- kendini tanımayan, yetenekleri hakkında hiç bilgisi olmayan sinek şişeden çıkamaz.

Konu sahibi son olarak 152 gün önce görüldü

[YOUTUBE]p3vV92lY6Oc[/YOUTUBE]

...Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İn- cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin. Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür hanım?

- her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize?

 
[YOUTUBE]VIaahbPiDQ0[/YOUTUBE]

Zülfü Livaneli-Kısa Belgesel.
 
- Bilim ve sanatın yeşermediği topraklarda lezzetli domatesler yiyebilir misiniz?

..
 
Atilla İlhan Pia Hikayesi.

Attila İlhan bir gün Kadıköy Rıhtım'da otururken, yabancı plakalı bir nakliye aracı görür. Nakliye aracının üstünde, Pakistan International Airlines yazıyordur.

Usta, bu nakliye aracını hayalindeki kadına benzetir. O beklenen kadını belki görmüştür ama bu araç gibi hızla yanından geçip gitmiş, farkında olmamıştır. Belki yabancı bir ülkededir. Hiç tanımaz o'nu. O kadının elini tutmak için neyini vermezdi ki? Nakliye aracının üstündeki yazının baş harflerinin birleştirerek ’ pia ’ ismini oluşturur.

Bir gün pia sorulur usta'ya: kimdir bu pia: belki de o kadın aslında pia. O hiç olmayan kadın. İmkânsız aşkların kadını. yaşanmış aşklar kalmıyor akılda, bitiriyorsunuz karşılıklı. Hatırlanan, askıda kalmış aşklar oluyor. Ama pia aşkı; yaşanmışlık olmadığı için, hiç bitmiyor. “ herkesin böyle bir hikâyesi ve pia'sı vardır.

pia'nızı bulmanız dileğiyle.

işte o şiir;

[YOUTUBE]yV2ep-0Ayq4[/YOUTUBE]

 

  • Talebelerden biri Sokrat’a sormuş:
– Herkese güzel konuşma dersleri verdiğin halde, niçin sen de çıkıp bir konuşma yapmıyorsun?
– Evlat, demiş Sokrat. Biley taşı keskin değildir ama en sert demiri bile keskin eder…

 
- bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devri, kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor. (diyordu ca' nım Kafka bir yerlerde, unuttum)
 
Kaç yaşında olursan ol, uyuyunca geçecekmiş gibi gelecek. Kaç yaşında olursan ol, uyuyunca geçmeyecek.

-- Cesare Pavese​
 
[YOUTUBE]wiW2xwh57oA[/YOUTUBE]

Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
Nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
Hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
Ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla Varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.
 
[YOUTUBE]z-Fxjs62gew[/YOUTUBE]

Uzaklara göç edelim biraz, yanında kahve eşlik etsin ama.
 
Ölü bir adamdan (suraya bir yatık sekiz çizelim kocaman) devrimlerinden, ilkelerinden, hatta heykelinden dahi bu kadar korkulduğunu da görmemistik. Gösterdiler. Nurlar içinde yat ATAM. Seni bize gönderen Rabbime şükürler olsun.
..
 
Hepimiz acıklı bir şarkıyı severiz. Herkes yenilgiyi tadar. Kimsenin tam istediği gibi bir hayatı olmaz. Hepimiz sahnenin ortasında kendi kahramanımız olarak yeni role başlarız ve zamanla kenara itilir kalırız. Zaman geçer; kahramanımız yenilir, hikâye değişir, tepetaklak olur ve biz bir kenarda artık neden bize rol verilmediğini merak ederiz.

Hatta neden rol istemediğimizi… Herkes bunu yaşar ve bir şarkının tatlı kaşığıyla verildiği anki duygusuyla kalpten kalbe bir yol açılır.

O zaman daha az dışlanmış hissederiz kendimizi. İşte herkes gibi bu olup biten lanet olası şeylerin, yaşamın olağan adımlarıdır der dururuz. Ve, bu zincirin parçası olduğumuzu kabulleniriz.

Anlarız ki herkes yeniliyordur.
— Leonard Cohen
 
Gözler sadece zihnin algılamaya hazır olduğu şeyleri görür.

- Henry Bergson
 

Düşündüm de. Tam da üstad'ın dediği durumdayım.
Boş bir kafatası mı, kurumuş bir yürek mi? Hangisini görmek istiyordum?
..
 
Kalp boşluğu naftalin kokan insanlara bayılırım.

..
 
Anıtkabir…

Toplam 750 bin metrekaredir, bunun 120 bin metrekarelik bölümü anıt bloğudur, geriye kalan 630 bin metrekarelik bölümü ise, onbinlerce ağaçtan oluşan Barış Parkı'dır.
*
Yani aslında Anıtkabir… Dünyanın en önemli kabrini çepeçevre sarıp sarmalayan devasa bir ormanın ortasındadır.
*
Bu ormanı oluşturan ağaçlar, gelişigüzel serpiştirilmiş değildir… Anıt bloğunun oturduğu tepe, Anıtkabir mimarisinin ağırlık merkezidir. En dış çevreye en yüksek boylu ağaçlar dikilmiştir. Anıt'a yaklaştıkça boyları giderek kısalan ağaçlar dikilmiştir. Böylece… Orman merkeze yaklaştıkça sönümlenmiş, Anıt'ın heybeti daha da ortaya çıkmıştır.
*
Aslanlı Yol mesela… İki tarafı yüksek ağaçlardan oluşan koridordur. Hem o koridorda yürüyen insanların, görsel açıdan şehirle, dış dünyayla bağlantısını keser, hem de, manevi bir hazırlık yürüyüşü sonrasında Ata'nın huzuruna çıkmalarını sağlar. O ağaçların boyları, hacimleri, renkleri ve türleri, tesadüfen seçilmiş değildir.
*
O ağaçlar…
“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” felsefesiyle seçilmiştir!

