- kendini tanımayan, yetenekleri hakkında hiç bilgisi olmayan sinek şişeden çıkamaz.

Konu sahibi son olarak 152 gün önce görüldü
Herkes biliyor, geminin su aldığını, herkes biliyor, kaptanın yalan söylediğini ve herkes biliyor, zarlarin hileli olduğunu.

- L.Cohen​
 
Benim de kalbim boş artık, tıpkı sizin beyniniz gibi..

- Charles Bukowski​
 
İnsanoğlu, ağzından çıkan cümlelerin, beyninden çıkan düşüncelerin,
bütün evreni dolaşıp tekrar onlara geri döndüğünü bilse, eminim çok daha dikkatli olurdu.

- Albert Einstein.
 
Neyse, bırakalım bunları, durma üstünde, uzat elini, bir daha da çekme.

- Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka​
 

Fazlaca vazgeçmislik, biraz melankolik, biraz isyan karısımı mevcut durumunu kibarlık ve naif zerafetiyle birlestirerek hoş bir sunum yapıyordu. Bu da beni ziyadesiyle memnun ediyordu, o ziyadesiyle memnuniyetsiz olsa da. Bir rahatsızlığım yok, bir beklentim yok, bir isyanım yok, ironik olacaktı belki ama bir neşem de yoktu. Hoş, bir beklentide olmamı sunan/isteyen/arzu eden de olmadığı gibi. Yani aslında ortada sorun da yoktu. İnsan saçmalarken de güzel olabiliyordu bazen, saçmalamaya korktuğunda da belki daha çok kendi oluyordu istemeden. İnsan, mutluyken de maske takabilir, mutsuzken de. Bu dünyada tadını aldığın ve istediğinde yeniden bulabileceğin bir umudun yoksa, o bir neşe değil ise kim koruyabilir seni uçurum kenarından demiş üstadın biri. Şimdi kim olduğunu unuttum. Vesselam. Bazen, kendini bilen ve kendini tanıyan biriyle konuşmak güzeldi.


..
 
-Ne güzel söylemis üstad; yazdıkça biraz daha unutuyorum seni, biraz daha.
Ahmet Erhan
 


Güneşi özledim, sonra seni.
Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım.

Didem Madak.
 

[YOUTUBE]o35-9KTaR88[/YOUTUBE]

Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması ayrılık.

O küçük ölüm!

Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.

Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı.
Ben bulutları gösterirken,
"bulmacanın beş harfli yemek sorusuna" yanıt aramanla halkalanmış,
"Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı"
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip,
"bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? " diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.

Şimdi anlıyormusun gidişinin neden ayrılık olmadığını,
bir yaprağın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu.
Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında....

Ne mi yapacağım bundan sonra?

Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir yazmayacağım bir süre,
Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.
Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim.
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.
Falcı kadınlara inanmayacağım artık.
Trafik polislerine adres sormayacağım,
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye....

Ne yapacağımı sanıyorsun ki?

Tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala önümden akarken,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.

Şükrü Erbaş
 
- sevmeyi becerebilecek bir kalbi olmayan kadin, sevilmenin yükünden korkar.​
 
Bir gün anlarsın beni neden suskunum.
Dünya içimde konuşurken böyle.
— Ahmet Erhan​
( D. 8 Şubat 1958 - Ö.4 Ağustos 2013 )
Sevgi ve saygıyla anıyorum üstadı.
 
Gönül; İnsanın kıblesidir, Kırmayın.
- Yunus Emre
 
Yaşamın en önemli özelliği insanlar konusunda sürekli yanılmaktır.

- Dostoyevski, Budala
 
Bir süre sonra insanlar pek de umurunda olmuyor. Kimseyi değiştirmeye çalışmıyorsun. Kimin ne düşündüğünü, kimin ne yaptığını umursamıyorsun. Yorulunca kendi kabuğuna çekilip o küçük dünyanda yalnız yaşamayı öğreniyorsun. Anlık mutluluklar yaşayıp derin hüzünleri tek başına atlatmayı öğrendiğin vakit kimseye de ihtiyacın olmuyor. Siz buna yalnızlık diyorsunuz ben ise huzur.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
 
İnsan yüreğinin en ilkel etkilerinden biri de zıtlıktır. İnsanın karakterine yön veren temel yetilerin ya da hislerin ayrılmaz bir parçası. Sırf yapmaması gerektiğini bilmesi dışında, hiçbir nedeni olmadığı halde, kendini alçakça ya da budalaca bir davranışı yüzlerce kez yinelerken bulmayan bir insan evladı var mıdır?

— Edgar Ellan Poe
 
Uyumak için muthis bir istek,
Uyanmak içinse yogun bir sekilde isteksizlik duyanlarin,
dunyasina seyirciyim.
Ve dusunuyorum. Iyiki, iyiki..
 



bknVZV.jpg


:umursama::umursama:
 
[YOUTUBE]VERyBI5pasc[/YOUTUBE]

Sahi sen yaşadın mı;
Var mıydın acaba?
Yaşadık mı seninle
Aynı zaman parçasında?
Ama ellerin aklımda.
İri gözlerin,
Sıcaklığın geceler boyu
Ve aklığın aklımda.

Senin ağzın tarçın kokardı,
Benimki karanfil.
Birbirine karışırdı
Soluklarımız.
Tek başınayız şimdi ikimiz.
Bende karanfil,
Sende tarçın kokusu
Yapayalnız, kimsesiz.

Ben seni yalansız
Bahar gibi sevdim.
Sevgi adınaydı
Milis beraberliğimiz.
Sabahtan akşama
Günü tarar örerdik
Ve kedileri
İkimizde çok severdik.

İkimiz de yıldız düşkünü;
Bakmaya doyamazdık
Gökyüzüne.
Koynunda terli ferman
Bir atlı geçerdi
Samanyolundan,
Kimsenin göremediği
Kibrit çakımı bir an.

Metin Altıok

 
İnsanlar hep aynı; yani umutsuz, yaşama uyum sağlayamayan,
aşk acıları içinde kıvranan ve aynı şekilde doğan ve ölen yaratıklar…


- Krzysztof Kieślowski
 
Gitmek mi yitmektir kalmak mı, artık bilmiyorum.
Yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep,
Ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.
Bilemem, belki bu yüzden.
Ben sana yanlış bir yerden edilmiş,
Bir büyük yemin gibiydim.

- birhan keskin
 
Geri