Kendi hâlinde..

Konu sahibi son olarak 707 gün önce görüldü
Hayatta ne kadar büyük hatalar yaparsanız yapın,kendinize geri kalan hayatınız için, yaşamak istediğiniz şeyler adına şans verin. Bunu kendine hep layık gör ve kararlı olmak için şu gelsin aklınıza " milyarlarca insan arasından annen , baban karşılaşmış ve sen doğmuşsun." Zaten şanslısın. Birilerinden bir şeyler beklemene gerek yok.
Mutlu ayrılmak için dünyadan, geleceğinin dizaynına bugünden başlayarak keyifle özen göster.Hiç bir zaman geç değildir.
Doğal davranın. Bu doğallığınız karşısında şımaran ya da halinizi beğenmeyeni hayat sahanızdan çıkartın gitsin.
Çok uğraştığında olmuyorsa,bırak.
Olması gereken oysa sen uğraşmadan da gelir,bulur seni.
Bazı insanlara yaptığın iyiliklerden dolayı pişmansın değil mi?
Değerini bilmedikleri için kızgınsın.
Ama pişman olup da kendini yorma ,yıpratma.
Çünkü gün gelir yaptığın iyilikler, muhakkak bir gün mucize olarak geri döner.
Hayatında çok değil az insan olsun.
Ama hepsi "gerçek" olsun.
Gerçek olduklarında kimsenin yalanlarıyla uğraşmazsın,
hemde çok insanın getirdiği huzursuzluğu yaşamazsın.
Sizsiz hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam eden birisi için,uykusuz kalmaya değmez.
Bunu unutmayın.
Çok sevdiğini söyleyip,aslında hiç sevmeyen de var.
Hiç sevmiyormuş gibi durup,aslında her şeyden çok sevende...
Öyle biri olsun ki;
Ağzından çıkan sözle,kalbinde hissettiği ve sana hissettirdiği bir olsun.
Senin hayatında ki varlığından vazgeçenin,yokluğuna üzülme!
Sevdiğin gibi vazgeç,vazgeçtiğin gibi unutabil.
Unuttuğun gibi kaldığın yerden devam et.
Hayat beklemek için kısa ...
Yanında olmayı beceremeyenin , aklında olmasına gerek yok.
Yaşanması gerektiği için yaşanır,daha fazlası yaşanması doğru olmadığı için biter bazı şeyler.
Hayatında olması gerekenler yanındadır,olmaması gerekenler uzagında!
Artık düşünme.
Hiçbir zaman;
Geçmişte yaşadığın şeylerin bugününü ve seni üzen insanların yarınını değiştirmesine izin verme!
 
Samimiyet kokan herşeyi severim...
Marka pazar farketmez.
Parasına bakmam, içinde mutluysam giyerim..
İçten verilen yavan emekle de doyar kalkarım huzurla.
Soğuk bir tavırla verilen bala dokunmam bile, açlıktan ölsem de.
Samimiyet varsa hayattan keyif alırım.
Samimiyetin olmadığı yerde önce keyfim kaçar, sonra da kendim kaçarım.
Kişilerin kaliteli yaşamlarına değil, kişiliğin kalitesine hayranım.
Samimiyet tüm eylemlerinizi onurlu ve güzel kılar.
 
Herşeyden çok sıkıldığım evreye geldim.
Tahammül seviyem yok artık.
Kimseye gereğinden fazla katlanamıyorum.
Kimsenin peşinden koşacak gücüm yok.
Belki de bırakmayı öğrendim.
Olacak herşey kabulüm, olmayana da üzülecek zamanları çoktan geçtim.
 
Ne diyorduk?

Kendini yıpratmanın bir anlamı yok.

Vazgeçmek gerekiyorsa bazen bazı şeylerden vazgeçmeyi bilmemiz gerekiyor.

Savaşmak illaki kazanmayı gerektirmez.

Belkide hayırlı olan savaştığımız her neyse kazanmamaktır.

Herşey yolunda gitmek zorunda değil.

Her istediğimiz illaki olacak diye bir şey de yok.

Mükemmel bir insan değiliz.

Kimse mükemmel olamaz.

Doğa üstü güçlerimizde yok.

