Kendime itiraf etmem gereken şeyler var ama hatırlamıyorum.

  • Kullanıcı Jose
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Konu sahibi son olarak 10 gün önce görüldü
tumblr_np9xayNTwo1uwhfffo1_1280.jpg


Müziğin sesini duymayanlar dans edenleri deli sanıyor.​
 
tumblr_nd42m44TyN1s2a4klo1_500.jpg


“eski sözcüklerin yüklü çağrışımlarını

yanınıza alın

sabahı karşılayın her günkü sabahı

gülümseyin yüzünüzün sığmadığı

kuşlu aynalara

mayın diye gömün yüreklerinizi

ölülerinizi verdiğiniz toprağa

vedalaşın denklerini toplanmış geçmişinizle!

unutmayın göçmen tarihlerden,

yerleşik zulümlerden geçilerek

varıldı yüzyılın eşiğine



geçer devran, takvimler el değiştirir.

gün gelir zulüm de göçer

uzağı gören çocuklar bilir

gelecek uzun sürer..''
 
tumblr_ncnqq01ffK1tbv8tno1_400.jpg


AğIamak, ruhun kanama şekIidir.
Sargısı yok, çaresi yok, sebebi var.​
 
Akıllı ol öyle. Rengin çok yakışmış. Tam eğlencelik hiç efkarlık değilll :D
 
Renginin hakkını ver diyorsun yani :D
Siz isteyin :T:
 
Başlık muhteşem, imgelemeyi çok sevdim.
 
tumblr_npydklz2wv1s5mulvo1_500.jpg


“Kalabalığı sevmek, kalabalıkta erimek değil çocuğum, kalabalığı aydınlatmak.
Işık olmak için yanmak lâzım.
Yıldızlaşmak kolay değil…”

Cemil Meriç
 
[YOUTUBE]i86PvY90EGw[/YOUTUBE]

Uzak yolların sürgünüyüz
Yaralıyız, yaramız derin
Aç, susuz bu çöllerde
Yaşlı, kadın ve çocuğuz

nenni, nenni yavrum neni
 
tumblr_npb4qi57e01uu10oto1_500.jpg


Sunuda bir iyi belle:
Benim icin cok mühim olan
Sana asik olmak veya
Olmadigimi bagirip bagirip yirtinmak degildir.
Aslolan, seni üzmemek kaybetmemektir
Anladinmi canim..

Ahmed Arif
 
Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı bir çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla suskun, Nine'nin ise ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını… Ve Hakimin tokmak sesiyle sustu uğultu ve tok sesiyle, sözü yaşlı kadına verdi, hakim…
“Anlat bakalım teyze neden boşanmak istiyorsun…?” dedi.

Yaşlı kadın derin bir nefes aldıktan sonra, baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı…
“Bu herif yetti gari hakim bey evladım, 50 yıldır bezdirdi hayattan…” dedi. Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda… Sessizlik bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu, kimbilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından…

Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, bakalım kadın neler diyecekti.. Şimdi herkes susmuş, onu dinliyordu.. Yaşlı kadının gözleri doldu… Ve anlatmasına devam etti devam etti…

“Bizim bir sedef çiçeğimiz vardı, çok sevdiğim… Ama o bilmez… 50 yıl önceydi.. O çiçeği, bana verdiği çiçeklerin arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm.. Yavrumuz olmadı, ben de onları yavrum bildim… Onlara yavrum gibi bakmaya başladım. Ama bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. Ben de o zaman adak adadım… Her gece güneş açmadan önce bir tas suyla suluycam onu diye… İyi gelirmiş dedilerdi… 50 yıl oldu, fakat bu herif bir gece olsun kalkıp bir kere de bu çiçeği ben sulayayım demedi… Taki geçen geceye kadar… O gece takatim kesilmiş.. Uyuyakalmışım… Ben böyle bir adamla 50 yıl geçirdim hakim bey evladım… Hayatımı, umudumu, her şeyimi verdim… Ondan hiçbir şey göremedim.. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim…. Onsuz daha iyiyim, yemin ederim.”

Hakim, yaşlı adama dönerek ;
“Diyeceğin bir şey var mı baba” dedi.
Yaşlı adam bastonla zar zor yürüyerek geldi kürsüye ve o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren bir yüz ifadesiyle hakime yöneldi.

