- kendini tanımayan, yetenekleri hakkında hiç bilgisi olmayan sinek şişeden çıkamaz.

Konu sahibi son olarak 152 gün önce görüldü
[YOUTUBE]_SETX3jIcpg[/YOUTUBE]

Ne varsa eskilerde var.
Bir daha dünyaya gelirsem o yıllarda nefes almak isterim.
 
Anlayışlı olan beni anlayışlı, aptal olan ise aptal bulur. Bence ikisi de haklıdır.

- Halil Cibran / Aforizmalar​
 


- Mağdurun ölmediği cinayete TECAVCÜZ denir!

..
 
The eye sees only what the mind is prepared to comprehend.
(Gözler sadece zihnin algılamaya hazır olduğu seyleri görür.)


- Henri Bergson
 

- sevmesini bilen erkeklerin kalpleri hep ziyan.

..
 
İçinizde olmayan bir şeyi göremezsiniz.
Bilmediğiniz dili konuşamazsınız ya hani tıpkı o gibi.

..
 
Mahalle Mektebi uzak… Kış, soğuk, kar…
Paltom yok…
Üşüyorum, ellerim donuyor.
Annem haki renkli kalın bezden bir çanta dikti bana.
Kitabımı, defterimi çantama koyuyorum.
Soğukta elim üşüdüğünden çantayı tutamazdım, kolumun altına
sıkıştırırdım; soğuktan korunmak için elimi de çantanın altına alırdım.
Okul dönüşü eve gelince ellerim sızım sızım sızlar… Bir akşam, eve geldim yine, annem: “Çantan nerde?” dedi.
Eğilip kolumun altına baktım, çanta yok… Yolda, soğuktan elim uyuşmuş, parmaklarım duyarlığını yitirmiş, çantanın düştüğünden haberim bile olmamış. Dönüp baktım, aradım geçtiğim yolları; çanta yok…
Babam bu olayı, sonraları çok başka türlü anlatırdı: “Yepyeni bir çanta almıştım…
çok pahalı bir çanta… Çok güzel bir çanta… Sağlam çanta…
Üç gözü vardı çantanın… Hem de kilidi vardı çantanın…
O güzelim çantayı taşıdığı ilk gün yolda düşürmemiş mi elleri üşüyüp de…
Vah benim oğlum… ‘Çantan nerde?’ diye sorup da kolunun altında göremeyince çantayı, başladı ağlamaya…
‘Ağlama oğlum, ben sana daha iyisini alırım’ dedim. Daha güzel bir çanta aldım…“
Babam böyle anlatırdı; anlata anlata, bu anlattıklarına iyice inanmıştı.
Babam, içinden geçenleri, dileğini anlatıyordu.
Dileğini olmuş sanıp, inanarak anlatıyordu.
Hiç bir zaman: Baba öyle değildi diyemedim.
O, gülerek anlatırdı, ben de gülerek dinlerdim.
Çoğumuz kendi suçumuzmuş gibi yoksulluğumuzdan utanırız.
Ben de yıllarca yoksulluk ayıbımdan utandım, taa yazar olana dek… Çoğunluğun yoksul olduğu ülkede, yoksulluğun değil, varlıklılığın daha utanılası olduğunu yazarlığa başlayınca anladım.

- Aziz Nesin

 
Bütün pencerelerde bekleyen benim,
ve
o çalmayan bütün telefonlarda
aylardır konuşan da.

Kabul.
Bir kez yolda karşılaşalım
onunla da avunacağım.
Adımı sesince duymaktan vazgeçtim,
sesini duysam, susacağım.
Yel esiyor ama
değirmen dönmüyor.
Kuraklık bu,
adın ekmeğe dönüşmüyor.


-Turgut Uyar

 
Sahip olduğunuz tek şey ‘çekiç’ se, her şeyi ‘çivi’ olarak görürsünüz.

- Abraham Maslow​
 
Kalkıp dışarı çıktım. Eve yürümeye başladım. İstedikleri buydu demek: yalanlar.
Harikulade yalanlar. Buna ihtiyaçları vardı. İnsanlar ahmaktılar. Kolay olacaktı benim için.

Ekmek Arası - Charles Bukowski​
 

- bir de baktım yoksun /yekta kopan
- içimde kim var /yekta kopan
-kendime not.
 

  • Cemal Süreya – Onüç Günün Mektupları
  • Nazım Hikmet – Piraye’ye Mektuplar
  • Halil Cibran - Sevgili Ermiş (Mary'e Mektuplar)
  • Franz Kafka – Milena’ya Mektuplar
  • Fernando Pesso - Ophélia’ya Mektuplar
  • Özdemir Asaf – Sana Mektuplar
  • Stefan Zweig - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
  • Cemil Meriç - (Jurnal) Lamia Hanıma Mektuplar
-kendime not.

 
Farkettim de,
bazı insanlar bazı insanların hayatlarının artıklarıyla beslenip,
onların artıklarıyla yaşıyor. Hayat ne tuhaf.

..
 

- Peki dünyanın en büyük yalanı ne? diye sordu delikanlı, şaşkınlık içinde. - Ne mi? Hayatımızın belli bir anında, yaşamımızın denetimini elimizden kaçırırız ve bunun sonucu olarak hayatımızın denetimi yazgının eline geçer. Dünyanın en büyük yalanı budur.

Simyacı.

 

[YOUTUBE]Rezmjtm6LkQ[/YOUTUBE]

Nasıl da dupduru.

 
- Biz onlara hidayeti (doğru yolu) gösterdik fakat onlar körlüğü hidayete (doğru yola) tercih ettiler. Böylece kazanmakta oldukları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.

(41-Fussilet 17)
 
- Bazı, bazı çokca güceniyorum herkese. Haberleri dahi olmuyor üstelik. Mesela, bunca bencilliği iyimser ve haklı gösterme çabaları bana garip ve oldukça da çelişkili geliyor. Yoruyor da kalbimi.

..
 
- Şöyle dönüp bi arkama baktımda; yormuş ve yorulmuş, hatta bazı bazı büyük şeyleri zihninin yakınına bile yaklaştırmamışken, küçücük problemlerde boğulmussun yasemen. Ne tuhaf, insan o an farketmiyor aslında verdiği tepkinin aşırı veya gereksiz olduğunu. Ne gerek var hayatı düz bir çizgi şeklinde yaşamaya, aslinda hatalarla daha güzel değil miydi hayat?

..
 
Farkettim de; şu hayatta yaşadığını, kazandığını veya kaybettiğini hiç tereddüt etmeden anlatabileceğin, paylaşabileceğin biri yoksa, bazı şeylerin de önemi kalmıyor işte.

..
 
[YOUTUBE]nRIDf3icNOI[/YOUTUBE]


Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.
Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.
Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.
Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.
Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.
Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.
Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.
Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.
İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.

- Mevlana Celaleddin Rumi - Etme
 
Geri