En büyük gücü kendimizden alıyoruz.

Hiç düşündünüz mü?

Geçsin bu acı bu dert dediklerinizi.

Hangi biri kaldı.

İlla ki geçiyor.

İlla ki bitiyor.

Su akıyor yolunu buluyor.

Yeter ki savaşmamız gerekenle vazgeçmemiz gerekeni iyi seçelim.
 
Kaç defa düştüm, kaç defa kandırıldım ve kaç defa yenildim bilmiyorum.
Annem derdi ki “Büyüdükçe daha çok yara alacaksın ve o yaralar senin her geçen gün daha da büyümene sebep olacak.”
Sanırsam büyüdüm.
Büyüdükçe yaralarımın top oynarken ya da bisiklet sürerken yokuş aşağıya kendimi bıraktığımda oluşan yaraların acısıyla hiç bir alakasının olmadığını anladım.
Meğer büyümek yüreğine aldığın yaralarla başlıyormuş.
Kaç defa yaralandım, kaç defa “Bu son artık” dedim haddi hesabı yok.
Kim bilir kaç defa daha diyeceğim onu da bilmiyorum.
Çünkü insan ömrü boyunca bir şekilde bambaşka şeylerle hep büyümeye devam ediyor.
Her tamamlanış, başka bir şeyin başlangıcı oluyor.
Çünkü insanım.
İnanmayı seviyorum.
Çünkü inanç benim var oluşum.
İnancımı yitirirsem boşluğa düşeceğimin farkındayım.
Muhakkak inanmam lazım.
Ve tabi ki de inandırmam.
“Hiç mi ders almıyorsun?” diyenlere sesleniyorum.
Peki siz kaç defa ders aldınız?
İnanmanın dersi olur mu?
Kaybettiğim bir çok inancım var ama hiç birine üzülmüyorum.
Beni ben yapan onlar.
Aldığım yaralar, çıkarttığım dersler ve ne olursa olsun, kimseyi kimsenin yerine koymadan tekrardan birine inanmak ve güvenmek.
Ve ben hep inanmalıyım.
Sizin anlayacağınız ömrüm boyunca hep biraz daha büyümeye devam edeceğim.
 
Üzmüyorum artık kendimi.

O bunu, bu şunu yaptı diye .

Herkes kendi yoğurduğu hamurun ekmeğini yermiş.

Geç oldu ama öğrendim.

Birileri bir şeyleri yaparken beni düşünmüyorsa, kırılacağımı ve üzüleceğimi bile bile yapıyorsa siktir ediyorum en alasından hayatımdan.

Kimsenin benim iç huzurumu bozmasına zemin hazırlanıyorum.

Şimdi şu oturduğum yerden bakıyorum da önceleri (değişir )umuduyla kaybetmemek için beni defalarca kırmalarına, üzmelerine, yok saymalarına müsade eden de benmişim.

Oysa önemseyen insan bile isteye yapmazmış.

Farkında olmadan yapan insan ise hatasını telafi ettikten sonra aynı hata da ısrar etmezmiş.

Hataların tekrarı, tekrarı doğurur ve bir müddet sonra bu tekrarlar alışkanlığa dönüşür.

Alışkanlıklar ise insanı zamanla değersiz kılar.

Ve ben artık beni düşünmeyen herkesi hayatımdan siktir edip iç huzurumla yaşıyorum.

Kendimi birilerinde değerli kılıcam diye çaba sarf etmiyorum çünkü kendime olan değerin ne kadar önemli olduğunu öğrendim.

Değerin hak edene verilmesi gerektiğini.

Kimsenin değerlerimi katletmesine müsade etmiyorum.

Biraz fazlaca canım yandı bu yolda ama öğrendim.

Şimdi olmuyor mu?

Dönüyorum arkama, sesimi bile çıkartmadan veriyorum cevabımı.

Çok konuşup kendini ifade etmek, anlaşılmak diye de bir şey yokmuş.

Anlaşılmak, anlamak isteyenin algıladığı kadarmış.

Ağzımı yormuyorum artık.

Anlamak istemeyen de işine geldiği gibi davranıyor.

Kim ne anlamış kim ne anlamamış inanın umrumda değil.