*
Çünkü…
Anıtkabir'i tasarlayanlar, Atatürk'ün sadece bedenini orada toprağa vermek için değil, Atatürk'ün fikirlerini orada yaşatmak için tasarladılar.
Bu kapsamda “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” vizyonundan ilham alarak, Anıtkabir'i çepeçevre sarmalayacak bir ormanı, Uluslararası Barış Parkı'nı oluşturmaya karar verdiler.
Yurtta Barış'ı temsilen Ankara, İstanbul, Eskişehir ve Samsun fidanlıklarında yetiştirilen, onbinlerce fidanı getirdiler.
Dünyada Barış'ı temsilen de, 24 ülkeye davette bulundular.

*
Şu listeyi sabırla, tekrar tekrar okumanızı rica ederim…
*
Amerika Birleşik Devletleri, 301 mavi ladin, 100 mavi selvi, 100 sedir fidanı gönderdi.
Afganistan, 15 akkavak, 10 nesteren gül, 12 çitlenbik fidanı gönderdi.
Avusturya, 55 dağ çamı.
Almanya, 25 meşe, 10 huş ağacı, 13 ıhlamur, 5 atlas sediri, 5 selvi, 8 pinus çamı, 17 erik, 5 ardıç, 200 gül.
Belçika, 10 dağ muşmulası, 13 şimşir, 12 top mazı, 12 ardıç, 12 sedir, 12 akçaağaç, 12 porsuk, 12 göknar, 12 sarıçam.
Danimarka, 20 kayın.
Finlandiya, 275 huş ağacı.
Fransa, 10 kızılağaç, 10 sarıçam, 10 sahil çamı, 10 fıstık çamı, 10 Avrupa melezi, 10 göknar, 10 kayın, 10 ladin.
Çin, armand çamı ve Çin göknarı tohumu.
Hindistan, 289 sahil çamı.
Irak, 20 Musul fıstığı.
İngiltere, 50 kiraz ağacı, 50 porsuk, 100 karaçam, 50 meşe.
İspanya, 1 karaağaç, 1 selvi, 4 sahil çamı, 1 dişbudak, 2 kestane, 3 ardıç, 1 ceviz, 1 meşe.
İsrail, 30 sahil çamı.
İsveç, 10 huş ağacı.
İtalya, 5 karayemiş, 5 selvi, 8 fıstık çamı, 10 mavi selvi, 5 karaçam, 7 sedir.
Japonya, 35 kiraz ağacı.
Kanada, 30 akçaağaç.
Kıbrıs, 5 çam.
Mısır, 8 akkavak, 6 katalpa, 6 gladiçya, 6 akasya, 6 salkım akasya.
Norveç, 12 gürgen.
Portekiz, 50 selvi, 50 sahil çamı.
Yugoslavya, 10 ıhlamur, 5 sofora, 5 kestane, 10 erguvan, 10 çınar, 20 kavak, 5 katalpa, 5 fındık, 5 maklora, 10 çitlenbik, 20 meşe, 20 polyanta gül, 20 gül, 19 mazı, 11 selvi, 5 ardıç, 8 karaçam, 10 huş, 1 alıç, 10 taflan, 10 berberis, 2 mavi sedir, 20 yatık ardıç, 10 leylak, 6 karayemiş, 6 mahonya, 3 porsuk, 10 söğüt.
Yunanistan, 5 kayın, 5 göknar, 5 porsuk, 5 çobanpüskülü, 5 karaçam fidanı gönderdi.

*
Ve bugün… Bu ülkelerin hepsiyle papaz olmuş vaziyetteyiz!
*
“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ormanı”nda dikili ağacı bulunan ABD'den Almanya'ya, Belçika'dan Fransa'ya, Yunanistan'dan Mısır'a, İsrail'den Irak'a hepsiyle aramız bozuk, bazılarıyla örtülü-açık savaş halindeyiz.
*
Dolayısıyla, bugün Anıtkabir'e gittiğinizde…
Veya, bir dakikalık saygı duruşu sırasında…
Rüzgarın sesini dinleyin lütfen.
O ağaçların hışırtısını kulağınıza taşıyacaktır.

*
Ki o ağaçlar… Mustafa Kemal Atatürk'ün neden gelmiş geçmiş en büyük devlet adamı olduğunu size fısıldayacaktır.

Yılmaz Özdil.
 
- şurdan kalbime kocaman bir çiçek çizelim, yanına da bolca bir sürahi su koyalım. arada sularız.
..
 
Hayatımda gördüğüm, en ayarsız, en atarlı sensin. Bunu bir netlestirelim.
Senin bu kabına sığmaz halin benim hayatım boyunca uğraşmak isteyeceğim bir sey.
Ve bu biçareye bir iyilik yapmak istiyorsan, hiç gitme.

- izlediğim bir film miydi? neydi. hatırlamıyorum ama çok hoştu.
 
Geri