- kendini tanımayan, yetenekleri hakkında hiç bilgisi olmayan sinek şişeden çıkamaz.

Konu sahibi son olarak 150 gün önce görüldü
İki insan ayrılırken, şefkatli konuşan taraf aşık olmayan taraftır.

- Alain De Botton​
 
Hafızamız, bir tür eczane, bir tür kimya laboratuvarıdır,
elimize tesadüfen sakinleştirici bir ilaç da geçebilir, tehlikeli bir zehir de.

— Marcel Proust​
 
Bazen sorular da kıvrılıp suskun bir ağızda uyuyakalır.
Enis Batur
 

Bütün yaprakları birer serçe kesilmiş ağaçtım, üstüne titreyen.
Gelince sen geliyordun, ama gidince dünya kopuyordu yüreğimden...
- İnsanın Acısını İnsan Alır, Şükrü Erbaş
 
[YOUTUBE]IRwvyl5aYIc[/YOUTUBE]

Boşuna mı yaprak gibi rüzgarına kapıldım ben?
 

Sana mahkum kalmak ne güzel, gözlerinden öperim.

- Ahmed Arif

 
Karamsarlığa kapılan kalpler, çareyi düşünmeye fırsat bulamaz.
- Tevfik Fikret
 
Bu hayatta mutlu olmanın yolu beklentiyi düşük tutmaktır.
Yoksa kanatlarından vurulmuş kuşa dönersin.

- Sabahattin Ali.

Iyiki dogdun ustad. Iyiki bu dunyadan gectin. Huzurla uyu.
 


[YOUTUBE]r4RvKZ0jml4[/YOUTUBE]

çok isterdim ama yapamam şiir yazamam. okumak kimilerine yazmayı öğretir bana ise yazmamayı öğretti. şöyle düşünüyorum yani bi' tür vecd hali yaratan insanı kendinden geçiren bütün faaliyetlerin nihai amacı o faaliyeti yapmamayı o faaliyeti yapmadan da hayatta kalabilmeyi öğretmek olmalı. edebiyatta bunu öğretmeli hatta ibadette. anlıyor musun ?

ayrıca edebiyatçıların özellikle de şairlerin güzellikle ilişkilerinin sorunu olduğunu düşünüyorum ya ona itaat etmek istiyorlar ya da hükmetmek. güzellikle birlikte uslu uslu yaşayamıyorlar. budalalık değil mi sence bu ?

insanoğlu bazen böyle budalaca şeyler yapıyor işte. gerçeklik istediğimiz her an sanata dönüştürebileceğimiz bir şey değil ki anlıyor musun böyle elimizin altında tuttuğumuz bir şey değil ki gerçeklik onu simyacı gibi alalım hop sanata dönüştürelim şiire dönüştürelim.

...
 
Yüksek insan; dışına değil, içine kıymet verendir.

- Sabahattin Ali​
 
"Her sabah uyandığımda hayata karışmak için özel bir çaba sarfediyorum. Yüzüme taktığım maske mi gerçek, yoksa altında saklı olan ve benim "ben" demekten çekinmediğim varlık mı?

Her şey sahte, gerçekten nasıl güldüğümü bile hatırlamıyorum. Yüzüm, gülüşüm, bakışlarım önceden tasarlanmış, dış dünyadan korunmak için bir kabuk gibi kullanıyorum onları. Sesime bile dayanmam mümkün değil, var olmak istiyorum ama varlığımın bedenimde bir basamak daha yükselemeyeceğini, öne çıkamayacağını biliyorum. Kendimi gerçekleştirmek yerine "gerçekmişim gibi" davranarak devam edemem.

En iyisi susmak ve dinlemek, belki gerçekten dinlemeyi başarabilirsem --insanların asla yapmadığı gibi- başkalarının maskesini düşürebilirim, bir an bile olsa samimiyet ve masumiyet görmek için maskemin dilini kesebilirim. Sustum artık, sadece dinliyorum, başkasını canlandırmaktan vazgeçtim, bana önce kendinizi, sonra da beni verin.."

Parçalanmış benliklerini bütünleştirmeye, fragmanlaşmış gerçeklerini tamamlamaya çalışan iki kadın. psikanalizin sularında ve gerçek nedir sorusunun etrafında dolanan bergman'ın 1966 tarihli başyapıtını daha sonra david lynch sineması izleyecektir. modern öznenin kırılganlığı ve çift ruhlu karakteri üzerine çekilmiş en iyi filmlerden biridir persona. üzerine daha çok methiye yazılabilir. ama bergman tüm mütevaziliğiyle filmini alma'nın kendi yaşamı için ettiği sözlerle özetler sanki: "sıradan bir öykü işte, o kadar."