Şimdilerde umrumda olmadıkça umrunda olduklarımı biriktiriyorum.

Kaşlarımı kaldırıp “İnsan olsaydınız keşke benliğime.” diyorum.

Ah şu kaybedince emeklemeyip koşanlar.

Koşunca suratına kapılar kapananlar.

Üzmüyorum artık kendimi.

Susuyorum ve siktiri çekiyorum.
 
Bazı insanlarla yüzleşmek çok zordur.
Ne kadar haklı olursan ol, sen yinede bir şekilde haksız duruma düşersin.
Onların öyle yüzleri vardır ki!
Utanması gereken onlarken sen onların yerine utanırsın ve bu onların umurunda olmaz.
Hiç kızarmaz yüzleri.
O kadar pişmişlerdir ki!
Bu durumu sen hayretler içerisinde izlerken, seni kendini kanıtlama çabası içerisine bile sokmayıp, susturarak bastırmayı başarırlar.
Sana sadece kendi içinde yarattığın bahanelere inanmak kalır. Sonra mı?
Sonra o insanlarla yüzleşmeyi de, o insanları da bir kenarda bırakırsın çünkü sana faydasından çok içsel zararı olanların,eksikliğinin daha çok yararı olduğunun farkına varırsın.
Bu aralar böyleyim.
Eksikliğini faydalı bulduklarımın, varlığını bir kenara koyarak yürüyorum, yüzleşmek yerine.
 
Kim ne derse desin, aynanın karşısına geç ve gülümse.
Sivilcene, kilona ve en önemlisi kendine küsme..
Çık, dolaş, sev, ağla.
Her türlü duyguyu tat.
Açık sözlü ol ama asla kırma.
Sev ama abartma.
En çok kendine değer ver, başkalarını değil kendini sahiplen.
Kendini odana kapatma, kilitleme çünkü hayat dışarıda.
Annenden veya babandan nefret etme, bil ki sana en çok onlar değer veriyor.
Onlara kızmak yerine onları mutlu etmeye çalış.
Unutma ki onlar da bir gün gidecek.
Sevdiğin insanlara sevdiğini hissettir, onlara onları ne kadar sevdiğini söyle.
Yarın belki çok geç olabilir.
Geçmişe takılıp kalma.
Hep geleceğe bak.
Hayaller kur.
Hayallerinden kimse için asla vazgeçme.
Kimseyi küçümseme ve gözünde kimseyi büyütme.
Yeni insanlarla tanış mesela, onların hikayelerini dinle.
Kendine güven, kimse senden üstün değil.
Evet, belki berbat bir hayatın var veya kendini çok yalnız hissediyorsun seni kimse anlamıyor olabilir ama unutma ki senin gibi milyonlarca insan var dışarıda.
Seni değersiz hissettiren insanlara gül geç.
Seni tanımıyorlar, sen kusurlarınla mükemmelsin.
Senden bir tane daha yok bu dünyada.
Şimdi kaldır o başını ve gülümse.
Gülümsemek herkese yakışır çünkü, en çok da sana..!
 
Kim ne derse desin, aynanın karşısına geç ve gülümse.

Sivilcene, kilona ve en önemlisi kendine küsme..

Çık, dolaş, sev, ağla.

Her türlü duyguyu tat.

Açık sözlü ol ama asla kırma.

Sev ama abartma.

En çok kendine değer ver, başkalarını değil kendini sahiplen.

Kendini odana kapatma, kilitleme çünkü hayat dışarıda.

Annenden veya babandan nefret etme, bil ki sana en çok onlar değer veriyor.

Onlara kızmak yerine onları mutlu etmeye çalış.

Unutma ki onlar da bir gün gidecek.

Sevdiğin insanlara sevdiğini hissettir, onlara onları ne kadar sevdiğini söyle.

Yarın belki çok geç olabilir.

Geçmişe takılıp kalma.

Hep geleceğe bak.

Hayaller kur.

Hayallerinden kimse için asla vazgeçme.

Kimseyi küçümseme ve gözünde kimseyi büyütme.

Yeni insanlarla tanış mesela, onların hikayelerini dinle.

Kendine güven, kimse senden üstün değil.

