Kendinizi bir gözden geçirseniz, beni sevindirirsiniz. Zira beni siz delirttiniz ^^

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
[YOUTUBE]2fu8gqFN3XE[/YOUTUBE]

İçimde dolaşan alkol gibi
Sana gitgide sarhoş oluyorum
 
[YOUTUBE]WeyhCsn07eo[/YOUTUBE]

Dayanmak zormuş meğer
Sonu belli oyunlara
Reddetmeye gücün yoksa eğer
Oysa ki özgürlüğü seçmek
Başka vücutlar sevmek
Bir şehri tam kalbinden
Beyninden
Vurup gitmek
Var aklımda
Bir yağmur çok uzaklardan
Çağırıyor
Gelirsen, severim
Diyor
Her maske bir şey söyler
Nefretler sevgiler
Bırak artık sevmiyorsan eğer.
 
Gel yamacıma, ben seni güzel severim.
Çocuk gibi şen şakrak naif ve narin,
 
Tut ki nefesinim..
Ve beni içine çekmezsen öleceksin..

İşte öyle sev beni...

Öyle bir nefesle çektim ki içime SENi!
Artık korkuyorum nefes almaktan!

İçimden çekip gidersin diye.
Ben nefessiz kalayım;
Ama...
SEN hep içimde kal!
 
Sen sevgili nisan sonu mayıs öncesi gel,
Yağmurların yağsın senden önce gelişinle.
Öyle bir gel ki gecikmişlik acısı ile,
Sensizliğim de sana koştuğum mevsimler utansın....
Sen sevgili ben sana yanarken,
Sen gel bana yağmurlarınla...

Issız yol kenarlarındaki iğde kokuları ile
Buğday tarlalarındaki gelinciklerle,
Yağmurların çıkardığı toprak kokusunu,
Tenine toplayıp gel sevgili...
Buğdaylar başağa çıkmadan
Yeşillikler sararmadan gel..

Öyle bir gel ki sevgili,
Kutlanası bir geliş olsun.
Gök kuşağı çıksın, yağmur sonrası,
Dans edelim güzel renkleriyle
Tüm özlemleri, kokuları topla bedeninde,
Pastamızı keselim, takalım yüzüğümüzü,
Tadalım aşkın güzel kokusunu senle birlikte.
Sen sevgili;
Nisan sonu mayıs öncesi gel bana..​
 
Sevdalarım nedir mi benim? ..
Benim sevdalarım; el değmemiş
ve üzerine ayak basılmamış papatyalardır;
gözleri sana benzeyen! ..
Ve yaprakları sana benzeyen...
Ve boyunları sana benzeyen; incecik!​
 
Sen ne kadar güzel bir şeysin öyle ya :ask

Wg4jbm.jpg

 
[YOUTUBE]l7qCV_GgyKw[/YOUTUBE]

Al dudakta inci dişi bu dünyada yok bir eşi
Seher vakti bir güzele vuruldum

Aynalı kemer ince bele bu can kurban tatlı dile
Seher vakti bir güzele vuruldum
 
Sen benim gökyüzümsün ey can!
İçinde gezip tozduğum, hâlden hâle geçtiğim. Kendimden geçip Sen’de karar kıldığım.
Ne vakit arzın soluk kesen, can yakan durumlarına düşsem başımı gönül semasına kaldırırım.
Yıldızlarınla söyleşirim.
Ne çok şey konuşuruz ah, ne çok şey!
Gökyüzümün her bir yıldızı âdeta sıraya girer ve hepsiyle başka bir melodinin nağmeleri arasında
sonsuz bir yolculuğa çıkarım.
İçten içe bir yolculuk bu...
İçeriden bir yolculuk... Özel, mahrem...
Dış âlemden bir kıymık miktarı bile varlık taşınmaz buraya! Zira afaktan enfüse, dıştan içe bir seyir
hâlidir yaşanan!
Yanımıza sadece gönlümüzü alırız bu yolculukta.
Ağırlıkları arza bırakırız.
O, oraya aittir. Oranın malıdır. Gökyüzünün malzemesi göksel olur, arzî olanı, arızî olanı alamayız
yanımıza!
Gerek de yok zaten!
...
Gökyüzümsün Sen, dua dua dudak kıpırdayışım!
Gökyüzümsün Sen, ne yandan baksam San’a yönelebildiğim, hangi cihetten nazar etsem aynı
berraklıkta görebildiğim!
Gökyüzümsün Sen, kimi zaman kömür karası gözlerinin içinde “Kara kara taş” gibi yandığım!
Gökyüzümsün Sen, kimi zaman güneş kızıllığında ve sarılığındaki saçlarına salıncaklar kurup keyfimce
sallanıp ve kıvrımlarına kendimi doladığım.
Ve hiç inmek istemediğim!
Gökyüzümsün Sen, aydınlığında ışıdığım, sıcaklığında kırk imbikten damıtıp çay niyetine aşk
demlediğim!
Gökyüzümsün Sen, her çiçekte sevda yaprakları açan.
Gökyüzümsün Sen, ayaklarımı deniz serinliğinde içine sokup derinden de derin düşüncelere daldığım.
Gökyüzümsün Sen, ayında mehtaba çıktığım, denizinde yakamoz yakamoz göz kırptığım.
Gökyüzümsün Sen; asi rüzgârlarla dal budak demeden estiğim ve ardından durularak yüreğine kıvrılıp
sükûn bulduğum.
Gökyüzümsün Sen, kimi zaman mahcubiyetle ve günahlarımın pişmanlığı ile damla damla yere
yağdığım.
Gökyüzümsün Sen, yeniden ve yeniden bitip tükenmeden buharlaşarak ağdığım.
Gökyüzümsün Sen, Kehkeşan misali pırıl pırıl ve ürperten ihtişamına sığınıp rengârenk olduğum.
Gökyüzümsün Sen, içinde kalbe atılan sevda oklarını maşukuna taşıyan.
...
Bilir misin sevdiğim, o gönül göğünde ne haller yaşanır? Nasıl yaşanır?
Bilir misin, Sen’den Sana dolup dolup taşmalarımın nedenini, niçinini, nasılını?
Bilir misin, seraptan hakikate dönüşlerimi?
Bilir misin, avuç içlerini öpüşlerimde bir damla terine nasıl da sığdığımı, merdane gelip mestane
gittiğimi?
Bilir misin, Seninle sezdiğimi, Seninle duyduğumu, Seninle yağdığımı kendime?
Bilir misin, gündüzüme çöreklenen karanlıkları seninle kovduğumu?
Bilir misin, uçurumları, korkutucu yarları Seninle yâre dönüştürdüğümü?
Bilir misin, zülfünün kemendinde gönüllü can verişimi?
...
Bilirsin elbet. Bilirsin. Bilmemek olur mu hiç?
Senden ayrı olmadığımı, Sen’den Sana dönüşlerimi, eşiğinde can sunduğumu...
Can sunup canân aldığımı!
Bilirsin!
Bilmemek olmaz!​
 
Sen el kadar bir kadınsındır
Sabahlara kadar beyaz ve kirpikli
Bazı ağaçlara kapı komşu
Bazı çiçeklerin andırdığı
İş bu kadarla bitse iyi
Bir insan edinmişsindir kendine
Bir şarkı edinmişsindir, bir umut
Güzelsindir de oldukça, çocuksundur da
Saçlarınla beraber penceredeyken
Besbelli arandığından haberli
Gemiler eskirken,
deniz eskirken limanda

Sevgili
 
Geri