Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
- kendini tanımayan, yetenekleri hakkında hiç bilgisi olmayan sinek şişeden çıkamaz.
Nelson Rockefeller, dönemin Amerika başkanı Eisonhower' a bir mektup yazar ve şunları söyler: - - Oltadaki balığın yeme ihtiyacı yoktur, Türkiye gibi ülkelere geniş iktisadi yardımlar yapmak ters tepebilir, Türkiye gibi oltaya yakalanmış ülkelere sadece bize bağımlı kalacakları ölçüde kısıtlı yardımlar yapmak yeterlidir.
Geceyarısı, karanlık bir bozkırda
Işıklar içinde akan bir tren kadar yalnızım
içinde onca insan, içinde dünya...
Soluk soluğa, demirden bir ırmağa mahkum
Ve bilmeyen sonsuzluk nedir,
Haklı olan kimdir bu kargaşada?
Ateş ve su, yaşam ve ölüm, irin ve şiir
Ucu bucağı olmayan bu çığlıgın
Ortasında nasıl barışılabilir?
Anlamak isterim, hangi yasa
Bir beşikle bir darağacını
Aynı ağaçtan, ne adına varedebilir?
Sorular sormak icin geldim şu dünyaya
Yasım acıların yasıdır
Boynumu üzgün bir çicek gibi kırıp da
Yollara düştügümde, başımda deniz köpüklerinden
Ya da sabah yellerinden bir taçla
Yürüdüğüme inanırdım - yanılırdım
Geceyi günle, acıyı sevinçle kardığım
Bu söylencenin bir yerinde durakladım
Ve anlatamadım, konuşamadım bir daha.
Acını ödünç ver bana, gözyaşlarını
Damarlarında uyuyan sevinci ödünç ver
Yitirdim çünkü onları da..
İlenmiyorum, el çırpmıyorum artık
Ne aklımda yaşadıklarım üstüne düşünceler
Ne de geleceğime dair bir tasa.
Gelirken çan çalmıyor yalnızlık
Bir adam, bir sokak, bir ev
Yüzle, gülüşler, susuşlar boyunca
Sözcükleri güden çobanları var kalbimin. Beynimin yaşamı saran kıskaçları, Bitsin dediğim yerde bunun için başlıyorum. Yitirdiğim her şeye dönüp de bakmam bundan, Sensin yalnızlığa uzanan yolların düğüm yeri, Ama şu anda içimde öyle çoğulsun ki. Böyle irkilmezdim dünyayı kucaklasam. Çapraz yalnızlıklar astım göğsüme, Yollarda bir savaşçı gibi yürüdüğüm doğrudur. Gözlerle, dillerle kuşatılmış bir ülke kalbimdir ona tek sınır. Susmayı bunun için severim bir çığlık gibi, Donup kalır sesim kendi göğünde. Onu ne anlayan, ne de duyan bulunur.
Biliyorum. Bana tutku verecek herhangi bir şeye ya da kimseye artık rastlamayacağımı biliyorum. Birisini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, kendini veriş, körlük ister.
Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan. Bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapamayacağımı biliyorum.
Üstad Sartre demiş ya. Şu hayatta önemli olan tek şey, bir insanın ‘Ben gerçekten yaşadım diyebilmesidir. Onun dışında hiçbir şeyin önemi yok. Gerçekten de öyle. Şu hayatta beni en, ama en mutlu eden şey, babamın varlığından sonra kimselerin göremeyeceği bir yerde yazarken hissettiğim rahatlama hissi aslında. İnsanın cümlelerini hissederek yazıyor oluşu ne kadar güzeldi.
Ahmet Erhan’ın - Gülşiir’ini dinliyorum bir kaç saattir. Hatta bugün hep onu, hep şiirlerini dinledim. Melankolik yapar derlerdi, hayır bende hiç öyle olmadı. Her kulağıma gelen satırı yorumlarken, bir bakıyorum ki şiir bitmiş. Yeniden açıyorum, sonra yeniden, sonra yine. Satırlardaki manâlar ve derinlik muhteşem. Ben ucunu bucağını bulamadım hiç. Ne ve hangi hisler bu satırları yazara yazdırdı. Merak etmemek elde değil. Bugün hiç ders çalışmadım, öyle şiir dinliyorum işte. Ne güzeldi sahi bir şiire konu olmak, bir şaire şiir olmak.
Sanatımız mantığa dönüşmüş ıstırabımızdır. Çarpık bir zihnin ödülüyüz, aptal bir karanlıkta aptal bir masanın üzerindeki kirli kil parçaları. Dünyamız şiirin ince çomakları üzerinde duran kirletilmiş bir tekerleğin üzerinde döner.
Yitirmenin ne olduğunu biliyorum. Yaşadığımız aşklar hayatımızı değiştiriyor. Yapılan hatalarda değişen hayatı bir kez daha değiştiriyor. Savruluyoruz. Hayata ne ile başlarsan başla elinde çok az şey kalıyor: Gurur ve aptallık.
Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışızdır. Hayata neyle başlarsan başla elinde çok az şey kalıyor.
Gurur ve aptallık.
Halbuki her şeyi istemiştik değil mi?