım.
Ben artık yazıları sana söylemek istiyorum.
Küçük bir evde, büyük hayaller kurmak istiyorum.
Sobanın yanında, seninle birlikte, üşüyen ellerimi çayın sıcaklığına
bırakmak istiyorum.
Ben aslında sevmek değil, seninle yaşlanmak istiyorum.

Sevgili...
 
Geri