- kendini tanımayan, yetenekleri hakkında hiç bilgisi olmayan sinek şişeden çıkamaz.

Konu sahibi son olarak 152 gün önce görüldü

- ne kadar öğrenirsek, hiçbir şey bilmediğimizi o kadar anlıyoruz.
ayn rand
 
[YOUTUBE]M0BhlYWW93M[/YOUTUBE]

Isınmak için dinlesemde, içimde hava buz.
 
Elbette hayvanlardan farklıyız; hayır, onlar elbette uzay gemisi yapamazlar, hayır onlar matematikten anlamazlar, hayır tabi ki Shelley gibi romantik şiir yazamazlar. Lanet olsun! Siz bir balina gibi yüzebilir misiniz? Kartal gibi uçabilir misiniz? Bir yarasa gibi işitebilir misiniz? Bir kedi kadar güzel misiniz? Bir kedi kadar güzel kokuyor musunuz? Kimlerin hak sahibi olacağı ve kimlerin hak sahibi olamayacağı, kimlerin topluma dahil olup olamayacağı türünden bir ahlaki evrende kriterimizi akıl olarak belirlemek tamamen saçmadır ve ayrımcılıktan başka bir şey değildir! Eğer zürafalar insan ırkı kadar geri kafalı, kendini beğenmiş ve önyargılı olsaydı en az 2 metrelik boynunuz olmadığı sürece hiçbir hakkınız olmayacaktı. Sizi diri kesimle kestikleri, yiyecek olasınız diye kesip biçtikleri, sırf o kadar uzun bir boynunuz yok diye size her türden işkenceyi yaptıkları böylesine emperyalist bir zürafa dünyasında yaşamak ister miydiniz? İşte bizim ahlaki kodumuz böylesine ayrımcı ve önyargılı.

— Steve Best​
 
Her insan, sevgiye layık değildir.
Sigmund Freud / Uygarlığın Huzursuzluğu
 
Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen hiç ol. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.

Hamûş

 
[YOUTUBE]hvbYLaawa0M[/YOUTUBE]

Hadi gidelim.
 
Seni bilmek, ne uzun kelime..
— Cemal Süreya
 

anlayabilenetekkelimelikbirsiirdirkadin.
 

Bizim işimiz değil kırmızı gülün sırrını anlamak.
Bizim işimiz belki de:
Kırmızı gülün büyüsünde yüzmek.


Sohrab Sepehri/Suyun Ayak Sesi


 
Kaç kilo kavun istiyorsun? -diye sordu manav bana.
Sordum: Gönül hoşluğunun gramı kaça?

Suyun Ayak Sesi - Sohrab Sepehri
 

Yüreğimin bir tahtası eksik-tir benim.
Ya hiç ya da en çokundan severim, ortasını bulamıyorum.
..

 
- Hepimiz kendi masallarımızın kurbanıyız.
Ne yaparsak, kendimize. (Ahmet Hamdi Tanpınar)
 
Bir insana verdiğiniz değerin, onun gerçekten değerli olmasıyla ya da bunu hak edip etmemesiyle hiç ilgisi yoktur. Değer vereceğiniz insanları kendiniz seçersiniz ve bunu yaparken çoğu zaman ne durumda olduklarına da aldırmazsınız. Bunun adı tam olarak ''değer yüklemesi''dir. Yani ona verdiğiniz değerin kaynağı siz olduğunuz için asıl değerli olan karşınızdaki değil, sizsinizdir. Şunu da gözardı etmemek gerekir. Birine gereğinden fazla değer verirseniz eğer, artık sürekli kendinizden verdiğiniz için siz değer kaybetmeye başlarsınız ve onun gözünde ona verdiğiniz değer ölçüsünde değersizleşirsiniz. Soylu ve tutkulu başlayan pek çok yakınlaşmanın, son derece sefilce sonlanmasının en büyük nedeni işte bu durumdur.

— Ali Lidar.
 

- bazı bazı, öyle hikayeler anlatıyor ki babam. tek gözüm açık uyuyasım geliyor. bazen de söyle düşünüyorum. babamın anlattığı masallara ya da hikayelere inanıyor olmam, sizin masallarınıza inanıyor, yahut inanacak olmamı gerektirmez di mi?
..
 

İnsan vardir, sürekli sikayet eder yahut hakaret veya dedikodu yapar. İnsan vardir, karalamayi sever, baskalarina merhametini kaybetmiscesine leke çalar, çamur atar, kimseyi beğenmez ve kendinden gayri herkes kötüdür, şefkati yoktur, kimseyi tasvip etmez. Yeniliği de kabullenmez, farkındalığı hele asla yoktur, her sözünü diken gibi batırmaya bayılır üstelik. Öyle çok suratı ve kalbi asıktır ki, surat asmaktan, kaşları aşağıya inip-kalbini asmaktan hissizleşmeye başlamıştır hatta. Gülmeyi bilmez, ağlamaz da çünkü tüm duyguları ölmüştür. Olabildiğince, fesat bakar. Ve işte ben öylelerinden köşe bucak kaçmayı deniyorum, her seferinde. Ama her seferinde de yakalanıyorum. Çekiyorum, valla çekiyorum. Mıknatısım çok kuvvetli benim.
..
 

- Albert Camus – Yabancı
- Marcel Proust – Kayıp Zamanın İzinde
- Louis-Ferdinand Céline – Gecenin Sonuna Yolculuk
- André Breton – Nadja
- John Steinbeck – Gazap Üzümleri
- Alain-Fournier – Adsız Ülke
- Umberto Eco – Gülün Adı
- Claude Lévi-Strauss – Hüzünlü Dönenceler
- George Orwell – Bin Dokuz Yüz Seksen Dört
- Gabriel García Márquez – Yüzyıllık Yalnızlık
- William Faulkner – Ses ve Öfke
- Virginia Woolf – Kendine Ait Bir Oda​
-kendime not.
 

Pek yakinda, kizlarin okuması da yasaklanır. Niye okusun da bilinçlensinler canım. Otursunlar evde yemek yapsinlar, kocalarina kapi acsinlar, boy boy çocuk yetistirsinler, çenelerini kapali tutsunlar, dayağa ses çikarmasinlar, üstüne kuma gelsin sorun etmesinler. Ne saniyordunuz ya da ne olacağını saniyorsunuz ki baska? Sizin gücünüz Cumhuriyet ile, onu da kaybedin de görün kadinliğinizin neye yaradigini.
..
 

Ölü bir kelebek saklıyorum zihnimin o kuyu gibi derin boşluğunda.
O kadar. .
 
- karlar yağınca yolları kapanmış bir şehir gibi hissediyorum, kalbimin bir köşesini.
..

 
Geri