Kendime İyi Bakamadım, Gelsene..!

Konu sahibi son olarak 2619 gün önce görüldü
tumblr_mp011bhfRt1rbad26o1_500.jpg


Soğuktu hava. Sarılmak istedi kadın sadece. Kim olursa olsun ne olursa olsun, bir önemi yoktu onun için. Sadece sarılmak istiyordu. Çünkü buna ihtiyacı vardı hemde çok fazla. Anlattığından daha çok seviyordu birilerini, çok daha özlüyordu. Havanın soğuk olması umurunda değildi aslında onun, canını acıtan, üşüten şey onun yokluğuydu. O olmayınca bir parçası eksik kalıyordu, o parça üşütüyor, yakıyordu kimi zamansa paramparça ediyordu kadını. Acaba adam ne hissediyordu, o da üşüyor muydu, düşünüyor muydu kadını, içi acıyor muydu? Bilemiyordu kadın, bilememek daha çok parçalıyordu onu. Daha çok üzüyordu. Yürümeye devam etti. Kendine sarıldı, içine ağlıyordu, kırmızı burnuna aldırış etmeden yürümeye devam etti. Kendine sımsıkı sarıldı.​
 
tumblr_mpvjhkolel1rbad26o1_500.jpg


Kadın adamın ellerinden sıkıca tuttu. Aslında sanırım hiç bırakmamıştı ki, elleri sımsıcaktı. Gözlerini araladığında onun uyuyan, masum yüzünü gördü. Kadının içi acıdı biraz, gözlerini göremiyordu adamın. Sonrasında düşündü, bu dünyada ondan daha güzel uyuyan bir varlık var mıydı, varsa da eğer kadın onu bilmiyordu. Bilmek de istemiyordu. Biraz daha yaklaştı adama, nefesini dinlemeye başladı.. Adamın nefes alışverişi biraz hızlıydı, kadın bunu kendince yorumladı, ”yanında olduğum için nefes alışverişi bu kadar hızlı” dedi, belki de haklıydı, belki de adam uykusunda bile kadının varlığını hissedince heyecanlanıyordu. Kadın uyandırıp uyandırmamak arasında kısa bir geçiş yaşadı.. Kıyamıyordu ki adama, adamın tenine dokunmaya.. Kadın adama biraz daha yaklaştı, gözlerini kapattı. Hayaller kurdu bir dakikalık. Gözlerini açtığında adam onu izliyordu. Kadın utanarak gülümsedi, saçlarıyla oynadı. Adam düşündü, dünyadaki en güzel varlık yanında utanan bu kadındı, belki daha güzeli de vardı ama o bilmiyordu, bilmek de istemiyordu. Sımsıkı sarılıp gülümsediler. Kadının ağzından dökülen birkaç sözcük adama evreni hediye etti; ”Bu dünyanın cenneti senin yanın.”’​
 
Söylediğin kadar kolay mı sanıyorsun? Güçlü olmak, ayakta kalabilmek...
Yıkılmayı kim ister ki?
Herkes aynı yapıda değil. Hafif bir yel sürükler bazısını;
bir diğeri, en amansız fırtınalara bile karşı koyabilir.​
 
Her sabah sensizliğe uyanmanın verdiği ağırlık yetmiyormuş gibi, rüyamda seni görerek uyanıyordum geceleri.
“Akşamları yalnızlaşırsın.” inancı vardır. Koca bir yalan! Gece, senin doldurduğun hayallerin yanımda. Beni uyutmuyorlar. Uyusam bile rüyalarımda varsın. Oysa sabahları, öyle bir boşlukla uyanıyorum ki.. Ahh bir bilsen.. Sensizlik boşluğu.
Gelsen de gelmesen de, her dakika, her saniye aklımdasın. Pek gitmiyorsun benden. Benim iyiliğimi düşünüp gitmemiş miydin? Bak, hala hiç durmadan seni düşünüyorum. Ee o zaman gitmelerinin ne anlamı kaldı ki? Seni bekliyorum hala. Her sabah.
Gelseydin, herkesleri kıskandıracak kadar severdik birbirimizi. Gittin, şimdi ben kokunu kıskanıyorum. Bembeyaz, iliklerime kadar işleyen boynunu başkalarının keşfetmesinden korkuyorum.
Gel yine, yalnızca konuşuruz. Eskisi gibi.
Eskisi gibi.​
 
Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …?
Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
Sanki benim hiç senim olmamış gibi…​
 
tumblr_lp947uOzCL1qlv88uo1_500.gif


Bazen birinin yokluğuna o kadar alışırsınız ki,başka birinin gelip o boşluğu doldurmasından korkarsınız..​
 
Anılarınızı asla söküp atamazsınız.
Artık onlar bir parçanızdır.
Tıpkı bir zamanlar O’nunda olduğu gibi..​
 
Hani insan bazen ne ileri ne geri, tek bir adım atamaz ya.
Birini yanında tutmayı bilemez ama onun yokluğunu da istemez .
Kaybetmeyi göze alamaz;ama kazanmak için de mücadele etmez.
Bağlanmaya cesaret edemez ama azat da etmez o’nu..
Ne sevilmekten vazgeçer, ne sevmeyi bilir.
Hani çok sonra zaman geçer savrulurlar ya,
o zaman dökülür dudaklardan itiraf edercesine:
Ne göze alabildim ne de gözümü alabildim.
 
1390572_740173339343165_542005286_n.jpg


Bırak gitsin… Onlarsız da yapabilirsin.
Bir kahve koyarsın güneşin batmasına yakın kendine,
ya da güzel bir çay demlersin.
Okumayı bıraktığın bir kitap tutuşturursun eline.
Bir dize dolandırırsın diline. Belki bir şiir ezberlersin.
Bırak giden şiir olsun gitsin; sen yalnız da güzelsin…​
 
Nerdeyse ışığa inanmaz olacaktık
öyle hızla büyüyordu içimizdeki karanlık.

1383664_625236234194132_248669099_n.jpg
 
Oysa küçüklüğümden beri alışkındım ben ateşimin çıkmasına.
Annemin elini alnıma koyup,
Babama 'ateşi var hala' diye baş ucumda fısıldamasına.
Şimdiler de annem yine baş ucumda.
'Acısı var hala' diyor, eli sol yanımda...

Elçin Gelir​
 
Ben,
Kendi tenime bile en son sen dokundun diye dokunamazken,
Sen,
Kaç 'Aşk rh pozitif' tene bağışlıyordun her gece tenini kendinden geçerken?

Elçin Gelir​
 
Doktor bey,
Daha önce hiç böyle hissetmemiştim...
Çok fazlaydı, aşırı dozdaydı bugün...
Hiç böyle olmamıştı, inanın bu kadar olmamıştı...
Gerçeği söyleyin lütfen!
Bu aşkı 'yaşama şansım yüzde kaç'?

Elçin Gelir​
 
Geri