Evet, belki berbat bir hayatın var veya kendini çok yalnız hissediyorsun seni kimse anlamıyor olabilir ama unutma ki senin gibi milyonlarca insan var dışarıda.

Seni değersiz hissettiren insanlara gül geç.

Seni tanımıyorlar, sen kusurlarınla mükemmelsin.

Senden bir tane daha yok bu dünyada.

Şimdi kaldır o başını ve gülümse.

Gülümsemek herkese yakışır çünkü, en çok da sana..!

 
Eskiden insanları affetmek için çok hevesliydim, artık kırıldığımı bile belli etmeden uzaklaşıyorum.
Çünkü sen söyledikten sonra fark edilen hatalar mutlaka tekrar ediliyor.
Özrün de bir kıymeti kalmıyor.
Hiç düzelmesin, bırakın kalsın öyle ..
 
Dilerim hayatınıza egolarından arınmış,
Düşünerek konuşan,
Aranızda kilometrelerce mesafe olmasına rağmen yanınızdaymış hissi veren,
Kaybetmemek, incitmemek için itinalı davranan,
Ne kadar teşekkür etseniz de az geleceği insanlar girer.
Yaşamın en kolay yanı bu güzel insanlar çünkü.
 
Hiçbir şeyi değiştiremeyecek olsan da, hiç kimse takdir etmese de, hiç kimse fark etmese de, hiç kimse kabul etmese de, hiç kimse el vermese de sen iyi olmaya, iyi kalmaya ve iyilik yapmaya devam et.
İyiliğin tersi kötülüktür.
İyi olmaktan vazgeçersen kötülüğü tercih etmiş olursun
tAmAm : ğ
 
Yüz çizgilerini okumalı bir kadının.

Buğulu bakışlarındaki derin hüznü.

Dağınık saçlarını, dalga dalga savrulurken zamana yenik düşmüş siyahların

arasındaki beyazları.

Yüreğini okumalı bir kadının.

Güçlüyüm derken bile hayata öfkesini.

Sadeleşmiş, sakinleşmiş yorgun yüreğini.

Yaşlanırken gülüşünün şarap kokusunu.

Içinde ki küçük kız çocuğunu.

Ben iyiyim derken kaçırdığı yağmurlu gözlerini.

Vefasını, cefasını, vedasını

Hayatının hikayesini okumalı.

Sözlerinden değil, gözlerinden, gülüşünden...

Okumalı...
 
Kaç yaşındasın? Dedi
Yürek yaşımdayım dedim.

Nasıl yani? Dedi

Dedim ki; Yürek yaşım hep çocuk, bazen haşarı.
Yürek yaşım bazen çılgın genç.
Bazen romantik ve çılgın bir aşık.
Haksızlıklara dur diyen isyankar bir asi.

Yürek yaşım bazen orta yaş. Hiç bitmeyen koruma duygusuyla dolu.
Yürek yaşım bazen bir kelebek. Narin, kırılgan ve hassas.
Yürek yaşım bazen uçsuz bucaksız bir papatya tarlası.
 
Aynaya baktığım zaman, kendi yüzümü görebiliyorum.
Maskem yok, kimseye ikiyüzlü davranmayacak kadar ruhuma sadık olduğumu da biliyorum
Bütün fotoğraflarımda Gülerek poz veriyorum. Ruhum da neşeli.
Giydiğimi yakıştırıyorum üzerime
Rahmetle ve sevgiyle andığım ölülerim de var, başım sıkıştığı zaman beni bağrına basacak dostlarım da.
Bazı sorularımın cevabını veremesem de, olacak o kadar.
Düşünüyorum da…
Varsın bazı şeyler eksik olsun hayatımda.
Emir ve komuta bende.
“Eller yukarı hayat!
Ben seni sevdiğim kadar yaşıyorum.
Yaşadığım kadar seviyorum…
 
İnsanı yormadan sevmekle, insanı eksiltip sevmek şüphesiz farklı şeyler. Birinde huzur veriyorsun, kafasını ve ruhunu karıncalandırmıyorsun. Diğerinde, onu o yapan güzellikleri teker teker silip onu sıradanlaştırıyorsun. Tam da bu yüzden güzel sevmek, değiştirmemektir sevdiğini.
 
Geri