Kendimi Esir Aldım(!)

Konu sahibi son olarak 2873 gün önce görüldü
Unuttum yine esir olduğum yeri,
Duygularım kabardı, neye duygulandığımı unuttum.
Sahiden ben unutuyorum hep.
Neden bu kadar unutkanım.
Mendile sarılı harçlıklar veren dedemin ölümünü de unutmuşum.
Maviş diye çok sevdiğim bir kuş vardı...
sahi ne oldu beni prens isimli alacalı kedime.

Aaah nedir bu anlayamadım gitti.
Anlamaya çalıştığım neydi benim sahi..
Tabiatımda vardı benim unutmak,
Beni yaratan böyle yaratmış demekki anlıyorum şimdi.
Düşünüyorumda...
Ya hiç unutmasaydım acılarımı yada en mutlu anlarımı
Çok utanıp saklandığım hatalarımı.
Deli gibi birşey olurdum herhalde
Beynim kaldırmazdı bunca yoğunluğu.

Unuttum yine ben ne yapıyordum.
Neyse Ben bende esir kaldım
unutmaya devam edeceğim her insan gibi
Ve unutacağım kızımın ilk doğduğu günü
Gözlerime ilk bakışını
Annemin veda edişini, ellerine son kez yüzüme sürüşümü...

Biliyorum aslında herşeyi böyle olması gerekti
Biliyorum Allah böyle istemişti. Unutmayı bilmelisin.
Çünkü hayat bizi esir eden kendimize iyi ve kötülerimize
Diyor ya hani hepimizi en sevenimiz.
Allah kimsenin kaldıramayacağı yükü yüklemez üstüne.
Evet Yaradanım biliyor benim acizliğimi
Ve unutturuyor herşeyi....
Yine unuttum neydi konu :)
Bende kendimi esir aldım(!)
Yüreğimde yine bir sancı var.

:lls::lls::lls::lls::lls:
 
Yine geç kalktım,
Yine geç kaldım,
Ve yine geç yaptım kahvaltımı...
Güneşin haşlaklığı sağ olsun
Yine hatırlattı hüsranımı.

Havalar güzel gezmek lazım.
Kızımla beraber...
Mat kokulu toprakların üstünde
Üstüme bulaşan cennet yeşili çimlere
Uzanmak lazım, kikirdeşerek
Uzun koşturmaca ve boğuşmanın sonunda.
Anneciğimizin zerafetle hazırladığı,
Özenle dizdiği dolmaları yemek lazım
Hareretimizi alan sıcacık çaydan önce.

Ve kulağına eğilip, "Hadi çoraplarını çıkar"
Diyerek, tüm elektriğimizi toprağa salmak lazım.
Çamurlu ayaklarla serginin üstüne basıp
Annemizi peşimize takıp onuda koşturmak lazım.
Günün yorgunluğunu birbirimize sarılıp,
eve dönerek atmadan önce.

Yine hüsran...
Unuttum yine varlıklı olmadığımı.
Unuttum yine çalışmam gerektiğini
Vasat bir gelire bile sahip değilim.
Sahi,
Ben kağıt mı topluyordum,
Çaycılık mı yapıyordum.
Şoför müydüm yoksa.
Ayakkabı mı boyuyordum.
Hurdacı mıydım yoksa kızımın,
hoşgeldin babacım diye sarılamamasına sebep olan.
Neyse yine unuttum ben ne yapıyordum....

:lls::lls::lls::lls:
 
Hazırım...
Bekliyorum...
Yükleniyor düşüncelerim...
Bir cevap bekliyorum
ve
Sonrasında dökülecek hakedilenler...

:lls:
 
Kaleminize,bilincinize sağlık.
Devingen hayatın dinamiklerinde gereksiz tozları da silkelemek unutmak.
Unutmak belleğe verilmiş bir hazine bazen.Değen ve değmeyen arasındaki tahlilin ederi .
Kısacası unuttuklarımdan umutlu değildim.
 
Kaleminize,bilincinize sağlık.
Devingen hayatın dinamiklerinde gereksiz tozları da silkelemek unutmak.
Unutmak belleğe verilmiş bir hazine bazen.Değen ve değmeyen arasındaki tahlilin ederi .
Kısacası unuttuklarımdan umutlu değildim.

Bilmukabele..

Dejenere olmuş ruhlara rağmen üflemeye çalışıyorum azimle, pozitif dürtülerimi örtmeye çalışan örümcek ağlarına. Aldırmamaya gayret ediyorum savaşıyorum zehrini salan eklem bacaklılara karşı.

Unutmak işime geliyor yoksa onlardan farkım kalmayacak.

sahi kimdi onlar unuttum ... :lls:
 
Ben counter oynarkende rehinelerin kafasına sıkıyorum ki, rakip rehineyi kurtaramasın diye bu benim olumlu bakış açım.

Dizlerinin üstüne çöktüğün zaman şakağındaki "hadi gidiyoruz"un verdiği soğuk damlaları hissedince böyle düşünmeyi bırakıp

"Allah'ım, ne olur affet. Hiç beklemiyordum görevlinden böyle bir counter attack, tövbe etmeye fırsatımda mı yok!"

Diyeceğin zaman gelmeden. Bırak gitsin rehineler. Ve onlarda huzur bulsun 0101010lerin içinde siz birbirine yaylım yaparken.

Sahi hangi oyunu oynamıştım ben en son unuttum.... :lls:
 
Küfür edecektim, edeceğim küfürü unuttum hadi yine iyisin lan leyla.
 
Ve insan konuştu...
Önce kendi adını haykırdı,
Ardında saçarak tüm cerahatini
Cesaretsiz yalpaladı yollarda
Sadece kimliğini söylecekti aslında
ve yine unuttu kim olduğunu
Kendisini anlatacaktı falında.

Sahi kaç kuruştu bir laf unuttum... :lls:
 
Bir iki laf söylemekti niyetim,
Suların aktığı minik taş döşeli yollarda
gidiş gelişlerin eskittiği kaldırım taşında
oturduğun zaman yanına geldiğimde.
Kırmadan önce,
Çarpıntılarını hissettiğim kalbimi.

Sözlerin kifayeti yok sanırdım
Sadece muteber duruşlarla
Dikilip kumdan kalelerin
arkasında bakarken, usulca ve dimdik.
Sakin olurdu o zaman gökyüzü
yüzünde gülücükler açtığında.
Kurumuş yaprakları tepiklerken.

Ellerimin büyüdüğünü farkettim
Bir kaç çatlak vardı
Biraz da aşınmış köşeler
Sahi Saçlarımda beyazlamış,
Dumanı savurmaya başlamışım
kumdan kaleler yerini betona bırakıp
elimi bir kaç minik parmak tuttuğunda.
Usulca ve dimdik bakışlarımın devamında

Karanlık çökmüş yine bak
gözlerimin kenarları kat kat
Hadi kızım uyut evladını kokusunu tat
Ne kadar hızlı görmüyor musun
Zaman denilen bu huysuz tokat

Sahi Kaldırım taşlarını sökecektim yine unuttum.... :lls:
 
Geri