Kendince Tebessüm Et

  • Kullanıcı aRMiNa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Roman ve Hikayeler
Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
Kendince Tebessüm Et

Çaresizce etrafına bakındı...

Sadece bakmakla yetindi puslu bir İstanbul gecesine. Ne arabaların bir birleriyle yarışır gibi geçip gitmesi rahatsız ediyordu onu ne bu soğuk gecede kendi kadar soğuk ve yalnız olan bu bankta oturmayı önemsiyordu.

Uzaktan bir ışık seçti kendine çok uzaktan ve ışığa kilitledi gözlerini. Rüzgâr saçlarına dokunuyordu hissetmiyordu teni bu keskin soğuğu.

Kalkanları savunmaya hazırdı. Gözyaşı akmıyor, kalbi acımıyor, teni soğuk işlemiyor, hafızası geçmişi yoklamıyor yarını düşünmüyordu. Sorup sorgulamak istemiyordu. Bu karmaşanın içinde olmak boğazına kadar batmak istemiyordu batacak olsa bile bunu da önemsemeyecekti.

Denizin ne kadar sessiz olduğu dikkatini çekti. Deniz ne kadar sessizdi bu gece. Ya kendisi ne kadar sessizdi...

Bir sağa bir sola yürürken kendi kendine bir şeyler sayıklayan üzerindeki kıyafetlere bakılırsa sokaklarda yattığı belli olan adam çekti dikkatini.
"Bir o mu yalnızdı şu koca İstanbul’da? Bir ona mı işlemiyordu bu soğuk?" diye geçirdi aklından.
Hayır, hayır elbette saçmalıyordu tüm yalnızlar bugün inzivaya çekilmişti sanırım.

Gözleri tekrar uzaktaki minicik ışığa dikti. Tek gözünü kısarak baktıkça baktı o ışığa. Muhtemelen bir evin ışığı diye geçirdi içinden belki de bir evin ışığının olmasını istediği içinde bu. Işık ne kadar küçük geliyordu gözüne. O da bu İstanbul da şu gözünü diktiği ışık kadar küçücüktü.

İstanbul şu taşı toprağı altın şehir İstanbul ne kadar büyükse kendisi o kadar küçük ve çelimsiz kalıyordu. Usulcaca kalktı yerinden yavaş yavaş yürürken elerini uzun paltosunun içine yerleştirdi ve derin bir nefes çekti ciğerlerine o bildik tanıdık koku ciğerlerine doğru yol alırken bir nefes daha yolladı ciğerlerine ve türlü duyguların eşliğinde geri boşaltı ciğerlerindeki soluğu.

Artık savunmasızdı. Olduğu yerde kaldı ve başını göğe kaldırdı grili beyazlı bulutlar yağmur yağacağının habercisiydi...

Puslu İstanbul gecesi uzak bir yerlerden fısıldıyordu kulağına "Yalnızsın… Yalnızsın… Yalnızsın…"diye.

Tebessüm etti ve yalnızlığını bir yar gibi yanına alarak hızlı adımlarla yürümeye devam etti...
 
Geri