Ingmar Bergman - Persona

 
İnsan kendini insanda tanır, demiş üstad Goethe.
 
Biri kurbağa öper, biri yüzyıllarca uyur.
Biri 7 cüceyle yaşar, biri kuleye kapatılır.
Bir masal prensesi olsan bile kadınlık zor..

- Turgut Uyar


 
Bazan hakikat vahşidir, insanların arasına salıvermeye gelmez. Fakat o hakikatlere tasma takmak dururken yerlerine yalanları sürmek, neticeleri bakımından daha tehlikelidir.

Peyami Safa-Yalnızız (Sahife123)
 
[YOUTUBE]VERyBI5pasc[/YOUTUBE]

Sahi sen yaşadın mı;
Var mıydın acaba?
Yaşadık mı seninle
Aynı zaman parçasında?
Ama ellerin aklımda.
İri gözlerin,
Sıcaklığın geceler boyu
Ve aklığın aklımda.

Senin ağzın tarçın kokardı,
Benimki karanfil.
Birbirine karışırdı
Soluklarımız.
Tek başınayız şimdi ikimiz.
Bende karanfil,
Sende tarçın kokusu
Yapayalnız, kimsesiz.

Ben seni yalansız
Bahar gibi sevdim.
Sevgi adınaydı
Milis beraberliğimiz.
Sabahtan akşama
Günü tarar örerdik
Ve kedileri
İkimizde çok severdik.

İkimiz de yıldız düşkünü;
Bakmaya doyamazdık
Gökyüzüne.
Koynunda terli ferman
Bir atlı geçerdi
Samanyolundan,
Kimsenin göremediği
Kibrit çakımı bir an.

Metin Altıok


Hadi gidelim yine.
 
Şehri avucumun içine alsam, elimde bir bez, her yanını ovalayıp parlatsam … şehir tehditten arınır mı? … binbir çeşit kadınlık hali yepyeni bir kadere kavuşur mu?

Bu şehir bu ülke yüzyıllardır erkektir ve kadınları sevmeyi bilmez. İşte bu yüzden, bu topraklarda ben her gün kendimi defalarca öldürürüm. Bomba olur patlarım; kulesinden, köprüsünden aşağı atlarım. Elimde bir bıçak her yerime saplarım. Tavandaki bütün ipler kendimi asmam için sallanır. Arabalar önüne atlamam için yol alır. Denizinde, lağımında, çöpünde kimliksiz cesedim. Kimsesizler mezarlığında daracık çukurlara sığar dev cesaretim.

Mine Söğüt - Kadın Hikâyeleri

 
Ah bu ayrıntıların önemini bir anlayabilsek. İnsanların iç dünyasına ancak ayrıntıları bilerek girebileceğimizi bir öğrenebilsek. Canım bu kadar şeyi de bilmeye ne gerek var, diyerek hemen yorulmasak.

- Oğuz Atay​
 
Cemal Süreya: “Evlenince aşk mutlaka biter!”

Aşk insanın birbirini vazgeçilmez tutkusuyla istemesidir. Aşk, yasa dışıdır, gizlidir. Şiir de aşk gibi, meşru şiir yaşamaz.

Mutluluğun şiiri olmaz. Mutluluğun aşkı da olmaz. Olsa da adını başka türlü koyalım, mutluluk diyelim, karı-kocalık diyelim, dostluk diyelim. Ama aşk demeyelim.

Evlenince aşk mutlaka biter. Çünkü aşk, yanlı, ilkel bir duygudur. Sanki aşkta bir savaş hali vardır. Masallara bakın, ‘Gerdeğe girdiler ve evlendiler’ denir ve biter. Biter, çünkü aşkın anlatılacak şeyi kalmaz artık. Toplumun önüne biz beraberiz diye çıkmak, ister evlilik olsun, ister beraber yaşamak olsun, hiç fark etmez, aşk ölür.

Bir de aşkta rekabet vardır. Çoğunca rekabetten doğar aşk. Her an elinden kaçırabilecek gibiysen ona tutkun büyür. O sadece seninse, onun için de, senin için de, özellikle erkek için, aşk yavanlaşır. Evlilik ise toplumsal, kutsal bir kurumdur. Ve her kutsal kurumda olduğu gibi yalanları çok fazla. Başka dengeler yoksa, aşk bitince cinsellik de kalmaz…Bazen aşkın yansımaları kalsa bile, cinsellik biter.

Cemal Süreya - Kadınca, Mayıs 1984
 
Geri