"Ben askerliğimi, reisicumhur köşkünde bahçevan olarak yaptım hakim bey, o bahçenin görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim… Fadime’mi de orada tanıdım… Sedefleri de… Ona en güzel çiçeklerden büketler yapıp verdim… Şimdi o çiçeklerle doludur bahçesi… Kokusuna taptığım perişan eder yüreğimi… İlk evlendiğimiz günlerin birinde boyun ağrısından onu hekime götürdüydüm… O zaman
hekim bana dediydi ki: “Eğer çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertleşir, daha çok kötüleşir… Her gece uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin” dedi… Ama hekimi pek dinlemedi, bizim hatun… Lafım da geçmedi… Ve o günlerde tesadüfen bu çiçek
kurudu… Ben de ona: “gece sularsan geçer” dedim.. Adak dilettim… Her gece onu uyandırdım. Ve onu seyrettim… O sevdiğim kadının yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim… Sanki her gece o çiçek ben oldum… Ona bu yüzden tapabilirdim…“ dedi adam o yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle…
"Her gece O yattıktan sonra uyandım… Ve saksıdaki suyu boşalttım… Çünkü Sedef çiçeği gece sulanmayı sevmez, hakim bey.. Geçen gece de… Yaşlılık işte… Ben de uyanamadım… Ve uyandıramadım kadınımı… Çiçek susuz kalırdı amma , kadınımın boynu yine azabilirdi… Suçlandım… Ama sesimi çıkartamadım…” dedi büyük bir üzüntüyle.
O an mahkeme salonunda her şey sustu…

Üşenmeyin okuyun..
 
tumblr_nq05s01bxo1s8c98mo1_500.jpg


Sana bir türkü söyleyeyim
güzel olmasın gerçek olsun..​
 
Diğerlerine göre yaşarsan;
kaç kuruşun olduğu önemlidir.
Değerlerine göre yaşarsan;
nasıl bir duruşun olduğu önemlidir….​
 
Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı bir çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla suskun, Nine'nin ise ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını… Ve Hakimin tokmak sesiyle sustu uğultu ve tok sesiyle, sözü yaşlı kadına verdi, hakim…
“Anlat bakalım teyze neden boşanmak istiyorsun…?” dedi.

Yaşlı kadın derin bir nefes aldıktan sonra, baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı…
“Bu herif yetti gari hakim bey evladım, 50 yıldır bezdirdi hayattan…” dedi. Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda… Sessizlik bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu, kimbilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından…

Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, bakalım kadın neler diyecekti.. Şimdi herkes susmuş, onu dinliyordu.. Yaşlı kadının gözleri doldu… Ve anlatmasına devam etti devam etti…

“Bizim bir sedef çiçeğimiz vardı, çok sevdiğim… Ama o bilmez… 50 yıl önceydi.. O çiçeği, bana verdiği çiçeklerin arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm.. Yavrumuz olmadı, ben de onları yavrum bildim… Onlara yavrum gibi bakmaya başladım. Ama bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. Ben de o zaman adak adadım… Her gece güneş açmadan önce bir tas suyla suluycam onu diye… İyi gelirmiş dedilerdi… 50 yıl oldu, fakat bu herif bir gece olsun kalkıp bir kere de bu çiçeği ben sulayayım demedi… Taki geçen geceye kadar… O gece takatim kesilmiş.. Uyuyakalmışım… Ben böyle bir adamla 50 yıl geçirdim hakim bey evladım… Hayatımı, umudumu, her şeyimi verdim… Ondan hiçbir şey göremedim.. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim…. Onsuz daha iyiyim, yemin ederim.”

Hakim, yaşlı adama dönerek ;
“Diyeceğin bir şey var mı baba” dedi.
Yaşlı adam bastonla zar zor yürüyerek geldi kürsüye ve o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren bir yüz ifadesiyle hakime yöneldi.

"Ben askerliğimi, reisicumhur köşkünde bahçevan olarak yaptım hakim bey, o bahçenin görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim… Fadime’mi de orada tanıdım… Sedefleri de… Ona en güzel çiçeklerden büketler yapıp verdim… Şimdi o çiçeklerle doludur bahçesi… Kokusuna taptığım perişan eder yüreğimi… İlk evlendiğimiz günlerin birinde boyun ağrısından onu hekime götürdüydüm… O zaman
hekim bana dediydi ki: “Eğer çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertleşir, daha çok kötüleşir… Her gece uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin” dedi… Ama hekimi pek dinlemedi, bizim hatun… Lafım da geçmedi… Ve o günlerde tesadüfen bu çiçek
kurudu… Ben de ona: “gece sularsan geçer” dedim.. Adak dilettim… Her gece onu uyandırdım. Ve onu seyrettim… O sevdiğim kadının yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim… Sanki her gece o çiçek ben oldum… Ona bu yüzden tapabilirdim…“ dedi adam o yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle…
"Her gece O yattıktan sonra uyandım… Ve saksıdaki suyu boşalttım… Çünkü Sedef çiçeği gece sulanmayı sevmez, hakim bey.. Geçen gece de… Yaşlılık işte… Ben de uyanamadım… Ve uyandıramadım kadınımı… Çiçek susuz kalırdı amma , kadınımın boynu yine azabilirdi… Suçlandım… Ama sesimi çıkartamadım…” dedi büyük bir üzüntüyle.
O an mahkeme salonunda her şey sustu…

Üşenmeyin okuyun..

Çok Güzel bir Hikaye Paylaştığın için teşekkürler (;
 
CHokXMKWoAA0Zl1.jpg


Yeminle gönlüm açıldı :)
Nasıl bir güzellik​
 
tumblr_nq15h6mYWV1uu10oto1_500.jpg


Seni Mardin telkarisi gibi yüzüne işlenmiş
gülüşünden öperim sevgili.​
 
Geri